ADNAN OKTAR: Bakıyorlar ki “kardeşim” diyor, “sen” diyor, nereden çıkardın” diyor, “tek Allah’a inandıklarını” diyor? Adam söylüyor; tek Allah’a inanıyorum diyor. Ben nasıl diyeyim sen tek Allah’a inanmıyorsun diye? Ben tek Allah’a inanıyorum diyor. Yani çok anormal bir mantık bu. Hıristiyanların çok büyük bir bölümü tek Allah’a inanıyor. Bunlardan haberleri yok. Teslis inancı gittikçe geriliyor ve tamamen yok olacak bir süre sonra. Hz. Mehdi (a.s.)’ın görevlerinden biri de budur, yani onları tevhit inancına çekmektir. Tasaffiye vesile olacaktır ve Hıristiyanlarla ittifak edecektir Hz. Mehdi (a.s.). Biz de öncüsü olduğumuz için ona zemin hazırlıyoruz, Hz. Mehdi (a.s.) öncüsüyüz inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bunu söyleyen de herhangi biri değil, siz daha iyi bilirsiniz Hocam, oradakilerin lideri Ortodoksların.
ADNAN OKTAR: Tabii, İsrail’deki Ortodoksların lideri inşaAllah. İsrail hapishanelerindeki gençlerin, insanların durumu ne olacak diyor? Ben senden mi öğreneceğim onu? Zaten biliyorum ben onu, anlatıyorum da dinlemiyorlar ki. Diyorum adamlar ayda bir yıkanıyor, kulakları tıkanmış kirden, duymuyor. Bir arada sırada kulaklarını yıkarlarsa inşaAllah duyacaklar.
OKTAR BABUNA: Allahualem biraz haset etme gibi bir şeyleri olabilir mi Hocam?
ADNAN OKTAR: Hasedin hem de alası var. Alası da demeyeyim de en berbatı var hasedin. Hz. Yusuf (a.s.)’a da biliyorsun kardeşleri haset ediyorlardı. Müslümanlarda bir hasetlik duygusu, meşhur bilinen bir konudur bir kısmında. Bu büyük bir ahlaksızlıktır. “Hasidin iza haset.” “Haset edenin şerrinden Allah’a sığınırım” inşaAllah. Hem kendi bir şey yapmaz. Yapanı da kendince durdurmaya çalışıyor. Ben İsrail’deki kardeşlerim için yıllardan beri mücadele veriyorum ama onların da hakkını koruyorum ben, Musevilerin de. Ben onları da ezdirmem, onları da ezdirmem inşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. Zaten Hocam sizin bu Kurani bakış açısını açıklamanız, bütün bölgeye hakim olmaya başladı. Hakikaten bütün gerilimde bir azalma meydana geldi. İran Cumhurbaşkanı üslubunu değiştirdi. İsrailliler, hükümet size geldiler. Hem yardım istiyorlar hem birlikte hareket ediyorlar dini liderleriyle birlikte maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Nasıl mazlumlar ki bak mesela o diğerleri de öyle. Suriye ile birleşelim diyorlar.
OKTAR BABUNA: Evet, sınırları açalım diyorlar.
ADNAN OKTAR: Sınırları açalım diyorlar. Bir rahatlık, bir kolaylık ve bir güzellik peşindeler ki bizim yıllardan beri anlattığımız konuları talep etmiş oluyorlar.
OKTAR BABUNA: Hatta bunun, siz daha iyi bilirsiniz, çok güzel örneği toplantıda da yaşandı. Orada bir televizyon muhabiri ile hükümet görevlisi arasında hafif bir gerginlik olduğunda siz anlattınız; kan dökmenin ne kadar yanlış olduğunu, hiçbir haklılığı olmadığını. Bunun üzerine hemen geri çekildiler ve onlar da rahatladılar. Ortam tamamen sizin hakemliğiniz ile değişti maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak orada ben dedim ki: “kanın hiçbir şekilde açıklaması olmaz, kim dökerse döksün” dedim. Ve ben dedim ki: “ferdi teröre de karşıyım, devlet terörüne de karşıyım” dedim. İşte bu yağlı kulaklar bunu duymuyor. Adamlar kulağını badana fırçasıyla kendileri arada şöyle bir temizleseler o tıkanmış kulaklarını duyacaklar. Bak: “şahsi teröre de karşıyım, devlet terörüne de karşıyım.”
OKTAR BABUNA: Evet, dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Değil mi?
OKTAR BABUNA: Aynen bu kelimeyi söylediniz.
ADNAN OKTAR: Anlamıyorki adam. Ne dediğimizden haberi bile yok. Hasetten beyni tıkanmış adamın. Kafası böyle dumura uğramış.