ADNAN OKTAR: Tamam, genel konulardan da biraz konuşalım. Ahir zamanda olduğumuz için Müslümanların birbirlerini çok iyi koruyup kollamaları lazım. Cemaat taassubuyla, grup taassubuyla birbirlerinin aleyhinde bir tavır sergilememeleri gerekiyor. Ama ciddi anormallikler varsa tabii bu konuda eleştiri gerekir. Mesela İslam’ın dünya hakimiyetini durdurmaya yönelik bir çalışma çok vahim bir anormalliktir . Bunda sessiz kalamayız veya Kuran’ın bir hükmünü değiştirmeye çalışıyorsa bir insan bunda sessiz kalamayız. Ama bunun dışında birleştirici, dostluğu, sevgiyi, pekiştiren bir üslup içinde olmak gerekiyor. Özellikle masonların iftiralarına, komünistlerin iftiralarına, iddia edilen Ergenekon örgütünün iftiralarına inanmak, Müslümanı Ahiret’te sorumlu kılar. Bak, diyor ki Cenab-ı Allah, “bir fasık” diyor, yani Kuran’ın hükmüne uymayan bir kişi, Kuran’a göre hareket etmeyen bir kişi, “size bir haber getirdiğinde”, şeytandan Allah’a sığınırım, “onu araştırın, tahkik edin, yani gözünüzle görün, kulağınızla işitin, yoksa inanmayın” diyor. Şimdi ama öyle olmuyor. Mesela bakıyorsun bir mason yayın organında bir Müslümanla ilgili bir yazı çıkıyor, “vay neler oluyormuş?” diyor. Ama evde böyle kahvesini höpürdeterek içiyor böyle bacak bacak üstüne atmış, hiçbir riskin içine girmez, hiçbir mücadelenin içine girmez, ondan sonra, bir eli yağda bir eli balda, kendi işinde gücünde, çoluğa çocuğa karışmış, efendim, işleri düzgün gidiyor kendi kafasına göre dünyevi anlamda. Ama öbür tarafta Müslüman kişi Allah rızası için varını yoğunu Allah yolunda harcamış, hayatın bütün sosyal yönlerinden çekilmiş, her türlü tehlikenin içine girmiş, dolayısıyla her türlü iftiraya, baskıya, zulme maruz kalmış. Buna rağmen evindeki o keyif içinde yaşayan adamların mason gazetelerden öğrendikleri haberlerin muhatabı oluyor. Bir de kendini savunmak mecburiyetinde kalıyor, üstüne üstlük. Bak o tebliğ yapmayan, dini yaymayan adamlar onun hakkında yorum yapıyorlar. O Müslüman da tebliğini durduruyor, onların bu sefer yorumunu da düzeltmekle uğraşıyor. Halbuki orada hiç olmazsa o ehl-i keyif takım, “arkadaş” demesi lazım, “ben bir ibadet yapayım bari, fasıktan gelen haberi araştırayım, inanmayayım, gözümle göreyim, kulağımla işiteyim” demesi gerekirken, bunu yapmıyorlar. Bunu yapmayınca ne olur? Müslümanın aldığı sevap on ise, milyon olur. Sevap kazandırma sebebidir bu varlıklar, yani mutlaka hikmetle yaratılırlar. Mesela o olmazsa, o fasığın haberine inanan adamlar olmazsa, Müslüman daha az sevap kazanır. Müslümanın sevabını çoğaltan varlıklardır onlar, onun için onlar da hayırla, hikmetle yaratılırlar. Ama doğrusunu bilsinler diye anlatıyorum, Ahiret sorumluluğunu anlasınlar diye. Yoksa fayda getiriyorlar o yönüyle. Müslümanın mesela gıybetini yaparlarsa daha çok Müslüman sevap kazanır, değeri artar. Aleyhinde fitne yayarsa, daha da faydalı olur, Müslümanın makamı yükselir, Allah’ın yardımı daha çok olur, bereketi daha artar. Hayırdır, çünkü Cenab-ı Allah diyor ki; “onlar bir tuzak kurdu, Ben de bir tuzak kurdum. Benim tuzağım daha çetindir” diyor Allah. O yönüyle çok büyük hayır vardır.