ADNAN OKTAR’IN KANAL 35 (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI
(14 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR: Onlara Allah sevgisini, Allah korkusunu vermezse, şefkati, derinliği Allah’ı aşkla sevmeyi öğretmezlerse çocuk yarı deli gibi oluyor tabii ve ailelerin rolünü de görüyoruz yani Kur’an’da da buna işaret vardır, hadislerde de işaret vardır. Deccal’in avucunun içerisine götürüyor körpecik çocuğu koyuyor. Deccal de onu eziyor ona geri gönderiyor bu sefer, bu sefer annesinin babasının başına bela oluyor. Gidiyor babasını dövüyor, annesini dövüyor hakaret ediyor, çok hırçın oluyor, anneler babalar çocuklarından dolayı, ben birçok aile bilirim müthiş gerilim içinde yaşıyorlar. Adam rahat uyuyamıyor. Yaşlı başlı adamın eli ayağı boşalıyor, saldırganlaşıyor. Bunların ortadan kalkması için Allah korkusunun, Allah sevgisinin topluma yayılması çok önemli inşaAllah.
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI
(14 MART 2009)
MUHABİR: Kimse beni kaale almıyor, kimse beni dinlemiyor, kimse benim fikirlerime değer vermiyor mantığıyla hareket edip, 17 yaşındaki bir çocuk silahı da bulup çok rahat bir şekilde insanların canlarına son verebiliyor. Bu yine aile ilişkisi belki de, ailenin söylüyorsunuz ya sevgisiz yetiştirmek çocuğu, sevgi verememekten kaynaklanan bir etkide olabilir herhalde galiba?
ADNAN OKTAR: Şimdi Allah’tan korkan bunu nasıl yapsın?
MUHABİR: Değil mi?
ADNAN OKTAR: Allah korkusu olmayınca bu olur.
ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI
(29 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR: Allah sevgisi, Allah korkusu anlatılırsa, Kuran anlatılırsa bambaşka bir güçlü yapı oluşur. Yani bazen insanlar düşünüyorlar aile sevgisi ile yetişen çocuk daha normal olur; aile sevgisi dışında çocuk şöyle olur. Aile sevgisi ile yetişip de annesini babasını doğrayan insanlar oldu. Yani aile sevgisi yeterli değildir. Kuran ve Allah sevgisi esastır. Allah sevgisi ile yetişen insanlar, Allah korkusu ile yetişen insanlar güzel ahlaklı, dengeli ve tutarlı olurlar.
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 DEKİ CANLI RÖPORTAJI
(01 ŞUBAT 2009)
ADNAN OKTAR: Yani çocukları hep deli yerine koyarlar dikkat ederseniz. Hatta yanında da konuşurlar, sanki böyle deliyle konuşuyor gibi. İşte o çocuk aklı. Halbuki çocuklar baya zeki olurlar. Ben hatırlıyorum 3 yaşındayken bile son derece şuurum açıktı, gayette akılcı düşünüyordum herşeyi. Yani vicdanım da tamdı, mantığımda tamdı. Ama bana çocuk muamelesi yaparlardı hatırlıyorum. Bende onların hoşuna gitsin diye çocuklanırdım onlara böyle. Yani hepsini şuurlu olarak yapardım. Onlarda mutlu olurlardı çocuklanmamdan. Çocuğa derin saygı göstertilmesi lazım, çok akılcı yaklaşılması lazım. Çocuğa Allah aşkıyla yaklaşmak lazım, son derece candan. Çocuk o samimi imanı görürse onun ruhunu, Allah sonuna kadar açar ve o çocuğu bereketli kılar. Mesela Hazreti İsa nasıldı çocuk yaştan itibaren, peygamberler nasıldı? Çocuk yaşta onlar hep mükemmel yetişmiş insanlardır, çocukken Allah aşkını çok güçlü almış insanlardır. Çocuk yaşta Allah aşkını verilmesi lazım ve çocuğa çok saygılı, sevecen ve akılcı yaklaşılması lazım. Bir de hurafe çok tehlikelidir. Yani insanlarda hurafeye adeta açlar. Din dedin mi hurafe, hurafe dedin mi Din akıllarına geliyor. Böyle bir şey yok. Din, dünyanın en kaliteli insanının yaşadığı sistemdir. Yani dindar dünyanın en kaliteli insanıdır; en akıllı, en basiretli, en ferasetli, vicdanlı, makul düşünen, son derece güvenilir bir insandır. Din, dünyayı en mükemmel şekilde kullanacağımız sistemdir aynı zamanda. Allah’ın dünyayı nasıl kullanacağımıza dair anlattığı bir sanattır aynı zamanda Kuran. Çocuğa o ruhla yaklaşılırsa o sevecenlikle yaklaşılırsa çok güzel olur. Ama ben gene söylüyorum Harun Yahya sitelerine girsinler kitaplarımı indirsinler ama genelde çözemedikleri bir şey olursa yazsınlar oradan genel olarak bilgilendirebiliriz inşaAllah.