Adnan Oktar'ın 1 Aralık 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Diyorum ben her zaman Fashion TV’yi seyrederim, oradaki hanımlara baktım bir kısmı hakikaten biraz süratli yaşlanmışlar. Daha önce ben onları tanıyorum bayağı güzel hanımlardı, bayağı çökmüşler. Fakat Allah’ı anmama da ısrar ediyorlar. Ama nasıl ibret hale gelmiş o yaşlılık. Yaşlılık neyi anlatıyor biliyor musunuz? Ölüm, adım adım bu adamın üstüne geliyor, bayağı bir yol kat etti, kat ettiği yolu görüyorsunuz, az bir şey kaldı. Anlamı bu. Ölüm mükerrer olarak Allah tarafından bize hatırlatılıyor. Mesela baktım toplantıda tirit gibi bir adam, kafasına kovboy şapkası giymiş aralarda geziniyor. Benim kanaatim gıcık oluyordur birçoğu o adama. Çünkü Allah aklından geçmiyor belli. Daha hala uçuyor, daha hala havalarda. Bir dahaki sene toplantıda onu görüyorlar mı? Yok. Toprağın altında. Hep ona şaşıyorum, mesela birçoğunun hastalığı var. Kiminin beli ağrıyor, ilaç alıyor bel fıtığı var ameliyatı bekliyor, kiminde boyun fıtığı var, kiminin böbreğinde rahatsızlık var, kimi tansiyon hastası, her an ölümden korkuyor. Tansiyon düşmesiyle ilgili hastalığı oluyor, tansiyonu düşüp, şoke girip ölebilir, tansiyonu çıkıp, iç organlarını parçalayıp ölebilir. Durduk yere ölme ihtimali var. Yaşlı hanımların, birçok yaşlı hanımın ölüme ve yaşlılığa karşı direndiğini görüyorum. Ama zavallıca, acizce direndiğini görüyorum. Halbuki adım adım üstüne geliyor belli. Üstüne çökmüş ölüm. Yani “seni öldüreceğim” diyor gelişen sistem, görülüyor. Bıraksana kendini Allah’a, teslim olsana Allah’a. Çok kısa bir süren kalmış. Düşünsene ne kadar harika şeyler yaratıyor, birbirinden güzel şeyler yaratıyor. İnsan kendini Allah’a bırakmaz mı, değil mi? Onun için yaşlılık o kadar harika bir şey ki, bugün onu düşündüm. Çok ibret verecek bir olay insana. Çünkü şimdi hatırlatıcı olmak açısından, ölümü hatırlatmak açısından müthiş etkisi var. Mesela yaşlı adama baktığında “ölüm yakın” diyor. Gencin, pek aklına gelmiyor, halbuki en çok da gençler ölüyor. Ama gencin aklına gelmiyor, fakat yaşlı o kadar çok ki, her yerde geziniyor yaşlılar. Yaşlılar, insanlara sürekli ölümü hatırlatıyor. Onun için bazı insanlar yaşlılardan pek hoşlanmıyor. Onları hemen düşkünler evine kapatmak, gözden ırak olsun diye, isterler, evlerinde yaşlı istemezler. Çünkü yaşlıya baktığında aklına ilk getirdiği şey; ölüm. Ölüm de neşesini kaçırıyor. Ne onlarla ilgili bir konu duymak istiyor, ne de yaşlı bir insanı görmek istiyor. Kakara kikiri, sambacı tavır istiyor. Ama buna rağmen kurtulabiliyor mu? Yine kurtulamıyor. Yerde bir böcek ölüsü bile görse, ölüm aklına geliyor. İnsanların en çok akılına gelen ve insanların büyük bölümünü en çok rahatsız eden şey ölümdür. Bir türlü ondan kendilerini kurtaramazlar. Sabah kalkar kalkmaz ilk akılına gelen ölümdür, yatmadan önce de yine aklına hep ölüm gelir. Ağzının da tadını sürekli kaçırır. Allah’a ben nasıl şükrediyorum, ne kadar mükemmel sistem kurmuş. Ölüm olmasa insanlar kim bilir ne yaparlardı. Büyük bölümü kim bilir ne yapardı? Yaşlılık olmasaydı, kim bilir ne yaparlardı? Mesela kalbinde bir ekstrasistol oluyor; kalbin iki kere üst üste çarpması birçok insanda olur, gençlerde olur özellikle. Otuz, otuz beş yaşa kadar rastlanan bir şey. Ani kalpte vuruşlar. O mesela ölümü hatırlatır. Çünkü kalbin birden dengesi de bozulabilir aslında. Mesela ekstrasistol vurur ama toparlayamaz kalp kendini, küt gidebilir insan. O da ölümü hatırlatmak açısından çok önemli oluyor. Mesela trafikte gidiyor, yine sürekli ölüm korkusu. Mesela emniyet kemerini bağlıyor güvenlik için arabada. Nedir bu? Ölümü durdurabilme amacıyla yapılıyor. Ölümün şiddetini, ölümün süratini azaltmak için. Yinede yaralanma olur ama net ölüm olmasa hiç olmazsa gibisinden yahut boynu kırılmasın gibisinden, emniyet kemeri takılıyor. Emniyet kemerini takan adamın aklına ölümün gelmemesi mümkün mü? Araba bir süratleniyor, yine aklına ölüm geliyor. Her yerde, ölüm onun hatırlatıcı öğretmeni olarak karşısında duruyor. Onun için o kadar beğeniyorum ki Cenab-ı Allah’ın sistemini, haşa, benim haddime değil ama ne kadar mükemmel sistem kurmuş, elhamdülillah maşaAllah, ne kusursuz. Mesela yaşlılık mükemmel.
Fashion TV’nin sahibi bir adam var, kilolu. Ne onun ismi? Michael Adams. Yüzünde hasta bir ifade var, rahatsız bir ifade var. Ama mesela orada Çinlilerle falan kadeh kaldırıyor. Şimdi bayağı kilolu bir insan, hasta olduğu anlaşılıyor yüzünden. Alıyor viski bardağını. İçsen onu, viskiyi içsen, tansiyonu acayip tetiklenir. Bir anda en az 3 puan, 4 puan fark eder. Çok tehlikeli bir şey. Sana mı kaldı elin Japonlarını eğlendirmek? Ne zorun var? Çok tehlikeli, her an ölebilir. Bünyesinden anlaşılıyor, yüzündeki ifade mask haline gelmiş, çok durgunlaşmış yüzündeki ifade. Mesela gençler hakikaten kakara kikiri eğleniyorlar. O onlara uyamıyor, zor yürüyor, zor konuşuyor. Ölümün gölgesi üzerine gelmiş. Etrafındakiler de onu fark ediyordur. Genç bir kadınla evlenmiş, Japon gibi bir kadınla. Arada tabii müthiş bir tezat meydana geliyor. İnsan acıyor işin doğrusu. Allah’ı anmasını, Allah’a teslim olmasını istiyor. Programı yapıyorsun, “Allah’a hamd olsun” de. Bu tip şeyler yapmış olsan da,“Allah’a hamd olsun, Allah’a çok şükür” de, altına yaz. Ne güzel olur. “Allah ne güzel yaratmış” de. Seni kim engelleyecek, ne olur? Mesela güzel manzaralar gösteriyor, “Allah’a hamd olsun” de. Allah’ı hatırlat. Çok şahane olur, beğenilecek bir şey olur. Fakat yapmıyorlar. Mutluluk sebebidir Allah’ın anılması aynı zamanda, kalbe ferahlıktır. Ama imtihan olarak Cenab-ı Allah böyle süreçten de insanları geçiriyor. Botoks yapmış yaşlı teyzeler geliyor. Suratları kasılmış, gülmeye çalışıyor gülemiyor botoksun etkisiyle. Yüzünde anlamsız bir ifade oluşuyor. Göz kasları felç olduğu için, gülecek hali yok. Böyle anlamsız, mat bir yüz oluşmuş. Bir kişi, iki kişi de değil, çok fazla bunu yaptıran var. Çok ürkütücü bir görünüm meydana geliyor. İnsan daha da acıyor. Onların ölüme ve yaşlılığa böyle direnmeleri ama çaresizce direnmeleri ve ölümün de bu kadar süratli üstlerine doğru gelmesi, çok ibret vesilesi oluyor. Halbuki hepsi Allah’ı ansalar, coşkuyla Allah’ı sevseler, görünüm çok çok güzel olur, çok hoş olur. Ben eğlenmesin demiyorum, eğlensin, yine eğlensin ama Allah’ı an. Şık giyin, Allah’ı an. Allah sana veriyor o imkanı.
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler