Adnan Oktar'ın 12 Aralık 2009 tarihli Kanal Urfa ve Kral Karadeniz TV röportajından
ADNAN OKTAR: Bismillah, şeytandan Allah’a sığınırım, Rahman Suresi’nden başlayalım. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Mesela bak Kuran’da Cenab-ı Allah, “Güneş ve Ay (belli) bir hesap iledir” diyor. 5. ayette. Ahir zamanda Mehdi’nin gelişinde de Cenab-ı Allah, Güneş ve Ay’ı bir ölçü olarak kullanıyor, değil mi? 15 gün ara ile diyor Güneş ve Ay tutulmaları olacak ve 2 kere üst üste olacak diyor. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah “Güneş ve Ay (belli) bir hesap iledir” demek ki hesapta birçok olayın anlaşılmasında bu konu bu hesap devreye girecek ve Mehdi’nin anlaşılmasında da bir hesaptır buna dikkat çekmiş Cenab-ı Allah. “İnsanı, ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı” yani porselen klasik porselen gibi bir heykel, insan heykelinden Allah insanı yarattı diyor. Allah’ın buna ihtiyacı olduğundan değil, gücünü göstermek için, hayret vermek için, şaşırtmak için bunu yapıyor, porselenin birden canlanması çok şaşırtıcı değil mi, çok heyecan verici. Ama normalde insanı yaratmak Allah için son derece kolay çünkü mesela demin sen yoktun birden bak karşımdasın şu an. Ben de yoktum birden karşındayım. Gayet kolay yarattı değil mi? Hiçbir konu olmuyor yani Allah için. Ama ilk başta böyle bir porselen heykelden yaratmış olması, meleklerin ve cinlerin çok hoşuna gitmesine vesile oluyor, biz de ahirette ilk yaratılışı göreceğiz inşaAllah. O hayreti yaşayacağız inşaAllah. “Cann'ı (cinni) da 'yalın-dumansız bir ateşten' yarattı” yani cin takımının ilk başlangıcı da yalın, dumansız bir ateş, bakın yalın, dumansız bir ateş, neye benziyor bu? Elektriğe benziyor, ya elektrik ya elektrik benzeri bir şey. Yani insanların daha henüz keşfedemediği bir şey ama muhtemelen elektrik. 19. ayette diyor ki Cenab-ı Allah, “Birbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi” bu aynı zamanda İstanbul’a bakıyor biliyorsunuz iki denizin birleştiği yerdir İstanbul. Ama birbirlerine kavuşmak üzere iki denizi salıverdi. Biraz daha ikinci batıni daha derin anlamına girdiğimizde yani batınındaki ince anlama girdiğimizde; iki deniz, iki ilim denizinin Mehdi’nin ve Hz. İsa’nın birbirine kavuşmak üzere Allah tarafından dünyaya salınmasına da işaret ediyor olabilir. “İkisi arasında bir engel (berzah) vardır; birbirlerinin sınırını geçmezler” tabii bu asıl dış anlamı birinci anlamı olarak iki deniz var mesela biri tuzlu oluyor biri tuzsuz oluyor birbirlerine karışmıyorlar, bu biliniyor değil mi?
OKTAR BABUNA: Cebelitarık da böyle bir yer...
