Adnan Oktar'ın 8 Kasım 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Ahlakı iyi olmayan bir kadın hoş olmuyor. Hoş olmaz, etkileyici olmaz. Ne kendilerine saygısı olur onların, ne karşısındakilerin onlara saygısı olur, ne kendilerine değer verirler ne karşılarındaki onlara değer verir. İçlerinde sürekli öfke olur o kadınların, karşısındakilerin de ona karşı öfkesi olur. O yüzden it gibi dalaşıyorlar dikkat ederseniz, bazı televizyon programlarına çıktıklarında görüyorsunuz. O ona laf sokuyor, o ona laf sokuyor. Çünkü ikisi de birbirini haysiyetsiz görüyor. İkisi de birbirini kalleş ve kahpe görüyor. Çok kötü, çok kötü. Değersiz olduğunu her haliyle hissettirmeye çalışıyor. Halbuki kadın değer verildiğinde, saygı duyulduğunda çok güzeldir, onurlu olduğunda çok güzeldir ve kadını iffet çok güzelleştirir, iffet tabii. Çok kişinin olan bir kadın, kendine saygı duymaz. Çok olumsuz etkisi olur. Ama helale harama dikkat eden bir kadın, çok güçlüdür. Helale harama dikkat eden bir erkek, çok güçlüdür. Çünkü helale harama dikkat etmiyorsa, sınır yok. Sınır olmayınca insanın beyni boşalır, ruhu boşalır, yani gücünü kaybeder insan. Düşünün mesela bir oda düşünün, duvarı yok. O oda olmaktan çıkar o. Duvarı varsa, duvarı süslüyse oda olur o, değil mi? Saray, sarayın duvarı var. Mesela büyük bir saraya girmişsin, duvarı yok bu sarayın. Nedir? O saray olmaktan çıkar. Boşluk olur artık o. Aynı şekilde gayri meşru ruha sahip insanlarda, helal haram sınırı olmayan insanlarda uçsuz bucaksız bir boşluk olur. Beyninin içi, ruhunun içi bomboş olur. Hayatın da bir gayesi olmaz, anlamı olmaz, insanların da onun için bir anlamı olmaz.
Öbür türlü ben kendimi inandıramam. Yani ben istediğim kadar kendimle uğraşayım, “sen bu insanı sev” diyeyim bedenim, ruhum kabul etmez yani ikna ile olmaz bu işler. Gerçekten öyle olması lazım. Çünkü insan belki bazılarını kandırabilir de, kendini kandıramıyor insan. İnsanın kendisi bayağı uyanıktır, çok akıllıdır. Hiçbir şekilde kanmaz. İstediğin kadar “sen bunu sevmeye çalış” de, eğer değersizse, beyin ona müsaade etmiyor, sevdirtmiyor. Eğer değerliyse de, istediğin kadar diren sevmeyeyim diye, deli gibi seversin. İstediğin kadar telkin yapsınlar çevreden; “aman bu çok tehlikelidir, uzak durun, çok kötü bir adam, aman tehlikeye düşersiniz, size zarar gelir” istediği kadar desin, beyin artık ona inanmıyor. Çünkü gördüğüne inanıyor beyin.
Mesela Resulullah (s.a.v.)’e da çoğu “büyücü, yalancı, insanları kandırıyor” dediler. Sen söylüyorsun ama şehrin ileri gelenleri söylüyor ama göz başka türlü görüyor, kulak başka türlü duyuyor. Göz dürüst olduğunu söylüyor, tatlı olduğunu, iyi olduğunu söylüyor. Kulak da bunu söylüyor, akıl da bunu söylüyor. Şimdi adamın sözüne beyin nasıl inansın? O durumda insan beynine inanıyor işte. Ona vicdan deniyor.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Dergiler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgeseller
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler