Adnan Oktar'ın 02 Kasım 2011 tarihli röportajından önemli başlıklar

A9 TV; 2 Kasım 2011

(Van’da ve Hakkâri’de meydana gelen depremler hakkında)

Tam ahir zaman, tam Peygamberimiz (sav)’in söylediği gibi.Muhbiri sadıktır. Ne derse doğrudur. Ta Resulullah (sav) devrinde bu depremler olmuş. Resulullah (sav) bu depremleri görmüş, kendi zamanında olan bu depremleri bize 1400 sene öncesinden bildiriyor. 1400 sene sonra biz görüyoruz. O 1400 sene önce görüyor depremi, biz 1400 sene sonra görüyoruz. Çünkü zaman tek, tek bir an vardır. O anın içinde Allah zamanı kaldırınca önünde perde gibi her şey görülüyor. Gördüğü depremleri sayıyor işte, bütün depremleri.“Çok sıklaşacak” diyor. Hepsini görmüş. Muhbiri sadık mıymış? Doğru bak, ne diyorsa doğru. Mehdiyet’in alametlerini saymış, her alameti görüyoruz, maşaAllah.

Mutlaka bir hayırla yaratılmış oluyor. Deprem de mutlaka hayırla yaratılır. Cenab-ı Allah düşünmemizi istiyor. Gücünü görmemizi istiyor.Mutlaka hikmetle oluşuyor. Her devirde deprem olmuştur fakat ahir zamanda sıklık şaşırtıcıdır. Muazzam bir artış var. Bir misli, iki misli değil. Müthiş bir artış var. Muhbiri sadık doğru söylemiş. Doğru söyler ve doğru söylediğini her zaman da göreceğiz, inşaAllah.

(“Allah neden bizi şu anki görünümümüzle yarattı” sorusuna cevap)

En ideal görünüm bu, en güzel görünüm bu. Mesela kaş tam yerinde, göz tam yerinde, burun tam yerinde. Ufacık bir değişiklikte çok rahatsız edici oluyor. Yani beğenilmiyor.Onun için hayvanların modeli de aynıdır. Mesela kedide de kaş tam üstündedir, göz tam yerindedir. Biz o yüzden kediyi çok severiz. Mesela gözü ensesinde olsa hoşumuza gitmez. İnsana ne kadar çok benzerse biz o kadar hoşlanırız. Mesela sevgiyi gösterme şekli insana benziyor o yüzden çok hoşumuza gidiyor. Oturup sevgisini yalayarak ifade etmeye çalışıyor kendince. Yüzündeki o saf ifade,kalbi temiz insanlara karşı kalbimizdeki sevginin bir yansıması olmuş oluyor. Çocuğun yüzündeki ifade niyehoşumuza gidiyor? Çünküçok saf, temiz, günahsız, mazlum, kötülük bilmiyor. Kötülük bilmediği için, güzel ahlakından dolayı çocuğu biz severiz.Güzel ahlakından dolayı seviyoruz.Çünkü mazlum, kimseye kötülük yapmaz, dedikodu yapmaz, fitne çıkarmaz, kendi halinde.O yüzden de patilerini ısırırız onların. Çok severiz. Olabilecek en ideal modelde yaratmıştır. Çünkü Allah kendisi de tecelli ettiğinde insan şeklinde tecelli ediyor. En beğendiği Allah’ın bu model. Ayette de söylüyor;”biz insanı en güzel biçimde yarattık” diyor. Altın oranla, en estetik, en mükemmel budur. Ördekler, kazlar, tavşanlar hepsinde ana stil insan örnek alınarak yapılmıştır. Böcekler; mesela böceğinde mutlaka iki gözü vardır. Bir burnu, ağzı vardır, konuşlanması aynıdır aşağı yukarı. Ana model insandır. Ana model insan alınarak bütün hayvanlar yaratılmıştır. Tabii değiştirilmiştir birçok şekli. Fakat en beğenilen insandır. Allah’ın da en beğendiği insandır. Dişler çok özenli, porselenden yapılmış gibi, tane tane. Allah blok da yapabilirdi, tek parça kemikten oluşabilirdi ama tek tek olması pırlanta gibi yahut inci gibi tek tek yan yana olması göze daha hoş geleceği için tek tek yaratmıştır Allah. Mesela hepsine ayrı biçim vermiştir o da göze çok hoş gelir. Öbür türlü tek düze olur. Mesela takma dişler, bayağı bir kısmı göze hoş gelmiyor çünkü tekdüzedir. Ama diş doğal yapısında biraz farklı olduğu için göze daha hoş geliyor, daha güzel geliyor. Mesela üst dudağın biçimi çok güzel, alt dudağın biçimi de çok güzel. İkisi birleştiğinde çok hoş bir görünüm alıyor. Mesela elmacık kemikleri özel olarak Allah tarafından konmuştur. Yanaklardaki hafif çıkıklık müthiş bir güzellik veriyor. Alnın açıklığı ayrı bir güzellik veriyor. Çenenin biçimi ayrı bir güzellik veriyor. Cilt, temiz, parlak bir cilt çok etkileyicidir temiz olması. Allah onun için “müminler tahirdir” diyor, temiz. Pürüzsüz,düzgün bir cilt çok güzeldir. Bir de onun üstüne Allah saç oturtmuş. Saç mucize, tek tek tellerden oluşuyor, uzuyor. Gayet güzel bir şekil alıyor, bir arada, sıklığı da mükemmel.Tam yerli yerince, tam ilgili yerde. Olmadığında yakışmıyor. Olduğunda çok güzel oluyor. Mesela kaşlar; onlar da tüylerden oluşuyor ama uzadıktan sonra kaş diyor ki “daha fazla uzamayayım, yakışmaz” diyor.Ondan sonra duruyor. Mesela kirpik; uzuyor, gidiyor gidiyor, belirli bir uzunluğa ulaştıktan sonra köke haber gönderiyor. Diyor ki“artık biz uzadık yeteri kadar, artık devam etme” diyor. Kök “öyle mi? o zaman durayım” diyor. Ondan sonra uzatmıyor. Mesela alt kirpikler “biz daha küçük olsak daha şık olur” diyor. “Üst kirpikler kadar uzarsak yakışmaz şimdi aşağı doğru sarkar, güzel olmaz.Onun için biz daha kısa olalım” diyor. Alt kirpikler daha kısadır, yakışsın diye. Belirli bir uzunluğa ulaştıktan sonra emir geliyor tüy köklerine.Ondan sonra daha uzattırmaz Allah, o durur orada. Ne kadar uzadığını bilir o, yakışacak uzunluğu bilir.Ondan sonra durur. Mesela göze yakın yerdeki kirpikler daha kısadır, uçlara yakın. Orada uzun olsa yakışmaz. Çünkü oval bir geçiş gerektiği için oradaki kısa, onun yanındaki biraz daha uzun, öbürü daha uzun, daha uzun, sonra uzunlar gittikçekısalır, gittikçe kısa, daha kısa. O şekilde devam eder. Sonra sıfırlanır. Estetik ve düzgün, güzel olsun diye her tüy kökü emir almıştır. Nasıl olacağını bilir. Nerede duracağını bilir. Kaşlarda da öyledir. Dişler mesela belirli bir uzunluğa ulaştıktan sonra haber gidiyor. “Artık daha uzama” diyor. “Eğer uzarsan yakışmaz, estetiği bozulur” diyor. “Ne kadar olacak?” diyor. “Tam oranında olacak” diyor. “Tam oranında”. Tam oranı geldiğinde diş durur, uzaması durur. Artık ondan sonra uzamaz. Biraz uzarsa çirkin durur. Kısa kalsa yine çirkin durur. Tam ayarı, ilgili yere geldiğinde diş kökü emir verip durduruyor onu. İnci gibi dişler oluşmuş oluyor.Bütün vücutta bu sistem vardır, her yer şuurlu, her yer akıllı, her yer sistemlidir. Allah “bir ölçü üzerine yaptım hepsini”diyor ayette geçiyor zaten. Ve Altın oranla yaratılmıştır. 

İmanın olmasa üstünü bir zulümat kaplardı. İtici dururdu. Mesela bazı kadınlar vardır, çok bakımlıdır güya kendine göre. Ama üstünde bir zulümat olur, iticilik olur. Egoist, bencildir, aksidir. Ters, dedikoducu, laf sokar, ipsiz sapsız hareketler yapar. Yani terslik üstünden başından akar. Gözlerinden negatif elektrik, vücudundan negatif elektrik akar. O güzel değil tabii.

İnternette İslam’ı, Kuran’ı anlat, konferanslara çık. Kardeşlerine yardımcı ol. Tercümeler yap. Boş vakitlerini bu şekilde değerlendir. Boş vakitlerini İslam’a, Kuran’a hasredersen, şeytanın musallatlığından kurtulursun. Eğer insanın amacı ve gayesi olmazsa, şeytan insanı boğar, sıkar, bunaltır. Onu suça iter. Anormalliğe iter. Hasta eder. Onun için, Müslüman’ın ideali, ülküsü vardır. Hayatı dolu doludur. Hayatı zevk içinde geçer. Güzellik içinde geçer. Sen de öyle ol. Kardeşlerin gibi ol. İslam’ı tebliğ et. Kuran’ı anlat. İnsanlara güzelliği, sevgiyi, barışı, kardeşliği anlat. Fitneyi, fücuru ortadan kaldıracak gayretler yap. O zaman çok güzel olur inşaAllah.

(“Milli Görüşçü olmadığınızı, AK Partili olduğunuzu açıklar mısınız?” sorusu üzerine)

Bir kere her Türk genci her Müslüman evladı Milli Görüşçüdür. Milli Görüş ne demek? Türkiye’nin milli menfaatlerini koruyan, Türkiye’deki o milli ruhu muhafaza eden, Kuran’a, İslam’a, mukaddesata, Türklüğe sevgisi, muhabbeti derin olan insan anlamına geliyor. Böyle olmayan adam var mı Türkiye’de? Bir. İkincisi AK Parti. AKParti Milli Görüşçü değil mi? Onlar da Milli Görüşçü. Türk İslam Birliği’ni savunmuyorlar mı? Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan Erbakan Hocamızın talebesiydi. Nur gibi Müslüman’dır, tertemiz Müslüman evladıdır. Muttaki, mazlum, mütevazı, aklı başında, güzel bir insandır. Bu Milli Görüş değil mi? Cumhuriyet Halk Partisi Atatürk’ün görüşünü savunmuyor mu? Atatürk neyi savunuyordu? O da Milli Görüşü savunuyordu. Türk İslam Birliği’ni savunmuyor muydu Atatürk? Türk Birliği’ni savunuyordu. İslam âleminin birleşmesini savunuyordu. İslam’ın, Kuran’ın hakkıyla yaşanmasını savunuyordu. Bu Milli Görüş değil mi? O zaman nedir? Aklı başında, aydın herkes Milli Görüşçüdür. Ayrıca ben MHP’liyim. Milliyetçi Hareket Partisi’nidestekliyorum. Saadet Partisi’ni destekliyorum. AK Parti’yi destekliyorum. Kısmen de CHP’liyim. CHP eğer şu Darwinizme karşı tavrını netleştirirse, iddia edilen Ergenekon terör örgütüne karşı tavrını netleştirirse çok iyi bir taraftarı olurum CHP’nin. Müslümanlıkta fırka taassubu yoktur. Fırkacı değilim ben. Müslümanları fırkalara ayırma taraftarı değilim ben. CHP’li Müslümanlar da benim kardeşimdir, bağrıma basarım. MHP’li Müslüman’ı da bağrıma basarım. AK Parti’liyi de bağrıma basarım. Kuran’a uygun olan budur. Öbürü fitne fücurdur. Fitneciliktir, tefrikacılıktır. “Onlar aralarında paramparça oldular” diyor Allah ayette ve cehennem ehlinin özelliğidir. Fitneden fücurdan kaçınacaksın, inşaAllah. MHP’liler nur gibi Müslüman’dır. Büyük Birlik Partililer nur gibi Müslüman’dır. Saadetliler öyledir. Benim milletim nur gibidir. Hepsi birbirinden güzeldir. Fırkacılık olmaz. Parti desteklersin, tamam. Ama “bir tek ben Müslüman’ım” dersen, “bir tek ben Milli Görüşü savunuyorum” dersen,“Kuran’ın ruhu bir tek bende” dersen bu olmaz.

Cenab-ı Allah, Kuran’da açıkça söylüyor. Hz. Meryem oğlu Hz. İsa Mesih (as), “O kıyamet için bir alamettir” diyor. “Kıyamet alametidir” diyor. Çok açık. Buhari, Müslim, Tırmizi, İbni Mace, Süneni Nesai, Süneni Davud, hepsinde sahih, mütevatir hadislerde Hz. İsa Mesih (a.s)’ın geleceği açıklanmıştır. İncil’de zaten açık açık söylüyor geleceğini. Kuran’da da “Onu sevenleri, dünya hakimi yapacağım” diyor Cenab-ı Allah. “Hz. İsa Mesih (a.s)’ı sevenleri dünya hakimi yapacağım kıyamete kadar” diyor. Ve “Ehli Kitap’tan O’na inanmadık hiçbir fert kalmayacak” diyor. Bana bu ayeti tefsir edin, açıklayın: Bak, “Ehli Kitap’tan Meryem Oğlu Hz. İsa Mesih (as)’a inanmadık hiç kimse kalmayacak, hepsi iman edecek” diyor. Bu ne demektir biliyor musun? Bütün dünya Hz. İsa Mesih (as)’a iman edecek demektir. Bu nasıl olur? Ancak gelmesiyle olur. Çünkü görürse iman edecek. Görerek iman edecektir, inşaAllah. Allah “gıyabında iman edecekler” demiyor. “Senin şahsına iman edecekler” diyor. “Şahsını görüp, Peygamber olarak, Hz. İsa Mesih (as) olduğuna iman edecekler” diyor Allah inşaAllah.

Selam kelam yoksa biraz acayiplik vardır. Müslüman’ın bir kere selamı yoksa kelamını nasıl dinleyeceğiz? Eğer şuurlu bir Müslümansa selamla girecek, selamla çıkacak inşaAllah. Boş eve bile girse selamla girilip selamla çıkılır.

(“Kuranı Kerim olan odada bizim büyüklerimiz ayağını dahi uzatmazken başı açık Kuran okunmasını, Peygamberimiz (sav) ‘kadınlarla perde arkasından konuşun’ derken hanımlarla sohbet etmenizi nasıl açıklıyorsunuz?”sorusu üzerine)

Şeytan sizi Kuran’dan uzaklaştırmak için, Allah’tan uzaklaştırmak için kutsallık görünümü altında öyle bir oyun oynamış ki, hayretler içinde kalacağımız bir oyun.Eğer bu oyuna düşerseniz çok büyük aptallık edersiniz. Bu ne demek,Kuran olan evde ayak uzatmamak ne demek biliyor musun? Kuran’ın olduğu eve ya Kuran girmeyecek ya sen girmeyeceksin. Sen gireceğine göre Kuran çıkacak demektir.Lafa bak. Kuran olan evde ayağını uzatamazmış. Yatamıyor yani adam. Sabaha kadar ayakta bekleyeceksin. Dolayısıyla uyuyamayacağına göre ya sen o evden çıkacaksın ya Kuran o evden çıkacak.Şeytanın oyununa bak.Hayatı en güzel şekilde yaşarsın Kuran olan evde. Kuran ekmek gibidir, başucunda durur. “Programınızda başı açık Kuran okunması uygun mu?” Başı açık olunca Kuran’ı dinleyemiyor. Ne olacak? Milyonlarca insan şimdi bizi dinliyor. Türkiye’nin yüzde 70-80’inin başı açık. Televizyonu kapatacaklar. Bak, ya biz Kuran okumayacağız ya onlar televizyonu kapayacaklar. Her ikisi de şeytani. Her ikisi de akılsızca. Her ikisi de şeytana hizmet için. Kuran’dan uzaklaştırmak için bak,şeytanın yollarını görüyor musun? Kaç yolun ağzını tutmuş şeytan?Diyor ki; “onların yollarını tutacağım, köşe başlarını”. Şeytanın yöntemlerini görüyor musun? “Peygamber Efendimiz (sav) kadınlarla perde arkasından konuşurken”. Hacda omuz omuza, yan yana değil misiniz hanımlarla? Niye yalan söylüyorsunuz? Niye Kuran’ı, İslam’ı değiştirmeye kalkıyorsunuz? Niye deccalin sevineceği, şeytanın sevineceği işleri yapıyorsunuz? O peygamber hanımlarına mahsustu. Peygamber Efendimiz (sav)’in hanımlarına mahsustu. Annelerimiz perde arkasından konuşuyordu. Çünkü şeytandan Allah’a sığınırım“sözü edalı söylemeyin, kalbinde hastalık olanlar tamah ederler” diyor Cenab-ı Allah Peygamberimiz (sav)’in hanımlarına. Onlar bizim annemiz. Şimdi bu bizi tabii ki öfkelendirir. Bizim annelerimize kimsenin yan gözle bakmasını istemeyiz. Her çeşit insan var, biz herkese güvenemeyiz. Cenab-ı Allah orada bize bir kolaylık sağladı, perde arkasından konuştu annelerimiz. Çünkü iftira atıyorlardı, ahlaksızlık yapıyorlardı. Hz. Ayşe (ra) anneme iftira attılar, diğer annelerimize iftira attılar. Şerefsizlik yaptıkları için Cenab-ı Allah böyle tedbir aldı. Allah diyor ki; “siz ümmetin kadınlarından herhangi birisi gibi değilsiniz”.  Ne demek? Ümmetin kadınları ayrıdır, Peygamber kadınları ayrıdır. Bak, buradaki şeye çok dikkat edin.“Siz ümmetin kadınlarından herhangi biri gibi değilsiniz”. Bu ne demektir? Ümmetin kadınları ayrı, onların hukuku ayrı, onların perde arkasından konuşmasına gerek yok. Peygamber hanımları içindir o.Peygamberimiz (sav)’in, dedemin hanımları için, annelerim içindir o. Edepsizlik, terbiyesizlik, vicdansızlık yapmasınlar diye o devirde Cenab-ı Allah öyle bir tedbir almış inşaAllah. Ümmetin hanımları hacda hep beraberler, cihatta hep beraberler, iç içeler. Nasıl ayrı oluyor? Peygamberimiz (sav), dedem kadınları beğeniyordu, seviyordu. Ehli kudretti, maşaAllah. Baktı mı, beğendi mi “aldım gitti” diyordu.  Ve Cenab-ı Allah dedi ki ona, dedeme, mübareğe, benim canım nur dedeme “bundan sonra kadınlarla evlenmek, güzellikleri senin hoşuna gitse dahi sana yasak” dedi Allah. Çünkü sürekli alıyordu Peygamberimiz (sav). Talep var, dedem yakışıklı, dedem çekici, dedem güzel. Benim nur Peygamberim, benim canım dedem baktı mı kadınların âşık olacağı bir güzellikte. Bütün kadınlar âşık olunca Cenab-ı Allah böyle tedbir aldı. “Ama elinin altındakiler müstesna”, diyor. Yani cariye olarak kendini hibe eden kadınlar müstesna. Olay bu. Ayağını uzatamayacakmışsın evinde. Başucuna, yastığına koyarsın Kuran’ı. Kuran öpülür, bağrına basılır, beraber yaşanır Kuran’la. Nasıl ayağını uzatmazsın? Şu laf mı? Hz. Süleyman (as) daha ileriki kuşaklardan dedem Resulullah (sav)’in yine soyudur, pak soyundandırHz. Süleyman (as) da. 

Bak, diyor ki Cenab-ı Allah; Neml suresi, 44: Sebe Melikesi Belkıs’a;“Ona: "Köşke gir" denildi. Onu görünce derin bir su sandı” Hz. Süleyman (as) çok tatlı, çok güzel.Özel yaptırmış havuz görünümünde, dalgalanıyor gibi ışık oyunlarıyla alenen havuz. Derin su varmış gibi görünüyor. Kadına diyor ki, Sebe Melikesi Belkıs’a “buyurun havuza girin” diyor. Kadında bacaklarını açıyor, havuza girmeye kalkıyor, şaka yapıyor. “Onu görünce derin bir su sandı” dikkat edin, alçak bir su değil, “derin bir su sandı” ve bacaklarını açıyor.  “ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman:) Dedi ki: "Gerçekte bu,” bak gerçekte, şakası ayrı.“saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk-zemindir." Havuz değildir, diyor.“Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim;” diyor Sebe Melikesi Belkıs.“(artık) ben Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum."Gözlerinin içine baka baka söylüyor Hz. Süleyman (as)’ın, Hz. Süleyman (as)da onun gözlerinin içine baka baka bunu söylüyor. Bacaklarını açacağını biliyor, buna rağmen “havuza gir” diyor. Diyeceksin “Hocam ne kadar üslubun sert”. Ama kökeninde karıncayı dahi incitmem. Üslubum serttir ama şefkatim de çok müthiştir. Merhametim çok müthiştir. Kaç tane karınca kurtarmışımdır sudan. Kıyamam.

Şeytanın böyle oyun oynayacağını siz nasıl bilemiyorsunuz? Nasıl göremiyorsunuz? Şu kafaya bak. Kuran olan evde uyuyamıyorsun, ayağını uzatamıyorsun. Koltukta da oturamazsın. Çözüm ne? Kuran’ı evden çıkaracaksın. Bu ne büyük anormalliktir. Bunu nasıl göremezsiniz? Şeytan sizi bir tuzağa düşürmüş, deccal sizi bir tuzağa düşürmüş. Fark edemiyor musunuz? Beyniniz mi dondu? Allah aklınızı mı aldı? Delirdiniz mi siz? Şimdi ne olur ne olmaz, başı açık hanım olur diye Kuran okumayacakmışız. Akla bak. Hiçbir televizyon kanalında o zaman Kuran okunamaz, başı açık adam dinleyecek diye Kuran’ı. Türkiye’nin yüzde 70-80’inin başı açık. Bütün sahil kentlerinde hanımların çoğu dekolte. Hepsine sevgim var, saygım var. Hepsine sahip çıkıyorum ve değer veriyorum. Yobaz takımının psikopatlıklarından hiç alınmasın onlar. Onlar da onları hiç kale almasınlar. Bu nasıl bir kafadır? Bu nasıl bir mantıktır. Nur gibi, tertemiz Müslümanlardır onlar.

Yusuf Suresi, 23.ayet:

“Evinde kalmakta olduğu kadın,” kiminle kalıyor? Hz. Yusuf (as) ile kalıyor. “Evinde kalmakta olduğu kadın,” Hz. Yusuf (as) ile beraber aynı evde kalıyorlar. Onlara göre hâşâHz. Yusuf (as) fasık, günaha giriyor onların kafasına göre. Allah “aynı evde kalıyorlar” diyor. Kadın yanında açık, normal geziyor, dekolte kadın.“ondan murad almak istedi ve kapıları sımsıkı kapatarak: "İsteklerim senin içindir, gelsene" dedi.” Sevişmek istiyor kadın.  “(Yusuf) Dedi ki: "Allah'a sığınırım.” Neden Allah’a sığınıyor? “Cinsel ilişkiye girmem” diyor. Çünkü nikahı yok. “Çünkü o benim Efendimdir, yerimi güzel tutmuştur. Gerçek şu ki, zalimler kurtuluşa ermez."

“Andolsun kadın onu arzulamıştı,” çok çekici Hz. Yusuf (as), dedem. Bütün Peygamberlerçok güzeldirler. Kadınları olağanüstü etkileyecek güzelliktedirler. Hz. Musa (as)da öyleydi. Hatta Firavunun yazıtlarında var. Çakallar, eşek kafalılar. Bak, orada güçleri yetmemiş. Diyorlar ki; “Yahuda alimi, büyücü, kadınları etkilemede çok mahir” diyor. Hz. Musa (as) için. “Çok mahir” diyor. Bak, dillerini tutamamış çakallar. Onu söylemek durumunda kalmışlar. Yedi ceddine rahmet olsun Hz. Musa (as)’ın, dedemin maşaAllah. “Andolsun kadın onu arzulamıştı,” dünya güzeli de onun için. “-eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan)” aynı odada kalmasını yasaklayan, ona bakmasını yasaklayan değil, zinayı yani cinsel ilişkiyi yasaklayan“kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı.” Onu arzuluyor, görmüş, arzulamış. Ama cinsel ilişkiye girmiyor. Aynı yerdeler. Fuhuş, zinadan kaçınıyor.“Böylelikle Biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.”

Kasas suresi, 23. Ayet:

“Medyen suyuna vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu buldu.” Kadın, erkek.“Onların gerisinde de (hayvanları subaşına götürmekten çekinen) iki kadın buldu.” Yobaz takımı olsa herhalde kaçacaklar.Bak,Hz. Musa (as) yanlarına gidiyor.  “Dedi ki: "Bu durumunuz ne?" Yobaz ne yapar? Kaçacak. Hz. Musa (as) ne yapıyor? Yanlarına gidiyor. Ne diyor? “Durumunuz ne?” Yardımcı olmak istiyor.  "Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız;” çünkü hanzo takımı, öküz gibi herifler, yanlarına gitmiyor.Kaliteli insanı anlıyor. Tehlike gelmeyecek, efendi insanı anlıyor. Ne diyor? “babamız, yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır." dediler.”

“Hemen onların sürülerini suladı, sonra yine gölgeye çekilerek dedi ki: "Rabbim, doğrusu bana indirdiğin her hayra muhtacım." Hayır istiyor.

“Çok geçmeden, o iki (kadın)dan biri, (utana utana) yürüyerek ona geldi.”  Bunların kafasına göre Peygamberin kızı da harama girmiş. Çünkü o da onun yanına geliyor. Hz. Musa (as) onun yanına geliyor, o da onun yanına geliyor. "Babam, bizim için sürüleri sulamana karşılık sana mükafaat vermek üzere seni davet etmektedir." dedi.” Bak, konuşmuşlar, babalarına övmüşler.  “Bunun üzerine ona gelip de olup bitenleri anlatınca o: "Korkma" dedi. "Zalimler topluluğundan kurtulmuş oldun." Babalarına diyorlar ki “babacığım o çok güçlü ve güvenilir birisi”. Görmeden, konuşmadan, güçlü ve güvenilir olduğunu nereden bilsinler? Yobaz takımına göre onlar harama girdi. Hz. Musa (as)da harama girdi, Hz. Yusuf (as)da harama girdi, Peygamberimiz (sav)de harama girdi onların kafasına göre hâşâ. Hayır, yanlışsam, Kuran ayetleri yanlışsa bana söylesinler. Ayet söylüyorum, “gık” yok yobaz takımından. Habire bana putlardan haber getiriyorlar. Bana putlardan haber getirmeyin. Bana putlardan haber getirmeyin. Bana Kuran’dan bilgi getirin. Kuran’dan delil veriyor musun? Yok. Habire puttan delil. De ki bana “Hocam bu okuduğun ayetler yanlış” de. Doğru. Yanlış diyemiyorsun.

Şeytanın şimdi şöyle bir oyunu var. “Eğer” diyor“başın kapalıysa, üstün kapalıysa zaten televizyona çıkamazsın, çarşıya da çıkamazsın, okula da gidemezsin”. Nereye serbest biliyor musunuz? Bir tek mezarın altı serbest. O kadar. Bu sistemle kadınları İslam’dan Kuran’dan uzak tuttular. Başı açık hanımların İslam’a, Kuran’a yaklaşması için, binbir türlü engel koydular. Kuran’ın okunması için bin bir türlü engel koydular. Şeytan müthiş bir oyun oynadı. Biz de şeytanın kafasına bu oyununu geçirdik. Bütün açık hanımlar tertemiz Müslümanlardır. Hepsi halis muhlis kardeşlerimizdir. Birinci sınıf Müslüman’dırlar. Gönülleri çok rahat olsun. İstedikleri gibi Kuran okusunlar, hadis okusunlar, Risale-i Nur okusunlar ve baskılara da hiçbir şekilde boyun eğmesinler, kale de almasınlar. Bu şekilde devam edersek inşaAllah, şeytanın oyununu tamamen bozmuş olacağız. Çünkü öyle bir şey yaptılar ki; başı açıklar ayrı bir millet, başı kapalılar ayrı bir millet. Sanki ayrı bir dindeymişler gibi. Bu oyunla başı açık hanımları İslam’dan, Kuran’dan uzak tutmayı başardılar. Bayağı bir kesimi.  Bayağı bir bölümü. Onlara nefretle bakarak, öfkeyle bakarak. Veyahut makyajlı, bakımlı hanımlara karşı da müthiş bir kin meydana getirerek çok küçük bir topluluğun dışında Müslüman hanımları, tertemiz milletimizin insanlarınıfasık konumuna, günahkar konumuna, kötü insan konumuna getirmeye kalktılar. O yüzden de başı açık hanımlar, bu yobaz takımına karşı müthiş bir nefret ve kin oluştu onlarda da. Bayağı bir bölümünde, büyük bir bölümünde. Haklı olarak nefret oluştu. Haklı olarak bir kin oluştu. Çünkü onlara bakış açıları berbat. Nefretleri berbat. Onların İslam’dan, Kuran’dan uzak olmaları için ellerinden ne geliyorsa yapıyor adamlar. Biz de hepsini kucakladık, hepsini İslam’a, Kuran’a davet ettik. En az yüzde 70-80’i Türkiye’de başı açıktır hanımların. Hepsine sahip çıkıyoruz. Hepsi nur gibi Müslümanlardır. Yobazların pençesinden onları kurtardık. Yobazların saldırısından kurtardık. Makyajlı, bakımlı hanımlar; hepsi bizim canımızdır. Başı açık, başı kapalı, çarşaflı hepsi nur gibi Müslüman’dır. Bu oyuna, bu şeytanın oyununa biz son verdik. Şeytan debeleniyor. Deccal debeleniyor. Ben de onları keyifle seyrediyorum. Biz vurdukçaonlar hopluyor. Bu oyuna son vereceğiz inşaAllah. Deccaliyete müsaade yok. Deccal iki koldan saldırıyor. Bir Darwinist, materyalistlerle, bir yobazlarla. İkisine de yolları kapattık dikkat ederseniz.Başı açık hanımlar artık gürül gürül Kuran’ı okuyorlar, dinliyorlar. İslam’ı öğreniyorlar. Resullullah (sav)’a karşı sevgileri kat kat artıyor. Rahat rahat bilgileniyorlar. Bak, şarta bak, televizyonda Kuran okunuyor diye, meal okuyoruz, Kuran meali, televizyonu kapatması gerekiyor adamın. Akla bak, aptallığa bak, mantığa bak. Doğru yolda devam edeceğiz inşaAllah.

Başı açık, bakımlı bütün hanımlardan birçok yobaz nefret ediyor. Başı açık hanımlar, bakımlı hanımlar da yobaz takımından nefret ediyor. Bayağı bir kitle böyle. Biz bu fitneyi ortadan kaldırıyoruz. Yobaz güruhunun bu nefretini, bu pisliğini, bu aptallığını temizliyoruz inşaAllah. Milletimizi biz bütün olarak alıyoruz. Tertemiz bizim kızlarımız. İstanbul Üniversitesi’ne genç kızlar gidiyor, filinta gibiler. Boğaziçi’ne gidiyorlar, filinta gibi, modern genç kızlar. Hepsi tertemiz nur gibi Müslüman. Nur gibi Müslüman evladı hepsi. Yobazlardan bin kat daha iyiler. Tertemizler. Gönülleri çok rahat olsun.

Bakımlı, başı açık hanımlara karşı yobazların nefreti bilinmiyor. Biz bu nefreti fitne olarak görüyoruz ve ortadan kaldırıyoruz.

Dünyada Müslümanlar esir konumunda. Bir düşünün, kim yaptı bunu? Bir buçuk milyar Müslüman niye esir olsun? Bir düşünsenize. Bir buçuk milyar Müslüman niye paramparça? Bir düşünsenize. Ve bu kadar aşağılanan, bu kadar ezilen hangi din mensubu var? Bana bir gösterin. Dünyanın her yerinde aşağılanıp eziliyorlar. Büyük bölümünde. Bunu yobazlar sağladı. Yobazların sonucunda bunlar oldu. İnsanları kamplara ayırdılar. Başı açıklar, başı kapalılar, makyajlı hanımlar, bakımsız kadınlar. Bunların çok karanlık dünyası. Çok çok karanlık dünyası. Tarikattan bölüyorsun, başörtüden bölüyorsun, makyajlı hanımdan bölüyorsun, makyajlı-makyajsız, oradan da bölüyorsun. Tarikatın içerisindeki hiziplerden bölüyorsun. Mezhepten bölüyorsun. Bölgeden de bölüyor. Her şeyden bölüyor. Partiden bölüyor. Her şeyden bölüyor.Müslümanlar tek bir bütündür. Başı açık-başı kapalı, makyajlı-makyajsız, plaja giren de benim canım Müslümanım’dır, kardeşimdir, girmeyen de benim canım kardeşimdir. Hepsi Müslüman’dır. Bu kafa yüzünden Müslümanlık çok dar bir alana sıkıştı kaldı. Baksana ne diyor? Kuran okunan evde ayağını uzatamazsın diyor. Kuran bulunan eve adam giremiyor, hayatını yaşayamıyor. Akla bak. Bize de bunu tavsiye ediyor. Başı açık hanımlar varmış, Kuran okunmazmış.

“Hocam Yusuf Suresi’ni anlatırken niye kadınların Hz. Yusuf (as)’dan etkilendiğini anlatıyorsun?” diyorlar. “Çoluk çocuk seyrediyoruz, şimdi olmaz” diyor. Bunlara ben ne diyeyim? Bu ayetleri okurken utanıyormuş. Ayetlerin okunmasından utanıyormuş. “Çoluk çocuk beraberiz” diyor. Bak “çocuklarınız, eşleriniz, yarım kalmasından korktuğunuz ticaret, babalarınız, içinde oturduğunuz evler, aşiretiniz Allah’tan, Allah yolunda mücadeleden, daha hayırlıysa, daha sevimli, daha iyi geliyorsa bekleyedurun belanın başınıza gelmesini” diyor Allah. Bu nasıl kafadır? “Bu da yakışık almaz, bunu da anlatmamanız lazım” diyor. “Kadın murat almak istedi” diyor ya. “Bunu niye okudunuz?” diyor, yazmış bak buraya. Ne diyeyim ben bu adamlara? Yani cahilliklerinden dolayı acıyorum da. Sert bir üslup kullanmak da istemiyorum. Allah hidayet versin. Allah akıllarını açsın. Allah utanacak bir şey olsa Kuran’da yazar mı onu? Sen nerden onu çıkarıyorsun şirk kafasıyla?

Yusuf Suresi, 38:

“Atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakub'un dinine uydum.”

Bu ayeti mahkemede delil olarak okumuştum. “Türk kavmindenim, İslam milletindenim” dedim diye, toplam 25 yıl hapis cezası istemişlerdi bana. Ümmetçilik propagandasından. Zaten yazıyordu hapishane kimliğimde. “Suçu ümmetçilik propagandası”. “Suçu” diye böyle matbu yer var, “ümmetçilik propagandası” diyor. 25 yıl. Bak, “Atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakub'un milletine uydum” diyor, Milleti İbrahim’e. Ayette geçiyor. İbrahim, İshak ve Yakub, ayette, Milleti İbrahim. Ben, “Efendim” dedim, “Bakın Kuran’da ayette de bu şekilde İbrahim milleti olarak geçiyor. Müslümanlar, Müslümanlık bir millettir. Onun için ben bu şekilde ifade ettim” dedim. Biz anlatıyoruz ama… Oradan tımarhaneye, 10 ay tımarhane. 9 ay da hücre hapsi. 19 ay sonra, “Doğru, dediğinde suç unsuru yokmuş. Kanaatimiz geldi. Seni bırakıyoruz, gidebilirsin ” dediler. “Allah razı olsun. Teşekkür ederim” dedim. Ben de çıktım geldim. Tabii hepsinde hayır var, hepsinde bir güzellik var. Hz. Yusuf (as)’ı Cenab-ı Allah hapse sokarken bir hayırla, güzellikle hapse onu tevdi etti. Bizleri de Cenab-ı Allah hapse alırken, hayırla aldı hapse, hayırla da çıkarttı.

2011-11-08 00:18:27
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top