ADNAN OKTAR’IN TEMPO TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR: Evet, evet, onlar gençken genellikle yaklaşıyorlar. Yani zeki olan mesela üniversitede çok başarılı gördükleri kişileri özellikle onlar, mason profesörlerden, Mason doçentlerden öğreniyorlar öyle seçkin öğrencileri. Onlara gidip önce bir dost oluyorlar, bir yakın oluyorlar, sonra yavaş yavaş böyle bir yapının varlığından bahsederler, güçlerinden bahsederler, dünyayı yönettiklerinden bahsederler ve eğer istikbali düşünüyorsa, geleceğini düşünüyorsa mason olmasının ona neler sağlayacağını anlatırlar. Böylece onu masonluğa sokarlar.
SUNUCU: Peki bu anlatımı bir seviyeye getirdikten sonra mı yaparlar, yoksa işin başından mı anlatırlar?
ADNAN OKTAR: Yok belli bir seviyeye getirinceye kadar, yani masonlar çok uzun gözlemden geçirirler insanları mason yapmadan önce.
SUNUCU: Yani koltuğa oturtturup sevdirdikten sonra mı anlatırlar diyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Yok zaten ona hissettirirler o insanlar menfaatçidir bir kısmı. Yani egoist ve bencildir insanlar. Onların bencil duygularına hitap ederler, yani çıkarcı duygularına hitap ederler ve insani amaçları da ortaya koyunca, insanları vicdanen de bir anlamda ikna etmiş oluyorlar. Sonra derecelerle yükseltirler onu.
ADNAN OKTAR: Masonlar bir insana teklif yapmalarına gerek olmadan, zaten adamların o yöndeki şöhreti belli. Mesela bir üniversitede profesör olmak istiyorsa, mason olduğunda adamın nasıl kolay profesör olacağını bilirler. Veya bir yere genel müdür olmak istiyor, nasıl rahatça o göreve gideceğini bilirler. O yüzden yani zaten o tip insanlar bekliyorlar kendilerine teklif yapılmasını. Onlarda gelirler iki üç kişi gelirler. İşte biz seni izledik, baktık, sen baya yetenekli bir gençsin, seni mason yapmaya karar verdik. Seni locaya götüreceğiz diyorlar. İşte onların bir hücresi var. Normal insan kafatası, mezardan çalıyorlar adamların kafatasını getirip koyuyorlar. Burada biraz düşün diyorlar, önüne tuz kükürt filan koyuyorlar. Sonra kafasına, suratına birşey bağlıyorlar böyle maske gibi birşey, boynuna ip dolanıyor, dört bacak vaziyette yani apallıyarak böyle yerde hayvan gibi yürütüyorlar. Baya da uzun bir yol gittiği yerler. Meşrik-i azamın karşısına kadar getiriyorlar. Sonra göğsü açılıyor, yırtıyorlar gömleğini, açıyorlar. Üç tane kılıç dayanıyor göğsüne,göğsünün üstüne artık üç dört neyse artık oradakilerin. Normal kılıç bildiğiniz klasik kılıç, tam göğsünün orta kısmına. Eğer diyor mason sırlarını verirse nasıl parçalanacağını, nasıl öleceğini ona bir yemin ettiriyorlar orada. Mason yemini ettiriliyor. Hadi gözün aydın diyorlar artık masonluğa girdin, gözünü açıyorlar. Bu birinci safhası. Ondan sonra rezilliklerin kepazeliklerin ardı arkası kesilmiyor. Böyle bir örgütlenmedir bu. Ama hakkatende yükseltirler. Yani adam istediği mekana çıkar. İlk başta diyorlar ki, uykulu gözlere diyor yani yeni yataktan kalmış gibi uykulu gözlere ışık doğrudan verilmez. Yavaş yavaş vereceksin ışığı diyor yani yavaş yavaş dinsiz yapcaksın diyor. Önce mesela biraz Darwin’den bahsediyorlar. Biraz Darwinizm’den bahsediyorlar. Sonra haşa dinlerin gereksizliğinden bahsetmeye başlıyorlar. O içkili toplantılarda, o sohbet ortamlarında onun yavaş yavaş kafasını, beynini yıkıyorlar. Eğer kendi kafalarına göre uygunsa zaten direkt anlatıyorlar dinsizliği. 33 derecede tam anlamıyla dinsiz hale getiriyorlar yani en yüksek makam. Sır dedikleri konular bunlar. Öyle karmaşık birşey yok. Direkt ateist yetiştiriyorlar. Ondan sonra bunun bütün dünyaya yayılması fikri var. Dolayısıyla şeytanın bütün dediklerini uygulama üzerine kurulu bir sistem. Ateist siyonistler destekliyor bunları. Ve dünyanın heryerinde örgütlenme, her türlü ahlaksızlık serbest kendi içlerinde. Zaten söylüyorlar domuz için diyor pisliğin bir değeri olmasa diyor, domuz pislik yer mi diyor. Yani işte mason mantığı bu. Ve kendi kitaplarında yazıyor bu. Yani getiriyim, burada okuyun. Yani rezalet ifadeler ben ağzıma almak istemiyorum yani çok pis ifadeler var.
ADNAN OKTAR’IN EKİN TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 ŞUBAT 2009)
ADNAN OKTAR: Masonlar kendilerine ihanet eden, sırlarını veren, veyahut hoşlarına gitmeyen herhangi bir şey yapan kişilere tarih içerisinde çok kere ağır cezalar vermişlerdir. Bu da genellikle ölüm cezasıdır. Zaten Masonluğa girilirken yemin edenler öldürülmelerini kabul ederek yemin ediyorlar. Yani eğer Masonluğun sırlarını verirsem, beni öldürmenizi kabul ediyorum tarzında bir Mason yemini vardır. Yani çok kapsamlı uzun bir yemindir. O yeminin herhalde hesabını zaman zaman bir çok kişiden soruyorlar
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR: Masonluk direkt kendisi adam öldürmez, onun cellatları vardır. Yani masonluğun paralı cellatları vardır, sırf bu işe bakarlar. Kan dökme işine bakarlar. Kendilerine muhalif birini gördüklerinde, ki rahmetli bu Üzeyir Garih de aynı şekilde böyle görünüyor, o komutan da öyle; masonluğa karşı bir tavır aldıklarında, mason sırlarını verdiklerinde mason yeminlerinin gereği olarak öldürülüyorlar. Mason yeminlerine dikkat ederlerse, o kardeşimiz de mason yeminlerini okursa burada zaten cezanın cinayet olduğunu göreceklerdir. Mesela herkes yemin eder değil mi? Ama kim yemininin sonunda parçalanarak öldürülmeyi kabul ettiğini söyler? Böyle bir yemin olur mu? Parçalanarak öldürülmeyi kabul etmek. Her parçamı da bir yere atın diyor yeminin sonunda. Eğer ihanet edersem eğer sırları verirsem mason sırları diyor. Birkaç mason yemini vardır. Hepsi de böyle cinayet ile sonuçlanacak şekildedir yeminlerin. Adamların zaten yemininden kan akıyor. Daha bunun üzerine söylenebilecek ne söz olabilir?