ADNAN OKTAR: Hz. İsa (as), “Cismi beşerisiyle semavat’ta bulunan diyor, ancak harika ve mucizatlı, mucizeler sahibi ve umumun makbulü, kabul ettiği bir zat olabilir ki, o zat en ziyade alakadar ve ekser birçok insanların peygamberi olan –çünkü Müslümanların da peygamberi- Hz. İsa (as)’dır.” Şualar Sf.463 Said Nursi diyor.
“Alemi semavatta, gökler aleminde cismi beşerisiyle –yani, beşeri cismiyle, maddi cismiyle- bulunan şahsı İsa (as) –şahsı manevi değilmiş demek ki değil mi? Şahsı İsa (as) diyor, yani bizzat kendi- o dini hak cereyanın hak dinin başına geçeceğini bir muhbiri sadık, bir kadiri külli şeyin vadine istina ederek haber vermiştir.” Mektubat, sf.60 Mutlaka inecek diyor.
İsa (as)’ın nuru iman, imanın ışığı ile tanıyan –İsa (as), şahsı manevisi demiyor, dürüst olsunlar, bak çok açık söylüyor- İsa (as)’a nuru iman, imanın ışığı ile tanıyan ve tabi olan, cemaati ruhaniye-i mücahidinin –yani, ruhani mücahitler cemaatinin- kemiyeti sayısı, Deccalin mektepçe ve askerce ilmi ve maddi ordularına nispeten çok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir.” Şualar 16. Mesele sf.920
Hatta Hz. İsa (as) gelir –şahsı manevisi değil, bakın Hz. İsa (as) gelir- Hz. Mehdi’ye namazda iktida eder –bağlanır, imamlığında ona uyar- tabi olur diye rivayete, bu ittifaka birleşmeye ve Hakikati Kuraniye’nin makbuiyetine, Kuran hakikatlerine uyulmasına, tabi uyulmasına ve hâkimiyetine işaret eder” –yani, Kuran’a uyulacaktır diyor Hz. İsa- Şualar sf.587
“Semayı dünyada, gökler aleminde cesediyle, insanı bedeniyle bulunan –bak, semayı dünyada, gökler aleminde cesediyle, insanı bedeniyle bulunan- ve hayatta olan Hz. İsa –şahsı maneviden bahis var mı burada? Yok- belki alemi ahiretin, ahiret aleminin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle bir netice-i azime ve büyük bir son için ona yeniden ceset giydirip bedeniyle dünyaya göndermek, O Hakimin hikmetinden uzak değil, belki onu hikmeti öyle iktiza ettiği için vaat etmiş, vaat ettiği için elbette gönderecek.” Mektubat Sf.60 – Mektubat 15.mektup 56-57
"Evet, o hadisi şerifin ifadesinde Hz. İsa’nın semavi nüzulü, gökyüzünden inişi kat-i ve kesin olmakla beraber –bakın görüyor musunuz, Said Nursi nasıl açıklıyor- mânâ işârisiyle de, başka hakikatte de ifade ettiği gibi, bu hakikatte de mucizane işaret ediyordu.” Kastamonu Lahikası 80-82
Şahsı Manevi’den burada bahis yok, bizzat şahsının ineceği çok açık anlatılıyor.
“İşte bu sırrı azime, büyük sırrı Hz. Peygamber (as) işaret etmiştir ki, Hz. İsa gelecek, ümmetimden olacak, aynı şeriatimle amel edecektir. Hz. İsa (as) geldiği vakit herkes onun hakiki İsa olduğunu bilmek lazım değildir. Onun mukarreb ve havassı derin imanlı yakın talebeleri nuru iman ile Onu tanır, yoksa bedahat derecesinde ilk geldiğinde herkes onu tanımayacaktır” –sonradan anlaşılacaktır- Mektubat Sf.60
“Hatta Hz. İsa (as)’ın nüzulü, inişi dahi ve kendisi –şahsi manevisi demiyor, bakın, kendisi- İsa (as) olduğu, nuru imanın dikkatiyle bilinir, herkes bilemez.” Şualar Sf.487