Adnan Oktar'ın 30 Aralık 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Bediüzzaman Hazretlerine talebeleri o zamanlar hüsnü zan olarak sürekli “Hocam, sen Hz. Mehdi (as) mısın?” diyorlar. Açıklıyor. Yine “Hz. Mehdi (as) mısın?” Açıklıyor, yine “Hz. Mehdi (as) mısın?”. Zübeyir ağabey olsun, Hüsrev Ağabey, hepsi anlamışlar, Sungur ağabey zaten farkında, Seyyid Salih Özcan ağabeyimiz Hz. Mehdi (as)’ın sonradan geleceğini biliyor. Fakat buna rağmen soruyorlar.
“Nurun ehemmiyetli ve çok hayırlı bir şakirdi”, bak “çok ehemmiyetli ve çok hayırlı” diyor, sevdiği bir insan. “...çokların namına” birçok kişi adına geliyor ama. Mesela yüz kişi, bin kişi soruyor; onların namına geliyor, soruyor. “...benden sordu ki: "Nurun halis ve ehemmiyetli bir kısım şakirdleri, pek musırrane olarak ahirzamanda gelen al-i Beytin büyük bir mürşidi seni zannediyorlar.” Hz. Mehdi (as) zannediyorlar seni diyor. “ve o kadar çekindiğin halde onlar ısrar ediyorlar” yani “illaki Hz. Mehdi (as)’dır” diyorlar. Bak, ısrar o zamanda da var, şu anda da var. “Sen de bu kadar musırrane onların fikirlerini kabul etmiyorsun, çekiniyorsun. Elbette onların elinde bir hakikat ve kat'î bir hüccet var”, “onlarda da bir delil var” diyor. “ve sen de bir hikmet ve hakikata binaen onlara muvafakat etmiyorsun” , “‘evet, doğrudur’ demiyorsun” diyor. “Bu ise bir tezattır, herhalde hallini istiyoruz.” “Mutlaka hallet bunu” diyorlar Bediüzzaman’a. “Ben de bu zatın temsil ettiği çok mesaillere cevaben derim ki:” yani verdikleri açıklamalara karşılık derim ki, “O has Nurcuların ellerinde bir hakikat var”, yani “‘hiç delil yok’ demiyorum bir hakikat var”, “Fakat iki cihette bir tabir ve te'vil lazım” açıklanması lazım.
“Birincisi: ÇOK DEFA MEKTUPLARIMDA İŞARET ETTİĞİM GİBİ”, bir kere değil, iki kere değil, “her zaman işaret ediyorum” diyor. “MEHDÎ AL-İ RESÛLÜN TEMSİL ETTİĞİ” başında bulunduğu “KUDSÎ CEMAATİNİN” bak cemaat “ŞAHS-I MANEVÎSİNİN “Hz. Mehdi (as) var, cemaati var ve ondan oluşan bir fikir sistemi var. “ÜÇ VAZİFESİ VAR”, kaç taneymiş? Üç tane. Şimdi burada delil net; üç tane. “EĞER ÇABUK KIYAMET KOPMAZSA” bir. İki; “VE BEŞER” yani insanlık “BÜTÜN BÜTÜN YOLDAN ÇIKMAZSA” iyice sapıtmazlarsa “O VAZİFELERİ ONUN CEMİYETİ” Hz. Mehdi (as)’ın cemiyeti, “benim cemiyetim” değil bak, “ONUN CEMİYETİ VE SEYYİDLER CEMAATİ YAPACAĞINI RAHMET-İ İLAHİYEDEN BEKLİYORUZ”. “Bekliyoruz” ne demek? Bekleme halinde, daha olmamış. “VE ONUN ÜÇ BÜYÜK VAZİFESİ OLACAK:” Şimdi, ikiye indirmek yalancılık olur. Bire indirmek de yalancılık olur. Üç vazifeyi de yapması gerekiyor.