ADNAN OKTAR: Cebelitarık’ta böyle bir yer var, ayrıca akıntılar da var, mesela alt akıntı, üst akıntı ayrı oluyor, biri bu tarafa giderken biri bu tarafa gidiyor, boğazda da vardır o biliyorsunuz, birbirine karışmazlar. Bir, buna bakıyor ama biraz daha ince daha detay baktığımızda mesela Mehdi ile Hz. İsa’nın arasında değil mi, boyut farkı var. O göğe alınmış, o yeryüzünde. Bu engel kalktığında ikisinin birleşeceği ve birlikte mücadele edeceği anlaşılıyor inşaAllah. Bakın çünkü “İkisinden de inci ve mercan çıkar” diyor. Şimdi denizlerden tamam inci mercan çıkar ama hikmet, ilim genellikle inci ve mercan olarak onlar tasavvufta. Böyle güzel sözler, güzel düşünceler inci ve mercan olarak belirtilir. “Denizde koca dağlar gibi yükselen gemiler O'nundur”. Şimdi Peygamber Efendimiz zamanında denizde koca dağlar gibi olan gemi pek yoktu, küçük gemiler vardı. Şimdi büyük dev yolcu gemileri İstanbul’dan geçiyor, aynı zamanda bu olay İstanbul’dan böyle gemiler geçecek anlamına da geliyor değil mi? Çok katlı dağ gibi böyle olağanüstü büyük gemiler var yolcu gemileri var. Bunun yeri olarak da İstanbul’a işaret ettiğini hissediyoruz. “(Yer) Üzerindeki her şey yok olucudur;” diyor Cenab-ı Allah, “celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (Kendisi) baki kalacaktır”. Bütün melekler, bütün insanlar her şey yok olacak ve yeniden diriltilecektir. En son Azrail aleyhisselam kalıyor, onun da canı alınıyor en son olarak, değil mi? Ayet ona bakıyor. “Göklerde ve yerde olan ne varsa O'ndan (Cenab-ı Allah’tan talep eder) ister. O, her gün bir iştedir” mesela şu anda da bakın bizim konuşmamızı yaratıyor Allah. O her an bir iştedir, diyor, demin mesela annen buradaydı değil mi, yanımızdaydı, sen geldin, sürekli böyle bak mesela balıklar da Allah’ın tecellisi mesela bak şimdi o yukarı doğru çıkıyor, o aşağıya doğru gidiyor. Allah’ın kaderi ile hareket ediyorlar, kadere göre hareket ediyorlar Cenab-ı Allah onu söylüyor. “O, her gün bir iştedir” her an, her gün bir iştedir. “Ey cin ve ins toplulukları” diyor Allah, ey insanlar ve cinler “eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp-geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız”. Şimdi gökyüzüne insanlar çıkmak istedikleri vakit bir güçle karşılaşıyorlar yer çekimi gücü ile, yer çekimi gücünden kurtulabilmeleri için çok yüksek bir hıza erişmeleri gerekiyor. Bakın Cenab-ı Allah ne diyor, 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız” diyor. Nereden aşamazsınız? Göklerden yani gökleri aşamazsınız diyor üstün bir güç olmadan. Ahir zamanda roketlerin yapımına Kuran açıkça işaret etmiş oluyor yani öyle bir sürate ulaşacak ki yer çekimini de aşarak gökyüzünü geçecek, atmosferi geçecek değil mi? Çok açık sarih ifade bakın “göklerin ve yerin bucaklarından aşıp-geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız” diyor. Bunu Allah ahir zamanda verdi. “İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de kurtulup-başaramazsınız” mesela atmosferden girerken biliyorsunuz uzay aracını bir alev kaplıyor sürtünmeden dolayı değil mi ve birçok kaza da o yüzden bu şekilde oldu. Yani o yanma olayını oluştu, uzaydan girerken. Diyor ki bak ayet “İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de kurtulup-başaramazsınız” yani üstünüzü bir ateş kaplar diyor aynı zamanda bu ayetin ikinci işari manasını söylüyorum ben. Yani uzay araçlarının sürtünmeden dolayı yanacağına da Kuran işaret etmiş oluyor. Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman.” Geçenlerde tam gül görünümünde bir fotoğraf yayınlandı; uzayda... değil mi? Onu sana gönderirlerse eğer birazdan onu gösterebilirsin. Ahir zamanda böyle bir görüntünün olacağına da Kuran işaret etmiş oluyor.
ADNAN OKTAR: Bakın demin okuduğum ayette bahsettiğim gül görüntüsünü Cenab-ı Allah bakın gökyüzünde oluşturmuş. Bir benzeri, bir mislini oluşturmuş Cenab-ı Allah. Bakın, ayette ne diyor Cenab-ı Allah, Rahman Suresi, 37’de; “Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman…” Bu da uzayda çekilmiş bir fotoğraftır, bir galaksi kümesinin oluşturduğu. Bakın kıpkırmızı bir gülü andırıyor, tam Kuran’da tarif edildiği gibi. Bunun ahir zamanda oluşmuş olması da ayrı bir harikadır, bir mucizedir. İnşaAllah.
Makaleler
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Dergiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Kısa filmler - Mutlaka izleyin