Adnan Oktar'ın 11 Aralık 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Dünyalar tatlısı Üstadımız; “Hasıl-ı kelam:” diyor Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri. 85. sayfada, Bediüzzaman’ın Tarihçe-i Hayat’ında; “Biz Kuran şakirtleri olan Müslümanlar,” neymiş? “Kuran talebesiyiz” diyor. Bediüzzaman ömrü boyunca hep Kuran’ın yeterliliğini savunmuştur. “Bürhana tabî oluyoruz, akıl ve fikir ve kalbimizle hakaik-ı îmaniyeye giriyoruz.” Bak akıl, fikir ve kalbimizle. “Aklımızı kullanıyoruz, fikrimizi kullanıyoruz,” bilgi, genel kültür; “kalbimizi kullanıyoruz hakaik-ı îmaniyeye giriyoruz.” İman hakikatine giriyoruz. “İmanı hakiki olarak kalbimize yerleştiriyoruz” diyor. “Başka dinlerin bazı efradları gibi ruhbanları taklit için bürhanı bırakmıyoruz.” Yani “delili bırakmıyoruz bir kenara” diyor. “Gözü kapalı iman et” diyorlar ya, “öyle iman etmiyoruz” diyor. “Düşünerek, aklımızı kullanarak iman ediyoruz” diyor. “Onun için akıl, ilim ve fennin hükmettiği istikbalde,” bak, “onun için, akıl ve ilim,” paleontoloji, biyoloji, genetik, hepsi; bak, “akıl, ilim ve fennin.” Fen zaten biyoloji, genetik, hepsi, “hükmettiği istikbalde,” gelecekte, kendisinden sonra, “elbette bürhan-ı aklîye istinad eden,” delillere dayanan, akli delillere dayanan. Bizim çalışmalarımız hep akli delillere dayalıdır. Bütün kitaplarımızda akli delilleri koyuyoruz. İlmi delilleri koyuyoruz, fenni delilleri koyuyoruz. Bak, diyor ki; “akıl, ilim ve fen.” Biz ne yapıyoruz? Aklı, ilmi ve fenni koyuyoruz kitaplarımıza. “Elbette bürhan-ı aklîye istinad eden,” yani akla dayalı delillere dayanan, bilimsel delillere dayanan, “ve bütün hükümlerini akla tespit ettiren Kur’an hükmedecek.” Ama Kuran nasıl hükmediyor? Akla tespit ettirerek. Akıl tasdik ediyor. “Hem de, İslamiyet güneşinin inkişafına,” Mehdiyet’in çıkışına, Mehdiyet’in doğuşuna, “ve beşeri tenvir etmesine,” insanlığı, dünyayı eğitmesine, “mümanaat eden perdeler açılmaya başlamış.” “Engel olan perdeler açılmaya başlamış” diyor. “Perdeler açılıyor” diyor. “O mümanaat edenler çekilmeye başlıyorlar. Kırk beş sene evvel o fecrin emareleri göründü.” Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışını, “45 sene evvel” diyor, bak. O fecrin, güneş doğmadan önce hafif bir aydınlık olur ya, “onun emareleri göründü.” “Yetmiş birde fecr-i sadık başladı veya başlayacak.” Fecr-i sadık, artık güneş doğmadan önceki son büyük ışık. Artık ondan sonra güneş net doğuyor. “Eğer bu fecr-i kazib de olsa, otuz-kırk sene sonra fecr-i sadık çıkacak.” 71, 81, 91, 2001. Tabii buradaki 71, hicri 71; hicri 71’i söylüyor. Hicri 1371. 30 sene ekle, 1401; yani 1980. Hz. Mehdi (a.s) 1980’de çıkacak. “Güneş doğacak 1980’de” diyor. Net tarih veriyor. “Yetmiş birde fecr-i sadık başladı veya başlayacak. Eğer bu fecr-i kazib de olsa, otuz-kırk sene sonra fecr-i sadık çıkacak.” “1980 ve 90 arasında başlayacak faaliyetlerine” diyor. “Evet, hakaik-ı İslamiyetin mazi kıt’asını tamamen istilasına sekiz dehşetli manialar mümanaat ettiler.” Engel oldular İslamiyet’in hakim olmasına. “İslam hakikatlerinin mazi kıtasının tamamen istilasına sekiz dehşetli manialar mümanaat ettiler.” Yani “İslam’ın hakim olmama nedenleri şunlardır daha önce, geçmişte, mazide” diyor. “Birinci, ikinci, üçüncü maniler: Ecnebîlerin cehli ve o zamanda vahşetleri ve dinlerine taassuplarıdır.” Ecnebilerin, yani Hıristiyanların, Musevilerin cahillikleri; Darwinizm’e, materyalizme inanmaları. “O zamanda vahşetleri,” her yeri istila ettiler biliyorsunuz. Bütün İslam ülkelerinde kan döktüler. Fas, Tunus, Cezayir, Libya… Sel gibi kan akıttılar. “Ve dinlerine taassuplarıdır.” Yani çok koyu; mesela koyu Katolik, koyu Ortodoks taassup içindeler. “Bu üç mani, marifet ve medeniyetin mehasini ile kırıldı.” Yani insanların güzel konuşması, etkili konuşmaları, etkili bilgisi ile bilginin gelişmesi ile “ve medeniyetin mehasini,” medeniyetin mehasini; radyolar, TV’ler buna benzer. Mehasini; anlatımlar, kitapların çıkması ile kırıldı. “dağılmaya başlıyor.” “Bu engeller kalkıyor” diyor. “Dördüncü, beşinci maniler: Papazların, rûhanî reislerin riyasetleri ve tahakkümleri ve ecnebîlerin körü körüne onları taklit etmeleridir.” Papazlar, ruhaniler bir şey söylediklerin körü körüne taklit ediyorlardı eskiden. “Ama şu anda araştırıyorlar artık” diyor, yani “düşünerek hareket ediyorlar” diyor. “Bu iki mani dahi fikr-i hürriyet ve meyl-i taharrî-i hakîkat nev-i beşerde başlamasıyla zeval bulmaya başlıyor.” Yani fikir hürriyetinin gelişmesi, hakikati araştırma meyli, insanlarda. Ve “nev-i beşerde,” insanlık arasında, “başlamasıyla zeval bulmaya,” yani yok olmaya, erimeye başlıyor. “Altıncı, yedinci maniler: Bizdeki istibdat ve şeriatın muhalefetinden gelen sû-i ahlakımız mümanaat ediyordular.” İstibdat; bu Abdulhamid döneminin istibdat-ı. “Ve şeriatın muhalefetinden gelen sû-i ahlakımız mümanaat ediyordular.” Yani “insanlarda ahlak bozulmuş, Kuran’a uymuyorlardı” diyor. “Sekizinci mani: Fünûn-u cedîdenin bazı müsbet mesaili, hakaik-ı İslamiyenin zahiri manalarına muhalif ve muarız tevehhüm edilmesiyle, zaman-ı mazideki istilasına bir derece sed çekmiş.” “Bilimle İslam sanki zıtmış gibi gösterilmesiyle bir derece set çektirler benim zamanımda” diyor. “Bu misal gibi yüz misal var ki, hakîkati bilindikten sonra, en muannid feylesof da teslim olmaya mecbur oluyorlar” diyor. “Evet, bazı muhakkikin-i İslamiyenin bu yolda telifatları var.” Yani “bazı kişiler çıkacak” diyor. Muhakkik, yani araştırmacı, Müslüman; “bu yolda telifatları var.” “Kitaplar yazacaklar” diyor. İman hakikatlerini anlatan, Kuran’la bilimin uyuştuğunu gösteren, Kuran’ın bilime yol gösterdiğini gösteren, hadislerin bilimsel ispatını anlatan… Bu uzunca anlattığı kısım o kısım. “Bu sekizinci dehşetli manianın zîr ü zeber olacağına dair emareler görünüyor.” Yani “bu olacak, bu kitaplarla bu olacak” diyor. “Evet, şimdi olmasa da,” 1371’den sonraki tarih için söylüyor Bediüzzaman, “otuz-kırk sene sonra,” 1980’de, “fen,” genetik, biyoloji, astronomi, hepsi, paleontoloji, “ve hakîki marifet,” çok iyi kafa kullanılması, çok ustaca hareket edilmesi, çok akıllı tavırlar konulması, “ve medeniyetin mehasini,” modern olmak ve modernliğin bütün imkanlarını bir araya getirmek. “Medeniyetin mehasini;” radyoları, televizyonları, interneti, hepsini kullanmak. “Bu üç kuvveti tam teçhiz edip,” anlattığımız konuyu, üçünü, “tam teçhiz edip,” yani ne gerekiyorsa hepsini yapıp, kusursuzca yapıp, “cihazatını verip,” mesela bilgisayar kullanıyorsa bilgisayar, televizyonsa televizyon, kitap baskısıysa kitap baskısı, “o sekiz manileri mağlûp edip dağıtmak için,” yani deccaliyetin bütün engellerini dağıtmak için, “taharrî-i hakîkat meyelanını ve insafı ve muhabbet-i insaniyeti,” insanı çok seveni, “o sekiz düşman taifesinin sekiz cephesine göndermiş,” Hz. Mehdi (a.s)’ı, “şimdi onları kaçırmaya başlamış” diyor. Görüyor. “İnşaAllah yarım asır sonra onları darmadağın edecek” diyor. “Darwinizm, materyalizm diye hiçbir şey bırakmayacak” diyor. 2001; “2001’den sonra yamultacak” diyor. Yarım asır sonra. “Bediüzzaman tarih vermiyor” diyorlar. Tarih değil mi bu?
CEYLAN HANIM: Çok net Hocam. Çok net tarih.
ADNAN OKTAR: Açık açık anlatıyor. “İstikbalin kıtalarında hakikî ve mânevî hâkim olacak,” yani her yönden hakim olacak, manevi yönden de hakim olacak, “beşerî dünyevî ve uhrevî saadete sevk edecek yalnız İslâmiyettir” diyor Bediüzzaman. “Ve İslâmiyete inkılâp etmiş ve hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak İsevîlerin hakikî dinidir ki Kurân’a tâbi olur, ittifak eder.” “Hıristiyanlar da Müslüman olacaklar” diyor ve “Hıristiyanlara tebliğ yapılacak” diyor.
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler