SUNUCU 1: Siz az önce dediniz ki; Kürt açılımında Kürt vatandaşlarımızın hassasiyetleri göz önüne alınmalı dediniz. Bu zaten Kürt açılımı. Demokratik açılım Kürt açılımıydı. Sonradan demokratik açılıma çevrildi. Sizce neler yapılmalı, şu anda neler yapılmıyor?
ADNAN OKTAR: Şimdi bu konuda tabii saflık olmaz. Ben karşı tarafın izahlarını da tabii uygun bulmuyorum. Yani vatandaşımızın bir kere özgürlük hakkıdır yani o tartışılmaz.
SUNUCU 1: Karşı taraf dediğiniz?
ADNAN OKTAR: Yani hani olmasın diyenler kim diyorsa.
SUNUCU 1: Muhalefet.
ADNAN OKTAR: Yok muhalefeti kastetmiyorum. Kim diyorsa. Yani özgürlük verilmesin diyen kim var ise bu yanlış diyorum. Özgürlük bütün vatandaşlarımızın hakkı, bir kere o tartışılmaz. Yani onu yapalım mı yapmayalım mı diyerek tartışmaya açmak bile ayıp yani. O konu olmaz. Ama bu hiçbir şekilde çözüm değildir. Yani mutlaka çok köklü bir eğitim gerekir. Çünkü karşı taraf Stalinist eğitimden geçmiş, Marxist eğitimden geçmiş insanlar. Ona karşı böyle suskun politika olmaz. Gelin geri kalanını devam ettirin olmaz. Akılcı anti-darwinist, anti-materyalist eğitim gerekir. Ama ben buna rağmen bunu savunuyorum diyorsa adam o zaman bir şey yok. Yani bir şey diyemeyiz. Ama tek yanlı eğitime demokratik gözle baktığımızda, samimi gözle baktığımızda, vicdana uygun olmadığını görüyoruz. Bunu kabul edemeyiz. Tek yanlı eğitim olmaz. Çünkü cahilce alınmış bir karar alınmış oluyor o. Ama ben öğrenmek istemiyorum diyorsa ona da bir sözümüz olmaz. Tabii zorla bir insan bir şey öğretemez.
SUNUCU 1: Tek yanlı eğitim derken kimden bahsettiniz?
ADNAN OKTAR: PKK’nın eğitiminden bahsediyorum. Yani Stalinist, Marxist eğitim.
SUNUCU 1: Peki hükümetin şu ana kadar yaptığı açılımda, gerçi ne yaptığını hala bilmiyoruz diyor muhalefet. Siz ne tehlike gördünüz şu ana kadar? Ne açılımı yaptı?
ADNAN OKTAR: Şimdi benim gördüğüm daha açılım yapmadı. Ama yaptığında istenenler şuydu eğer ben yanlış görmediysem yani bazı yerlerden gelen bilgiler şöyle. Biz kendi polis teşkilatımızı kuralım, kendi iç işlerimizi ayarlayalım. Siz bizi maddi yönden destekleyin. Bayrak da asıyorsanız gelin asın ama biz ayrı bir yapı içerisindeyiz. Yani her şeyimiz ayrı imajı veriyorlar. Ben Kürt vatandaşlarımızı çok seviyorum. Ben onların ayrı olmasını istemiyorum. Gelsinler İstanbul’da yaşasınlar. Biz gidelim Diyarbakır’da Mardin’de onlar ile Kürt çadırlarında sohbet edelim, yemek yiyelim, arkadaş olalım yani ayrıma gideceği açıkca belli olan bir üslup görülüyor ama şimdi şöyle oldu bu. İddia edilen Ergenekon örgütü bizim Güneydoğudaki vatandaşlarımızı kardeşlerimizi çok çok aşağıladı ve ezdi. Yani kahpece, alçakca ve şerefsizce işkence yaptılar onlara ve canlarını yaktılar. Ve büyük bir bölümünü veyahut bir kısmını PKK’nın kucağına doğru ittiler. Bu kasten yapılmış bir şeydir. Çünkü onlar zaten Kürt kardeşlerimizden kalben nefret eden insanlar. Ayrılmalarını zaten istiyorlar, başından beri istiyorlar. Yani kendilerinde bir enaniyet ve kibir var. Yani biz üstünüz diyor adam onlar sıradan insanlar diyor ve bir an önce ayrılmalarını istiyor. Ayrılmaları için bu eziyeti yaptılar. Şimdi bu dezavantajlı durumda, durumu oturup seyredemeyiz. Bir kere iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün tahribatının temizlenmesi gerekiyor, yani yaptıkları tahribatın temizlenmesi gerekir. İkincisi vatandaşlarımızın samimi olarak eğitimden geçirilmeleri gerekiyor. Yani eğitimden geçirilmesi gerekir derken böyle disipline şey değil. Samimi rahat bir ortamda özgürce bunların anlatılması gerekiyor. Ondan sonra vatandaşlarımızın kanaati çok önemli olur. Yani PKK baskısı devam ederken siz bu konuda ne diyorsunuz diyemeyiz. Hiç kimsenin baskısı olmadan vatandaşlarımızın karar vermesi gerekir. Son derece özgür bir ortam olması lazım. Bilimde de, düşüncede de, kültürde de tam özgür bir ortam olması lazım ve yapılan tahribatın da önce ortadan bir kaldırılması gerekiyor.