OKTAR BABUNA: Hocam Hz. Mehdi’nin sırlarını vermemekten bahsetmiştiniz. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, bir de hadisi açıklamıştınız. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi’nin adını bildiğini ama açıklanmamak üzere Hz. Ali’den söz aldığını söylemiştiniz hadiste inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, Hz. Ali’ye söylüyor; ”söyleyemeyeceksin” diyor, “ismini sana söylüyorum” diyor. Cabir Ebu Cafer’den naklediyor; “Ömer iman edenlerin prensine, Hz. Ali Keremullahi Veche Mehdi hakkında sorunca şöyle dedi; Ya İbni Ebu Talib (yani Hz. Ali) bana Hz. Mehdi’yi anlat” diyor. Hz. Ali’ye soruyorlar; “adı nedir?” İman edenlerin Prensi Hz. Ali dedi ki;” Benim sevgili ve yakın dostum Peygamberimiz (s.a.v.) dedi ki; Yüce Allah Mehdi’yi ortaya çıkarana kadar onun adını kimseye söylememem için benden söz aldı.” Ben adını biliyorum diyor fakat söz aldım, söylemeyeceğim diyor. Demek ki Ahmet, Mahmut, Muhammed, Mustafa değil, bu dördü değil. Öyle olsa zaten “adı adıma benzer “deyince, tamam bunlardan biri denir ve gizlenecek bir sır olmazdı bu. Sır olduğuna göre bilinmiyor. Onun, Hz. Mehdi’nin adı, Yüce Allah’ın elçisine emanet ettiği bilgilerden biridir. Ama ne zaman ortaya çıkacakmış? “Yüce Allah onu ortaya çıkarana kadar, onu adını kimseye söylememek için benden söz aldı” demek ki Hz. Mehdi’nin zuhur yıllarında ismi belli olacak. Ben ne dedim? Resulullah’ın soyu Ben-i Adnan’dır. Adnan soyundan gelir. Silsile olarak devam eder. Silsile mi o?
OKTAR BABUNA: Estağfirullah Hocam, Kaside-i Erzüce’deki ifade.
ADNAN OKTAR: Ver bana. Bakın, Hz. Ali Peygamberimiz (s.a.v.)’in adının Adnan olduğunu belirttiği ‘Kaside-i Ercüze’ herkes bilir, Kaside-i Ercüze; Hz. Ali’nin kasidesi, ünlü. Bir olay üzerine Hz. Ali’ye Ebu Turab künyesini veren Hazreti Peygamberimize, Hz. Ali “Hadi olan- Mehdi olan” Mustafa Adnan Peygambere” bakın “Hadi (Mehdi olan) Mustafa Adnan Peygamber” Peygamberimiz (s.a.v.)’e hitabı bu bak. “Mehdi olan Mustafa Adnan Peygamber” diyor, o devirde. ”Bundan dolayı iki isim sahibi oldu.” Bir de künye ki daha önce hiç duymamıştım, Ebu Turab ki bu bana künyeyi vermişti, “Hadi olan Mustafa Adnan Peygamber.” Dolayısıyla Mehdi’nin isminin ”Adnan” olduğunu anlıyoruz çünkü soy ismi, yani bir insanı mesela en sonunda bilinen kişi kimse onun soyu odur. Oradan gelir onun soyu. Peygamber Efendimizin bilinen, yani şecere olarak bilinen ilk başlangıçtaki dedesinin ismi Adnan’dır. Dolayısıyla bütün o kavmin hepsi Ben-i Adnan’dır, Adnanilerdir. Peygamber Efendimiz, Adnanidir. Babasının ismini sorduğumuzda Peygamber Efendimizin, hitap edildiğinde ”Muhterem Adnan” deriz babasına, oğluna ”Muhterem Adnan” deriz, soyadıyla hitap ediliyor çünkü biliyorsunuz, Peygamberimize de şimdi olsaydı, ”Muhterem Adnan” diyecektik. Oğlu da olsa yine aynı şekilde, babası da olsa yine aynı şekilde ”Muhterem Adnan” diyecektik. Dolayısıyla diyor ki; “Adı adıma uygun, babasının adı da babamın adına uygun” denktir, aynıdır. Nasıl olabilir bu? Ancak soy ismi ile olur ki soy ismi de asıl hitap ismidir. Bunu Hz. Ali söylüyor, “Mehdi olan Mustafa Adnan Peygamber” diyor Peygamberimize (s.a.v.). Dolayısıyla; Ahmet, Mahmut, Muhammed, Mustafa tarzındaki izahların doğru olmadığını görüyoruz. Fakat Peygamber Efendimizin ona verdiği isim, yani o devirde verdiği bir isim “Muhammed”dir Mehdi’ye verdiği isim, Ahmet ismini de vermiştir Peygamberimiz. Muhammed, Ahmet bu isimleri vermiştir ama asıl ismini gizlemiştir. Bu hadisten görüyoruz.