ADNAN OKTAR:Kardeşlerimiz onu biraz karıştırıyorlar işte. Hocam diyorlar siz Dabbet-ül Arz’a zamanında başka bir şey demiştiniz... Şimdi onlar yine doğru. Mesela ben dedim ki, AIDS hastalığı da bir Dabbet-ül arz’dır. Yani o yönüyle doğru. Ama yani asıl anlamıyla bilgisayar olduğu anlaşılıyor. Yani çok net, birinci anlamı olarak; işari mana olarak AIDS’e bakar. Ama birinci anlamı olarak, net anlamı olarak bilgisayar olduğu anlaşılıyor daha önce anlatmıştım.
OKTAR BABUNA: Evet çok detaylı anlattınız inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yecüc ve Mecüc de zuhur etmiştir, 1. Dünya Harbi ve 2. Dünya Harbi’dir. Yani o devrin saldırganlarıdır. Çünkü “her bir tepeden aktıklarını görürsün” diyor Allah ayette. Tepelerden Alman motorsikletleri, Alman tankları, İtalyan tankları, İtalyan Alman askerleri, Rus askerleri her bir tepeden aktılar o devirde. Bütün dünya savaş alanına döndü ve 350 milyon insan öldü. Şimdi Yecüc-Mecüc gelse zaten dünya nüfusu yetmez o zaman. Yapsa yapsa bunu yapacak işte Yecüc-Mecüc. Dolayısıyla bu iki hareketin Yecüc ve Mecüc hareketi olduğu anlaşılıyor. Bilgisayarın da Dabbet-ül Arz olduğu anlaşılıyor. Bir duman zuhuru var. Duman zuhuru da Allahualem bu Çernobil’deki olay. Çünkü bir duman diyor, etrafı kaplar diyor. İnsanlar Allah’a tevbe ederler diyor. Hakikatten çok riskli bir durum olmuştu. Ve insanlar diyor nezleye benzer bir hastalığa yakalanır diyor. Şiddetli bir etki meydana getirmediğini söylüyor. Çernobil etkisinin hakikaten insanlarda, vücut dirençleri kırıldı ve nezleye yatkın, nezleyi andıran bir hastalık yayıldı. O yönüyle duman zuhuru da o Allahualem.