OKTAR BABUNA: Bu hücrenin bölünmesindeki mucize Hocam inşaAllah. Bu bir hücre çekirdeği, bakın hücre çekirdeği bölüneceği zaman kromozomlar normalde gözükmüyor, birden bire belirginleşmeye başlıyor. Kromozom da DNA’nın katlanmış hali. Defalarca kendi üzerinde katlanarak, bakın kromozomlar görünür hale geliyorlar.
ADNAN OKTAR: O katlanmasıyla ilgili bir filim vardı, yok mu o sende?
OKTAR BABUNA: Var Hocam inşaAllah. Bundan sonra göstersek... Bölünmesi için bakın iki tane ayrı kutup oluşuyor böyle protein yapısında görüyorsunuz. Bunlar birden bire hareket ederek hücrenin iki tarafına geçiyorlar. Burada bilinmiyen bir sebepten dolayı hücre zarı eriyor. Bakın bu da çok önemli bir mucize şeklinde. Aralarında oluşan ince lifcikler, kromozomların üzerine giderek yapışıyorlar gördüğünüz gibi. O iki tane, iki tarafındaki olan kutuplardaki ince iplikçikler ve onların hem itmesiyle hem de çekmesiyle kromozomlar önce orta hatta geliyor ve her biri iki tane çift kromozom ikiye ayrılıyor. Bakın, hücrenin zarı da uzamaya başlıyor, oval hale geliyor önce. Burada tabii muazzam bir nizam ve intizam var. Yani bu olmazsa hücrenin bölünmesi kesinlikle söz konusu değil. Kromozomları birbirinden ayırıyorlar, hücre zarı gördüğünüz gibi iki ayrı hücre zarı şeklinde kromozomları birbirinden ayırıyor ve hücre ikiye bölünüyor. Yani bu iki tane kutubu meydana getiren protein yapılarının oluşması o iplikçiklerin oluşup tam olması gerektiği yere, kromozomlara gidiyorlar, birbirlerini iterek ve çekerek hücrenin zarını uzatıyor, hücrenin zarı tam erimesi gereken zamanda eriyor ve hücre bölünebiliyor bu şekilde.
ADNAN OKTAR: Bölünüp, bir de şekil alıp ayrı zar oluşturması, böyle bir karar alması, olağan üstü bir akıl gerekiyor bunun için...
OKTAR BABUNA: Kromozomlar, bakın görüyorsunuz burada, böyle kalın bir katlanmış bir yapısı var. Bakın kesitini aldığımızda bunun, DNA parçalarını görüyorsunuz. Bir daha kesit alınıyor, bakın altından ne çıktı böyle. DNA tekrar kendi üzerinde sarmal halinde sarılmış, sarılmış, sarılmış telefon kablosu gibi. Bir kesit daha alıyorsunuz, bakın kaç kat katlanmış. Bir kesit daha alıyorsunuz, proteinlerin üzerine sarılmış. Bir kesit daha alıyorsunuz, o zaman işte DNA’nın o helezonik yapısı meydana geliyor. DNA’yı açtığınızda, 1 santimetrenin 4 milyonda biri kalınlığında DNA. O kadar ince ki, yani gözle kesinlikle görmeye imkan yok. Elektron mikroskobu ile bile çok güç görülebiliyor. Tam bir DNA molekülünü açtığınız zaman, bir hücrenin içerisini, bir insan hücresinin içerisindeki, bir metreyi buluyor. İçinde 1 milyon ansiklopedi sayfasına eşdeğer bilgi var. Bu bin cilt, her biri bin sayfalık ansiklopedi yapar. Yani dünyanın en büyük ansiklopedisi mesela İngiliz Britannica Ansiklopedisi 25 cilt, 25 bin sayfa falan. Bakın 1 milyon sayfayı Allah, bir santimetrenin 4 milyonda biri inceliğindeki bir moleküle yerleştirmiş. 1 gramdaki DNA’nın miktarının bilgisine bakıyorlar; 200 trilyon kitap ediyor bu. Yani bakın şöyle, insanlık tarihi boyunca yazılmış olan bütün kitapları toplasanız, bütün kitapları ama, el yazması kitapları da, Hz. Adem’in döneminden itibaren, milyar hesabıyladır. 200 trilyon kitap 1 gram DNA molekülünün içerisinde. İnsan vücudunda 100 trilyon hücre var, 100 trilyon hücre çarpı 1 milyon, 100 bin katrilyon sayfa yapar. 100 katrilyon cilt kitap demektir bu.
ADNAN OKTAR: İnsanın içerisinde saklı değil mi bu kadar bilgi?
OKTAR BABUNA: Evet, bu kadar bilgi, yani aklın alacağı bir şey değil bu ve buna tesadüf demeleri tabii, bu da bir mucize, Allah’ın mucizesi.
ADNAN OKTAR: Bunu açıklayacaklar ahirette. İnşaAllah.