OKTAR BABUNA: Kuran’da Ehli Kitap’a karşı sevgi ve şefkat. Şeytandan Allah’a sığınırım. De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim. Eğer yine yüz çevirirlerse deyin ki, şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız” (Al-i İmran Suresi, 64)
ADNAN OKTAR: Şimdi bu her ayeti okuduğunda bir dur. Şimdi bu Cübbeli’nin işte hata yaptığı yer, diyor Kuran açıklıyor, Üstad Bediüzzaman için diyor ki, Hıristiyanların dininde bir tasaffi olacak, düzelme olacak diyor, bu yanlıştır diyor. Allah ne diyor Hıristiyan dininde tasaffi olması saflaşma ve düzelme olması için onları uyarın. Tek Allah inancına onları davet edin, insanları da Rabler edinmemeleri konusunda onları uyarın. Ve bu konuda ittifak elde etmeye çalışın diyor. Değil mi? Demek ki Bediüzzaman doğru söylemiş. Cübbeli cehaletinden dolayı bu konuda yanlış söylemiş. Bir daha Bediüzzaman’ın adını ağzına alırken bir ağzını şöyle güzelce bir yıkasın ondan sonra adını ağzına alsın, demek ki yanlış konuşmuş.
OKTAR BABUNA: “Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. Kendilerine Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir. Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemişler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- size (helal kılındı.) Kim imanı tanımayıp küfre saparsa, elbette onun yaptığı boşa çıkmıştır. O Ahirette hüsrana uğrayanlardandır.” (Maide Suresi, 5)
ADNAN OKTAR: Ehli Kitap’tan demek ki hanım alınıyormuş. Musevilerden ve Hıristiyanlardan değil mi hanım alınıyor, evleniliyor. Çoluk çocuğa karışılıyor. Eşi oluyor adamın ömür boyu beraber yaşıyor, sırdaşı oluyor, arkadaşı oluyor. Konuşuyorlar dolayısıyla bir yakınlık oluyor yani boğmuyorlar, pırasa gibi de doğramıyorlar değil mi? Kuran böyle bir şey emretmiyor. Bilakis şefkati, saygıyı emrediyor. Ayrıca yemekleri yenir diyor, değil mi?. Çünkü Museviler tek Allah’a inanıyorlar. Hıristiyanlardan da tek Allah’a inanan çok fazla kişi var, mesela o gün oradaki rahip toplantı da konuşan rahip tek Allah’tan bahsetti. Tek Allah’a inandığını söyledi. Değil mi? Bir sivri akıllı da çıkmış diyor, çelişik konuştu Hoca diyor. Niye diyor, işte hepsinin tek Allah’a inandığını söylüyor, diyor. Adam söylüyor işte tek Allah’a inanıyorum, diyor. Duyuyorsun orada kulağında eğer bir sorun yoksa Museviler de tek Allah’a inanıyorlar. Bende diyorum tek Allah’a inanıyorlar. Haa şu anlamda mesela Türkiye’de şimdi Müslümanım deyip de tek Allah’a inanan adamlar var. Değil mi mesela Müslüman’ım diyor tek Allah’a inanıyor tamam ama hiç Allah’a inanmayan adamlar var. Şimdi biz Türkiye’deki insanlara Müslümanlar tek Allah’a inanıyor dediğimizde biz inananları kastetmiş oluruz. Tek Allah’a inananları kastetmiş oluruz. Müslüman olup da çok Allah’a inanan da olabilir. Hiç Allah’a inanmayan da olabilir. Ama nüfus cüzdanında Müslüman yazar. Değil mi bak burada da bir mantık bozukluğu var o şahıslarda. Hıristiyan’ım der adam tek Allah’a inanır, çok fazla Hıristiyan vardır tek Allah’a inanan. Yani her Hıristiyan teslise inanıyor diye bir konu yoktur. Biz tek Allah’a inanan Hıristiyanları kastediyoruz. Teslise inananları da eleştirdik zaten anlattık. Teslis inancı yanlıştır. Çünkü Cenabı Allah diyor gökler parçalanacak neredeyse diyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. Değil mi? Şiddetli haramdır ve şirktir. Üçleme teslis yok, tek Allah inancı var. Ama bütün Hıristiyanları hepsi teslis inancına inanır diye töhmet altında bırakmak bu doğru dürüst bir hareket olmaz. Değil mi? Tek inançlı tek Allah’a inanan çok fazla Hıristiyan var, bunları da bilecekler.
OKTAR BABUNA: “Şüphesiz, Kitap Ehlinden, Allah'a; size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah'a derin saygı gösterenler olarak- inananlar vardır. Onlar Allah'ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar. İşte bunların Rableri Katında ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir.” (Al-i İmran Suresi, 199) Hocam bu ayette tam sizin dediğinizi teyit etmiş oluyor, elhamdülillah inşaAllah. Kitap Ehli’nden diyor Allah’a; size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah'a derin saygı gösterenler olarak- inananlar vardır, diyor Allah, dediğiniz gibi.
ADNAN OKTAR: Evet bunu da o ilginç şahıslar duyarsa bu ayetleri iyi olur, inşaAllah. Devam et.
OKTAR BABUNA: "Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir." (Nahl Suresi, 125)
ADNAN OKTAR: En güzel biçimde değil mi, borunun içine dinamit doldurup kafalarına at demiyor, Kuran. Git evlerini ocaklarını bombala, çoluğunu çocuğunu yak da demiyor, değil m? Evlerini kundaklayın da demiyor Cenabı Allah. Ne diyor, en güzel biçimde tartış şefkatle, saygıyla, gönüllerini alarak değil mi, ikna etmeye çalışarak, güzel öğütle ne diyeceğiz tek Allah’a çağıracağız. Tasaffi etmesini isteyeceğiz. Düzelmelerini isteyeceğiz. Kabul ederse, etmezse; senin dinin sana, benim dinim bana diyeceğiz. Dolayısıyla arbede çıkartmak, orayı burayı bombalamak, evleri yakmak yıkmak yok değil mi, o Kuran ayetlerinde, evet.
OKTAR BABUNA: “Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Hıristiyanlarız" diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir.” (Maide Suresi, 82)
ADNAN OKTAR: Şimdi o rahip değil miydi?
OKTAR BABUNA: Rahipti Hocam.
ADNAN OKTAR: Ne diyor ayet? Kuran’da şu an?
OKTAR BABUNA: “iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak”
ADNAN OKTAR: Müslümanlara en yakın olarak.
OKTAR BABUNA: "Hıristiyanlarız" diyenleri bulursun.” Çünkü mütevazi olduklarını söylüyor.
ADNAN OKTAR: Müslümanlara yakındır diyor değil mi Cenabı Allah?
OKTAR BABUNA: Evet Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hıristiyanlar, Müslümanlara yakındır diyor. E biz bunu söyleyince bir kısım cahiller cühela, sen nasıl Hıristiyanlarla konuşursun? Nasıl rahiple muhatap olursun? Onlar Müslümanların düşmanı diyor. Cenabı Allah ne diyor? Size yakındır diyor onlar. Demek ki biz Kuran’ın hükmünü açıkça görmüşüz ve Kuran’a uymuşuz. Cahil cühelanın sözüne göre hareket etmeyiz. Değil mi? Şefkat gösteriyoruz, nitekim onların gösterdiği saygı, sevgi de çok aşikar görüldü.
OKTAR BABUNA: Evet. Size karşı da çok hürmetlilerdi Hocam. Hatta sizin için, öyle kelimeler kullandı ki maşaAllah. Sizde ki o şefkati, merhameti ve Kuran ahlakını gördüğü için. Buraya ilk geldiğinde, yani canlı yayına çıktığında nur saçıyorsunuz dedi sizin için. Dünyanın lideri olduğunuzu söyledi inşaAllah. Gönlünde o şekilde olduğunu ifade etti. Daha sonra da Hz. Peygamber’i (s.a.v) övgü konuşma da. Ve sizin de bu dönemde, onun gibi, onun ahlakını taşıdığınızı işaret eden sözler söyledi inşaAllah basın toplantısında.
ADNAN OKTAR: Bu cahil cühela da, toplasınlar adamları dövsünler, ağzını burnunu kırsınlar, çoluk çocuğunu da yaksın, kiliselere, sinagoglara bombalayıp yerle bir etsinler. Ne yapıyorsunuz diyor? Cihat yapıyoruz diyor. Bu cihat değildir. Bu yaptıkları fiil, haram. Haram bir fiildir. Yani Kuran’a aykırı bir eylemdir. Kuran, doğrusunu anlatıyor işte bu şekilde hareket etmeleri lazım. Bu tevil edilecek gibi değil, çok açık, net. Evet. Devam et.
OKTAR BABUNA: “İçlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere, Kitap Ehliyle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim İlahımız da, sizin İlahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz." Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Ee tamam. Biz de ne dedik onlara? MaşaAllah. Tamam derken orada Allah affetsin yanlış anlaşılabilir. Tek Allah’a inanıyoruz dedik. Nasıl öyle şey söylersin diyor. Ee kardeşim tabii tek Allah’a inanıyoruz yani Musevilerin Allah’ı da bir, Hıristiyanların Allah’ı da bir, Müslümanların Allah’ı da bir. Teslis inancını, o ayrı kendi günahı o. Şirke giriyor. Ama tek Allah’a inanan çok fazla Hıristiyan var. Değil mi mezhepler var? Türkiye’de çok çok fazla var. Evet devam et.
OKTAR BABUNA: “... Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Bunlar, Allah'a ve Ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır. Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar. Allah, muttakileri bilendir.”MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kitap Ehli’nden. Gece nasıl ayet devam et.
OKTAR BABUNA: “…gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Bunlar, Allah'a ve Ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar.” Allah vardır diyor.
ADNAN OKTAR: Demek ki bak böyle gizli Müslümanlar olanlar da var. Değil mi? Evet maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bu size gelen hahamlardan da Hocam, cami de cemaatle namaz kılanlar olmuştu maşaAllah.
“Gerçek şu ki, iman edenlerle Yahudiler, Sabiîler ve Hıristiyanlardan Allah'a, Ahiret gününe inanan ve salih amellerde bulunanlar; onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.”
“Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.” İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Tamam onları da oku. Ne orada arkasındakiler?
OKTAR BABUNA: Ehli Kitaba Sevgi ve Şefkat ile ilgili Hadisler ve Alimlerin yorumu.
ADNAN OKTAR: Tamam devam et.
OKTAR BABUNA: “Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Bir zimmiyi yani sorumluluk altına alınan kişi haksız yere öldüren kişi Cennetin kokusunu duyamaz. Halbuki o, onun kokusunu kırk yıllık yoldan duyabilir.” (Buhari, Cizye, 5)
ADNAN OKTAR: Demek ki gidip bir Hıristiyanı, bir Museviyi bombalamak, öldürmek değil mi zulmetmek haram. Bunu Peygamber (s.a.v) söylüyor, ayette de açık. Peygamber (s.a.v) de açıkça ifade ediyor.
OKTAR BABUNA: “"Kim bir muahime zulmeder veya gücünün üstünde bir iş yükler ya da zorla ondan bir şey alırsa kıyamet günü ben onun hasmıyım." (Ebu Davud, Harac, 31-33)
ADNAN OKTAR: İşte bakın o teröre meraklı olanlar bunu okusunlar. Evet. Bu hadisleri.
OKTAR BABUNA: “Kim bir zimmiye zulmetse veya gücünün üstünde bir mükellefiyet yüklese, ben onun hasmıyım.” Ebu Yusuf’tan bu hadiste. (Kitabu'l-Harac, Matbaatu's Selefiye, 1397 h. Kahire, s.135)
ADNAN OKTAR: Bunu okuyabilirler. Bunu dememeyim tabii Allah affetsin, bu eseri.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. “Onlara; Allah'ın zimmeti altında oldukları için zimmi denmiştir. Bu konuda Peygamberimiz'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kim bir zimmiye eziyet ederse ben onun davacısıyım. Ben kime (bu dünyada) davacı olursam, kıyamet gününde de davacı olurum." (Acluni, Keşfu'l-Hafa' II, 218)
ADNAN OKTAR: Bak eziyeti bile kabul etmiyor Peygamberimiz (s.a.v). Değil ki kafalarına roket atmak, bomba atmak değil mi olay çıkarmak. Ayrı, bak ben şunu da söyledim dedim ki; teröre karşıyım. Ferdi teröre de karşıyım, devlet terörüne de karşıyım dedim. Bir kısmının kulakları böyle kirden tıkanmış. Onları o kulaklarını biraz arada sırada banyo yaptıklarında yıkayıp temizlerseler iyi olur, o kirli kulaklarını. Değil mi? Bak devlet terörüne de karşıyım dedim, değil mi? Bak bu kemik kafalara bunu söylüyorum, anlamayanlara, şahsi teröre de karşıyım. Bak bu çok açık yani, bu çapı nettir. Devam et.
OKTAR BABUNA: Bir de dediniz ki Hocam, kan dökmenin hiçbir haklı yönü yoktur dediniz.
ADNAN OKTAR: Tabii. Bak iki taraf için de dedim, açıkladım. İki taraf için de. Kan dökmenin hiçbir meşru açıklaması olamaz dedim. Tartışıyorlardı, tartışmayı kestim. Her iki taraf içinde dedim, kan dökme de meşru hiçbir açıklama getiremezsiniz dedim. Ve sustular.
OKTAR BABUNA: Sustular. Herkes rahatladı ve ferahladı ve çekindi.
ADNAN OKTAR: Tabii. Böyle kulağında, kirden tıkanma olan tipler var. Böyle 15 günde bir yıkanan tipler. Onlar kulaklarını açarlarsa anlarlar dediklerimi. Evet.
OKTAR BABUNA: “Hz. Peygamber buyuruyor: "Sakının! Kim, böyle insanlara (yani kendileriyle anlaşma yapılmış olanlara) zalim ve sert olursa, onların haklarını kısarsa veya tahammül edebileceğinden fazlasını yüklerse veya hür iradeleri dışında onlardan bir şey alırsa, hüküm günü onlardan ben davacı olacağım." (Ebu Davut, Cihat; (İslamda Devlet Nizamı, Ebu-l A'la-El Mevdudi, Hilal Yayınları, 1967, s. 71)
ADNAN OKTAR: İşte bak, tahta kafalı olanlara değil mi? Böyle anarşiye, acımasızlığa yatkın olanlara Resulullah (s.a.v) Allah’ın hükmünü hatırlatıyor. Zulme yatkın olanlara. Böyle adam mesela komünist, darwinist, materyalist. Nüfus cüzdanında Müslüman yazıyor. Ee, ne istiyorsun? Ben anarşi, terör çıkaracağım, bombalayacağım. Komünistlere soruyoruz siz ne istiyorsunuz? Biz de anarşi çıkaracağız, terör çıkaracağız bombalayacağız. Bu PKK’nın komünistlerine soruyoruz, stalinistlerine. Siz ne yapacaksınız? Biz de diyorlar bombalayıp yakıp yıkacağız. Aynı kafa. Peygamber’in (s.a.v) sözüne göre hareket edecekler, kendi kafalarına göre değil. Stalin’in izahlarına göre değil, Hoşimi’nin izahlarına göre değil, Che’nin izahlarına göre değil. Peygamberin izahlarına göre, (s.a.v)’in izahlarına ve Kuran ayetlerine göre hareket edecekler. Devam et inşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Hz. Peygamber'in birtakım gayri müslim gruplarla yaptığı anlaşmalarda da canları ve mallarının güvenlikte olduğu hususu özellikle vurgulanmıştır. (Cüheyne kabilesi ile yapılan anlaşma Hamidullah, Vesaik, no.151) Hz. Peygamber tarafından Hıristiyanlara sunulan mabet garantisine dair ilk ifadeleri Necranlılarla yaptığı anlaşmada görüyoruz. Anlaşmada Allah'ın himayesi ve peygamberi Muhammed'in zimmetinin Necranlıların mabetlerinin üzerine olduğu belirtilerek ibadethaneler garanti altına alınmıştır.” (İbn Sa'd, I, 288, 357-58)
ADNAN OKTAR: Demek ki gidip sinagoglar, kiliseler bombalanmıyormuş değil mi? Yedi emanındadır Müslümanlık inşaAllah. Devam et.
OKTAR BABUNA: “Anlaşmanın Ebu Davud'daki rivayetinde ise kiliselerin yıkılmayacağı ifadesi yer almaktadır.” (Ebu Davud, Haraç, 29-30)
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: “Hz. Peygamber (s.a.v.) Beni Haris b. Kab üskufu ile Necran üskuflarına gönderdiği emannamede de mabetler hakkındaki garantiyi tekrarlamıştır.”(İbn Sa'd, I, 266) “Hayber Yahudileri bir defasında Hz. Peygamber'e gelip ürünlerinin bazı Müslümanlar tarafından izinsiz şekilde alındığını söyleyerek şikayette bulunmuşlardır. Bunun üzerine Hz. Peygamber, Müslümanları mescitte toplamış ve onlara kendileriyle muahede yapılanların mallarının haram olduğunu ilan etmiş ve yaptıkları şeyin doğru olmadığını açıklamıştır.” (Müsned, IV, 89; Vakıdi, II, 691; Serahsi, Siyer, I, 133, IV, 1530)
ADNAN OKTAR: İşte kafası çalışanların yeterli bilgi var burada, ama kafası çalışmıyorsa yapacağımız bir şey yok. Evet devam et.
OKTAR BABUNA: “Hz. Ömer zamanında fethediler ülkelerin hiçbirinde, tek bir ibadet yerine bile, hiçbir zaman saygısızlık ve tecavüz edilmemiştir. Ebu Yusuf yazıyor: "Bütün ibadet yerleri olduğu gibi bırakıldı. Ne onlar yerle bir edildi, ne de mağluplar eşya ve mallarından yoksun bırakıldı." (Ebu Yusuf, Kitab-ül Haraç; İslamda Devlet Nizamı, Ebu-l A'la-El Mevdudi, Hilal Yayınları, 1967, s. 74) Hz.Ali , “Her kim ki bizim zımmimizdir. Onun kanı bizim ki kadar kutsaldır. Malları bizim mallarımız kadar tecavüzden masumdur “dedi. Başka bir kaynakta Hz. Ali’nin şöyle dediği naklediliyor. “ Zımmi durumunu açıkca kabul edenlerin malları ve hayatları yani bizim Müslümanların ki gibi kutsaldır. İslam’da devlet nizamı – Ebul Ala El Mevludi.” Peygamberimiz İslam davetini engellemeyen ve genel kurallara uyan herkes ile iyi ilişkiler içinde olmuş ve hiçbir zaman diğer din mensuplarının dinlerine müdahale etmemiştir. Ehli Kitabı toplumun birer ferdi olarak kabul etmiş ve onların bazı davetlerine icabet etmiştir. Resulullah’ın ehli kitabın düğün yemeklerine katıldığına, cenazelerini taşıdığına, hastalarını ziyaret ettiğine ve onlara ikramda bulunduğuna dair rivayetler bulunmaktadır. Hatta Nejan Hıristiyanları Onu ziyaretlerinde Resulullah onlara abasını sermiş ve oturmalarını söylemiştir. İslam Müslüman olmayan toplulukların dinlerini istedikleri gibi yaşamalarına izin vermiş ve bunu engelleyenleri de cezalandırmıştır. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (s.a.v) abasını seriyor değil mi. Hıristiyanlar otursun diye.
OKTAR BABUNA: Evet. Cenazelerine gidiyor.
ADNAN OKTAR: Cenazelerine gidiyor, düğünlerine gidiyor, yemeklerine gidiyor. Evini ocağını kundaklama gibi bir konu yok. Yani bu terör merakı, bu yakıp yıkma merakı Lenin’in, Stalin’in, Müslümanların bir kısmına öğrettiği kötü şeyler. Arap alemini, İslam alemini bir ara komünistler sarmıştı ta Angola’ya varıncaya kadar her yer komünistlerin eline geçmişti. Libya, Fas, Tunus, Cezayir, Mısır, Suriye, Irak hep komünistlerin kontrolündeydi ve darwinist ve materyalist o devirden kalma bu kafa. Ehli Kitabı gördün mü kes, dağıt, bombala. Hıristiyan ise evini yak. Ondan sonra işkence yap gibi böyle açıkca haram fiilleri teşvik ettiler. Haram ne demektir. Cehennemde karşılık alacak bir eylem demektir. Allah’ın yasakladığı eylem demektir. Müslüman Kuran’a göre hareket edecek. Resulullah (sav)’ın hadislerine ve fiili uygulamalarına göre hareket edecek. Evet, devam et.
OKTAR BABUNA: Ayrıca İslam Ehli Kitabın yemeklerinden yemenin caiz olduğunu söylemiş. Kestiklerinin helal olduğunu söylemiş ve onların kadınları ile Müslüman erkeklerin evlenebileceklerini söylemiştir. Evlendikten sonra da kadının kendi dinini serbestçe yaşayabileceğini ve ona herhangi bir baskı yapılamayacağını belirtmiştir.
ADNAN OKTAR: Tabi, mesela Hıristiyanlardan tek Allah’a inanan olduğunda onun kestiği yenir. Museviler zaten tek Allah’a inanıyor. Onun da kestiği yenir. Hıristiyan, Musevi bayanlar ile de evleniliyor. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: “Nejan Mekke ile Yemen arasında bir yerdir. Nejan Hıristiyanlarının temsilcileri Medine’ye geldiklerinde Hz. Peygamber (s.a.v.) ve eshabı henüz ikindi namazını kılmışlardı. Onlar da ibadet vakitleri geldiği için mescide gidip doğu istikametine yöneldiler ve ibadet etmeye hazırlandılar. Ashabı Kiram onlara mani olmak istedi. Ancak Resulullah (s.a.v.) onların serbest bırakılmalarını ve ibadetlerini yapmalarına müsade edilmesini emretti. Onlar da doğuya doğru yönelerek ibadetlerini yaptılar. İbni Hişam. “ MaşaAllah. Müslümanlar gayri Müslimlerden herhangi birinin himaye edebileceği gibi kendisi de onlardan himaye talebinde bulunabilir. Nitekim Taif dönüşü Hz. Peygamberin Mutim bin Adiyy Habeşistan’a ilk hicret esnasında Hz. Ebu Bekir’in İbn'd-Dağinne'nin Habeşistan’dan ilk dönme sırasında ise Osman b. Maz’un’un azgın müşrik Velid bin Muğire’nin himayesine girdikleri bilinmektedir.
ADNAN OKTAR: Bir daha oku bunu baştan.
OKTAR BABUNA: Müslümanlar gayri Müslimlerden herhangi birisini himaye edebileceği gibi kendisi de onlardan himaye talebinde bulunabilir.
ADNAN OKTAR: Tamam. Devam et, oku.
OKTAR BABUNA: Nitekim Taif dönüşü Hz. Peygamber'in Mut'im b. Adiyy'in, Habeşistan'a ilk hicret esnasında Hz. Ebubekir'in İbn'd-Dağinne'nin, Habeşistan'dan ilk dönme sırasında ise Osman b. Maz'un'un azgın müşrik Velid b. Muğire'nin himayesine girdikleri bilinmektedir.
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ve O’nu izleyen Raşid Halifelerinin çeşitli Hıristiyan, Yahudi ve diğer dini gruplar ile yaptıkları anlaşma metinleri bugün birer vesika olarak korunmaktadır. Mesela Hz. Peygamber (s.a.v.) Hıristiyan olan İbn Harris b. Ka’b ve dindaşlarına yazdırdığı anlaşma metninde: ‘’ Şarkta ve Grapta yaşayan tüm Hıristiyanların dinleri, kiliseleri, canları, ırzları ve malları Allah’ın, Peygamberin ve tüm müminlerin himayesindedir. Nasraniyet dini üzere yaşayanlardan hiç kimse kerhen İslam'a icbar edilmeyecektir. Hıristiyanlardan birisi herhangi bir cinayete veya haksızlığa maruz kalırsa Müslümanlar ona yardım etmek zorundadırlar" maddelerini yazdırdıktan sonra: " Ehli Kitap ile ancak en güzel yöntemlerle mücadele edin. Şeytandan Allah’a sığınırım.Ankebut Suresi, 46 ayetini okudu.” (İbn Hişam, Ebu Muhammed Abdulmelik, (v.218/834), es-Siretü'n-Nebeviyye, Daru't-Turasi'l-Arabiyye, Beyrut, 1396/1971, IV/241-242; Hamidullah, el-Vesaik, s.154-155, No.96-97; Doğu Batı kaynaklarında birlikte yaşama, s.95) Birçok kaynaktan bildirilen.
ADNAN OKTAR: Evet bak işte o taş kafalılar buradan bu konuları da öğrenecekler.
OKTAR BABUNA: “Medine Site Devleti Sözleşmesinin 17. maddesi: "Yahudilerden bize tabi olanlara yardım edilip iyi davranılacaktır. Onlardan hiçbiri haksızlığa uğramayacak, düşmanlarına yardım edilmeyecektir."
“25. madde: Beni Avf Yahudileri müminlerle birlikte tek bir ümmettirler. Onlar kendi dinlerine, Müslümanlar da kendi dinlerine göre yaşayacaklardır.”
“36. madde: Müslümanlarla Yahudiler arasında yardımlaşma, nasihat ve iyilik olacaktır." (İbn Kesir, es-Sire, Hamidullah, el-Vesaik)
“Taberi ve Zemahşeri'nin değişik rivayetlerde naklettikleri haberlere göre, Mekke'de demircilik yapan, İncil ve Tevrat'ı çok iyi bilen ve Hz. Peygamber'in kendisiyle görüşüp sohbet ettiği Hıristiyan bir adam yaşıyordu.” (et-Taberi; Doğu ve batı kaynaklarında birlikte yaşama)
"Zımmiler diye İslam Devletine sadık kalacağını ve itaat edeceğini söyleyerek burada yaşama niyeti gösteren bütün gayrimüslimlere denir... İslam, bütün bu çeşit vatandaşlara, hayatlarının, bedenlerinin, mallarının, kültür, inanç ve namuslarının korunacağına dair bir garanti verir. Onlara da sadece memleket kanunları uygulanır ve bütün medeni meselelerde Müslümanlarla eşit haklara sahip kılınır.” (İslamda Devlet Nizamı, Ebu-l A'la-El Mevdudi)
“Ünlü müfessir Fahreddin-i Razi, Tefsir-i Kebir'inde: "Din ve iman müstesna tutulmak kaydıyla, bir Müslümanın bir gayr-i müslimi hafife almasını, ona karşı böbürlenmesini caiz görmemekte ve insanların iman ve küfür haricinde diğer övülen sıfatlar itibarıyla müşterek olduğu" ifade edilmektedir.” (Fahreddin-i Razi, Tefsir-i Kebir, c. 28, s.138)