AZERİ SUNUCU: Selam hörmetli seyirciler. Müasil cemiyet ve İslam Birliği içinde her birinizi hoş gördük. Bugün biz her zaman olduğu gibi Bakü stüdyolarından değil, Türkiye’nin İstanbul şehrinden dünyanın en çok tanınmış sevilen ve bazıların daha doğrusu Darwinistlere korku salan bir şahsın yanından televizyonlarınıza konuk oluyoruz. Hem bu şahs size Harun Yahya olarak tanınan Adnan Oktar’dır. Harun Bey, sizinle yeniden görüşmemize çok memnun olduk. Ancak isterdik bu verilişin bazı kanallarda yayınlanacağını bir daha söylüyeyim inşaAllah. Metni ise Azerbaycan’ın en çok okunan internet sayfalarından olan İslam.com.az ve medyaform.az sayfa vasıtasıyla tanışmış olabilirsiniz.
Hürmetli Adnan Bey veyahut Harun Hocamız diyelim inşaAllah. Bizim ilk sorumuz; her zaman bu bayrak krizi, bayrak bühranı olduktan sonra size hep bütün canlı yayınlara Azerbaycan bayrağıyla, Türkiye bayrağıyla birlikte çıktığınızı gördük. Her gün de bunu müşahede edirik. Bunun anlamı nedir? Hangi mesajı inşaAllah vermek istiyorsunuz Hocam?
ADNAN OKTAR: Azerbaycan bizim parçamız, ruhumuz, kanımızdır ve Türk-İslam Birliği’nin oluşmasında ilk birleşeceğimiz Türk devleti, Azerbaycan’dır. İlk odur, Allah’ ın izniyle oradan başlıyoruz ve sıradan Allah’ın izniyle gideceğiz inşaAllah.
AZERİ SUNUCU: Ama Hocam bir de başka bir şey vardı; hep bize onları internet sitesiyle sordular. Mesela, diyelim ki başka kimse hiçbir zaman Azerbaycan’ın kendisinde bile Azerbaycan bayrağıyla veyahut da Türkiye bayrağı ile hiçbir zaman böyle canlı yayınlara veyahut da diğer programlara devamlı olarak çıkmadı. Hep mesela diyelim ki bayramlarda, daha doğrusu devletin mukaddes bildiği günlerde, öyle bayrağımızın resmi olurdu. Bunun başka, bu Türk-İslam Birliği’nden başka bir anlamı var mı? Yoksa sadece…
ADNAN OKTAR: Bayrak bizim için kutsaldır. Azerbaycan bayrağı da bizim için kutsaldır. Çünkü o da bizim bayrağımız, o da benim bayrağım inşaAllah. Biz Allah’ın izniyle o bayrak uğrunda mücadele de ederiz, gerekirse Allah uğrunda şehit oluruz. Tabii Türk bayrağı gibi o bizim için aziz ve kutsaldır. Aynıdır çünkü o da Türk bayrağı inşaAllah. Dolayısıyla Azeri kardeşlerimiz de Türk-İslam Birliği’nin şerefli, güzel, öncü simalarındandır. Yakın bir vakitte göreceksiniz; Azerbaycan ile Türkiye arasında ne pasaport kalacak ne şu kalacak-ne bu kalacak. Yolları açacağız. Tam anlamıyla Konya gibi, Erzincan gibi bir birleşme olacak inşaAllah.
AZERİ SUNUCU: İnşaAllah. Hocam bazen mesela bizde gazetelerde böyle bir röportajlar çıktı, müsabeler çıktı. Ama müsabelerde yazdılar ki acaba sanki Türkiye yeniden Osmanlıyı mı canlandırmak istiyor? Harun Bey bunu mu kast ediyor? Nazarda tutuyor?
ADNAN OKTAR: Her devlet müstakil. Mesela Azerbaycan devleti milli devlet olarak kalacaktır. Kendi inancı, kendi düşüncesine ona müdahale yok. Bu bir sevgi birliği, dostluk ve kardeşlik birliği olacaktır. Yani hürriyet esas olacaktır. Yani birisi birisine müdahale ediyorsa orada hürriyet yoktur. Herkesin inancına, dinine, mezhebine, itikadına, milli görüşüne saygı duyulacaktır.
AZERİ SUNUCU: Hocam peki burada mesela Avrupa Birliği, diyelim ki Hıristiyan toplulukları bir araya gelerek Avrupa Birliği’ni oluşturdular. Ve mesela Türkiye’nin oraya girmesi, daha önceleri de siz söylemiştiniz, artık sanki biraz gecikme durumunda veyahut da almak istemiyorlar. Şimdi Türk-İslam Birliği, Avrupa Birliği’ne alternatif mi yoksa yeni bir oluşum mu?
ADNAN OKTAR: Türk-İslam Birliği, Avrupa Birliği’ni kurtaracak bir oluşumdur aynı zamanda, dünyayı kurtaracak bir oluşumdur. Yani Türkiye girdiğini farz edelim. Yunanistan girdi ne oldu? Ekonomisi çöktü, sürünüyorlar, perişan duruma düştüler. Ekonomisi çöktü, iflas etti Yunanistan. Dolayısı ile Avrupa Birliği’ne girmek bir kurtuluş değil, yani hiçbir şey getirmez Türkiye’ye bu. Yani Türkiye fakirse gene fakir kalır. Ama zengin ve ihtişamlı olarak, Türk-İslam Birliği’nin lideri olarak geldiği zaman; “gelin bizim bünyemize” der. Türk-İslam Birliği olarak Avrupa Birliği’ni alır Türk-İslam Birliği’nin içerisine, “biz de sizin içinize girelim” der. O da onların içerisine dahil olur. Bu güzelliktir; çünkü o zaman zenginlik getiriyorsun, bereket getiriyorsun, maneviyat, sevinç, heyecan, değil mi, coşku getiriyorsun. Böyle bir birlikteliği Avrupa Birliği ister, ama “ben sana geleceğim, bana para ver, yemek ver, yiyecek ver, içecek ver, iş ver, beni eğit”; Avrupa Birliği bunu istemez.
AZERİ SUNUCU: Yani Türk-İslam Birliği’nde aynı olay olsa nasıl olur? Diyelim ki Türk-İslam Birliği’ne üye olacak bazı devletler fakirdir. Onlar da geldiği zaman Türkiye de aynı şeyi söyleyebilir. Bizim işte kendi işsizlerimizin sayısı fazladır, diğerlerinin sayısı fazladır, bunları aldığımız zaman bize sorun olmayacak mı?
ADNAN OKTAR: İşte bak Türk milletinin özelliği burada devreye giriyor. Delikanlı millettir Türk milleti. Asla böyle şeye tenezzül etmez. Şu kadar ekmek olur, arasına bir dilim peynir koyar; ama bunu demez, kimseye tamah etmez.
AZERİ SUNUCU: MaşaAllah. Hocam başka bir konuya girelim o zaman. Mesela birçok yerlerde okuduk, sizin kitaplarla ilgili olarak olarak “elmas hükmünde olan kitaplar” diye bahsediliyor. Bu elmas kitapları ne zaman yazmaya başladınız? Veyahut da bu kitapları gerçekten şu ana kadar araştırdığımız zaman İslam tarihinde bile öyle bir şahıs yoktur ki, mesela diyelim ki 300 kitap yazsın, ortaya çıkarsın. Aynı zamanda daha sonra yazdığınız kitaplar maşaAllah gerçekten bu biz haberleri seyrettiğimiz zaman, internet sitelerinden baktığımız zaman dünyayı artık deprem olarak, zelzele olarak salladı. Bunları nasıl başardınız Hocam?
ADNAN OKTAR: Bunları yaratan tamamen Allah’tır. Allah kulunu vesile eder. Bazen bir çalıdan bile Allah tecelli eder, bazen kulundan tecelli eder. Biz Allah’ın tecellileriyiz, müminler olarak tecellileriyiz. Allah İslam’ın dünyaya hâkimiyetini kast edince, bunu murat edince, Türk-İslam Birliği’ni yaratmayı kast edince hiç ummadığın kullarını vesile eder. Hiç ummadığın olayları vesile eder. Bakın her yerde vizeler kalktı, bir. Şimdi diyorum pasaportlar kalkacak. Pasaport kalktı mı ne demektir biliyor musunuz? Sınır kapısı sonuna kadar açılıyor demektir.
AZERİ SUNUCU: Nüfus cüzdanıyla her yere gidebilirsiniz.
ADNAN OKTAR: Açtın mı zaten ne kalmış oluyor? “Türk-İslam Birliği nasıl olacak?’’ diyor. E olmuş oluyor o zaman işte, bitti o kadar.
AZERİ SUNUCU: O zaman sizin kitaplar bu Türk-İslam Birliği bir bünyesini oluşturdu mu, temelini?
ADNAN OKTAR: Tabii ki. Türk-İslam Birliği’ni engelleyen şey Darwinizm ve materyalizmdi, dinsizlik ve ateistlikti. Azerbaycan’da da iddia edilen Ergenekon örgütü, Türkiye’de de iddia edilen Ergenekon örgütü, Türki devletlerde de iddia edilen iddia edilen Ergenekon örgütünün zulmü yaygındı. Biz onların beynini parçaladık, beynini. Hukuki yönden de zaten şu an tm açmazlardalar. Dolayısıyla Türk-İslam Birliği’nin önünü tamamen açmış olduk.
AZERİ SUNUCU: Hocam peki bu Darwinizm diyelim ki biz onların beynini eğer patlattık ise, okullarda hala okutuluyor. Mesela Azerbaycan’da da okutuluyor, eski SSCB döneminden kalma diğer devletlerde de şu anda okullarda Darwinizm’le ilgili çalışmalar devam ediyor. Ayrıca Avrupa’da UNESCO bildiğiniz gibi 200 yıllık bir artık Darwinizm yılı ilan etti ölümüyle ilgili olarak. Peki, eğer bu dağıtıldıysa bu nasıl oluyor devam ediyor Hocam?
ADNAN OKTAR: Ben ilkokula gittiğimde halen de vardı ortaokulda. Eski Mısır’ın medeniyetini, o dönemde yaşananları anlatıyorlar, hala da anlatıyorlar, Firavun devrini anlatırlar; ama biz hiç etkilenmiyoruz. Mesela Eski Yunan’ı anlatıyorlar, hiç etkilenmiyoruz. Eski Sümerleri anlatıyorlar, hiç etkilenmiyoruz. Darwin’i anlatıyorlar, hiç etkilenmiyoruz. Mühim olan, onların mezarı hakkında bize bilgi veriyorlar şu an.
AZERİ SUNUCU: Yani o zaman “tarih oldu” diyorlar.
ADNAN OKTAR: Hah, “mezarının boyu şu kadar, eni bu kadar” diyorlar. Biz de diyoruz ki ne kadar ilginç diyoruz, ne kadar ilginç, hatta bir gidip gezip bakalım, nasıl bir şeymiş diyoruz.
AZERİ SUNUCU: Hocam inşaAllah Azerbaycan’a döndüğümüz zaman, Azerbaycan’ın ANS televizyonu var, özel olarak bir program sunulacak ilk defa olarak Darwinizm’le ilgili olarak. Şimdi orada sorulan sorulardan o arkadaşlar da rica ettiler, bazı sorular da geldi. Mesela diyorlar ki; “tamam okullarda okutuluyor bu, diyelim ki tarih olarak okutuluyor. Peki, bu Darwin’in ideolojisi ne gibi yanlışları var veyahut bize nasıl bir tehlike olabilir?” Bu günden sonra bile…
ADNAN OKTAR: Bakın Darwinizm’i ne bitirir biliyor musunuz? Bilim. Darwinizm bilimi gördü mü böyle aside düşmüş solucan gibi çırpınmaya başlar. Yani sülfürik aside düşmüş gibi böyle, yahut tuza düşmüş solucan gibi. Bilimi üstüne attın mı parçalanır. Mesela oturtursun Darwinist’i, “kardeşim” dersin, “bana bir proteinin molekülünü şöyle gel bir ortaya koy bakalım” dersin. “Ortaya koyalım, buyur anlat bakayım” dersin. “Nasıl oluyor bu protein?” Bakın bir proteinin olması için neye ihtiyaç var biliyor musunuz? Bir başka proteine ihtiyaç var. DNA’ya ihtiyaç var, değil mi? Hücreye ihtiyaç var. Bak olay bitmiş, yani mümkün değil bu olmadan. Yani en alt seviyede onların anlayabilmeleri için şunu söyle; bir proteinin olması için başka proteine ihtiyaç var. Bu ne demektir biliyor musunuz? Sıfır. Yani diyorlar ki işte; “1’in yanına 950 sıfır koyunca olacak’’ öyle bir konu da yok. 950 milyon sıfır koysa yine olmaz; çünkü başka proteine ihtiyaç var ve DNA’ya ihtiyaç var ve hücreye ihtiyaç var. Konu bitmiş.
AZERİ SUNUCU: Hocam peki bu ara fosil olarak, mesela biliyorsunuz Gürcistan’da, bizim komşu ülke olan Gürcistan’da öyle bir şeyin bulunduğunu söylediler bir ara. Daha sonra sizin sitenize baktık. Sabahsı gün, hemen onun olmadığını ispatladınız elhamdülillah. Diyelim bunlara gayret ediliyor, birkaç günden sonra yeni bir fosil olarak ortaya çıkarıyorlar, bunlar ara geçit formu. Ama siz de hemen diyelim ki bir makale yazıyorsunuz ki böyle bir fosil yoktur tam tersine öyle bir fosil getirene trilyonlarca para veririm. Ama şimdi onların bu gayreti nedendir Hocam? Bir de bunlar, diyelim ki şimdiye kadar belli olmayan hayvanlar vardır. Peki, diyelim olabilir mi ki herhangi bir fosil getirirler, şu anda bizim bilmediğimiz bir hayvan olmuş olabilir, onu fosil olarak sunabilirler ara geçit formu olarak?
ADNAN OKTAR: Her getirdikleri fosil mükemmel olacaktır. Bakın simetrik olacaktır yani iki tarafı birbirine eşit, düzgün ve altın oranla yaratılmış oluyor. Böyle ara fosil olmaz. Ara fosil olması için patoloji olması gerekiyor. Yani kaşı havada, gözü aşağıda, kulağı yukarıda, mesela burnu ensesinde, ensesi ayağının altında, karmakarışık bir şey olması lazım. Yani mutasyon darmakeşan eder. Eğer düzgün bir hayvan varsa bu yaratılışı ispat eden bir fosildir. Yani hiçbir şekilde ara fosil olmaz. Mesela dinozorlar, bakıyoruz mükemmel bir kemik yapısı, mükemmel bir yüz yapısı ve kas ve iskelet sisteminin de çok mükemmel olduğu genel çatıdan anlaşılıyor. Böyle ara fosil olmaz. Bunu kim diyor biliyor musunuz? Darwin’in kendisi söylüyor ve bütün bilim adamları söylüyor. Oku Oktar size bir yüksek sesle. Darwin’in bizzat kendi ağzından okusun bunu. Dedeleri söylüyor bunu, biz söylemiyoruz.
OKTAR BABUNA: Bulayım 1 dakika.
AZERİ SUNUCU: Hocam başka bir soru sarayım o zaman, Oktar Bey bulana kadar. Başka bir İslam âlimi denilen bir şahıs da insanın daha değişik mesela hurmadan yaratıldığını söyledi, iddia etti. Bazen de bunu herhangi bir hadise uydurmaya çalıştı. Bununla ilgili ne söyleyebilirsiniz? Gerçekten böyle bir şey, hadis var mı? Veyahut da insan şimdi maymundan değil de hurmadan yaratılmış olabilir mi? Efendimiz böyle bir şey söylemiş olabilir mi?
ADNAN OKTAR: İbn-i Miskeveyh eski Yunan’ın etkisinde kalmış, eski Sümerlerin etkisinde kalmış Pagan dinini savunan, kendine Müslümanım diyen cahil bir insandır.
AZERİ SUNUCU: İslam âlimi değil yani?
ADNAN OKTAR: Değil, adamın nüfus cüzdanında Müslüman yazabilir yani öyle Müslüman olmaz. Müslüman; Kuran’daki anlatılanlara inanana biz Müslüman diyoruz. Eğer eski Sümer dininden bir şeyler aldı da, “ben buna iman ediyorum” diyorsa, o eski Sümer dininin mürididir, oranın müminidir. Yani ona iman etmiştir o. Eski Sümer dinine mensup olduğunu söyleyebilir, o zaman Miskeveyh’in bu sözleri normal olmuş oluyor yani. Kendi dini odur, o dinin açıklamasını yapmış oluyor. Ama İslam dininde açıkça yaratılıştan bahsedilir, net yaratılış vardır. Dolayısıyla eski Mısır’daki safsataları bize, “din böyle diyor” diye ortaya koymaya kalkarlarsa bu çok samimiyetsizlik olur. Hz. Musa asasını attı, anında yılan oldu. Evrim falan geçirmedi. Hz. İsa çamurdan kuş biçimde bir şey yaptı, üfürmesiyle kuş birden bire uçtu. Normal kuş, yumurta yumurtluyor, normal hayvan. Fosillerin yapısına baktığımızda, 300 milyon fosili incelediğimizde tek bir tane ara fosil bulamıyoruz, ama bir tane. Aslında olabilirdi de, yani anormal bir şeye rastlanabilirdi, niçin rastlanmasın? Hiç yok. Yani tek bir tane yok.
AZERİ SUNUCU: Allah’ın bir hikmeti inşaAllah, çünkü öyle bir şey çıkarmamıştır.
ADNAN OKTAR: Çok normal, yani mutasyona uğrar mesela var ya öyle çarpık çurpuk oluyor. Böyle bir mahlûk bulunabilir bir tane. Tek bir tane yok.
AZERİ SUNUCU: Hocam peki tüm dinler yaratılışçılığı savunmasına rağmen, hepsi mesela Hz. Âdem’den yaratıldığını söylemesine rağmen peki neden diyelim ki onlar da sizinle birlikte hareket etmiyorlar?
ADNAN OKTAR: Deccaliyet kasıp kavurdu dünyayı. Yani bu konu Mehdiliğin oluşması için Allah tarafından oluşturuldu ve böyle büyük bir oyuna geldi insanlar. Şeytan insanlarla alay etti ve onları küçük düşürdü, mahcup etti. Yani akıl almaz bir şeye onları inandırttı. Dedi ki; “siz tesadüfler sonucu oldunuz” dedi. “Bilim adamısınız siz anlamıyor musunuz?” diyor şeytan. “Bak siz tesadüfler sonucu oldunuz” diyor. “Protein nasıl oldu ey şeytan?” diyorlar. “Tesadüfen oldu” diyor. “Ara fosil yok” diyorlar. “Olsun siz gene tesadüfen yaratıldınız” diyor. Ve buna koskoca dünyanın milyonlarca insanı çocuk gibi düştü ve burada Allah’ın gücünü gördüler. Bu mucizedir bu ve müthiş mahcup oldular ve küçük düştüler. Yani akıl almaz bir şeye inandırdı onları şeytan.
AZERİ SUNUCU: Hocam şeytanın kendisi Allah’ı inkâr etmemesine rağmen diğer insanlara Allah’ı inkar ettiriyor.
ADNAN OKTAR: Tabii oyun oynadı ve kandırdı. Mesela adam profesör, sakalı göbeğine geliyor böyle, inanmış. E kardeşim diyoruz tesadüfen olamaz. “O zaman uzaylılar yapmıştır” dediler. Şimdi de olay uzaylılara döndü.
AZERİ SUNUCU: Bu meşhur Dawkins olayı.
ADNAN OKTAR: Evet, Dawkins de. Adam bak köşeye sıkınca, baktı protein önüne kondu. Moleküle baktı, proteinin olması için başka proteine ihtiyaç var, hücreye ihtiyaç var.
AZERİ SUNUCU: Tesadüfen olması mümkün değil.
ADNAN OKTAR: Evet, olması mümkün değil. O zaman diyor, düşünüyor, düşünüyor; “uzayda bir kısım üstün zekâlar olabilir” diyor, “onlar yapmıştır” diyor. Ya kardeşim bırak Allah aşkına, dede olmuşsun artık. Koskoca adam aklını başına al. Ne konuştuğundan haberin yok senin. Uzaylıyı kim yarattı? Değil mi? Yani belli bir köşeye sıkışıp bitecek. Yani eninde sonunda köşeye gideceksin.
AZERİ SUNUCU: Hocam bir de böyle bir şey vardı. Hz. Adem ile ilgili olarak, başladığımız için sormak istiyorum. Mesela Hz. Adem ilk olarak yaratıldı, meselam topraktan yaratıldı. Kuran Mucizeleri isimli kitapta da belirtmiştiniz bunu. Bu topraktan yaratıldıktan sonra, bizim, bugünkü bildiğimiz insan nasıl oldu? Bir de ayrıca, sizin birkaç defalar röportajlarınızda da söylediniz, ensest ilişki olayı. Şimdi bazıları öyle sorular sordu, peki Hz. Adem’in, bunu soran ateistlerdi, kendileri açık belirttiler, Adem’in çocukları, kız kardeş mi evlendi veyahut da bu aynı ilişki değil mi, nasıl oluyor peki bunlar?
ADNAN OKTAR: Şimdi, zina haram. Allah dediği için haram, yoksa helal olurdu. Domuz eti haram. Niye haram? Allah dediği için haram. Domuz etini yerdik biz Allah helal deseydi, değil mi? İçki haram. Niye haram? Allah dediği için haram. Ensest ilişki de haram, Allah dediği için haram. Yani bunu insanlar bilmiyordu ki, Allah deyince öğrendiler. Dolayısıyla yani helal-haram kavramı, Kuran’ın hükmüne göre olduğuna göre, o dönemde Allah helal kılmış, bir süre helal kılmıştır, sonra haram kılmıştır. Mesela şarap da Hıristiyanlıkta helal. Mesela içiyor adamlar, domuz eti de yerler, yiyiyorlar. Ama İslam dininde haram, yiyemiyor Müslümanlar da. Bir şeyin hükmünü Allah’ın kaldırması veyahut yeniden teşri etmesi, Allah’ın takdirindedir inşaAllah.
AZERİ SUNUCU: Hocam peki o Hz. Adem’in topraktan yaratılma olayı nasıl? Toprak olarak dolaştıklarını zannediyorlar.
ADNAN OKTAR: Hayır değil, bakın. Klasik şu porselen var ya, porselen mankenler, taştan yapılıyor. Kusursuz mükemmelde porselenden bir heykel yapmıştır Allah. “Gel buraya” dedi mi, “konuş dedi” mi konuşmuştur o kadar, bildiğin porselen. Şimdi buna Allah’ın ihtiyacı olduğundan değil, insanın hoşuna gitsin, meleklerin hoşuna gitsin diye yapılmıştır. Şimdi sen burada yoktun, burada var mıydın sen daha önce? Biraz önce yoktun.
AZERİ SUNUCU: Hayır, yoktum.
ADNAN OKTAR: Birden geldin burada oldun sen, nasıl oldun sen? Yaratıldın işte. Allah yarattı. “O her an bir yaratmadadır” diyor Allah. “O her an bir yaratmadadır.”
AZERİ SUNUCU: Evet Yasin Suresi, 81 (Kun fe yekun...)
ADNAN OKTAR:Tabii, sürekli.
AZERİ SUNUCU: Ol der derhal olur...
ADNAN OKTAR: Sürekli yaratılıyor insan. Yani biz öyle çivi gibi durmuyoruz. Sürekli yaratılıyoruz. İnşaAllah.
AZERİ SUNUCU: Hocam, bir de kıyamet ile ilgili böyle bir soru vardı. Efendimiz (s.a.v.), hiçbir zaman tarih vermediği halde, mesela Bediüzzaman Said Nursi’nin tarih verdiğini söylediler, daha sonra sizin tarih verdiğinizi söylediler. “Peki, bu tarih nereden çıkıyor?” diyorlar.
ADNAN OKTAR: Şimdi Cübbeli de önce bunu bir reddetmişti. Oraya da, Azerbaycan’a da onun ünü, namı gitsin.
AZERİ SUNUCU: Zaten sizi dinleye, dinleye onu millet tanıdı. Bizde hiç kimse onu tanımıyordu. Gerçekten.
ADNAN OKTAR: Ama böyle tiplere de ihtiyaç var. Çünkü böyle tipleri bilmezlerse, düzgününü bilme ihtimali olmaz. Çünkü bunları hep biz hikayelerde duyardık, biz Cübbeli tipi insanları. Yani romanlarda okurduk, değil mi böyle efsanelerde falan, inanamazdık. Gözlerimize, değil mi, böyle bir gerçek olarak gelince, hayretler içinde gördük ki hakikaten varmış böyle insan ve böyle insanlar varmış. Yani anlatsak inanmaz ki insanlar. Dolayısıyla ahir zaman olaylarını da anlatırken Kuran’a dayandırıyoruz, hadise dayandırıyoruz. Kuran’da ne diyor Cenab-ı Allah, “gaybı hiç kimse bilmez” diyor Allah. Bir tek Allah bilir. Ama Allah açıklık getiriyor. Diyor ki; “bir de, benim elçilerime Ben bildirirsem, Peygamberlerime bildirirsem, onlar bilirler” diyor Allah’ın bildirmesiyle. Allah Peygamberine bildirmiş. “Dünyanın ömrü 7000 yıl” diyor. Yani, bir tarih vermiş, bir takvim, 7000 yıllık bir takvim, herhangi bir takvim. Mesela Hz. İbrahim’in doğumu da olabilir, Nuh’tan itibaren olabilir, bilemiyoruz 7000 yıllık bir takvim. Bunun diyor Peygamberimiz, 5600 yılı geçmiştir. Bunu kim söylüyor biliyor musunuz? İmam-ı Hambel naklediyor. Mutlak müştehid, mezhep imamı ve hadis imamı, bu söylüyor. 5600 yılı geçmiştir. Bak 7000 yıl vardır diyor İmam-ı Hambel, bunun 5600 yılı geçmiştir diyor. Çıkarttığımızda ne kalıyor? 1400 ile 1500. Zaten bakıyoruz, küfrün en azgın dönemindeyiz, yani ahir zamanı anlamamak için çocuk olmak lazım. Yani bunun daha beterini bir düşünün. Yani bütün dünyaya ateizm hakim olmuş.
AZERİ SUNUCU: Bunlar hepsi Peygamberimiz’in hadislerinden çıkarılan bir tarih, değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabii ki, tabii ki Peygamber Efendimiz’in hadisi.
AZERİ SUNUCU: Evet. Hocam, daha sonra siz Cübbeli’den konuşmuşken oradan da bir soru gelmiş bize. Mesela diyor ki, Cübbeli mesela Şii’ler ile ilgili, onları keseceğini söyledi veyahut da Selefler’i keseceğini söyledi, Vahabiler’i keseceğini söyledi. Peki, Şii’lerin, ama kendisinin Mehdi konusunda farklı düşündüklerini söylüyorlar. Çünkü onlara göre, 12’inci imam 11’inci imamın oğludur, gayb olmuştur, daha sonra gelecektir diye. Bu konuda ne söylersiniz?
ADNAN OKTAR: Mehdi bir süre kaybolacaktır. Ama yani küfrün şiddetinden, mesela iddia edilen Ergenekon örgütü veyahut masonluğun baskısından dolayı yıllarca insanlardan gizlenecektir. Bir de hapsedilecektir. Zaten bak Şii kaynaktan veriyorum: diyor ki; “O, Hz. Yusuf’a benzer” diyor. “Ne yönden ya Resulullah?” diyorlar. “Hapis yönünden” diyor, “zindan yönünden”. “Zindan yönünden benzer” diyor. “O sizi görür” diyor, “çarşılarda gezer, ama siz onu göremezsiniz” diyor. Çünkü avamdan, normal bir insan zannedecekler. Yoksa böyle ışın gibi görünmeyen bir varlık anlamında değil. Ha, bunu Şii’ler nasıl kabul edecek, nasıl olacak? Ya siz ona hiç aklınızı takmayın. Allah öyle bir kabul ettirir ki, öyle bir kabul edecekler ki... Yani öyle hiçbir sorun çıkmaz.
ADNAN OKTAR: Ben Ahmedinejad’a da ben buradan haber gönderdim. Bakın, “Mehdi çıktı” dedim. Bana itimat etti, çıktı Birleşmiş Milletler konuşmalarında, değil mi, televizyona çıktı, “Mehdi gelmiştir” dedi. Gelecek demedi bak, Mehdi geldi dedi. Bana güvensin dedim, Mehdi geldi dedim. Mesih de gelmek üzere dedim, onu da söyledi. Yani Hamaney de çıktı, “Mehdi gelmiştir” dedi. Hürriyet Gazetesi sür-manşetten “Mehdi geliyor” diye haber yaptı. O haberi kim yaptırdı? Allah yaptırdı.
AZERİ SUNUCU: Ama peki diyelim ki, peki bazı gazeteler Hocam, o iddia edilen Ergenekon örgütü ile ilişkili bazı haberler yazdığı halde Mehdi’nin çıkışını neden böyle manşetten, sür-manşetten versin?
ADNAN OKTAR:Şimdi güya eleştirmiş oluyor. Yani bak böyle bir risk var, böyle bir durum var, hani dikkatli olun.
AZERİ SUNUCU: Yani mesajı verme anlamında diyor.
ADNAN OKTAR: Yani tabii. Yani duyuyorsunuz değil mi, gibisinden.
AZERİ SUNUCU: Hocam başka bir soru vardır. Dünyanın der her tarafında show tipli programlar daha çok yapılıyor televizyonlarda. Sizce bunun sebebi veyahutta sebepleri nelerdir? Başka onun arkasında bir soru var, Hocam zamanımız daraldığı için soruyorum arka arkaya. Hülya Avşar’ın sunduğu programa çıktınız. Kimsenin sormaya cesaret edemediği müstehcen sorular da sordu. Bu programın neden tam versiyonunu sitenize eklememişler? Bu, programdan memnun kalmamanızı mı gösteriyor?
ADNAN OKTAR: Hülya çok çılgındır. Yani hedef gözetmez, kim olduğuna bakmaz, o sorar. O, çok tatlı ve sevecen bir insandır. Onun çocuksuluğu, onun çılgınlığı içerisinde olan bir şeydir. Ona olgunlukla yaklaşmak lazım. Sevecenlikle yaklaşmak lazım. Onu bir tolore eden bir ruh ile değerlendirmek lazım. Dolayısıyla ben, sevdiğim bir insandır, halen de çok seviyorum yani şefkat duyuyorum.
AZERİ SUNUCU: O zaman peki, dünyanın her tarafında bu tür böyle sanatçılardan diyelim, şarkıcıların çıktığı programlar daha fazla yaygınlaştırılıyor. Bunun sizce arka planında bazı sebepler var mı?
ADNAN OKTAR: Hiçbir şey olmaz. Yani bu Mehdiyeti asla engelleyecek bir şey değildir. Hatta Mehdiyet’i körüklüyen olaylardır bu. Mesela televole kültürü, Müslümanların azmini ve gayretini kat kat artırır. Şevkini artırır. Eğer onlar olmasa, Müslümanlarda bir meskenet olur. Öyle olaylar insanları heyecanlandırır ve terakki ve ilerleme hırsını artırır onların. Yani Darwinizm olmasa Mehdi çıkmaz. Komünizm olmasa Mehdi çıkmaz. İddia edilen Ergenekon örgütü olmasa Mehdi çıkmaz. Hilafet kalkmazsa Mehdi çıkmaz. Bir kere, “Mehdi’nin geldiği zaman halifelik olmayacak” diyor Peygamberimiz. “İran ile Irak arasında savaş olacak” diyor. “Irak işgal olacak, Afganistan işgal olacak” diyor. Yani bunu Allah ona söyletiyor, Peygamber Efendimiz’e ve onun dedikleri oluyor.
AZERİ SUNUCU: Hocam peki, Hz. İsa gelecek inşaAllah. Geldiği zaman buna herkes mesela inanıyor. Ama biz de biliyoruz şu, Kuran’ın içinde Azhab Suresi’nin 40 ayetinde belirtiliyor; Efendimiz (s.a.v.) Peygamberlerin sonuncusudur. Şimdi, Hz. İsa geldiğinde bir Peygamber olarak mı gelecek, yoksa Peygamberliği alınmış olarak mı gelecek?
ADNAN OKTAR: Peygamber, unvanı var ama yani kendisinin sorumlu olacağı vahyi alacaktır. Yani insanların sorumlu olacağı vahiy yok. Ama vahiy ile hareket eder. Mesela Mehdi’nin yüzünü mesh ediyor, “senin” diyor “cennette makamın budur” diyor, “cennetliksin sen inşaAllah” diyor ama inanmak farz değildir; çünkü inanmak için kitap inmesi gerekir. Herhangi bir kitap getirmiyecek, Kitab’a uyan olacak o. Zaten Mehdi’ye imamette uyuyor. Yani onun imamlığına tabi olmuş. Hatta Mehdi onu çekiyor, rica ediyor, siz geçin Efendim diyor. İsa hiçbir şekilde kabul etmiyor. Onu sırtından iterek, omuzundan iterek namaza geçirttiriyor. Mehdi yine utanıyor, yeniden dönüyor, gene İsa yeniden sırtından iterek namaza geçirttiriyor.
AZERİ SUNUCU: Hocam, Azerbaycan’da maşaAllah, açıkçasını söylememizde bir sakınca yoktur, tüm her tarafta, tüm mezheplerin, imamların, diğerlerin inananların dükkanlarında Azerice kitaplarınız vardır. Çok güzel, elhamdülillah. Hocam ama mesela bazı Müslüman olduğunu iddia eden bazı insanlar vardır, çoğu kitapları satmazlar ve sebep olarak bir şey söylediler ki Harun Yahya Mehdilik iddiasındadır. Ama biz sizin röportajlarınıza, sonra diğer konuşmalarınıza baktığımız zaman, kitaplarınızı okuduğumuz zaman böyle bir şeyin olmadığını gördük ve ayrıca siz söylediniz ki “biz Mehdi’nin öncüleriyiz” ve bir yemin ettiniz Hocam. Bunu lütfen açık söyler misiniz, bu konuyu ve en büyük yeminin olduğunu söylediniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Bak, lanetleşme en büyük yemindir. Allah’ın, meleklerin, bütün insanların laneti üzerime olsun ki ömrümün sonuna kadar, yani son nefesime kadar Mehdilik iddia etmeyeceğim. Asla, yemin ediyorum, Allah adına yemin ediyorum.
AZERİ SUNUCU: Bu kadar yeminden sonra kimse bir şey söyleyemez.
ADNAN OKTAR:Mümkün değil.
OKTAR BABUNA: Son bir dakikaya girdik Hocam inşaAllah. Çünkü sizin radyo programınız var. Amerika’ya bağlanacaksınız, Teksas üzerinden. “Republic Broad Casting” diye bir yayın kuruluşu üzerinden. Onu da izleyebilirler aslında seyircilerimiz. republicbroadcasting.org sitesine girerlerse… Teksas üzerinden yayın yapan büyük bir kuruluş. Bugün de Curn Issues Radio’dan sizin röportajınız yayınlanacak Amerika’da.
AZERİ SUNUCU: Hocam müthiş sorular vardı, ama bunların hepsini yetiştiremedik. Ama inşaAllah Hocam böyle, eğer mümkün olursa 2 ayda 3 ayda bir eğer böyle bir röportajı yayınlamak mümkün olursa inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Süper olur, süper olur. İnşaAllah.
AZERİ SUNUCU: Bizim gerçekten Azerbaycan’dan zaten röportajı izlediğimiz zaman müthiş...
ADNAN OKTAR: Evet. Bak bu mübarek bayrağı yine öpüyorum, yine alıp başıma koyuyorum. İnşaAllah.
AZERİ SUNUCU: Teşekkür ederiz. Zaten böyle öpüldüğü yerde, sizin fotoğraflarınız da bizim gazetelerde yayınlandı. Kural Gazetesinde basıldı inşaAllah. Size çok teşekkür ediyoruz, bize bu fırsatı verdiğiniz için inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ben de çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun.
AZERİ SUNUCU: Sizlerden Allah razı olsun inşaAllah. Allah çalışmalarınızın devamını ve inşaAllah cennette beraber olanlardan oluruz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Amin, amin hepimize inşaAllah.
AZERİ SUNUCU: Çok teşekkür ediyoruz.