Adnan Oktar’ın 23 Ocak 2010 tarihli Gaziantep Olay TV röportajından
ADNAN OKTAR: Evet, İran’ı işgal etmeyi düşünüyorlardı; o doğru, nükleer tesisleri bombalamayı düşünüyorlardı, bir karşı atak durumunda da atom bombası kullanmayı düşünüyorlardı. Allah’ın izniyle bunlara engel olduk. Vesile olduk inşaAllah. İsrail’le gereksiz bir savaşın içine gireceklerdi değil mi? İran ve İsrail. Onu engelledik Allah’a çok şükür, vesile olduk. Çünkü Ehl-i Kitap Kuran’da açıkça hükmü belirtilen bir konudur. Yani öyle bilinmeyen bir konu değil. Ehl-i Kitap deyince bazı cahil insanlar nerede bulunursa öldürülür, nerede bulunursa başına bomba atılır, dinamit atılır, düğünlere girilir, kadın kız, çoluk çocuk görmeden hepsine suikast düzenlenir. Öyle biliyorlar, değil! Yani bu haramdır, Müslümanlıkta böyle bir şey yok. Müslümanlıkta şefkat ve merhamet vardır. Yed-i emanımızdadırlar. Türk-İslam Birliği döneminde inşaAllah onlar bizim korumamız altında olacaklar. Hatta bak burada diyor ki; Hz. Ömer döneminde Hira Hıristiyanları ile Müslümanlar arasında yapılan anlaşmadan bir metin, bak Hz. Ömer dönemi. Hira Hıristiyanları ve Müslümanlar arasında yapılan anlaşmada; “şayet onlardan biri güçten düşerse - Hıristiyanlardan herhangi birisi- veya yaşlanırsa veya hastalıktan acı çekerse veya zengin iken yoksullaşırsa o ve ailesi İslam toprakları içerisinde bulundukları sürece Beyt-ül Mal’dan kamu hazinesinden yardım görecektir.” Nerede burada öldürme, asma, kesme, bombalama, nefret değil mi?
OKTAR BABUNA: Koruma kollama var, inşallah.
ADNAN OKTAR: Yani eğer Resulullah dönemini esas alıyorlarsa, Kuran’ı esas alıyorlarsa yaptıkları yanlış. Kuran’a göre, Resulullah’ın yaptığı yöntemlere göre, Resulullah’ın sünnetine göre uygulama bu şekilde bak: “şayet onlardan biri güçten düşerse –Hıristiyanlardan- veya yaşlanırsa veya hastalıktan acı çekerse veya zengin iken yoksullaşırsa” yani bu olağanüstü bir şey değil mi? Bu kendi vatandaşlarına da uygulanıyor fakat Hıristiyanlara esaslı şekilde uygulanıyor. “O ve ailesi İslam toprakları içerisinde bulundukları sürece Beyt-ül Mal’dan yardım göreceklerdir, kamu hazinesinden.” Hz. Osman döneminde Debil’in fethi sırasında -bir Ermeni kenti- şehirde yaşayan Hıristiyanlara, Yahudilere ve Mecusilere verilen emannamede mabetlerin korunacağı garantisi sunulmuştur. Yıkılan kiliselerin onarılmasına, yeni havraların ve manastırların inşa edilmesine her zaman izin verilmiştir. Patrik Mar Amme tarafından daha önce yakılmış olan bir manastır Hz. Osman döneminde yeniden inşa edilmiş. Huzeyfe bin el Yeman (r.a.) Mah Dinar ahalisine verdiği emanda, bu emanı onların canları, malları bak canları malları, bombalama yok, değil mi? Asma kesme yok. Üstelik malları, toprakları için vermiştir. Onların dinleri zorla değiştirilmez. Kendileri ile şeriatları arasına girilmez. Evet, bu konuda binlerce açıklama var. Böyle sahabe döneminden, dün de değil mi, hadislerden açıkladın, konuları izah ettin.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler