Adnan Oktar'ın 12 Aralık 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Hocam, Hz. Mehdi (a.s) Arapça bilmeyeceğine dair hadis-i şerif var. Müçtehid ve müceddid olan kişi, mezhepleri kaldıracak olan kişi, tarikatları kaldıracak olan Hz. Mehdi (a.s) Arapça bilmezse, Kuran’dan nasıl hüküm çıkarak” diyor. Demek ki Arap olmayan, Arapça bilmeyen herkes Müslüman olamaz, anlamı çıkıyor. Yani Müslüman olmak için, Arapça bilmek gerekiyor. Tıp ilmi için, Latince bilmek gerekiyor. Felsefe bilmek için, Fransızca bilmek gerekiyor gibi bir şey. Böyle bir şey yok. Kuran’ı bilmek için; mealler var, tefsirler var. Hz. Mehdi (a.s) nasıl yapacak tefsiri; Hz. Mehdi (a.s)’ın alimlerden heyeti olacaktır. Bediüzzaman bunu açıklıyor. Diyor ki: “Bizzat kendisi bu vazifeyi görmeye hal ve vakit müsaade edemez. Saltanat alemindeki faaliyeti onunla iştigale vakit bırakmıyor. Herhalde ondan evvel bir taife, bir cihette bunu görecek” hazır eserler, kitaplar olacak, “onların uzun tetkikatı ile hazırladıkları eseri kendisine hazır bir program olarak neşr ve tatbik edecek” diyor. Demek ki, hazır eserler kullanacak, hazırdan alacak. Darwinizm’i ve materyalizmi yıkma konusunda, yine bizzat kendisi yapmayacak diyor Bediüzzaman. “Her ne kadar sayıları azsa da bir kısım müritleri” bir kısım talebeleri. Hepsi değil, talebelerinin bir kısmı, “bu görevde görev alacaklar” diyor. Darwinizm’i ve materyalizmi yıkması konusunda, Hz. Mehdi (a.s)’ın kitap hazırlamasında, eserler hazırlamasında, ona yardımcı olacaklar diyor. Bu ne demektir? Hz. Mehdi (a.s), hazır eserlerden istifade edecek ve ekibi olacak. Danıştığı kişiler olacak, bilgi aldığı kişiler olacak. Bütün mesele onu yorumlamakta. Herhangi bir Arap geldiğinde, Kuran’ı tefsir edebiliyor mu? Edebilse Arap alemi bu hale düşer miydi? En perişan onlar. İşgale uğrayan, ezilenler onlar. Kuran’ı en çok anlayamayanlar onlar. Arapça bilmek, Kuran’ı anlamak anlamına gelmiyor. Kuran’ı anlamak için; akıl, feraset, basiret, İlm-i ledün, vehbi ilim, Allah’tan özel inayet gerekir. Kalbe o bilginin ilka olması gerekiyor. Dolayısıyla Arapça bilmeyle alakası yoktur, inşaAllah. Hazır heyeti var. Mesela alırsın Ömer Nasuhi Bilmen’in ilmihaline bakarsın. Mesela Ali Bulaç’ın meali var. Benim kanaatim, Hz. Mehdi (a.s)’a sırf Ali Bulaç’ın meali olsa, iki-üç tane Arapça bilen kişi bulmuş olsa, bütün Kuran’ı çözer Hz. Mehdi (a.s). Çünkü Hz. Mehdi (a.s), akıl sahibi, feraset ve basiret sahibi. Yani bunu kardeşimizin düşünememesi biraz şaşırtıcı. Yani demek istiyor ki, Arapça bilen herkes müceddidtir, müçtehiddir. Ne alaka canım kardeşim? Özü kapsayan bilgi var. Allah, Hz. Zülkarneyn (a.s) kıssasında özellikle dikkat çekmiş, özü kapsayan bilgiye. Hz. Mehdi (a.s), senin tahmin edemeyeceğin bir insan, tahayyül edemeyeceğin bir insan. Herhangi bir hocadan, herhangi bir müceddidten bilgi alan birisi değil. Herhangi bir tarikata bağlı değil. Harika yönü neden kaynaklanıyor? Arapça bilmediği halde, en büyük müceddid ve müçtehid. Allah’ın vehbi ilmi verdiğinin en büyük delili işte. Bakın Arapça bilmediği halde, en büyük müceddid ve en müçtehid olacaktır, inşaAllah.
Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler