Adnan Oktar: En çok insanların üzerinde durduğu konu Allah’ın varlığı, ölüm, ahirette ne olacak, kader bu gibi konular. Yani her ne kadar insanlar sezdirmeseler de bu, gece gündüz asıl beyinlerinde olan konudur. Çünkü televizyonda her gün bir insanın ölümü ile ilgili film oluyor. En azından bir böcek ölüsü bile görmüş olsa bir insan ölümü hatırlar, kendini de düşündüğünde ölümü hatırlar. Kader konusunda çok sıkıntıları oluyor. Mesela bu kadar anlatmama rağmen yine itirazlar var, yine anlatıyorlar. Diyorlar; tabi ki Allah bir kader yaratmıştır, külli irade vardır ama bir de cüzi irade vardır yani Allah’ın haşa kontrol edemediği bize mahsus küçük bir güç vardır diyorlar bize ait. Yani bizim ne yapacağımızı Allah bilmiyor veyahut biliyor ama flu biliyor gibi. Ve biz yapınca Allah bize iki yolu gösterir ama bizim hangi yoldan gideceğimizi, nereden gideceğimizi de bilmez. Biz cüzi irademizle haşa o yolu seçeriz. Allah’a da haşa bir süpriz bilgi olur bu, ilk defa karşılaşır ve böylece Allah bizi imtihan etmiş olur, anlar. Böyle bir konu yok. Cüzi irade de külli irade de her ikisini de Allah yaratmıştır. Bakın tek bir an vardır. Tek bir an ne demektir? Sonsuz kısa zamandır. Yani an denen şey sonsuz kısa zamandır, sonsuz kısa zaman. An içerisinde Allah sonsuz önceyi ve sonsuz sonrayı yaratıp bitirmiştir. Yani yapılacak bir şey yok yani yapacağın bir şey yok. Peki bu durumda senin cüzi iraden nasıl kader içinde olmuyor? Dolayısıyla böyle enaniyetli ve kendisini haşa Allah gibi gören insanlar bir kısım insanlar bu konuyu bir türlü hazmedemiyorlar. Yani Allah’ın cüzi iradeyi de külli iradeyi de yaratmış olması onlara dokunuyor ne hikmetse. İkinci rahatsız oldukları konu da Allah’ın her yerde olması. Allah’ın gökte olmasını istiyorlar. Gökte bir yerde belirli bir noktada olmasını istiyorlar. Yani göğün her yerinde de değil bak. Gökte belirli bir noktada. Yani sonsuzluğa göre demekki yani hiç sayılacak bir yerde. Çünkü sonsuzluğa oranladığımızda herhangi bir yerde olan ne kadar büyük olursa olsun bir hacim alan birşey -ki haşa bizim böyle bir inancımız yok- sonsuz küçüktür değil mi sonsuz küçüktür. Vardır ama küçüktür. Mesela diyor ki arkadaş geçenlerde yazmış; eğer diyor Allah odanın içindeyse ve bizim her yerimizde vücudumuzda ise o zaman biz kendimiz de Allah olmuş oluyoruz diyor haşa . Biz Allah’ın Zatına tapıyoruz. Tecellisi olmak ayrıdır değil mi, Allah’ın Zatı ayrıdır. Biz Allah’ın zatına tapıyoruz. Tabii ki biz Allah’ın tecellisiyiz ve her yerde Allah var. Bizim bedenimizin içinde de var. Adam istemiyor bedeninin içinde Allah’ın olmasını. Dolayısıyla odanın içinde de olmasını istemiyor. Nerede olmasını istiyor, gökte ve çok çok uzaklarda. Katrilyonlarca kilometre ötede bir yerde orada durmasını istiyor haşa. Bu niye böyle olması gerekiyor, neden buna gerek duyuyor bunu anlamıyorum. Yani demek ki sorulsa Allah burada var mı dendiğinde yok diyecek adam. Nerede? Gökte, ama burada Allah yok diyecek. Dolayısıyla dünyada da yok diyecek Allah. Allah gökte, ama burada yok. Sadece bilgisi ulaşabilir diyor Allah’ın, kendisi olmaz diyor. Biz mutlak varlığız diyor, Allah gölge varlık.
Hatta benim çocukluğumda duyardım, Allah’ı ispat et derlerdi. Sen televizyon görüntüsünü gösterebiliyor musun, işte radyonun sesini gösterebiliyor musun, yahut değil mi aklını gösterebiliyor musun, aklının içinde gösterebiliyor musun, aklını gösteremediğine göre Allah’ı da gösteremezsin gibi açıklıyorlardı. Doğru yani Allah görünmez, dokunulmaz. Bir mekanı olan, zamanı olan bir varlık değildir, zaman ve mekanın dışında. Fakat bu şahısların buradaki asıl amacı çok daha değişik. Mesela diyorlar ki; bir genç kız varmış, Resulullah Peygamber (sav)’e gelmiş, Allah nerede demiş, Allah gökte demiş. Doğru söyledin, demiş Peygamber. Bunu delil olarak gösterip Allah’ın gökte olduğuna inanıyorlar. Peki Allah gökte, şimdi elini kaldırdığında, göğe doğru kaldırıyor çocuk bulunduğu Arabistan’da. Kuzey kutbunda bir kişi de göğe kaldırıyor elini, Allah’a dua ediyor, güney kutbunda da değil mi? Ekvatorda da birisi kaldırıyor, yani dünyanın, o kürenin bütün etrafındaki insanların hepsi ellerini yukarıya kaldırıyor. Merih’te, Uranüs’te diğer bütün sistemlerde bütün varlıklar ellerini göğe kaldırıyorlar. Böyle bir durumda uzay boşluğunun tamamını kaplayan bir durum olmuyor mu, değil mi?
Her yerde elini kaldırdığına göre, her yer gök olduğuna göre, değil mi? Mesela Merih’teki bir insan için gök alemi dünya olmuş oluyor aynı zamanda değil mi? Elini kaldırdığında dünyaya doğru kaldırmış oluyor. Dünyadaki bir insan elini kaldırdığında başka gezegene doğru elini kaldırmış oluyor. Dolayısıyla 360 derecenin tamamını kaplayan bir durum olmuş oluyor. Mesela bak bunu akledememişler. Bunu söyledikten sonra zınk diye durdu adamlar bu anormal inançlarında, yani bir daha gelmedi. Fakat yine de kıyıda köşede bu tip inançlı insanlar çıkıyor böyle izahlar yapan. Daha hala cüzi irade iddiasında olanlar var. Kardeşim tamam cüzi irade var da, kaderin içerisinde var. Yani Allah’ın yarattığı kader içerisinde var, kader içerisinde yaratmış bitmiş. Sen orada seçiyorsun, sen kendin seçiyorsun ama bu senin kaderinde olmuş oluyor. Dolayısıyla senin, yani Allah’a haşa süpriz yapma imkanın yok, yani Allah’ın bilmediği bir şey yapamazsın. Var olan, yaşanmış olan bir şeyi bir daha yaparsın, yapmış olursun bu kadar.