“Birincisi:Fen ve felsefenin tasallutiyle” deccalin açıklamasını burada net yapmış işte. Diyorlar ki “deccal nedir?” Bediüzzaman deccali anlatıyor; Hz. Mehdi (as)’ın en başta mücadele ettiği kim ise deccal odur. “ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu beşer içine intişar etmesiyle” işte bakın buyurun, deccal. Maddiyyun, tabiiyyun nedir? Materyalizm, Darwinizm. “Başka bir şey yok” diyor bak, “deccaliyet budur” diyor. “beşer içine intişar etmesiyle” halk içinde gelişmesiyle “her şeyden evvel” her şeyden evvel ne olabilir? Deccal işte, en önemli konu. Önce deccal. “felsefeyi ve maddiyyûn fikrini” materyalizm fikrini “tam susturacak bir tarzda îmanı kurtarmaktır”. Ama neyden kaynaklanıyormuş bu? Fen ve felsefeden kaynaklanıyor. “maddiyyûn fikrini tam susturacak bir tarzda îmanı kurtarmaktır” insanların imanını kurtarmak. Deccal neyle geliyor? Fen ve felsefeyle geliyor, Hz. Mehdi (as) neyle geliyor? Fen ve felsefeyle. Silaha silahla. Adamın elinde ne var? Fen, felsefe var, Hz. Mehdi (as)’ın elinde ne var? Onun da elinde fen, felsefe var. “Ehl-i îmanı dalaletten muhafaza etmek” ehli imanı Darwinizm’e, materyalizme düşmekten muhafaza etmek “ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla”, Hz. Mehdi (as)’dan ne anlıyoruz? Hz. Mehdi (as) demek ki dünyayı bırakıyor, bir de her şeyi bırakıyor. “çok zaman tetkikat (araştırma) ile meşguliyeti iktiza ettiğinden (gerektirdiğinden), Hazret-i Mehdî'nin”, “benim” demiyor, “Hz. Mehdi (as)’ın” diyor. “o vazifesini bizzat kendisi görmeye” diyorlar ya, “Hz. Mehdi (as) Arapça bilmiyorsa, üniversite eğitimi almamışsa nasıl bu işleri halledecek?” diyor ya, bak açıklıyor; “o vazifesini bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsaade edemez. “Ne vakit ne de hal müsaade edemez” diyor. Diyorlar ki “Hz. Mehdi (as) Kuran’ı ezberden bilmesi lazım, Arapça bilmesi lazım, antropoloji, paleontoloji, her şeyi su gibi bilmesi lazım”.Bediüzzaman öyle demiyor; “o vazifesini bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsaade edemez” bir de hal de var, Mehdilik halleri var. “Çünkü hilafet-i Muhammediye (a.s.m.) cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor”, “vakti yok” diyor.“HERHALDE O VAZİFEYİ ONDAN EVVEL BİR TAİFE BİR CİHETTE GÖRECEK”. Kısmen. “Bilim adamları bir cihette görecekler, bu çalışmayı yapacaklar” diyor. “O ZAT, O TAİFENİN UZUN TETKİKATI İLE YAZDIKLARI ESERİ KENDİNE HAZIR BİR PROGRAM YAPACAK”, “hazır kitapları, hazır eserleri istifade edip onlardan kitaplar hazırlayarak bu çalışmayı yapacak” diyor. Burada anlatılan nedir? Bambaşka bir insandan bahsediliyor ve bambaşka bir çalışmadan bahsediliyor. Onun için de Sungur ağabeye ben Hz. Mehdi (as)’ı sorduğumda “‘bambaşka olacak’ dedi” diyor. “Hz. Mehdi (as) Nur talebesi mi olacak ağabey?” dedim, “Nur talebesi olmayacak” dedi. “Peki, nasıl olacak ağabey?” dedim, “‘bambaşka olacak’ dedi” dedi. Bak, bambaşka bir şeyden bahsediyor burada Bediüzzaman. “HERHALDE O VAZİFEYİ ONDAN EVVEL BİR TAİFE BİR CİHETTE GÖRECEK. O ZAT, O TAİFENİN UZUN TETKİKATI İLE YAZDIKLARI” bak tetkikat; uzun araştırmaları ile yazdıkları “ESERİ KENDİNE HAZIR BİR PROGRAM YAPACAK”. Onunla kitapları yapacak, onun ile televizyon programları, internetten çalışmalar yapacak.“ONUN İLE O BİRİNCİ VAZİFEYİ TAM YAPMIŞ OLACAK” yani Darwinizm’i, materyalizmi çökertme vazifesini tam yapmış olacak. “BU VAZİFENİN İSTİNAD ETTİĞİ KUVVET VE MANEVÎ ORDUSU, YALNIZ İHLAS VE SADAKAT VE TESANÜD SIFATLARINA TAM SAHİP OLAN BİR KISIM ŞAKİRDLERDİR” Talebelerinin bir kısmının bu yönde görev alacağını söylüyor. Hepsi değil, bir kısmı. Samimi, sadık ve tesanüt sıfatlarına; yani “birbirine bağlı bu gençler” diyor. “NE KADAR DA AZ OLSALAR” diyor Bediüzzaman, öyle çok fazla, binlerce, yüzlerce falan değil, çok az. “MANEN BİR ORDU KADAR KUVVETLİ VE KIYMETLİ SAYILIRLAR” yani “ordu gibi ezici güçleri vardır” diyor.
“İkinci vazifesi:” bak vazifesi bitmedi. Diyorlar ki “Hz. Mehdi (as)’ın bir tane vazifesi var”.yalan söylemeye ne gerek var? “Üç tane” diyorsa üç tanedir. “Üç tane” diyor Bediüzzaman. “Bizzat hayattayken üç görevini de yapacak” diyor.“HİLAFET-İ MUHAMMEDİYE (A.S.M.) UNVANI İLE ŞEAİR-İ İSLAMİYEYİ İHYA ETMEKTİR.” Bir kere Müslümanların lideri oluyor, bütün dünya Müslümanlarının lideri. Ve bu ilan ediliyor. Kaçıncı aşamada? İkinci aşamada. Bu birinci aşama kırk yıl kadar sürüyor. Bu ikinci aşama, süratle gelişecek olaylardır, bunlar birkaç yılın içinde bitecek olaylardır. Müslümanların önce lideri oluyor, bütün İslam aleminin. Sonra b”, “İslam’ın bütün hükümlerini ihya edecektir” diyor. Bediüzzaman’da böyle bir şey oldu mu? Olmadı. “ALEM-İ İSLAMIN VAHDETİNİ NOKTA-İ İSTİNAD EDİP” bütün alem-i İslam’ın, vahdet ne demek? Birlik. Nokta-i istinad; dayanma noktası oluşturup “BEŞERİYETİ” bütün dünyayı, “Müslümanları” demiyor, “BEŞERİYETİMADDÎ VE MANEVÎ TEHLİKELERDEN” terör, anarşi, uyuşturucu, her türlü “VE GADAB-I İLAHÎDEN” kıyametten “KURTARMAKTIR. BU VAZİFENİN, NOKTA-İ İSTİNADI VE HADİMLERİ, MİLYONLARLA EFRADI BULUNAN ORDULAR LAZIMDIR”. Bu da Hz. Mehdi (as) zamanında oluşuyor. Bediüzzaman’da, onun zamanında olmadı bu. Boş yere insanları aldatmaya kalkmasınlar. Onun için aldatmasınlar diye Bediüzzaman da uzun uzun açıklıyor. “Çok defa da anlattım” diyor. “ÇOK DEFA MEKTUPLARIMDA İŞARET ETTİĞİM GİBİ” diyor.
Vazife bitiyor mu? Bitmiyor. Hz. Mehdi (as) sağ, daha devam ediyor. Adetullaha münafi, olamaz diyorlar. Olur diyor Bediüzzaman. Sen Bediüzzaman’dan daha iyi biliyorsan o ayrı mesele, iddia ediyorsan. O zaman seni zaten kale almam, muhatap olmam.
“Üçüncü vazifesi:İNKILABAT-I ZAMANİYE İLE” zamanın inkılapları, değişmesiyle “ÇOK AHKAM-I KUR'ANİYENİN ZEDELENMESİYLE” Kuran’ın bazı hükümlerinin zedelenmesi, yok olma değil, zedelenme. “Sakatlandı” da demiyor, haşa, “zedelendi”. “VE ŞERİAT-I MUHAMMEDÎYENİN (A.S.M.) KANUNLARI BİR DERECE TATİLE UĞRAMASIYLA” İslam ahlakının kısmen uygulanmamasıyla “O ZAT, BÜTÜN EHL-İ ÎMANIN MANEVÎ YARDIMLARIYLA VE İTTİHAD-I İSLAMIN MUAVENETİYLE” bütün ehli iman yardım ediyor. Şii’si, Alevi’si, Bektaşi’si, Sünni, bütün Müslümanlar, hepsi.“BÜTÜN EHL-İ ÎMANIN” iman eden herkesin “MANEVÎ YARDIMLARIYLA” maddi değil, manevi yardımlarıyla “VE İTTİHAD-I İSLAMIN MUAVENETİYLE” o zamanda İttihad-ı İslam da oluşturuluyor. Bediüzzaman’da oldu mu? Olmadı. “İTTİHAD-I İSLAMIN MUAVENETİYLE” yardımıyla “VE BÜTÜN ULEMA” bir kısmı demiyor, “BÜTÜN ULEMAVE EVLİYANIN” Şeyh efendilerin, hoca efendilerin “VE BİLHASSA AL-İ BEYTİN NESLİNDEN HER ASIRDA KUVVETLİ VE KESRETLİ BULUNAN MİLYONLAR FEDAKAR SEYYİDLERİN İLTİHAKLARIYLA O VAZİFE-İ UZMAYI (o büyük vazifeyi) YAPMAYA ÇALIŞIR”, “gayret edecek” diyor.
“Şimdi hakikat-ı hal böyle olduğu halde, en birinci vazifesi ve en yüksek mesleği olan îmanı kurtarmak ve îmanı tahkikî bir surette umuma ders vermek, hatta avamın da îmanını” demek ki üniversiteye ve aydın kesime yöneliyor Hz. Mehdi (as). “hatta avamın da” diyor, ne demek? Demek ki halka da yönelecek. “Halka yönelik de çalışma yapacak” diyor ama ana hedef neresi olmuş oluyor? Aydın kesim. “hatta avamın da îmanınıtahkikî yapmak vazifesi ise, manen ve hakikaten hidayet edici, irşad edici manasının tam sarahatını ifade ettiği için, Nur Şakirtleri bu vazifeyi tamamıyla Risale-i Nur'da gördüklerinden, ikinci ve üçüncü vazifeler buna nisbeten ikinci ve üçüncü derecededir, diye” o kadar önemli değildir diye “Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsini haklı olarak bir nevi Mehdî telakki ediyorlar”. “Olabilir, bu şekilde telakki edebilirler” diyor. “O şahs-ı manevînin de bir mümessili, Nur Şakirdlerinin tesanüdünden gelen bir şahs-ı manevîsi ve o şahs-ı manevîde bir nevi mümessili olan bîçare tercümanını zannettiklerinden”, yani Bediüzzaman “beni zannettiklerinden” diyor. “bazan o ismi ona da veriyorlar. Yani “bana da veriyorlar Mehdi ismini” diyor. “GERÇİ BU, BİR İLTİBAS VE BİR SEHİVDİR”, “yanlış yapıyorsunuz” diyor. Sehiv nedir? Hata. “Hatadır”. “FAKAT ONLAR ONDA MES'UL DEĞİLLER. ÇÜNKÜ ZİYADE HÜSN-Ü ZAN, ESKİDENBERİ CEREYAN EDİYOR”, “herkes sevdiklerini böyle zanneder ama doğrusu budur. Hz. Mehdi (as) sonradan gelecek, üç vazifenin üçünü birden yapacak. Ben iman hakikatlerini anlatıyorum, tamam. İmam-ı Rabbani de yaptı, başka alimler de yaptı. Hakikaten bu büyük bir görevdir, önemlidir. Ama üçünü birden yapmadıktan sonra Büyük Mehdi olamazlar” diyor. Bunu defalarca anlattım. Çünkü narcı dedeler bunu yüz bin kere anlatmışlardır, aksini bu konunun. Bu konuya zaten girmez onlar. Bu konuyu hiç duyamazsın onlardan. Israrla kaçınırlar, bunu söylemezler. Bir narcının bunu okuduğunu bana bir banda alın, getirin, bir göreyim. Okuyamaz.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler