ADNAN OKTAR’IN KANAL 35 (İZMİR) İLE CANLI RÖPORTAJI (07 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR: Mesela, biz Kuran’ın herhangi bir sayfasını açtığımızda, hemen hayatın gerekliliği ile ilgili her şeyden bir şeyler çıkar. Mutlaka bir hüküm çıkar. Mesela, diyor ki; Şeytandan Allah’a sığınırım. Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları ve tatları farklı ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine benzer ve benzeşmez- yaratan O'dur. Bakın ne güzel asmalı ve asmasız bahçeleri hemen gözümüzde üzüm bağları beliriyor. Hurmaları, böyle salkımla biliyorsunuz onlar 40 kilo, 50 kilo, 20 kilo, 10 kilo dolu dolu sarkıyorlar. Çok zevkli görünümleri, bakın tatları farklı ekinlere, her birinin tadı farklı. Tad farkı nefes kesecek bir şeydir. Geçenlerde ben de alışveriş yapıyordum. Arkadaşlarıma söyledim. Yani her sebzenin ayrı nefis bir tadı var ve kokusu var. Bir de gıcır gıcır. Tertemiz, verniklenmiş gibi hepsi, mesela, biri simsiyah biri yemyeşil, biri kıpkırmızı çok çok güzel. Birbirine benzer ve benzeşmez yaratan O'dur. Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasat günü hakkını verin; hasat gününde insanlara dağıtın. Bol bol insanlar yesinler. İsraf etmeyin. Çok ehemmiyetli bir şeydir, israf. Mesela, şu an biliyorsunuz, ekonomik krizin ana nedenlerinden biri de israftır. İsraf etmeyin, diyor Allah. Çünkü O, israf edenleri sevmez. Mesela, ne güzel şahane bir anlatım. Ama mesela, Hayvanlardan yük taşıyan ve (yünlerinden, tüylerinden) döşek yapılanları da (yaratan O'dur). Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bakın yine vurguluyor, Allah. Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin. Burada da diyor, mesela, ürünlerden yiyin. Ama burada da Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin. Bunların hepsi bizim çok hoşumuza gider. Sevgi cümleleri, nimet cümleleri, vurgular, güzel ahlakla ilgili her söz tekrarlarından bizim içimiz açılır. Yani insanın fıtratında vardır. Allah onu bir nimet olarak sunuyor. Yoksa mesela bir kerede söyleyip geçebilirdi Allah. Ama ısrarlı vurgularla anlatıyor Allah. O zaman, daha iyi aklımızda kalıyor. Daha iyi kavramış oluyoruz. Daha çok tefekkür edip, daha çok düşünmemize sebep oluyor.
ADNAN OKTAR’IN TEMPO TV CANLI RÖPORTAJI (24 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR: Tabii insanlar Allah'ın nimetlerini zaman zaman unutuyorlar. Mesela görme, şu an pırıl pırıl bir dünya görüyoruz. Ben şu an üç boyutlu ve son derece net görüyorum, üstelik de beynimin içinde görüyorum. Siz de beni üç boyutlu ve net beyninizin içinde görüyorsunuz. Parfüm kokusu oluyor mesela çok şahane bir şey, mesela limon kokusu oluyor çok çok güzel bir şey, portakal kokusu oluyor bu ayrı bir nimet, dokunma hissi ayrı bir nimet, işitme ayrı bir nimet üç boyutlu ses yaratmış Allah, en kaliteli teypte de yok şu ses. Yani dünyanın en kaliteli, en gelişmiş teybinde şu an beynimde olan sesin benzeri oluşamıyor, en kaliteli televizyonda da şu görüntü oluşamıyor. En gelişmiş televizyonda olmuyor bu. Bunların hepsi çok çok büyük nimetler tabi ama şairlerimiz sağ olsunlar şiirlerin içerisinden Allah'ın nimetlerini zaman zaman ifade ederler, anlatırlar güzellikleri anlatırlar, her şeyi anlatırlar.
ADNAN OKTAR: Tabi zaten bilim Allah'ın kainatta yarattığı yapıdan, derinliklerden, teknikten ve güzellikten istifade ederek, birçok bilimsel buluşu gerçekleştirebiliyor. Bunu saymaya kalksak, sabaha kadar saysak bitmez. Bu tabi ayrı bir mucizedir. Bilimle Allah'ın yarattığı ayetlerin bu kadar iç içe olması. Çünkü Allah, dışarıda da ayetler olacağını söylüyor. Sırf Kuran'da değildir ayetler, Allah dışarıda da ayetler göreceksiniz diyor. Görüp tanıyacaksınız diyor Allah'ın ayetlerini bizde görüp tanıyoruz.
SUNUCU: Sanıyorum Yusuf suresinde idi.
ADNAN OKTAR: Evet
SUNUCU: Yeryüzünde nice alametler vardır ki üzerinden geçerler de ders alıp düşünmezler şeklinde ayetler var, gerçekten de hakikatle bakan bir göz için birçok ayet var. Buyrun Hocam lütfen...
ADNAN OKTAR: Tabi bir kırda, sokakta gezindiğimizi farz edelim, eğilip baksak küçük küçük karıncalar, küçük küçük böcekler ama çok çok akıllı, mesela bir örümceğin çok yaman yürüyüşlerini görürüz. Mesela bir kapla herhangi bir şeyle tutup bıraksak o incecik ipiyle aşağıya asansör gibi indiğini görürüz. Eğer aklı da yatmazsa bu sefer yemeğe başlıyor kendi çıkarttığı o küçük iplikçiği de yiyerek yukarı doğru tırmanmaya başlıyor süratle, yine canı sıkılırsa yine aşağı süratle iniyor, asansör gibi yumuşak bir iniş yapıyor, gayet rahat hareketlerine devam ettiriyor. Biliyorsunuz her konuya uygun ayrı bir ipeği oluyor, ipek kanalları çok keratanın.