ADNAN OKTAR: MaşaAllah, genelde insanlar dinin açıklamalarını normal ahlaki açıklamalar olarak sade bir konu olarak zannediyorlar ve çok üstünde durmadıkları bazı yönleri oluyor. Halbuki dinin içinde birçok sır vardır. Mesela bunlardan bir tanesi de sabırdır. Sabır sayesinde insanlar tahmin edemeyecekleri derecede konforlu ve güzel yaşarlar. Gerçek sevginin önündeki engelleri sabır tamamen kaldırır. Eğer sabır olmasa insan çok hassas bir varlıktır, yani 15 dk içerisinde dostluğu bitirir, yarım saat bile sürmez, bir konuşmasına aklı takılır, bir ilgisizliğine aklı takılabilir, herhangi bir konudaki cevap şekline aklı takılabilir. Onu bitirmek için o yeterli olur ki daha da vahim oluyor onlar için tabii teşhisler, yani akla hayale gelmedik teşhis koyabiliyorlar. Makul bir şeyi çok ters anlayabilir veyahut hakikaten ters bir tavır koyabilir karşıdaki şahıs ama bir kereliğine yapacaktır veya iki kere yapacaktır ama gerçekten sevgiye açık bir insandır, onu bir kalemde insan kaybedebilir. Bu sebeple de insanlar arasında sevgi bağını muntazam devam ettirme imkanı hemen hemen hiç yok gibi, çok çok nadir insanda görülür yani dünyada büyük bölümü insanların bu dertle muzdariptir. Sorsanız işte -dün de söylemiştim- bir arkadaşım var der, iki arkadaşım var der o kadar. Gerçek sevginin oluşması için bir kere keskin dikkat gerekir çünkü insan çok akıllı olmazsa, çok keskin dikkate sahip olmazsa, insanı da iyi tanıyamazsa karşısındaki insanı, onunla farkında olmadan sürekli çatışır ve farkına varmadan ona itici olacak tavırları yapmaya başlar. Mesela cahillik insanda çok olumsuz etki yapar ama aklı başında bir insan cahillikten kaçınır ve kendini eğitir, bilgisini artırır. Ama mesela insanlar cahilliği önemli görmüyorlar. Halbuki cahillik insana çok olumsuz etki yapar, mesela akılsızlık çok olumsuz etki yapar ama insan seviyorsa cahilliğin eğitilebileceğini bilir. Mesela mühim olan sevmeye karar vermektir. Eğitirsen bir süre sonra onun cehaleti gidebilir, akılsızın da akılsızlığı gidebilir bir süre sonra çünkü zeki olduktan sonra Kuran’a uyan bir insan bir süre sonra çok akıllı olur. Onu sabırla eğitmek, Allah’ı sevdirecek şekilde onun yönlenmesini sağlamak lazım. Yani kendisini sevdirmeye çalışmak çok tehlikelidir; o sonunda mutlaka gider yani boş gelen boş gider, bu böyledir. Allah’ı sevdiren kendini sevdirmiş olur yani gerçek sevginin kaynağına insanları yöneltmek lazım, yani beni sev, beni sevle olmaz. Allah’ı sev olacak, Allah’ı sevdiğini de o Allah’ın tecellisi olarak karşısındaki insanı sevecektir. Yoksa et, neyi seveceksin yani çok anormal bir hareket olur ve insan son derece zavallı bir varlık yani tabii ihtiyaçları ile, aczi ile klasik tam anlamıyla aciz bir varlık. Ondaki Allah’ın tecellisi, Allah’ın nuru insanı heyecanlandırır ve sevgiyi de Allah yaratır. Yani kalpte sevgi denen bir güç var, bilinmeyen bir güç, belli ki etten kaynaklanan bir şey değil bu. O Allah’ın insanlara verdiği bir nurdur yani özel bir duygudur o. İnsanların imanıyla orantılı olarak da artar; yani ne kadar Allah’a karşı sevgisi çoksa bir insanın sevgi gücü de o kadar çok olur. Allah’a sevgisi az olanın sevgi gücü de düşük olur, gücü yetmez. Mesela Peygamberlerin ruhları müthiş sevgi dolu olur; mesela hayvanları sever, eşini seviyor, çocuklarını sever, ümmetini seviyor, etrafındaki insanlara karşı sevgi duyar, bitkileri sever, çiçekleri sever. Mesela Peygamber Efendimiz (sav) öyleydi. Çok çok sabırlı idi, sabırlı olduğu için herkesi de çok çok seviyordu ve akla çok önem veriyordu, Allah’ın tecellisi olarak görüyordu. Mesela gülleri çok seviyordu, gül sevgisi vardı. Mesela bitkilere, kedileri çok seviyor mesela kedilere, torunlarını çok seviyor onlarla şakalaşıyor ki bir Peygamberin tabii insanlar ağır davranmasını isteyebilirler böyle daha ama Peygamber Efendimiz yani çok candan ve çok samimi davranıyordu Hz. Hasan’a Hüseyin’e. Gelip mesela namazda gelip başına oturuyorlardı dedelerinin. Onların başından kalkmasını bekliyordu namazdan başını kaldırmak için secdeden. Hatta sahabelerden bir tanesi secde uzayınca merak etmiş ne oluyor acaba diye, başını kaldırdığında o torunun Peygamberimizin başının üstünde oturduğunu görmüş, kalkmıyor diye o da başını kaldıramıyormuş. Başkası olsa mesela elinden tutar, kenara iter veya kızabilir bir şey yapabilir. Eşleri ile mesela yakalamaca oynuyor, onlarla şakalaşıyor çok sevgi dolu. Hz. Hasan’a, Hüseyin’e de her gördüğü yerde sarılıyor seviyor, diğer müminlerin çocuklarına karşı da çok sevgi dolu. Aynı şekilde ağaçlara karşı sevgisi var, güzel olan her şeye karşı bir sevgi var içinde ve son derece merhametli ama müthiş bir sabır olduğunu görüyoruz. Yani mesela biri bir şey söylüyor, hiçbir şekilde öfkelenmiyor mesela çok güzel cevap veriyor. Birçok insan onun sabrından dolayı Müslüman olmuştur. Mesela Hz. Hamza’yı şehit eden Hz. Vahşi’yi affetmiştir değil mi? Bu bir sabırdır aynı zamanda mesela öfkelenmiyor, öfkesine hakim oluyor Allah rızası için ona şefkat göstertip affetmiştir ve o da çok değerli bir insan olmuştur. Onu gören birçok insan da yine bu şekilde Müslüman olmuştur; ama günümüzde sabır olmaması yani okula giden öğrencilerle anneleri arasında, annelerle eşi arasında, yaşlı ninelerle torunlar arasında çok şiddetli karmaşaya sebep olabilir sabır olmaması. Mesela yaşlı insanlara karşı daha elastiki davranmak, daha toleranslı davranmak lazım, daha sevecen davranmak lazım yani öyle olaylarda çok yaşlı olanlarda o kadar mantık aranmaz, velev ki mantıkla çatışsa bile şefkat devreye girer. İnsan illaki hep haklı olacak diye bir şey yoktur. Mesela “öf” kelimesi çok fazla kullanılıyor. Kuran “öf” kelimesini özellikle belirtir yani onun kullanılmamasını mesela “öf size derler” diyor değil mi? Mesela annesine öflüyor, babasına öflüyor; sabırlı olması lazım insanın. Yani mümin olduktan sonra, Allah’tan korkan bir anne olduktan sonra, baba olduktan sonra onlara karşı şefkatli davranmak, affedici olmak sevgiyi devam ettirir. Evliliklerin de devam edememesinin nedeni, yine sabır olmamasıdır. Mesela bir gün geç kalıyor eşi veyahut kendisi, çok büyük olay çıkartıyorlar. Halbuki bir sebebi olabilir, bir insanlık hali. Mesela gereksiz bir kuşkuculuk değil mi? Onda da sabredilmesi lazım, mesela güvende sabredilmesi lazım, tevekkülde sabredilmesi lazım. Bunlar hayatta sürekli yaşanırsa çok kaliteli, çok güzel insanlar ortaya çıkar inşaAllah.