ADNAN OKTARIN AZERNEWS (AZERBAYCAN) RÖPORTAJI (23 EKİM 2008)
ADNAN OKTAR: Türk-İslam birliğinin bir parçasıdır Hıristiyanlarda. İsteyen her İslam ülkesine komşu olan Hıristiyan ülkelerde Türk-İslam birliğine girebilirler. Davet edilir. İsterse rahatça girer. Yani sevinçle de kabul edilir bu. Dolayısıyla Türkiye hem Müslümanların hem Hıristiyanların hem Musevilerin lideri olmuş olacak inşaAllah. Yani lideridir, lideri de olmuş olacak. Ve hepsine barış, huzur ve adalet sunacak. Türkiye zaten bunu şu an fiilen yapıyor. Bosna’da da yapıyor, efendim Irak’ta da yapıyor. Efendim Afganistan’da da yapıyor, her yerde yapıyor, nereye gitse sevgiyle karşılanır Türk ordusu. Ama bunun çapı çok genişleyecek. Çünkü bizim milletimiz böyle şefkatlidir, sevgiden dostluktan çok hoşlanır. Yani yemez yedirir, içmez içirir, yani mesela en iyi yatağı olsa gider onu misafirine verir, kendi yani onu aramaz.
ADNAN OKTAR’IN BAŞKENT TV RÖPORTAJI (23 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR: Onlar çok munis, çok efendidir Museviler.
MUHABİR: Onları da Türk İslam Birliği’nin içerisine dâhil ediyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Tabii ki, son derece rahat edecekler. İstedikleri gibi sinagoglarında ibadet edecekler, istedikleri gibi ticaret yapacaklar.
MUHABİR: Osmanlı’da da öyleydi zaten.
ADNAN OKTAR: Tabi ki, o bütün bölgede istedikleri gibi ticaret yapsınlar. Zaten gittikleri yere onlar zenginlik götürürler. Museviler yamandır. Ticaret yapar, sanayi tesisleri kurar, birşeyler yapar. Doktorları var, mühendisleri var. Kafası çalışan insanlardır. Biz onların kapısını, yolunu açacağız. İstediği gibi faaliyet yapsınlar ve bütün mesele bu insanların can güvenliğini sağlamak ve rahat etmelerini sağlamak ama güç mutlaka Türk tarafında olması lazım.
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR: Ermeniler, Museviler, Hıristiyanlar. Onlar için dünyayı adeta cennete çevireceğiz biz. Çok önemli. Müslüman kardeşlerimiz zaten cennet hayatı gibi hayat yaşayacaklar. Ama onlar da ehli kitaptır, Allah’ın bize emanetidir. Onların çektiği çileden kimse bahsetmiyor. İsrail’de Hıristiyanların nasıl ölüm korkusu içerisinde yaşadıklarını, mesela manastırlardan, kiliselerden nasıl çıkamadıklarını, nasıl eziyet gördüklerini kimse bilmiyor. Dindar Musevilere yapılan zulmü kimse bilmiyor. Çok fakir ve perişan vaziyetteler onlar. Ben geçenlerde öyle bir haham geldi İsrail’den dostumuz. Çok şeker bir şey. Böyle sakallarını filan sevdim. Nasıl coşkulu, nasıl sevgi dolu maşaAllah. Mesela biz bu Türk İslam Birliği’nden nasıl rahat edeceklerinden bahsettim, adamcağız ağladı. O kadar hoşuna gidiyor. İnşaAllah vesile olursun dedi, Allah sizi vesile eder dedi.
SAYIN ADNAN OKTAR’IN TRABZON TV RÖPORTAJI (4 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR: Yani, komşularımız ister Hıristiyan olsun, ister Musevi olsun bütün komşularımızla mutlu ve huzurlu, bereketli ve bolluk içinde yaşamak çok önemlidir. Yani, sen aç kal ben tok kalayım, bu olmaz. Onun için mesela, biz Türk İslam Birliği’ni düşünürken Ermenistan’ı da düşünmek durumundayız. Yani, siz, bize ne, siz Türk de değilsiniz, Müslüman da değilsiniz, bizi ilgilendirmez demeyiz biz. Çünkü Kuran’ın içerisinde onların da bizim kardeşimiz olacağı ahlakını anlıyoruz biz. Kuran bize bu ahlakı veriyor, ehli kitabı korumamız gerektiğini anlıyoruz biz Kuran’dan.