MUHABİR: Ben bir lisede öğretmenim, bir televizyon kanalının bilim adına bir dergi çıkardığını duydum, büyük bir yer. Derginin de güzel olacağını düşündüm, öğrencilere bu dergiyi almalarını istedim. Bir tane aldım, gördüm ki neredeyse baştan sona evrimi anlatıyor. 21. yüz yılda olduğumuza inanasım gelmedi. Bir konuda Stanley Miller’in deneyini anlatırken iki sayfanın da ortasına koca bir tabak çorba resmi çizmişler, tabağın içine de bir tane kaşık koymuşlar, ilkel çorbadan meydana geldiğimizi anlatmışlar ve tabi dergi tamamen gözümden düştü. Sizce bir derginin neredeyse bütün konularını evrimle açıklamaya çalışması neyin göstergesi? Asiye Gülriz, İstanbul’dan. Bu dergiye denk gelmedim ama
ADNAN OKTAR: Şimdi şöyle bir stil vardı da milletimiz buna karşı güç kazandı. Eskiden bilim adamları işte Celal Hoca tarzları böyle çıkıp böyle heyecanlı, şova yönelik hareketler yapıyorlardı. Bilimsel kelimeler Latince, Fransızca, İngilizce kelimeler bu adamlar diyor allame derya bu adam bunla konuşulmaz hakkaten bu ermiş diyorlar bayağı bir şey biliyor, diyorlardı. Yani ilmi konularda ermiş. Baktılar ki adamlar yani tamamen boş, kardeşim nerenin çorbası, biz sana eğer illa çorba yapmak istiyorsan biz sana hazır protein getirelim,
MUHABİR: Birde çorba çıktı şimdi,
ADNAN OKTAR: Tabi, protein getirelim, sen bir tane hücreyi bütün bilim adamlarını bir araya getirirsen 100 sene uğraşsan yapamazsın, tesadüf bunu nasıl yapsın. Tesadüf ne ustası da yapsın, yani tesadüf, istediğin kadar bekle başında, sen bütün imkânları bir araya geldiği halde bilimsel olarak yapamıyorsan tek bir hücreyi, tesadüfün yapamayacağını 5 yaşındaki çocuk anlar bunu, onun için her konuda açmazda oldukları çok net, çok sarih. Mesela diyoruz fosil getir diyoruz, dinozor muhabbetine giriyor.
MUHABİR: Evet,
ADNAN OKTAR: Yani mükemmel canlıları, böyle kusursuz düzgün canlılardan bize bahsediyor, o bilakis yaratılışa delildir dinozorlar.
MUHABİR: Evet,
ADNAN OKTAR: Yani onun ara fosil olmadığından daha haberi yok, ara fosilin ne olduğunu bilmiyor.