A9 TV; 06 Kasım 2011
(Çarşaflı hanımların yayına çıkmalarıyla ile ilgili)
Bu çarşaflı hanımları çıkarmamın sebebi, çarşaflı hanımları çok eziyorlar. Toplumda, dünyanın her yerinde, Türkiye’de de çok fazla ezen var. Çok ters davranıyorlar, üslup, konuşma olarak falan. Özellikle onu durdurmaya yönelik bir tavır olarak yapıyorum inşaAllah. Yani çarşafa olan saygımızı, çarşaflı kardeşlerimize olan sevgimizi, onlara desteğimizi böyle ifade ediyoruz inşaAllah. Böylece onlara herhangi bir söz söylenmesini bir şekilde ortadan kaldırmış oluyoruz. Çünkü ağzını açacak kimse olmuyor bu durumda inşaAllah. Çünkü çok kaliteli ve çok güzel insanlarsınız. Başörtülü kardeşlerimizi de kasıtlı, özellikle çıkartıyorum. Başörtüsüne olan çirkin ifadeleri, çirkin saldırıları durduran bir tavır içinde oluyoruz. Onların kalitesiyle, güzelliğiyle şom ağızlara bir tokat oluyor, manevi tokat inşaAllah. Açık hanımları da özellikle çıkartıyorum. Çünkü açık hanımlara karşı da çok alçakça ve yobazca, pislik saldırılar var. Makyajlı, bakımlı hanımlara karşı o ahmakların sesini kısmak için, özellikle de sizleri çıkarıyorum. Böylece bütün hanımlara karşı, saygıyı, sevgiyi, hürmeti kendini bilmezlere öğretiyoruz. Benim milletimin büyük bölümü olgundur ama bazı sığırlar var. Onlara adam gibi davranmaları gerektiğini göstermiş oluyoruz. Çünkü bakımlı hanımlara karşı da kin var. Başı açık hanımlara da kin var, çarşaflılara karşı da kin var, başörtülülere de var. Bu çok müthiş bir vahşilik, iki tarafında yobazlığı var. Ben bu kemik kafalı yobazlara, bu sığırlara insan gibi davranmayı öğretiyorum İnşaAllah.
Bediüzzaman doğru söylüyor. Ya o insan çok acayip. Hakikaten herkes bir incelesin. Hakikaten bir acayiplik var. Yemin ediyorum acayip bir insan. Kardeşim nasıl bilirsin sen? İnanılır gibi değil. Mucize bu yani. Hayret edilecek şey. Allah Allah. Yetmiş sene sonra olacak olayların hepsini söylüyor. Sene veriyor kardeşim. Mesela yuvarlak bir konuşma da yapmıyor. “Olabilir” demiyor. “Şu tarihte şu olacak, Allah’ın izniyle” diyor. Hakikaten oluyor. Allah Allah. “Hz. Mehdi (as) 1980’de İstanbul’da çıkacak” diyor. Net söylüyor. “80, 90, 2000, 2010” diyor. Net açıklamış. “1971’de anarşi başlayacak” diyor. 28 Şubat’ın 1997’de olacağını söylüyor. Net tarih vermiş Kuran’dan. “Müslümanlara baskı olacak” diyor. Hepsini anlatmış. “Mezarımı yıkacaklar” diyor. “Şu tarihte vefat edeceğim ve mezarımı da yıkacaklar. Bulamayacaksınız, mezarımın nerede olduğunu” diyor. “Şu talebem şunu yapacak. Şu talebem tutuklanmayacak” diyor. Tutuklanmıyor. “Şu talebem şuraya gidecek, devlet reisi ile görüşecek, cumhurbaşkanı ile görüşecek” diyor. “Ya ben gariban adamım, nasıl devlet reisi ile ben görüşürüm?” diyor. Vakit, saat geliyor. Adam Cumhurbaşkanı ile görüşüyor mübarek. Kaç tane böyle on, yirmi, otuz, kırk, yüz, yüz elli, bin bütün hayatı böyle yani. Jandarma bileğine kelepçeyi vuruyor. “Oğlum abdest alacağım. Müsaade et de namaz kılayım” diyor. “Yok amca, ne diyorsun? Olacak iş mi bu? olmaz” diyorlar. Bakmışlar Bediüzzaman böyle mendil gibi çıkartmış kelepçeyi, ondan sonra abdestini alıyor. Yine takıyor kelepçeyi gidiyor. Mesela bak şu dediğim doğru. Oradan acayipliği anlayın. Ben hurafeye nasıl gıcığım bilirsiniz. Atan, tutan, sahtekar, yalancı takımına nasıl gıcığım bilirsiniz. Ve mutlaka da yakalarım yani. Mesela şu anlattığım olay, evraklarıyla, belgelerle sabit. Belgeleri elimde. Bediüzzaman hapiste. Hücre hapsinde küçük. Ufacık bir koğuş. Yaklaşık 3,5 m2 falan. Çok küçük demir kapısı, çok küçük penceresi var. “Oğlum bugün Cuma. Ben yaşı başlı insanım, piri faniyim. Camii de hemen bitişikte. Bırakın gidiyim. Cuma namazını kılıyım. Geleyim” diyor. “Tamam amca olur” diyorlar. Yani güya dalga geçiyor. “Ayıp yaptım. İnanır şimdi mübarek adam” diyor. Haşa onların üslubu ile söylüyorum. “Gidip gönlünü alayım. Yalan söylediğimi söyleyeyim. Şimdi inanır” diyor. Bir geliyor içerisi boş. Kapı kilitli, içeriden, dışarıdan her yerden kilitli. Asma kilit, biliyorsunuz hapishane kilidi nasıl şeydir. Sürgü sokuluyor. Kilitleniyor. Bir de asma zincirli kilit asılıyor. Yedi sülalesi gelse adamın çözemezler inşaAllah. Hepsi duruyor, kilitlerin tamamı duruyor. Bakıyor içeriye yok. Koşarak gidiyor camiye bakıyor imamın arkasında Bediüzzaman. Tam tekbir getirirken görüyor, “Allah’u Ekber” diyor. O da onunla beraber namaz kılıyor camide. Şimdi gidip orada tabii namazı yarıp, alıp getiremeyeceği için. İnfial olur. Adam kızar ahali diye ellemiyor. Namazın sonunda kalkıyor secdeden bakıyor, Bediüzzaman yine yok. Koşarak cezaevine gidiyor. Bakıyor içeride duruyor. Şimdi kardeşim bu insan normal mi? Net belgeleri ile, şahitleri ile sabit. Resmi tutanak tutulmuş bu konuda, resmi evrak var. Şahitleri; jandarma, başgardiyan, cezaevi müdürü, herkes şahit. Acayip bir insan. Çok acayip, Hızır tecellisi var üstünde. Onun için iki türlü bakacaksınız. Bir alim yönü vardır, bir de metafizik yönü vardır, acayip bir şey. “Ben Hz. Mehdi (as)’a zemin hazırlamak için geldim” diyor. Kim bilir kim? Kim bilir ne? Nasıl bir alim? Metafizik bir insan. Acayip bir insan. Ben yobazlara biliyorsunuz ateş püskürüyorum. Sahtekarlık yapanlara, yalan söyleyenlere. Sahte kerametler, bilmem anlatıyorlar, havada uçuyor, bilmem ne falan. Sahtekarlık yapıyorlar. Ben hepsini aşağıya alıyorum ilimle, bilimle, akılla. Ama doğru Bediüzzaman. ...Yüzlerce binlerce harikası var. Çok ecayip bir insan. Yemin billah ediyor diyor ki; “Allah adına yemin ediyorum. Ertesi gün olacak bütün olayları rüyamda görüyordum” diyor. Az bir teville aynısını görüyordum. En ufacık detaylara kadar görüyordum" diyor. Muhteşem bir insan. Otuz yıl hapiste yatmıştır.
(“Mezhepsizim” diye yazılan mail ile ilgili)
Bu zamanda mezhepsizlik tehlikeli olur yani. Nasıl yapacak? Mecbur yani mezhebe şu an. Hz. Mehdi (as) çıkıncaya kadar mezhebe mecbur. Hanefi, Hambeli, Maliki, Şafi. Hz. Ebubekir, Hz. Ali, Hz. Osman her biri birbirinden tatlı. Her biri birbirinden şeker. Her biri birbirinden mübarek. Hz. Ali benim dedem. O benim canım. Ama böyle şeylere girmeyin. Yapmayın bunu. Peygamberimiz (s.a.v.) ne dediyse o şekilde olur. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “En üstün Hz. Ebubekir” diyor. Tamam öyle bilin yani. Onun dışında yakışık kalmaz. “Peygamber öyle diyor ama ben başka türlü” değil. Ne güzel bunların hepsi birbirinden tatlı. Hz. Ömer çok yaman, çok muhteşem bir insandı. Allah rahmet etsin. Hz. Osman, Zinnureyn değil mi? “Çift nurlu” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). Çok tatlı insanlar. Böyle sözlerle Müslümanlar içinde fitne çıkartıyorlar. Bölünme için de bir fitne sebebi budur. Kardeşim ne alaka? Cennete gittiğinizde hepsine sarılacaksınız. “Ben seni daha çok sevdim.” Onu Allah’a bırakın. Yapmayın öyle şeyler. Bunları fitne ve bölünme sebebi yapmayın. Yazık yani. Kerata. Hz. Ebubekir’i görsen ayaklarına kapanırsın. Acayip seversin. Şimdi niye onları rencide edecek sözler ediyorsun? Hz. Ali zaten böyle bir şey duysa tedirgin olur. Beni daha çok seviyormuş diye sevinmez ki. Onları daha çok sevmenizi ister Hz. Ali. Öyle mütevazi, öyle tatlı bir insan. Onların arasında bir rekabet yok ki. Siz bir rekabet meydana getiriyorsunuz. Onların arasında bir düşmanlık yok ki. Aralarında bir düşmanlık meydana getiriyorsunuz. Ne yarış var aralarında, ne düşmanlık var. Hepsi birbirlerini seviyor. Siz de birbirinizi sevin.Sahabeleri sevin. Resulullah (s.a.v.)’in dediğiyle kanaat getirin. Bitsin konu. İnşaAllah.
Kadınlara sevgi, televizyonlara bak göreceksin;ya dalga geçerler, ya alay ederler, ya züppelik yaparlar, ya çakallık yaparlar. Kadınlar buz gibi, soğuk bir üslup, laf kavgası var. Sürekli didişiyorlar. Birbirlerine laf sokuyorlar. Kadını mahcup etmeye çalışıyorlar. Tabii o da onun altında kalmıyor. O da onu mahcup edecek bir laf ediyor. Dünya güzeli oluyor. Tek kelime güzelliğinden bahsetmiyorlar. Etse bile alaycı bir üslupla yapıyorlar. Yani şu hayat mı? Doğrusu bu mu? Ben tutku insanıyım. Sevgi insanıyım. Ben size gerçek sevgiyi gösteriyorum. Tutkuyu gösteriyorum. Gerçek hayat böyledir. Gerçek sevgi böyledir. O yapılanlar entel, dantel, internetçi muhabbeti falan yeni, ultramodern dünyaya güya girdiğini düşünen, aslından, özünden kopmuş bir sistem. Hepsini tenzih ederim de. Bayağı bir kısmında var. Çok özür dilerim ama biraz da züppe, biraz da özenti bir kişilik gösteriyorlar. Doğal insan olmak lazım. Doğal sevgi göstermek lazım. Mesela bakıyorum kanallarda acayip güzel kadınlar çıkıyor. Göz teması yok. Muhatap dahi olmuyorlar. Sanki taş var sanki orada. Bu çok samimiyetsiz geliyor bana. Şimdi isim isim vermeyeyim de o kadar gergin bir ortam var ki. Bin bir türlü züppeliğin, bin bir türlü ukalalığın, bin bir türlü çakallığın, laf cambazlığının, gergin ortamın hakim olduğu sevgisiz, soğuk, münasebetsiz bir ortam oluyor, birçok yerde. Kemik kafalı herifler, kaşar kadınlar, böyle kart kaşar bir karakter, ne kadar soğuk ve korkunç bir dünya, ne kadar pis bir dünya. İbretle izliyorum böyle acayip bir tiksintiyle izliyorum. Erkek gibi konuşan kadınlar böyle, çakal kabadayı bir üslup, birbirlerini rezil ediyorlar. Acayip aşağılayan üsluplar kullanıyorlar. Utanmıyor da aynı şekilde devam ediyor hiçbir şey olmamış gibi. Çok acayip bir dünya. Ben bu dünyadan nefret ediyorum. Böyle bir hayatı kabul etmiyorum ben. Normal hayat budur. Güzel bir varlık vardır.Onu översin, sevgi duyarsın, şefkat duyarsın, acırsın, korumak istersin, iyilik yaparsın, affedersin. Bir kadını mahcup etmek ne demek? Korkunç rezillik. Laf cambazlığı yapmak demek, ne demek? Dünya tatlısı kadınlar.İnsanlar onlara nasıl kıyar?
(“Hz. Mehdi (as)’ın unvanlarından biri olan Zamanın Sahibi unvanına istinaden, zamanın sahibi Allah değil mi?” sorusuna cevap)
Tamam. Allah onu zamanın sahibi yapıyor. Allah Hz. Mehdi (as)’ı dünya hakimi yapıyor. Hakim olan kimdir? Allah dünya hakimidir. Hz. Mehdi (as)’ı vesile eder. Mesela, Bedii, Allah Bedii’dir. Bediüzzaman vardır. Zamanın acayibi, garayibi, Allah onda tecelli eder. Yani sıfatlarının tecellisidir İnşaAllah.
Sevgiyi samimi olarak yaşıyoruz. Milletimiz bu tarz sevgiyi bilir. Biz züppeliği bilmeyiz millet olarak. Çakallığı bilmeyiz. Bize öğretmeye çalışıyorlar ama o internet züppeliği, o entel çakallığı bizim milletimiz bilmez. Bu tarz sevgi bizim milletimizin ruhunda olandır. Allah’tan kaynaklanan, Allah için olan sevgi vardır. Dürüstlük vardır, samimiyet vardır, çocuksu tatlılık vardır, şefkat vardır, merhamet vardır, yardımseverlik vardır.
Tabii ki Müslümanların bir manevi lideri olacak. Lidersiz topluluk olur mu? Karıncaların bile lideri oluyor. Arıların lideri oluyor. Lidersiz toplum olmaz. İnşaAllah.
(Ruşen Çakır Erbakan Hocamızla birlikte Kaddafi’yi ziyarete giden gazetecilerden biri. Yazısında o gün Kaddafi’nin Erbakan Hocamıza karşı üstten ve kibirli tavrı olduğunu ancak yıllar sonra Kaddafi’nin ölüm şekliyle Erbakan hocamızın cenazesi arasındaki farka bakmak gerektiğini yazmış. Hocamızın kendisine yapılan onca eziyete, mağduriyete, engellemelere ve tarihe rağmen hiçbir zaman meşru yollara çıkmadığını söylemesi, Kaddafi’nin ölümü ile Erbakan Hocamızın cenazesi arasındaki devasa farkın demokrasi ve otoriterlik arasındaki farkı gözler önüne serdiğini ifade etmesiyle ilgili)
Şimdi demokrasi memokrasi ile alakası yok. Allah’ın intikamı. Allah intikam sahibidir. Veli kuluna Allah güzel bir son veriyor. Zalim kulunu da rezil rüsva ediyor. Olay bu, zalimse yine aynı zalimliği yapabilirdi. Demokrasi içerisinde de anormallik, zulüm yapanlar var. Demokrasi içerisinde zulüm yapmayan diye bir konu yok ki. Demokratik sistemde Avrupa’da da var. Bir çok yerde var. Türkiye'de de zulüm yapanlar oluyor, demokrasi içerisinde. O Allah'ın intikamı açısından değerlendirilmesi gerekir.
Milletin detaycılığıyla hiç ilgilenmeyin. Hiç önemli değil. Öze girmek çok önemli. Mesela diyor ki “Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’in olayında şu konudan dolayı şu niye şöyle oldu?” Şimdi ahirette sana bunu mu soracaklar, değil mi? Allah’a inanıyor musun? Kitab’a inanıyor musun? Helallere, haramlara dikkat ettin mi? İbadetlerini yaptın mı? İmanın güçlü müydü? Ne alaka; Hz. Osman ile Hz. EbuBekir’in, Hz. Ali (r.a.)’ın arasında bir ayrım yapmaya çalışıyorlar böyle. Bunlar çok gereksiz. Peygamberimiz (s.a.v.) nasıl değerlendirirse en güzel olan açıklama budur. Onun dışındakilere gerek yok, inşaAllah.
Müslümanları dünyadan kazımak için şeytan ince bir plan yaptı. Bu planı cayır cayır uyguluyorda. İşte planın bölümleri şöyle; ilk bölümünde kadınları insan yerine koymamak. Bu nedir? Müslümanların %50’sini İslam karşıtı haline getirmek. İşte “kadın Kuran’a el süremez”. Neden? İşte “şundan şundan dolayı el süremez”. “Camiye giremez, insanların yanına çıkamaz, televizyona çıkamaz, konuşamaz.” “Ölsün” diyor, “yok olsun” demek istiyor. Sonra öyle ibadetler anlatıyorlar ki o ibadetleri kendileri yapacak durumları yok. Onların anlattığına göre bir insan evinden çıkmasa dahi, akşama kadar evinde dursa bile o ibadetleri yapamaz. Öyle bir abdest tarif ediyor ki o abdesti kendisi de alamaz. Zelletü’lkarî’ye ait meseleler var. Eğer onu kendisi uygulamaya kalksa hiçbir şekilde namaz kılamaz bir insan. İnsanları detaylar içerisinde boğup, İslam’dan uzaklaştırma yönünde şeytani bir plan uygulamışlar. Bu planı da cayır cayır işletiyorlardı. Biz bu oyunu bozduk.
Müslüman cazibeli olur. Erkek olsun, kadın olsun cazibeli olur. Yani zaten normal sağlıklı bir insanın, iyi bir insanın, kaliteli bir Müslüman’ın doğal vasfıdır bu. Bütün Peygamberler cazibeliydiler. Takva olan Müslüman hanımların hepsi cazibeli olur, hepsi güzel olur. Makyaj yapsın yapmasın, ne yaparsa yapsın cazibeli olur, güzel olurlar. Erkekler de Müslüman erkeklerin hepsi, kadınlara cazibeli gelir. Allah öyle yaratır. Mesela; Hz. Musa (a.s.) çok cazibeliydi. Resulullah (s.a.v.) cazibeliydi. Cezbediyordu. Çok etkileniyorlardı. Hz. Süleyman (a.s.) çok cazibeliydi. Allah onlarda öyle özel etki meydana getirdi. Şimdi hep kadınların cazibesi üstünde duruyorlar. Erkek de cazibeli olur. Kadın eğer isterse erkeğe o gözle bakabilir. Çok etkilenebilir isterse. O tamamen niyete bağlı, kalbe bağlı. Niyetini eğer düzgün tutarsa düzgün kalır. Düzgün tutmuyorsa, bozarsa bozar niyetini. Olur mu öyle şey? Müslümanlıkta Hac’da kadınlar erkekler hep birlikte hac ediyorlar. Müslümanlar orada niyetini bozuyor mu? Bozmuyorlar. Sırt sırta, omuz omuza, yan yana sürekli birbirlerine sürtünerek hac ediyorlar. Sırt sırtalar, çok yakın temas halindeler binlerce kadın, binlerce erkek. Hiç kimsenin aklına öyle bir şey gelmez. Gelen olur ama çok nadir. Niyetle ilgilidir.
Toplumun Allah korkusuyla yetiştirilmesi lazım. Helali, haramı bildiğinde hiçbir sorun çıkmaz.Hacda nasıl sorun çıkmıyor? Müslüman’da da o şekilde hiçbir sorun çıkmaz aklı başında olursa. Aklı başında olmazsa, Allah’tan korkmazsa sorun her yerde oluyor. Bak kendi kızına karşı bile ahlaksızlık yapabiliyor adam. Değil ki başkasının karısına kızına, inşaAllah. Allah korkusu kalpte güçlü olduğunda tamamdır.
Doğru itikat ederlerse Allah beladan kurtarır İran’ı. Yoksa İran parçalanıp bölünür ben söyleyeyim. Hem üç ülke birden saldırır. Hayati merkezlerini vururlar. Çok feci bir iç savaş meydana gelir. Parçalanır, bölünür İran. Yani iki, üç parçaya birden bölünür. Ama Resullullah (s.a.v.)’ındediğini tam dinlerlerse, Allah’a güvenirlerse, çünkü Allah’a güvenen bir üslupları yok, buraya geliyorlar, görüyorsunuz. “Amerika ne der?” Amerika demez bir şey. Ne diyecek? Demez diyorum. Daha hala “Amerika ne der?” diyor. Sen İttihad-ı İslam’ı istedin de, Amerika red mi etti?Amerika’nın bir şey dediği yok.Amerika kan dökmeyen, sevgiyi savunan, şefkati savunan bir İslamiyet anlayışına canı gönülden bağlı ve muhabbetle bağlı. Derinden de istiyorlar. İsrail de istiyor. Ama sen dersen ki “duvarda Hz. Mehdi (a.s.) göründü” buna herkes tedirgin olur kardeşim. Türkiye bile tedirgin oldu. “Malatya’da” dediler, “üssü kabul ediyoruz, radar üssü yapılmasını kabul ediyoruz” dediler, Malatya’da. Bu niye bu? Kime karşı? İran’a karşı. Başka bir sebebi yok. Çok bilmişler kardeşim. Yani Nuh diyorlar, Peygamber demiyorlar. Hepiniz biliyorsunuz kardeşim, bin küsur sene mağaranın içerisinde, hayalet olarak Hz. Mehdi (a.s.) kalır mı? Diyor ki “zaten Hz. Mehdi (a.s.)’in gelmesine gerek yok ki, zaten görüntüsü geliyor” diyor. Hz. Mehdi (a.s.) niye çıksın ki bu durumda? “Işığını gördüm” diyorsun. Tamam, zaten gelmiş. O zaman sana ışık söyleyecek, sende bombalayacaksın, öyle mi? “Duvarda gördüm görüntüsünü” diyeceksin, “sel gibi kan akıtacağız” diyor. Kardeşim bu, delilik bu. Hz. Mehdi (a.s.) kan akıtmaz. Uyuyan kişiyi uyandırmaz. Resullullah (s.a.v.)’in hadislerini görmüyor musunuz? İran’ın bu sözümü ciddiye alması lazım.Ben Saddam’ı uyardım, dinlemedi, felaket geldi. O sığırı uyardım, Libya’daki o deliyi, o da sözümü dinlemedi, feci şekilde katledildi. Bak şimdi İran da eğer Resullullah (s.a.v.)’in dediğine uyarsa, Kuran’a uyarsa İran dünyanın en iyi ülkelerinden birisi olur. İttihad-ı İslam da olur. Çok rahat ve güzel bir hayat yaşanır. Ama aksinde felaket kapıda gibi görünüyor, Allahualem.
Kadınlar, bütün Avrupa sosyetesinin tamamı Müslüman olacak. Güzelce namazlarını kılacaklar. Çok şık da giyinecekler, tertemiz giyinecekler. Yine eğlenecekler, yine lüks lokantalara gidecekler. Yine tertemiz arabalara binecekler. İslam dünyaya hakim olduğunda inşaAllah, bütün bayanlar göğsünü gere gere tek başına her yere gidecekler. Yobaz takımının hırıltısı olmayacak, it kopuk takımının laf atması olmayacak. ”Niye saçın açık, niye başın kapalı?” kimse demeyecek. “Niye bakımlısın?”demeyecek. Maymun gibi de adam olmayacak dışarıda. Son derece hür ve özgür olacak. Bütün Avrupalı hanımlar, bütün Avrupa sosyetesi, Amerikan halkının bütün mensupları özgür, rahat, güzel bir hayat içerisinde olacaklar inşaAllah. Aşkla, muhabbetle İslam’ı, Kuran’ı yaşayacaklar. “İşte kadın gördüm bilmem ne oldum, erkek gördüm şey oldum” öyle şey olmaz. Eğer kadın niyetini bozarsa, bir erkeğe isterse şehvetle bakar. Bir erkek de isterse, niyeti bozarsa kadına şehvetle bakabilir. O kafadaki adamları diyorum yani, her şey yapar. Hırsızlık da yapar, gasp da yapar, adam da öldürür, Allah’tan korkmadıktan sonra önü sonu yok ki onun. Ensest ilişkiye girer, kendi kızıyla da ilişkiye girmeye kalkar, çünkü Allah’tan korkmuyor.Adamın önünde engeli yok. Allah’tan korktun mu, hiçbir sorun yok. Kadın istediği kadar güzel olsun, istediği kadar bakımlı olsun, ona çiçek gibi gelir, bayağı hoş gelir, tertemiz gelir. Allah’ın bir tecellisi olarak görür.
Böyle nurlu insan o kadar nadir oluyor ki, ne güzel böyle insanların bir arada olması. Hep sağlıklı, hep sıhhatli. Züppelik yok, itlik yok, çakallık yok, kıskançlık yok, hasetlik yok, pislik yok. Bu küfrün züppeliği, entel züppe karakterleri insanları o kadar, insanı o kadar tiksindiriyor ki. Böyle tertemiz insanlarla beraber olmak çok çok güzel bir nimet, çok hoş bir nimet. Dürüst, içinden geldiği gibi hareket eden, Allah’tan korkan, her sözü doğru, her tavrı doğru, şefkatli, hasetlik yok, kıskançlık yok, nur gibi, her sözüne güvendiğin, her tavrına güvendiğin insanlarla birlikte olmak çok büyük bir nimet maşaAllah.
2011-11-11 00:56:06