Adnan Oktar'ın 12 Aralık 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Çünkü müthiş bir gurur ve enaniyet meydana gelir, Allah korkusu olmadığında. Çünkü nefiste Firavunluk meydana gelir, Firavunluk ruhu gelişir, Nemrudane bir ruh gelişir. Nemrudane ruh gelişirken, kendi haklılığını da geliştirir Firavunluk ruhu. Mesela Firavun, Hz. Musa (a.s)’a karşı tavır alırken, kendince haklı olduğunu düşündüğü noktalar geliştiriyor. Yani öyle sıfır mantıksız gibi görmüyor kendini. Mesela diyor ki: “Sen, hükümran olmak istiyorsun benim devletimde” diyor, “milletime, devletime hükümran olmak istiyorsun” diyor. Ona dair bir delil görüyor. Çünkü “bir inançla çıktığına göre, bu inancı ben kabul edersem, tebam da kabul ederse, sen de peygamber olduğuna göre, senin emrine biz gireceğiz” diyor, dolayısıyla “senin amacın benim devletimi elimden almak” diyor. Hz. Musa (a.s)’da: “Ben seni dine davet ediyorum” diyor, “dünyanın geçersizliğini anlatıyorum” diyor. Ama Firavun’a göre kendisi haklı, yani mantıken. Mesela Hz. Musa (a.s) mucize gösteriyor, farz edelim; atıyor asasını, yılan haline geliyor, “hipnozla elde ettin bunu” diyor ‘veyahut bir teknik düzenek yaptın’ diyor, ‘onunla elde ediyorsun’ diyor. Zaten onlar da yapıyorlar, cıvalı, yılana benzer bir sistem kuruyorlar, onlar da atıyorlar; böyle cıvalı olduğu için, hareket ediyor. Ama nitekim, Hz. Musa (a.s)’ın attığı asa, yılana dönüşüp, onların sahte-uydurma olan yılan görünümlü tertibatlarını yutunca, adamların söyleyeceği bir söz kalmıyor. Firavun, her şeyinden şüpheleniyor, mesela bit belası oluyor, diyor ki: “Bit zaten her zaman gelir bize” diyor, tevil ediyor. Mesela kurbağa istilası oluyor: “Zaman zaman zaten oluyor, bunun seninle alakası yok” diyor. Hepsine böyle dünyevi çözümler meydana getiriyor kendi kafasınca. Ama Firavun’a sorsan, o çok akıllı olduğu kanaatinde. Yani onu bilimle, sosyal bilimlerle, biyoloji bilimiyle çözdüğüne kani. Bu mucize değil diyor, hepsini mantıkla oturtuyor, yani Kuran gözüyle, hikmet gözüyle, Tevrat’ın gözüyle bakmıyor o anda. O, kendine göre mutlaka haklı olduğunu düşünüyor. Onun için Allah korkusu olmadığında, şahısta sırf boş bir mantıksızlık olmaz, o kendine göre bir mantık bulur. Yani kendi kinine, nefretine, öfkesine mutlaka bir kılıf bulacaktır. Ancak Allah korkusunda insan ona, doğru hakemlik yapabilir. Mesela Allah korkusu olmayan insan diyor ki: Sen burada haksızsın diyor. Ama Allah korkusu olmadığında, haksız olduğu yönü görmek istemez şahıs, sadece kendince haklı olduğu yeri görmeye çalışır. Ama Allah korkusunda, haklı haksız iki tarafı da görür, yani kendi lehine olanı da, kendi aleyhine olan kısmı da görür, kedi aleyhine olan yer eğer doğruysa, Allah rızası için onu kabul eder. Kendini haklı olduğu yer görmesine rağmen, hak olan yeri kabul eder Allah korkusundan. Ama Allah korkusu olmadığında, züppelik devreye girer. Yani her devirde züppe ruh olmuştur. Mesela Firavunda klasik züppedir. Yani kendini çok ultra modern zannediyor. O devrin entelektüeli, en aydını, en kültürlüsü, en klas giyineni, en güzel arabalara sahip olarak düşünüyordu ve Müslümanları da kaale de almıyordu kendi kafasınca. Bunu yaparken de halkın rızasını çok önemli görüyordu. Yani; halk ne der? Zaten bir şey olduğunda, mesela Hz. Musa (a.s) bir şey söylüyor, “duyuyor musunuz?” diyor. Sığır duyulmaz olur mu? Zaten bağırarak konuşuyor, nasıl duyulmaz? Niçin? Çünkü halkın görüşü onun için çok önemli, onlara sükse yapmak, sırf züppelik yapmak için onu söylüyor. Mesela Hz. Musa (a.s) tebliğ yapıyor, “siz ne dersiniz” diyor adamlarına. Orada halka mı anlatıyor? Sana anlatıyor orada. Halka da anlatıyor ama sana anlatıyor özellikle. Halkın görüşünü sen ne yapıyorsun? Sen bırak halkın görüşünü. Sen sorumlusun Allah’ın hükümleriyle, sen muhatap oluyorsun, cevap verecek olan sensin. Allah korkusu olmadığı için, halkın rızasını esas aldığı için, halka göre cevap vermek istiyor. Onlar ne derse, ona göre hareket ediyor. Mesela onlar onu tahrik ediyorlar önce, birdenbire kudurmuyor Firavun, halk onu kudurtuyor, ondan sonra Hz. Musa (a.s)’a karşı saldırganlaşıyor. Önce sakin, önce demokrat bir tavır koyuyor, ama etrafındakilere sorduğunda, onlar onu galeyana getirince, ondan sonra kuduruyor Firavun. Halkın rızasına göre hareket ediyor. İnsanlarda bu çok yaygındır. Allah korkusu olmadığında insanlarda, halkın rızası esas olur. Halk ne der, insanlar ne der. Özellikle kendilerince seçkin gördükleri kişilerin ne dediğine çok önem verir küfür. Kuran’da buna çok dikkat çekilir: “Halkın ileri gelenleri” diyor, şımarmış, zengin, yani sosyetenin en ileri kesimi o devirde ve seçkinler, hep onlar Müslümanlara karşı tavır alanlar, tarih içerisinde genellikle onlar olmuştur. Tabii onların da içlerinde iyileri var ama ahlaksızları da var, fakat güç sahibi oluyorlar. Kuran onlara dikkat çekmiş. Mesela Firavun’da aynı şeyleri görüyoruz, diğerlerinde aynı şey görüyoruz; hepsi halkın ne dediğine çok önem veriyorlar. Hakk’ın ne dediğine, Allah’ın ne dediğine önem vermiyorlar ve kendilerini mutlaka haklı görüyorlar kendi kafalarına göre. O Firavun kafasında insan kendinin mutlaka haklı olduğuna dair delili arar bulabilir, yani eğer Allah’tan korkmuyorsa. Mesela Firavun’da da aynı; “Sen bunu putlara durduk yere yaptın” diyorlar. Hz. İbrahim (a.s) da diyor: “O zaman gidin onu onlara sorun” diyor, “onlar yapmıştır” diyor. Ama o toplum baskısından dolayı adamlar açıkça ‘evet haklısın’ diyemiyorlar Ama ayette diyor ki: “İçlerinden tasdik ettiler” diyor, yani kalben kabul ediyorlar ama zahiren kabul etmiyorlar. Onun için Firavun ruhunda: “Allah canlarını almadıktan sonra, kalpleri parçalanmadıktan sonra ikna olmazlar” diyor Allah. Yani o kadar azgın ve o kadar şiddetli oluyorlar. Ancak, Allah canlarını aldığında, kalpleri parçalandığında, tamamen mahvedildiklerinde vazgeçiyorlar. Bu, Allah korkusunun olmamasından oluyor, Allah korkusu olduğunda, böyle bir durum olmaz.
Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Bir Ayet Bir Açıklama
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler