ADNAN OKTAR: ... müminlerde de çok şiddetli bir muhabbet vardır. İnsanlar da onun hikmetini bazen çıkaramazlar. Onu yaşayamayan insanlar onu çıkaramazlar. Hâlbuki bu insanlar 6. duyuyu yaşıyorlar. Yani onların bilmediği bir mucize oluşuyor. Tutku bir mucizedir. Yani derin bir zevktir. Bir kısmı tutkuyu takliden anlatıyorlar. İşte çok seviyorum diyor. Peki, o zaman birbirine hakaret ediyorsun, saldırıyorsun, aşağılıyorsun, üzüyorsun, maddi çıkarınla çatıştığında anında harcıyorsun. Kendi nefsinle çatıştığında anında harcıyorsun. E o zaman onun adı tutku değil. Demek ki, sen dinlerden hak dinlerden gelen bir tutku sözünü duymuşsun. İyi bir şey olduğunu bilinç altında biliyorsun, onu arıyor fakat bulamıyorsun. Küfürde öyle onu bilir bilinçaltında fakat yaşayamaz. Mümin bunu bilinçaltında bilir ve en önemlisi yaşar Allah ona yaşatır. Yani bu özel duyguyu ve özel sistemi Allah onda yaratır. Mesela tutkuyu tarif et deseniz bir mümine tarif edemez ama şiddetli bir zevk olarak yaşar. Ve tutku yaşlanmayla Müslüman’ın üzerinden gitmez. Mesela o tip insanlarda hastalık da gider tutku dediği şey, mesela aşkı çok beğendiğini söyleyen bir delikanlı oluyor biz kızın, çocuk herhangi bir hastalık geçiriyor Elinin yüzünün şekli biraz değişiyor bir anda tutku uçuyor, gidiyor.
TEMPO TV: Aşk bitiyor.
ADNAN OKTAR: Aşk bitiyor. O ne demektir? Demek ki tutkunun sahte, çok kötü bir taklidinin içerisine girmiş, ona özenmiş ve gerçek tutkuyu bilmiyor demektir. Hâlbuki insan gerçekten tutku ile seviyorsa mesela eli yüzü yansa da sevdiğinin onu daha da fazla sever ve daha da derin bir şevkatle ona karşı muhabbet duyar, çünkü onun cennetteki gerçek yüzünün ne kadar mükemmel olacağını bilir ve sonsuza kadar onla yaşayacağını da bilir. Sahte sevgilerde on yıl - onbeş yıl, beş yıl, üç yıl bazen bir kaç aydır tutku ama gerçek tutku da sonsuza kadardır. Çünkü Allah’ı seviyorsun Allah’ın tecellisi olarak seviyorsun sonsuza kadar Allah’ın öyle tecelli edeceğini bilirsin inşaAllah umarsın o yüzden derin bir sevgi ile sevip sonsuza kadar beraber olma isteği ile bağlanırsın bu sarsılmaz bir sevgidir. Yoksa öbür türlü rahatça ölüp gideceğini yok olacağını bildiği bir varlığa hele ki evrimle oluştuğuna inanıyorsa bir maymun türü olduğuna inanıyorsa yani öyle bir insanın aşktan tutkudan bahsetmesi en kadar suni duracağını çocuk olsa bilir.
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (14 Mart 2009)
ADNAN OKTAR: Yani gerçek bir mümin kadınla gerçek bir mümin erkek çok şiddetli bir haz içerisinde yaşarlar ve katlamalı sevgileri artar. 2,4,8,16 tarzında tabir edeyim. Şiddetle sevgileri artar ve birbirlerinden çok hoşnut olurlar. Varlığından müthiş memnun olur yani görür görmez içi açılır. Ama öbürlerinde de kahvehaneye gitse de dışarıya çıksa da şu pislikten bir kurtulsak gibisinden. Birbirlerini görmediklerinde huzur duyuyorlar. İşte bu belanın şiddetini göstertiyor. Onun için Allah mümin kadınlar, mümin erkeklere diyor. Kafir erkekler de kafir kadınlara diyor. Kafir kadınlar da kafir erkeklere diyor. Yani küfreden, Allah’a dine uzak olan insanlar. Cennette de böyledir. Mümin kadınlar, Allah diyor gözlerini yalnız eşlerine tutkuyla yöneltmiş, tutkuyla bağlı kadınlardan bahsediyor Allah. İlk özellik olarak buna dikkat çekmiş Allah. Tutku. Yani ve sadece onlara teksif olmuşlar. Yani burada hem sadakat var, hem vefa var, hem tutku var. Şiddetli bir haz kaynağı olarak Allah bunu belirtmiş. Bu dünyada da ahirette de müminler için bir nimettir. Fakat onlara has gizli bir sırdır. Bunu bilmeyen kadınlar çok çabuk çökerler, yazık. Yani onlar, o güzel canları, o onun ızdırabı ile o onun sıkıntısı ile kısa sürede bedenlerine de yansır. Bedenlerini de çökertiyor. Kadınların bu kadar çabuk çökmeleri, bir çoğunun bu kadar çirkinleşmesinin kökeninde sevgisizlik var. Sevgi vücudun en şiddetli gıdasıdır. Yani hücreler, bütün vücut hücreleri sevgiyi tanır. Göz hücresi göz kocaman olur sevgiden. Cilt güzelleşir, gerginleşir sevgiden. Ses müthiş güzel hale gelir, etkileyici hale gelir, vücut elektriği çok çok güzel hale gelir. Saçlara etki eder, bütün cilde etki eder sevgi. Ama sevgi gittiğinde bütün vücut kanserleşir adeta, mesela saç kanserleşir. Göz kanserleşir. Yani dili, dudağı, her yeri kanserleşir insanın. Kadında da erkekte de. O yüzden çok çabuk çöküp böyle bir çirkinlik, bir kütlük, bir köseleleşme, bir köselemsi yapı meydana gelir. Mümin kadın ve mümin erkekler de bilakis daha körpe ve çok çok daha fazla güzelleşirler. Yani imanın ve sevginin etkisiyle. İmandan kaynaklanan sevginin etkisiyle. Bu Allah’ın bir sırrıdır. Ama insanlar bunun farkına varmıyorlar. Bir çoğu farkına varmaz.
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (14 Mart 2009)
ADNAN OKTAR: Gerçek kadın zaten, hakiki kadın akıldan şiddetli etkilenir. Akıllı bir erkek de kadındaki akıldan çok şiddetli etkilenir. Onları Allah birbiri için yaratmıştır. Yani en şiddetli zevk aldıkları şey o ruhani hazdır. Yani etten kemikten insan ikinci dereceden üçüncü dereceden etkilenir. Ama kadının ruhunu gösteren yer gözleridir. Kadının gözlerinden sevgi akar. Akıllı bir insana, akıllı olana. Akıllı erkekten de kadının içine doğru şiddetli bir sevgi akar. Muazzam bir akış olur karşılıklı. Bu bütün vücudunu şiddetli etkileyen bir hazza dönüşür. Mesela akıllı bir insanın, akıllı bir kadının sesi de çok etkileyicidir. Yani ruhta derin etki yapar. Konuşması da çok çok derin etki yapar. Sırf bakışı ve konuşması çok sökücü yani çok sarsıcı derecede etki yapar. Ama karşılıklı yani kadın ve erkek için aynıdır bu özellikler.
ADNAN OKTAR: Bir de akıllı bir kadın bir akılsıza sevgiyle bakmaktan nefret eder. Yani tiksinir kadın, yapamaz onu gücü yetmez. Mesela çok güzel gözlü kadınlar, çok güzel bakabilen sevgi dolu kadınlar yazık o güzelliklerine hep böyle ket vurulmuş, hep kavrulmuş olarak kalır. Bir türlü öyle bir insanla karşılaşamazlar. Halbuki kadın doya doya sevgisini akıtmak ister. Ve doya doya sevgiyi almak ve emmek ister. Ama yapamaz bulamazlar. Çok çok çok nadir rastlarlar. Ama orada da mantıklarını kullanıyorlar. O zaman da tamamen belanın içine girmiş oluyorlar. Yani çünkü orada da çıkar arıyor yine. Bu aradığını buluyor ama üstüne de çıkar arıyor. Halbuki orada çıkarsız Allah rızası için, Allah aşkıyla yapması gerekirken orada bir şeytanın oyununa geliyor, yine alta düşüyor.