ADNAN OKTAR: Şimdi insanların beynindeki, kalbindeki minareyi kimse yıkamaz. Asıl olan kalplerdeki, beyindeki minaredir. Taş minare yıkılabilir, oradaki ezan susturulabilir ama bizim ruhumuzdaki ve kalbimizdeki ezan esastır. Onun için oradaki kardeşlerimiz dine hizmet etmek istiyorlarsa güzel örnek olarak kültürle, bilgiyle İslam’ı, Kuran’ı etrafındaki insanlara anlatsınlar ve güzel örnek olsunlar, yaşasınlar.Yoksa onlar eninde sonunda o minareleri yıkarlar. O ahir zamanın bir özelliğidir. Yani Deccaliyet bunu yapacaktır. Zaten Deccal’in çıkış yerleridir oralar, hadislerde belirtilen bu güneşin batması olayı, güneşin doğması olayının sabit kaldığı ülkeler olarak tarif ediliyor. Yani güneş sürekli havada kalan bir yer düşünün. O bölge değil mi öyle? Kuzey ülkeleri. İşte deccaliyetin çıkacağı yer olarak da orası belirtilmiştir. Oralarda, Darwinizm ve materyalizm dünyada en güçlü oralardadır. En yaygın oralardadır. Sosyalist ve komünist düşünceler de hep oralarda yaygındır. En çok intiharlar oradadır. En mutsuz insanlar oradadır. Aile bağlantıları kopan yer yine oradadır. Yaşlılar hep tek başına kendi kaldıkları evlerinde ölme olayı olur. En yüksek oradadır. Yani mesela geçenlerde öğrendim arkadaşlar da gitmişlerdi oraya. Yaşlıların öldüğünü cesedin bozulmasından anlıyorlarmış. Yani anlama yöntemi bu. Yani bir hafta sonra, on gün sonra anlaşılıyormuş. Komşuların ihbarı üzerine yaşlı kişinin öldüğü biliniyormuş. Yaşlılara kesinlikle bakmıyorlar. Yani annesi, babası yaşlı bir kişi olduğunda torunları tamamen bağını koparıyor. Yani ondan nefret ediyorlar adeta. O ülkelere ait bir özellik bu, ki bu da deccaliyettir. Onun için bu kafada olan, Darwinist, materyalist olmuş, Marksist olmuş bir insanın orada ezan dinlemek isteyeceğini düşünmeleri, minarelerin dikilmesini istemeleri zaten beklenemez onlardan. Tabii ki çoğunlukta onlarda olduğu için minareleri de yıkar, ezanı da sustururlar. Ama oralarda kitap dağıtmak, tebliğ yapmak, anlatmak, konuşmak değil mi, örnek olmak özellikle yaşantısıyla, kalitesiyle, üslubuyla çok etkili olacaktır. Deccaliyet oralardan sökülecektir. Ama fikirle, ilimle ve bilgiyle olacaktır. Fakat hadislerin tarif ettiği yerdir. Yani güneşin batmadığı yerler, güneşin bir türlü doğmadığı yerler. Hadislerde bu şekilde belirtilmiştir. Var şimdi hadisler uzun uzun anlatmayayım fakat özet olarak anlatıyorum. Deccal’in çıkacağı yer de orasıdır. Bütün darwinist, materyalist ve masonik sistemin de kalesi oralardır. Dolayısıyla bu tip olayların olacağını biz biliyoruz. Ama fikre karşı koyamazlar. Bizim kitaplarımız oralarda her yeri kapladı. Bol bol dini anlatmaya, yaymaya gayret etsin kardeşlerimiz inşaAllah.
SUNUCU: Bir soruyla daha devam ediyorum. “Muhterem Hocam, artık Arnavutluk ile de karşılıklı olarak vizeler kaldırılmış. MaşaAllah Hz. Mehdi’nin bereketi her geçen gün biraz daha belirginleşiyor. Sizi takdir etmemek elde değil. Her söylediğiniz bir bir gerçekleşiyor. Türk-İslam Birliği kuruldu sadece zamanla tescilleniyor demiştiniz. Gerçekten de doğru.” Yavuz Bey yazmış.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Elhamdülillah. İşte böyle konuşurlarsa kendi aralarında mesela Türkler... Ama Hıristiyanlarla dost olsunlar orada yalnız. Bu ülkelerde, kuzey ülkelerinde mesela İsviçre’de, Norveç’te, Finlandiya’daki kardeşlerimiz Hıristiyan ve Musevilerle dost olsun, kardeş olsunlar. Çünkü hep aynı Allah’a inanıyoruz. Allah’a inanan insanları bağırlarına bassınlar. Çünkü orada konu Allah’a inananlar ve inanmayanlar. Darwinist ve materyalist olanlarla yaratılışı savunup, Allah’a inananlar arasında bir fikri mücadele var. Onlar onların fikri müttefiği ve kardeşi. Onun için onları dışlamaları karşı tarafa yardımcı olmak demektir. Yani hiçbir Musevi minarenin yıkılmasını istemez, ezanın okunmasından da memnun olur. Yani ezan kesilsin diyemez bir Musevi. İster yani çünkü onun inancına uygun, Allah’ın adı anılıyor. Bir Hıristiyan da yani cami yıkılsın demez, ezan okunmasın demez. Çünkü Allah’ın adı anılıyor, hoşuna gider. İster böyle bir şeyi. Onun için doğal müttefiği ve kardeşi olduğu için onlarla böyle yemekli sohbet toplantıları yapsınlar, onları kardeş bilsinler. İnançlarında tabii herkes inancını yaşayacaktır ama karşılıklı inançlarına saygı duysunlar. Ama böyle sanki dilim varmıyor ama düşmanca bir üslup tam anlamıyla deccaliyetin ekmeğine yağ sürmek demektir. Direkt onların oyunlarına gelmek demektir. Sakın sakın. Hele mezhep ayrılıkları yani tam bir rezalet. Yani Şii, Sünni ayrımı yapmak, Alevi, Bektaşi ayrımı yapmak, ya bunlar zaten hepsi bizim kardeşimiz. Hepimiz aynı Allah’a inanıyoruz. Ne alakası var? Hepsi La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah diyorlar. Sakın, sakın. Birlikte bereket var, ayrılıkta fitne vardır. Birlikte hareket edecekler inşaAllah.