Adnan Oktar: … Bu arada biz kardeşliği, sevgiyi, barışı geliştirmemiz gerekiyor. Mesela şimdi Gilad Şalit’in babası geliyor inşaAllah İsrail’den. Gazeteler de bunu haber yapmış. Akşam’da var, Radikal’de var.
Adnan Oktar: İsrail basınında da evet dünyada bir çok yerde internet sitelerinde de çıktı. Mesela ben hakikaten bu çocuğa acıyorum. Biraz da mazlum birşey de. Annesi babası da tabi çok tedirginler. Yıllardan beri epey bir süredir değil mi o çocuk?
Adnan Oktar: Ama tabi bizim acı çekmemize neden olan olaylardan bir tanesi de hapishanelerdeki filistinliler. Ordaki o genç kızlar, hanımlar, beyler bence tamamı salıverilsin. Tamamı. Ama o kardeşlerimizle de görüşmek lazım. Daha önce terörist olmuş olabilir, olay çıkarmış olabilir, kan dökmüş olabilir, cezasını çektiyse artık yani orda oturup sürüncemede bırakmanın bir alemi yok. Ve onlarla da konuşulup artık bu teröre anarşiye kesin tavır almaları istenmeli, hatta bunların bu konuda öğretmen olması istenmeli, artık teröre, anarşiye son verelim arkadaşlar tarzında öğretmen olarak filistinde bu kardeşlerimizin görev almaları sağlanması çok yerinde olur, çok da etkili olur. Çünkü olayın bizzat içinde. İsrail’de rahat eder, Filistin’de rahat eder. Ben hepsinin çokmutlu olmasını istiyorum. Hepsinin evine dönmesini istiyorum. Kimsenin hapishane de kalmasını istemem. Ne filistinli kardeşlerimiz hapiste kalsın. Ne bu çocuk hapiste kalsın. Ne İsrail’e füze atsınlar. Tabi rahatsız edici hepsi rahatsız edici. İsrail’e füze atılmasını da çok yadırgıyorum. Yazık orada da bizim müslüman kardeşlerimiz var, musevi kardeşleirmiz var, hristiyan kardeşlerimiz var. Değil mi.
Adnan Oktar: Ne yapıyor bu insanlar, evinde kendi halinde çoluğuyla, çocuğuyla oturuyor. Bir çocuk bahçesinin içine o füzenin düştüğünü düşünün. Orda patladığını düşünün. Yazık günah değil mi o çocuklara. Ama aynı şekilde İsrail’in de bu konuda tavrını daha yumuşatması gerekir, daha da yumuşak olması lazım. Ama bu hayrettir başladı.
Adnan Oktar: Hayret de etmiyorum. Çünkü çok normal. Ama yine de hayret edilmesi gerektiği için söylüyorum. İsrail’in musevilerin binlerce yıldan beri beklediği mesih, yani mehdinin zuhur ettiğini anlıyoruz. Diyorlar ki İsrail neden bu kadar yumuşadı. Neden bu kadar alttan alıyor? Ne oluyor İsrail’e, diyorlar, eski sertliği yok. Çünkü mehdinin mesihin ruhu oralara yayıldı.
Adnan Oktar: Yani mehiyetin şevkat, sevgi, dostluk ve kardeşlik anlayışı buram buram her yere yayılıyor. Mesihin zuhur alametleridir bunlar. Mehdi, mesihin zuhur alametleridir. Dolayısıyla İsrail tabi süratle barışa, kardeşliğe ve dostluğa doğru gidecektir. Bütün dini gruplar orda huzur içinde kardeşçe yaşayacaklardır. Filistinlilerde de Allah’ın izni ile tek bir terörist kalmayacaktır.
Adnan Oktar: Kan akıtan, kan döken hiç kimse kalmayacak. Çünkü bu mehdiyetin ruhunun bir gereğidir. Mehdiyette kan yok. Damla kan akmayacak. Kimsenin burnu kanamayacak. Acı çeken insanlar olmayacak. Filistin’e Allah’ın izni ile bereket ve bolluk gelecek. İsrail’e bereket ve bolluk gelecek. İsrail’in bütün o duvarlarını yıkacağız. inşaAllah İsrail’in o güzel dağlarında ki çok kutsal yerlerdir, inşaAllah hepbirlikte yemek yiyeceğiz. Sohbet edeceğiz, onlar da ibadet edecekler inşaAllah. Bizler ibadetlerimizi yapacağız.
Oktar Babuna: Türklere de müthiş bir hayranlık ve sevgi var hocam inşaAllah. Hatta bir haber çıkmıştı, Filistin’e Türk köyü kuruluyor diye yakın zamanda. Kızılay’ın bir bölgede çalışmaları varmış bir şey olduğunda acil yardıma yetişebilmek için Türk Kızılay’ına Kudüs’te arazi tahsis edilmiş hocam inşaAllah.
Adnan Oktar: O kadar suni ki Filistin ile İsrail’in savaşı. Yani bir kere İsrail’in zaten orada olması gerekir. Bu Kuran’da var. Onlar oradalar. Kuran’a göre onlar oradalar biz Müslüman olduğumuza göre. Onların atalarının yurdudur. Bütün mezarları orada, bütün ecdadı orada bu insanların. Tabi ki orada yaşayacaklar. Yani bunları vatansız olmaya itmek zulüm olur. Nereye gidersen git denir mi adamlara. Gidiyorlar İspanya’ya gidiyorlar, “hadi gidin buradan” diyorlar. Başka yere gidiyorlar “buradan da gidin istemiyoruz sizi” diyorlar. Kardeşim uzaya mı gitsinler bu insanlar ne yapsınlar yani? Bir de atasının yurdu niye kovuyorsunuz. Niye rahatlarını kaçırıyorsunuz, yaşasın orada adamlar birşey yok. Herkese yeter orası. Filistinli kardeşlerimize de orada bol bol yer var, koskoca topraklar uçsuz bucaksız topraklar. İsrailli kardeşlerimize de. Zaten bir avuçlar iki tarafın da sayısı az inşaAllah. Fakat her iki tarafa da şevkatle sevgiyle yaklaşılması lazım. Muhabbetle yaklaşılması lazım. Çok çile çektiler. Filistin de çok acı çekti, İsrail de çok acı çekti. Evin içinde adam her an kafasına bir füze düşm esi endişesi ile yaşıyor. Öbür taraf da her an bir bombardıman endişesi ile yaşıyor. Biri İsmail oğulları biri de Yakup İsrail oğulları. Her iki taraf da bir babanın evlatları. Her iki taraf da tek Allah’a inanıyor, ahirete inanıyor, Allah’ın meleklerine inanıyor, geçmiş peygamberlerin aynısına inanıyorlar, dolayısıyla şeytan büyük bir oyun oynadı orada. Şimdi Mehdi Mesih şeytanın boynunu kırmaya geldi. Ve boynunu kırdı şu an şeytan debeleniyor yerde. Barış ve kardeşlik süratle hakim olacak. “İsrail’in işte eski gücü kalmadı”, oyun oynuyorlar bak. İsrail’i tahrik etmeye çalışıyorlar. İsrail asıl gücünü buluyor şu an. Ve İsrail oluyor, gerçek İsrail olmaya başladı. Gerçek İsrail’de sevgi vardır, barış vardır, kardeşlik vardır, dostluk vardır, bütün dinlere hürmet vardır, Allah’a hizmet vardır. Onlar da şu an bu çizgiye girdiler. Ateist İsrailli kişiler tahrik peşindeler. Ya siz nasıl böyle alttan alırsınız, sizin kabadayı olmanız lazım, yırtıcı olmanız lazım, kırıp yıkmanız lazım. Tevrat’ta öyle mi diyor? Tevrat sevgiyi şevkati anlatıyor, gelecek Mesih’in özelliği ne Mehdi’nin? Şevkat, barış, muhabbet. Bütün silahları kıracak kaldıracak demiyor mu Tevrat? Değil mi? Okları yayları, kirişleri hepsini koparıp kıracak demiyor mu? Ve o silahları da sabana çevirecek tarımda teknik alet yapımında kullanacak demiyor mu? E dolayısıyla demek ki Mesihiyet, Mehdiyet o tarafları sarmış. Türkiye’yi de ve bütün İslam alemini de sarmış. Bu alametler daha da artacaktır. Kavgayı, şamatayı, kabadayılığı teşvik edenler sürekli geriye çekilecekler. Mesela bu gelen misafirlerimiz de çok temiz insanlar, değerli insanlar. İnşaAllah en iyi şekilde ağırlamaya çalışacağız. Bir hayli misafirimiz geliyor. “El Gilad Şalid’in babası Adnan Hoca ile görüşmeye geliyor” diyor gazetede. “Hamas’ın elinde bulunan İsrail’li El Gilad Şalid’in babası Noam Şalid gelecek hafta dinler arası bir toplantıya katılmak için Türkiye’ye gelerek Adnan Hoca lakaplı Adnan Oktar ile görüşecek diyor.” “Jerusalem Post Gazetesinde yer alan habere göre baba Şalid Hamas ve İran’li yetkililerle iyi ilişkileri olan ve açıkça siyonizme karşı olduğu bilinen...” Bakın Jerusalem Post’un bir yanlış haberi. Bizim var ya malum basın, şu baronun basını. Tam o ağız. “Açıkça siyonizm karşıtı olduğu bilinen” tamam biz siyonizm karşıtıyız da ama ne tür bir siyonizm?
Adnan Oktar: Ateist siyonizm değil mi? Yani bütün insanlığa zulüm etmek isteyen masonik düşünce bizim kastettiğimiz. Ve masonluk. Dolayısıyla benim İsrail’li dindar kardeşlerime ne sözüm olur. Onlar benim canım ciğerim. Güvenle sevgiyle geliyorlar, kendi evleri gibi bizim evlerimizde kalıyorlar. Huzurla yaşıyorlar. Pişirdiğimiz yiyecekleri yiyorlar, değil mi bizim evlerimizde sohbet ediyorlar, konuşuyorlar.
Adnan Oktar: Tabi canlarını teslim ediyorlar, tam bir güven içindeler. Dolayısıyla Jaruselam Post burada samimiyetsiz bir üslup kullanmış. Bir de “açıkça” diyerek inşaAllah. Ne olduğunu vurgulasana orada. Bizim kastettiğimiz oradaki masonluktur. “Adnan Hoca ile görüşüp oğlunun serbest bırakılması için yardım isteyeceği İsrail’li yetkililer tarafından da doğrulandı. Haberde Noam Şalid’in Adnan Hoca’nın yanı sıra başka dini liderle daha görüşeceği belirtirdi.” Böyle bir haber de yok, bu da yanlış. Sadece benle görüşmek için geliyorlar. Aslı astarı olmayan bir izah. “Haberi doğruluyan Likut Partisinden Eyüp Kara bu iki kişinin İslam dünyası üzerinde büyük etkisi var” diyor. Bu da doğru değil. Çünkü sadece bizle görüşeceklerini biliyoruz. “Her ikisi de İslam dünyası üzerinde radikal örgütler üzerinde etkinlik mücadelesi veriyor.” Benim mücadele filan verdiğim de yok ayrıca. Ben bütün Müslümanları seviyorum. Radikal olan, radikal olmayan hepsi Müslümandır. Hatalı ise düzeltmeye çalışırız. Açıklarız onlar da insandır, onlar da Müslümandır, onlar da insan evladı. Hatası varsa düzeltiriz. Mesela teröre bulaşıyorsa uyarırız.
Oktar Babuna: Mesela İran’da oldu hocam, atom bombası haramdır dediniz, hemen tekrarladılar yetkilileri. Bütün dünya da rahatladı.
Adnan Oktar: Tabi. Mesela İsrail’i yerle bir edeceğiz diyordu daha önce değil mi İran yetkilileri. Başbakan da Cumhurbaşkanı da aynı görüşteydiler. Ben açıkladım dedim, İsrail’de müslümanlar var, hıristiyan kardeşlerimiz var, musevi kardeşlerimiz var, kutsal bir belde. Oranın yerle bir edilmesi diye bir konu olmaz. Gelecek olan Mehdi kan akıtmayacak, uyuyan kişiyi uyandırmayacak dedik. Baktık Ahmedinecad MaşaAllah bir hafta sonra aynısıyla, ben bu şekilde söylesin dedim, aynısıyla böyle resmi açıklama yaptı. Aynı cümleleri kullanarak, yani kan akmayacak hiç bir şekilde değil mi, İsrail’le karşı bizim böyle bir bakış açımız yok dedi.
Oktar Babuna: Hatta bizim şeyimiz hatta dedi ateist siyonistler dedi. Aynı kelimeleri kullanarak....
Adnan Oktar: Evet ben de dedim. Onu da düzelttim. Bak ateist siyonistler yani masonlar. Evet. Buna dikkat çektim. O da aynısını söyledi. Baktılar ki Ahmedinecad üstünde etkili olduğumuz imajı var. O tabi dengelerde olumlu bir bakış açısı meydana getirdi. “İslam dünyasındaki radikal örgütler üzerinde etkinlik mücadele veriyor. Ve her iki kişinin de İran’la iyi ilişkileri var. Hamas dini temeller üzerine kurulu olduğu için onlarla ancak dini liderler konuşabilir.” Ayrıca ben lider değilim, Allah’ın gariban kuluyum, bir yazarım ben. Evet. “Daha ahlaki ideolojik ve ruhani yöntemlerle...” hah tamam bak güzel. Bak “daha ahlaki, ideolojik... ideoloji ile işimiz yok bizim. “Ahlaki, ruhani” yani İslami Kuran’i yöntemler... “yöntemlerle sonuca varmayı başarabiliriz”dedi. Bu doğru. “Yaklaşık iki buçuk sene önce Hamas tarafından kaçırılan Er Gilad Şalid’in halen hayatta olduğu geçtiğimiz aylarda ailesine gönderilen mektup ve görüntülerle kanıtlanmıştır” diyor. Bu sevimliyi de İnşaAllah ailesine teslim etmek için elimizden gelen gayreti göstereceğiz inşaAllah.
Oktar Babuna: Siz bu konuyu açıkladıktan sonra hocam, İsrail’le ve darwinizmle ilgili olan çalışmalarınızdan dolayı çok büyük bir rahatlama oldu. Samimi museviler arasında çok büyük bir hürmet var hocamıza karşı, sevgi var. Zaten bu da onun sonucu İnşaAllah, yardım talep etmeleri hocamıza güvenerek, onun neticesinde olan birşey.
Spiker: tebrik ederim hocam.
Adnan Oktar: ...E kardeşim çocuk mesela o gün eline bir şey almış o günkü gazeteyi. Korkuyla çocukcağız böyle yüzünden aşağı doğru indiriyor. Şimdi bunlara ne gerek. Hamas’ın siyasi liderleri mi artık başka liderleri İsrail’de hapishanelerdeler. Bu da bir gerilim meydana getiriyor. Çünkü öfke meydana getiriyor İsrail’e karşı. Adamın çocuğu hapiste ise İsrail’e karşı nefret gelişiyor. Ya kardeşim bırakalım adamların hepsini. Ama konuşalım yani artık anarşi, terör bunlara gerek yok. Tertemiz insanlar bak peygamber nesli. Siz de peygamber neslisiniz. Hz. İsmail’in evlatları, İbrahim’in evlatları Arabistan hep öyle, araplar. Gelin kardeşçe güzel güzel yaşasın akıl almaz geniş toprak. Ucu bucağı yok. Ya yere serelim güzel sofralar, Allah Allah değil mi, güzel bir kuzu çevirelim, sohbet edelim. Bir şey yok yani paylaşilamayan nedir? İsrail aslında gerçeğinde yani dindarları Tevrat’a göre, Tevrat’ın hükümlerine göre muharref kısımları vardır ama gerçek kısımları ortada Tevrat’ın. Sevgi ve barış esastır. Bakın gelecek Mesih ve Mehdi hiç kan akıtmayacak. Barışı getirecek ve bütün silahları yeryüzünden kaldıracak diyor. Tevrat açıkça söylüyor bunu. Ve hadislerde de bu şekildedir. Aynıdır. Dolayısıyla museviliğin gerçeğini ortaya çıkaracağız inşaAllah. Gerçek museviliğin yaşanmasını sağlayacağız. Bu konuda da benim zaten kitabım var. Değil mi?
Adnan Oktar: Tevrat’tan güzel hikmetler diye kitabım var. Orada Tevrat’tan tahrif olmamış böyle güzel bütün sözleri aldık İnşaAllah. Bunları İsrail’li gençlere sunduk. Ben İsrail’in dinsiz olmasını çok büyük bir tehlike olarak görürüm. Asla ve asla müsade etmeyiz. Asla. Oralar İnşaAllah dedeleri gibi olacak. Yani Hz. İbrahim gibi. İnşaAllah. Son derece dindar, Allah’a boyun eğmiş, mukaddesatına titiz.
Adnan Oktar: Efendi, terbiyeli, nezih gençlerden oluşacak. Ben öyle bozuk br İsrail gençliğini asla kabul etmem. Bunu hedefliyor masonluk. Bunu yaptırmayız. Buna müsaade etmeyiz. Irak’ta da müsaade etmeyiz. Türkiye’de zaten hiç müsaade etmeyiz. Etmedik ve netice de aldık zaten. Şu an % 99, darwinizme inanmayanlar Türkiye’de.
Adnan Oktar: İsrail’de de darwinistler hakimdi. Birkaç faaliyetle İsrail’de olayı durdurduk.
Adnan Oktar: Buraya da öğrenciler geldi. Onlarla da konuştum. Misafirimizdi, küçük küçük. Çok sevimli şeyler, doluştular evin içine. Bir kısmı mutfağa daldı. Hamur humur bir şeyler yiyorlar böyle. Yani kendi evlerinden çok çok daha rahatlar. Yerlere uzandılar falan acayip şahane. Neşeli bir halleri vardı. Helal olsun. Yesinler içsinler. Onlar bizim canımız ciğerimiz kardeşlerimiz.
Adnan Oktar: “Nereden senin kardeşin oluyor?” diyor. Peki, nereden benim kardeşim olmuyor? Neye göre kardeşim olmuyor?
Adnan Oktar: Hz. İbrahim’in nesli değil mi onlar?
Adnan Oktar: Yusuf, İsmail, İshak, Harun, Musa. Bütün Peygamberleri sevmiyorlar mı?
Adnan Oktar: Cennete, cehenneme inanan, meleklere inanan insanlara ben niye kardeş demiyim? Benim La ilahe illAllah kardeşim onlar.
Adnan Oktar: La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah kardeşlerim de bütün Müslüman alemidir.
Oktar Babuna: Siz zaten Kuran’a uygun olarak böyle merhamet ile yaklaştığınız için muazzam bir sevgi var, muhabbet var size oralarda. Hem Museviler arasında, hem İsrail’deki Hıristiyanlar, hem de İsrail’deki Müslümanlar arasında inşaAllah. MaşaAllah.
Oktar Babuna: Hocam, çözüm gösterince çok rahatladılar Museviler. Hz. Süleyman’ın mescidinin yapımını Kubbetü’s Sahra ve diğer Mescid-i Aksa ile birlikte, orada üçünün de aynı yerde olup, üç dinin mensupların da serbestçe ibadet etmesi gerektiğini söyleyince siz.
Adnan Oktar: Tabii kardeşim, Kuran’da Hz. Süleyman’ın mescidinden bahsediliyor.
Gidiyoruz Mescid yok. Bu nasıl oluyor bu? “Yıkıldı”. Yaparız. Yeniden yaparız. Ne demek yani yıkıldı? Tamam, yıkılmış olabilir, yani Süleymaniye de, Sultanahmet Camii de, birçoğu depremlerde yıkıldı. Birçoğu yangında yandılar. Di mi? Ayasofya da öyle, defalarca tamir oldu. Ama dimdik ayakta. Peki, Hz. Süleyman’ın mescidi nasıl oluyor da böyle sadece temelleri duruyor. Mescid ortada yok? Tabii ki buna müsaade etmeyiz. Mescid’i bütün ihtişamı ve bütün güzelliği ile yeniden kuracağız Allah’ın izniyle. Hıristiyanlar için bir ibadet yeri. Musevi kardeşlerimiz için ibadet yeri. Müslüman kardeşlerimiz için bir ibadet yeri. Mescid böyle cayır cayır yanacak baktığımızda uzaktan. Pırıl pırıl
Adnan Oktar: İnşaAllah. Orada gelecekler Müslümanlar kurban kesecekler. Museviler gelecekler kurban kesecekler. Orada hemen fakire fukaraya ızgara. Onun yakınında. Ateşi de böyle, boydan boya yakacağız inşaAllah. Değil mi? Mis gibi kebap kokusu etrafa yayılacak inşaAllah. Orada onların ekmeklerine konup yiyeceklerine, orada fakire fukaraya dağıtacağız inşaAllah. Allah rızası için.
Oktar Babuna: Sadece onu değil. Diğer yıkılan tüm mescidleri de yapacağız demiştiniz inşaAllah.
Adnan Oktar: Tabii Hz. İbrahim’in, İshak’ın Yakup’un, Harun’un. Onların mezarlarının yanında mutlaka bir mescid gerekiyor zaten. Olur mu öyle şey oralar mamur hale gelecek. Bitişiğinde otel. Bitişiğinde bar, gazino. Olur mu öyle şeyler? Hepsini kaldıracağız Allah’ın izniyle.
Adnan Oktar: Kabe de öyle. Kabe’nin etrafını gökdelenlerle doldurdular. Kabe, bir bakıyorsun yok. Küçücük ufacık kalmış Kabe. Dev binalar. Allah’ın izniyle ne kadar bina varsa, tamamını kaldıracağız. Kabe’nin arazisini açacağız. Resullullah’ın ayak izine kadar ineceğiz. O betonu kaldıracağız. Resulullah’ın ayak izi kalacak orada. O gezindiği yerler. O toprağı açacağız. Ayrı yeşillendiririz, nehirler akar, bahçeler olur. Şehri kardeşim kırk kilometre öteye koy. 50 kilometre öteye koy. Koskoca arazi. Neden Kabe’nin etrafını zırh gibi sarması gerekiyor da, Kabe’yi tamamen örtmesi gerekiyor? Kabe’yi biz 50 kilometre öteden görmemiz lazım. 50 kilometre öteden. Geniş olacak, ferah olacak. Yapsınlar. Bak boş yere yapıyorlar. Hepsi yıkılacak söyleyeyim. İşte gökdelenlerle dolduracağız diyor. Gökdelen aşağıya inecek hepsi, bir bir. Yani sadece bizim vaktimizi almış olacaklar, masraf çıkaracaklar, başka bir şey yok. Boşa yapıyorlar. Her yer mamur hale gelecek inşaAllah. Bir çok mescid perişan durumda. Hz. İsmail’in, İbrahim’in gezindiği yerler oralar. Çok şahane yerler oralar. Bağlık bahçelik olması lazım. Üzüm bağları olacak böyle. Kiraz ağaçları, muz ağaçları. Kuran’da geçen bütün ağaçlar, bütün canlılar. Ceylanlar. Güzel kuzular. Oralarda bunlar olacak. Beton, Biz ne yapacağız betonla ne işimiz var bizim? Sağa dön beton, sola dön beton. Dolayısıyla İsrail’de son derece rahat ve zengin olacak inşaAllah. Çok fakir İsrailliler. Halkın büyük bir bölümü fakir. Perişan yaşıyorlar.
Oktar Babuna: Lüks araba yok şehirde. Gerçekten bir tane bile görülmüyor sokaklarda.
Adnan Oktar: Yok canım ancak yiyeceklerini ancak çıkarıyorlar. Çok perişanlar.
Oktar Babuna: Çocukları da, siz daha iyi bilirsiniz askere gönderiyorlar, kızlar da, erkeklerde on yedi yaşında liseyi bitirir bitirmez hemen askere alınıyorlar. Erkekler üç sene. Kızlar iki sene askerlik yapıyor.
Adnan Oktar: Kardeşim ne gerek? inşaAllah. Yine kendileri bilir ama. EvelAllah Türk milleti bölgenin aslanıdır. Dev bir aslan olarak düşünün. Kükredi mi böyle dünya sallanacak Allah’ın izniyle. Kükremesi yetecek. Zangır zangır sallanacak ortalık Türk milleti kükredimi. Türklük alemi, Türk-İslam aleminin lideridir. Bu açıkça belli oldu. Herkes bunun böyle olduğunu kabul etti. Fas. Tunus, Cezayir’den tut, Pakistan’dan çık. Liderlik zordur, diyorlar ki, “siz, yani nefsani mi?” Çile demektir liderlik. Tük milleti lider olduğunda çile çekecek. Biz Yemen’de aslanlarımızı gittik şehit verdik. Yürüyerek gittiler bizim aslanlarımız oraya. Liderlik ama çile çektik biz. Libya’da çile çektik. Her yerde çile çektik biz. Liderlik kolay iş mi? Balkanlarda çile çektik. Dolayısıyla lider olmak demek, hizmet demektir. Ve Allah bize bu mübarek görevi verdi. Şanlı ordumuza, kahraman ordumuza. Said Nursi Hazretleri diyor: “Kahraman ordu ve imanlı millet” diyor, değil mi? Hakikat hali göreceği, Kuran’ın ışığıyla, hakikat hali göreceği ve o dehşetli komitenin.” Yani iddia edilen Ergenekon örgütü. “Dehşetli komitenin tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor” diyor. Türklüğü ve Türkçülüğü muhakkaten kullanacaklar, fakat başarılı olamayacaklar, geri çekilecekler diyor. 3 safhası vardır diyor Said Nursi. 3 safhası. Son safha da artık durumu muhafazadır. Şimdi durumu muhafaza da gitti, direk alta düştüler şu an.
Oktar Babuna: MaşaAllah. Evet.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler