ADNAN OKTAR’IN EL SIGLO (İSPANYA) RÖPORTAJI (İstanbul, 11 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR: Ben Hıristiyanları çok seviyorum. Musevileri de çok seviyorum. Mesela İsrail’deki çalışmalarımız sonucunda İsrail’deki gençlik büyük çapta dine döndü. Musevilik daha güçlendi şu an İsrail’de.
Muhabir: Kitaplarınızda Yahudiliği de savunduğunuz görüşünü çıkarabilir miyiz buradan?
ADNAN OKTAR: Tabi Yahudilik, Hıristiyanlık ben bir Yahudi’nin iyi bir Yahudi olmasını isterim. İyi bir Musevi olmasını isterim. Bir Hıristiyan’ın İyi bir Hıristiyan olmasını isterim. Müslüman’ın da iyi bir Müslüman olmasını isterim. Kiliseler Hıristiyanlarla dolsun. Sinagoglar Musevilerle dolsun. Camilerde müslümanlarla dolsun istiyorum. Herkes Allah’ı sevsin istiyorum ve varlığını anlasınlar istiyorum.
ADNAN OKTAR’IN THE GUARDIAN RÖPORTAJI (İstanbul, 3 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR: Ben anti:semit değil tam tersiyim. Yahudileri çok severim ben çünkü onlar Peygamber neslidir. Hz. İbrahim neslinden gelen insanlar, be de Hz. İbrahim’in neslinden gelen bir insanım. Onlara benim düşman olmam mümkün değil, çünkü o zaman Peygamber soyuna düşman olmam anlamına gelir. Benim karşı olduğum inançsız, ateist, siyonist düşüncedir karşı olduğum. Yoksa ben dindar Musevileri çok çok severim. Ve onlarada çok ciddi saygı duyarım, bunu herkes bilir.
ADNAN OKTAR'IN THE WALL STREET JOURNAL RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR: Bir dindar olarak, bir Müslüman dindar olarak, benim kadar Musevilere sahip çıkan, benim kadar onları seven, benim kadar onlarla dost olan kimse yoktur. Daha yeni benim Haham dostum buradan gitti, İstanbul’daydı yanımdaydı. Ben ona ilerdeki birliğimiz ve beraberliğimizden bahsedince yani Türk İslam Birliğinden bahsedince, ne kadar rahat edeceklerinden bahsedince gözleri yaşardı ve sevinçle karşıladı. Ben Musevilerin Peygamber soyundan geldiklerini bildiğim için onlara karşı derin bir sevgim, sempatim ve hayranlığım var. Bilakis Hıristiyan inancında 144 bin Musevi’nin dışında diğer Musevilerin katledilmesi inancı vardır ve yok edilmesi inancı vardır ve ileride düşünülen bir projedir bu.Ben buna karşı tavır koyan bir insanım ve ben buna müsaade etmeyeceğimi ve bütün gücümle mücadele edeceğimi söyleyen bir insanım. Dolayısıyla Musevilerin bana bakış açısı bu yönüyle çok dostane ve sevgi doludur. Dolayısıyla benim Museviler hakkında da tek bir ifadem yoktur, Musevilik aleyhinde hiç bir ifadem yoktur. Ateist Siyonistler yani Allah’a inanmayan, Musevilere düşman olan Yahudilere karşı benim tavrım vardır.
SN. ADNAN OKTAR’IN AKŞAM GAZETESİ RÖPORTAJI (İstanbul, Nisan 2008)
ADNAN OKTAR: Ben hiç bir zaman için antisemit olmadım. Museviler peygamber soyudur, mübarek bir soydur. Hz. İbrahim’in Yusuf’un İshak’ın soyundan gelen bir nesildir. Ve musevilere karşı benim içimde her zaman bir sevgi muhabbet ve bir coşku olmuştur onlara karşı da bir koruma hissi içerisindeyim. Hiç bir zaman için onlara yapılan düşmanlığı muhalefeti kabul etmem ve buna karşı da fikren mücadele veririm. Benim karşı olduğum ateist siyonistlerdir. Yani dinsiz imansız ateist siyonistler. Benim mücadele ettiğim düşünce budur ve bunların her türlü eylemi ve ideolojisi. Yoksa dindar Musevilere karşı benim sevgim çok açıktır yani bunu her zaman gösteriyorum dindar hıristiyanlara karşı da aynı şekilde içimde coşkuyla bir sevgi var. Onların Allah’ı sevmesi, Hz. İsa’yı sevmesi bütün peygamberleri sevmesi çok çok güzel bir şey.
ADNAN OKTAR’IN MAVİ KARADENİZ TV RÖPORTAJI (3 ŞUBAT 2009)
Muhabir: Evet. “Saygıdeğer Hocam, Tevrat’tan Hikmetler ve Güzel Öğütler isimli bir kitabınıza rastladım. Bir Müslüman olarak bu kitapla neyi amaçladınız? Museviler ile Müslümanların dostça yaşamaları için sizce dinimiz açısından bir engel var mı?” Selim Özkan beyefendi göndermişler.
ADNAN OKTAR: Hiçbir engel yok. Ben o kitabı özellikle hazırladım ki Kuran’a ne kadar uygun olduğunu Tevrat’ın, eğer Museviler İnşaAllah ilerde Müslümanlar ile birleşirlerse ki birleşecekler Türk İslam birliği olacak, onlara hitap edecek Müslümanların kolaylıkla onlara hitap etmesi için hazırlanmış bir eserdir. Yani Musevi kardeşlerimize biz o kitap ile çok güzel güzel ahlakı anlatabileceğiz, her şeyi anlatabileceğiz ve onlar o kitap ile çok mutlu yaşayabilecekler çünkü tam Tevrat’a da uygun. Tamamı orijinal Tevrat’tan alınmış izahlardır ve Kuran’a da tam uygundur. Güzel ahlak, namaz, sevgi, şefkat, merhamet, helale harama titizlik her yönden Kuran’a tam uygundur. Bir Musevi o kitaptaki hükümleri yerine getirirse zaten Tevrat’ın hükümlerini tam yerine getirmiş oluyor. O yönden çok faydalı.
ADNAN OKTAR’IN KANAL 35 (İZMİR) İLE CANLI RÖPORTAJI (07 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR: Dün, evvelsi gün İsrail’den benim bir dostum geldi, yani beni seven bir amca geldi. Çok yaşlı, haham, sakalı beline kadar, davetlim olarak geldi. Dünya iyisi, böyle gözleri yaşardı konuşurken, ağladı hatta sevinçten. Biz diyor, beraber olsak, dindarlar, Müslümanlar hiçbir şey olmaz, diyor. Yani her şey beraber hallederiz, diyor. Allah’a karşı sevgisi çok coşkun, sürekli ibadet ile ilgileniyor, tam dindar, Allah’ın birliğine inanıyor, ahirete inanıyor, cennete cehenneme inanıyor. Bütün peygamberlere inanıyor. Ve bizlerin de inançlı olduğumuza inanıyor. Yani bizi dinsiz olarak görmüyor Müslümanları. Bu çok önemlidir. Mesela Hıristiyanlar öyle değiller, Hıristiyanlarda Müslümanları dinsiz olarak görürler. Ama Museviler öyle değildirler. Museviler, doğrudan dindar olarak görürler. Çünkü Hz. Nuh’un dinine uyduğumuza inanır onlar. Nuh’un bakiyye dinine uyduğumuza inanırlar. Nuhî olduğumuza inanırlar. O yüzden de Müslüman olduğumuza, dindar olduğumuza inanırlar. Çünkü Allah’ın birliğine inanıyoruz. Peygamberlere inanıyoruz. Helale harama dikkat ediyoruz. Tam Tevrat’ın hükümlerine uygun olduğu için, onlar oradan bir sevgi duyuyorlar. Ama Musevi dindarlar aslında çok hoş insanlar, tanısalar insanlar bayağı severler. O küçük fındıklar da öyle ufaklık saçlar lüle lüle falan, köfte gibi acayip sevimliler. Mesela, büyük bir heyecanla Tevrat okuyorlar. Yani dinsiz olacakken, ahlaksız olacakken, Allah’ın birliğine inanmaları, bütün peygamberleri sevmeleri, cennete cehenneme inanmaları, biz bu insanları nasıl sevemeyiz. Tabii ki, seviyoruz. Tabii ki onlar bizim canlarımız. Ama tabi Hıristiyanlarda, Kuran’da var, onların da şefkat ve tevazu yönü çok iyidir. Kur’an onu belirtiyor. Müslümanlara yakındır onlar diyor, Allah o yönleri ile. Ama şu teslis inancı bozuklukları var. Onu düzeltmeleri gerekiyor. Allah’ın birliğine inanmaları lazım, çünkü 3 ilah Hz. İsa, İncil’de Allah’a dua ediyor. Hâşâ, şimdi Allah, Allah’a dua ederler mi? Yemek yiyor, uyuyor, doğal ihtiyaçları var, yani Allah’tan korksunlar. Şunu 3 yaşındaki çocuk bile söylemez. Yani niye buna gerek duydular. Akıl alacak gibi değil. Hz. İsa’yı yüceltmek için bunu mu yapmak gerekirdi? Çok çirkin ve yanlış bir şey yaptılar. Hz. İsa’yı Allah ahirette sorguluyor. Sen mi dedin, diyor :Şeytandan Allah’a sığınırım: insanlara bunu. Ya Rabbi diyor ben, Seni tenzih ederim, diyor. Sen eğer, ben böyle bir şey söylemişsem zaten bilmişsindir Sen, diyor ve açıklıyor öyle bir şey söylemediğini. Onun için ehli kitaba karşı sevgi çok önemlidir. Yani Hıristiyan dindarlar, Musevi dindarlar olsa biz bölgede müthiş rahat ederiz. Onlar sinagoguna, Müslümanlar camisine, ticarette yine saygılı, sevecen olur. Bütün sorun dinsizlikten kaynaklanıyor. Başka bir konu yoktur.