Adnan Oktar'ın 8 Kasım 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Vicdansız adam, beyninin verdiği emri dinlemez. Beyninin verdiği doğru bilgiyi dinlemez. İşte o zaman beyinle vücudu çatışıyor. Beyniyle ruhu çatışmaya girer ve müthiş bir gerilim oluyor, onun sonucunda vücut simsiyah olur, çöker, çürür, leş gibi olur. Bakışları bozulur, tavrı bozulur, ağzı burnu bozulur, kafası beyni bozulur, ses tonu, vücut kokusu bile iğrenç bir hale gelir. Her şey pis hale gelir. Çünkü vücut ayakta ölür. Vücut hücreleri sevgiye duyarlı olduğu için, vücut ihanete uğradığını anladığı için, beden ihanete uğradığını anladığı için, artık beden kendine saldırmaya başlıyor ve kendini öldürmeye başlar. Onun için öyle çökmüş kadınlar görüyorsunuz, perişan olmuş insanlar görüyorsunuz. Oksit sarı, mahvolmuş insanlar görüyorsunuz. Sevgisizlikten oluyor. Tabii hastalıktan olanlar ayrı, fakat genelinde sevgisizliktir. Mesela bel fıtığı oluyor, sinirden. Sinirin kökeni ne? Sevgisizliktir. Sevgide sinir olmaz, sinir olmayınca da bel fıtığı olmaz. Boyun fıtığı oluyor, bilmem ne oluyor. Travma falan bilmem ne dışında genellikle tıbben de açıkça sabittir gerilimden olur, sinirden olur. Sinirsel gerilim, sinir bozukluğundan olur. İnsan zayıf yaratılmış sevgisizliğe dayanamaz hücreler. Hücre; “benim sevgim nerede?” diyor. “Sevgi yok” diyor adam. “Benim şefkatim nerede?” diyor. “Yok” diyor. Her hücre canlı. “Bana su ver” diyor suyu veriyor. “Yiyecek ver” diyor “Ama ben en hayati ihtiyacım sevgi ver” diyor, “onu vermiyorum” diyor. Kardeşim bir insana sen yiyecek verirsin, su verirsin, hava vermediğinde, oksijen almadığında ne olur? Aynı oksijen gibidir sevgi de. Onu kestiğinde, yiyecek versen de, en ala yiyecekleri yese de; havyarla besleniyor, bilmem ne ile besleniyor ama beden ölür. Çünkü asıl ihtiyacını alamıyor. Sevgisizlikten feci şekilde çöker.
Mesela genç kızlar oluyor acayip güzel, pırıl pırıl ben görüyorum nur gibi acayip tatlı, çok hoş, cazibeli, çok tatlı genç kızlar. Evleniyor bir çakalla, bazıları için söylüyorum, parasına tamahen, arabasına tamahen, kaşına gözüne tamahen elin çakalıyla evleniyor, o ona öyle bir psikolojik baskı ve o kadar şiddetli sevgisizlik uyguluyor ki, bir bakıyorum, iki yıl üç yıl sonra bir görüyorum yaşlanmış, anneanne gibi olmuş, çökmüş kadın, iki büklüm olmuş. Etrafınızda çok görüyorsunuzdur. Kardeşim daha üç yıl önce bu taptaze genç kızdı diyorsun, filinta gibi, “ne oldu buna?” diyorsun, işte o herifin ona sevgisizliği enjekte etmesiyle oluşan ağır zehirlenme sonucunda, vücut öyle çöküyor işte. O orada ciddi bir sevgi, muhabbet görse daha dinçleşir, daha güzelleşir. Suratı bir karış, ölü gibi yaşıyor. Kocası onun gardiyanı oluyor. Ev onun hapishanesi oluyor, odası onun hapishane hücresi oluyor. Akşamdan akşama gardiyanı geliyor ona yiyeceğini veriyor, parasını veriyor. Yine gidiyor yine gardiyanı geliyor, sonunda o zavallı kadın öyle ölüyor. Aynı şekilde sevgiyi yaşayamayan erkek için de iş yeri onun hapishanedir. Evi de onun hapishanesidir. O hapishanede ölümünü bekler. Müebbet hapse mahkum olmuş bir kişi gibidir. Nereye gitse o hapsin azabını çeker. Çünkü dışarı çıkıyor kimseyi sevmiyor, içeriye giriyor kimseyi sevmiyor. Yalnız başına. Hapishanede tecritte yaşıyor gibi tek başına. Her gün elem, her gün azap sonunda bedeni dayanamayıp onlarda da çökme oluyor. İşte İslam en başta bu belayı ortadan kaldırıyor, en başta kaldırdığı belalardan biri budur. Bu derde onun için şifadır. Şeytandan Allah’a sığınırım “Kalpler ancak Allah’ın zikriyle felah bulur” diyor Cenab-ı Allah. Kast ettiği mana budur. Öbür türlü dünya kabus gibidir, çok korkunçtur.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler