Adnan Oktar'ın 19 Aralık 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Bediüzzaman’a diyorlar;“İstanbul’dan git” diyorlar,“çok tehlikeli” diyorlar, “İstanbul’da başına her şey gelir, hakarete uğrarsın, fitneye uğrarsın, iftira atarlar, hapse atarlar. İstanbul’da rahat edemezsin” diyorlar. “Seni” diyorlar;“Şam’a veya Hicaz tarafına gönderelim” diyorlar. “Orada çok itibar görürsün, çok iyi olursun. Hep hürmet, saygı içerisinde, rahatlık içerisinde yaşarsın. Burada seni çok ezerler, çok canın yanar. Sende talebelerinde rahat edemezsiniz” diyor,“İstanbul’a gitmeyin” diyorlar. “Gelin sizi ağırlayalım” diyorlar, “Şam’da, Hicaz’da ağırlayabiliriz” diyorlar, yani Mekke’de, Medine’de.
“Senin mektubunda benim istirahatimi ve eğer iktidarım olsa, benim Şam ve Hicaz tarafına gitmeme dair sizin hükümet-i hazıraya müracaat maddesi ise” yani“hükümete” diyorlar,“müracaat edelim, pasaport alıp gönderelim seni” diyorlar. “Evvela” diyor Bediüzzaman;“Biz, imanı kurtarmak ve Kuran’a hizmet için” diyor, “Mekke’de olsamda buraya” diyor,İstanbul’a “gelmek lazımdı” diyor. Bak; “imanı kurtarmak için” diyor;imanı kurtarmak; iman hakikatlerini anlatmak, Kuran mucizelerini anlatmak “ve Kuran’a hizmet için”. Kuran’a hizmet için ama bak; hurafeye değil! “Kuran’a hizmet için Mekke’de olsamda”. Hz. Mehdi (a.s.)’ın da yerini belirtmiş olmuyor mu böylece?
CEYLAN HANIM: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Çünkü “Mekke’de, Medine’de” diyor,“imtihan ortamı” yok,“mücadele yapılacak bir şey yok” diyor. “Mücadele yapılacak, iman hakikatlerinin anlatılacağı yerler burası” diyor,“Kuran’ın anlatılacağı yerler burası” diyor. Dolayısıyla Hz. Mehdi (a.s.)’ın nerede olması gerektiğini de anlatıyor. Cübbeli ne diyor?“Mekke’de olması lazım” diyor. Bediüzzaman da;“mücadelenin yeri İstanbul’da” diyor. “Mekke’de olsam da buraya gelmek lazımdı. Çünkü en ziyade burada ihtiyaç var.” Bak;“ihtiyaç var” demiyor, “biraz ihtiyaç var” da demiyor, “çok ihtiyaç” da “var” demiyor. Ne diyor? “En ziyade” yani “en çok burada ihtiyaç var” diyor. Neredeymiş? İstanbul’da.
CEYLAN HANIM: İstanbul’da.
ADNAN OKTAR: İstanbul, çünkü bütün dünyanın kültür başkenti.
GÜLŞAH HANIM: Evet.
ADNAN OKTAR: “Binler ruhum olsa” diyor, “binler ruhum olsa, binler hastalıklara müptela olsam”. Bediüzzaman’ın biliyorsunuz birçok hastalığı vardı, rahatsızlığı vardı, birçok rahatsızlığı vardı. “Ve zahmetler çeksem, yine de milletin imanına” bak;“iman”, fıkhi bilgiye değil bak;“iman”,“imanına”; Allah’a, Kuran’a, Kitap’a, ahirete, meleklerine, peygamberlere iman. “İmanına ve saadetine” iman olunca saadet olur;öbür türlü felaket oluyor. “Saadetine hizmet için burada (İstanbul’da) kalmaya Kuran’dan aldığım dersle karar verdim ve vermişiz.”
BERİL HANIM: MaşaAllah.
CEYLAN HANIM: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Saniyen: Bana karşı” diyor,“hürmet yerine hakaret görmek noktasını mektubunuzda; ‘Mısır’da, Amerika’da olsa idiniz, tarihlerde hürmetle yâd edilecektiniz’ diye yazıyorsunuz.” Bak;“hürmet göreceğin yere” diyor,“orada hakaret görüyorsun, iftira ediyorlar”.Olmadık hakarete uğruyor Bediüzzaman. İşte diyorlar;“kadınlar gayrimeşru ilişki için akşamları evine geliyor” diyorlar Bediüzzaman’a, yetmiş yaşında ihtiyara, mübarek insana. “Evine cinsel ilişki için geliyorlar” diyoryetmiş yaşındaki insana diyorlar;“gayrimeşru kadınlar evine geliyorlar. Kasayla” diyorlar, “kasa hesabıylarakı gidiyor” diyorlar“akşamları” diyorlar,“içmesi için, Bediüzzaman’ın evine”. Bunlar en hafif iftiralar. Akla hayale gelmeyecek; vatan hainliğinden tut, insanları istismar etme, çıkarcılık, gençleri kandırma, gençleri ailelerinden koparma gibi, gençleri ailelerinden uzaklaştırma gibi akıl almaz fesada yönelik, fitneye yönelik iftira ve baskılarda bulunuyorlar. “Bana karşı hürmet yerine hakaret görmek noktasını mektubunuzda;‘Mısır’da, Amerika’da olsa idiniz’”“Amerika’ya kaçmayı da uygun bulmuyorum” diyor Bediüzzaman, “Amerika’ya gitmek de olmaz” diyor,“Mısır da olmaz” diyor. Hani diyorlar ya bir kısım;“Mısır’a gitseydi” diyorlar veyahut “Amerika’ya gitseydi”. “Tarihlerde hürmetle yâd edilecektiniz’ diye yazıyorsunuz.”“Benim” diyor,“hürmetle yâd edilmeye ihtiyacım yok” diyor. “Aziz, dikkatli kardeşim” diyor, “biz, insanların hürmet ve ihtiramından” muhterem görmesinden, saygı göstermesinden “ve şahsımıza ait hüsn-ü zan ile” yani ‘büyük âlim’, ‘büyük müceddid’, ‘asrın müceddidi’, ‘kutbu’ gibi “hüsn-ü zan ile ikram ve tahsinlerinden” ikram olmuş oluyor bu.‘Tahsin’; muhsin göstermek, iyi göstertmek. ‘Tahsinat’; yani övmek, yüceltmek, iyi halde göstermek. “Mesleğimiz itibarıyla cidden kaçıyoruz” diyor.“Ben meraklısı değilim” diyor Bediüzzaman. Var ya bazıları itibarı için, ağrına gittiği için kaçar. “Hususan acip bir riyakârlık olanşöhretperestlik”. “İöhret kazanmak riyakarlıktır” diyor. “Ve cazibedar bir hodfuruşluk olan” yani büyük görünmek “ve tarihlere şaşaalı geçmek” işte ‘çok büyük âlim’, ‘asrın en büyük âlimi’“şaşalı geçmek ve insanlara iyi görünmek ise,” yani herkesin beğenisini kazanacak durumda olmak ise “nurun bir esası olan, mesleği olan ihlâsa zıttır ve münafidir.” “İhlâsla bunun alakası yoktur” diyor, “samimiyetle bunu alakası yoktur” diyor.“Zıttır”, aksidir “ve münafidir”,yani “olamaz” diyor. “Onu arzulamak değil, bilakis şahsımız itibarıyla ondan ürküyoruz.” “Ben meraklısı değilim” diyor,“öyle bir şeyin. Bana hakaret etsinler, iftira etsinler” diyor,“yeter ki Kuran’a İslam’a hizmet edeyim ben” diyor. “Ben ne Amerika’ya kaçarım” diyor,“ne Mısır’a kaçarım, nede öyle keyfimin peşindeyim, ne de korkarım.Ne öldürülmekten korkarım, ne hapse atılmaktan korkarım, ne acı çekmekten korkarım.Elinizden geleni ardınıza koymayın” diyor,“delikanlıyım ben” diyor,“korkak değilim ben” diyor,“bir tek Allah’tan korkuyorum” diyor.“Yalnız Kuran’ın feyzinden gelen ve icaz-ı manevisinin lemeatı olan ve Kuran feyzinden gelen hakikatlerinin tefsiri bulunan, tılsımlarını açan Risale-i Nur’un revacını” yani Risale-i Nur’un gelişmesini“ve herkesin ona ihtiyacını hissetmesini” yani; “bütün Anadolu’nun, herkesin ihtiyacı var” diyor.“Ve pek yüksek kıymetini herkes takdir etmesini, onun pek zahir manevi keramatını”kerametlerini. Bak; “pek zahir manevi keramatını” yani gözle görülür keramet meydana geliyor. “İman noktasında zındıkanın” dinsizlerin“bütün dinsizliklerini mağlup ettiklerini ve edeceklerini” yani onları ezmeye, materyalistleri ezmeye devam edeceklerini “bildirmek, göstermek istiyoruz ve onu Rahmet-i İlahiye’den bekliyoruz”diyor Bediüzzaman.
CEYLAN HANIM: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, neymiş demek ki faaliyetin yeri?
BERİL HANIM: İstanbul.
ADNAN OKTAR: Ne Amerika, ne Mekke Medine;“İstanbul” diyor Bediüzzaman.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler