ADNAN OKTAR: Bu, toplumda çok yaygın olan, insanların sık sık rastladıkları, hatta argoda da karşılığı olarak kafalama tabir ederler, bir üslup vardır yani ikna etmek için. Mesela bunu bir şey satarken de olabiliyor, bir yere bir insanı götürmesi gerektiğinde oluyor, herhangi bir konuda olabiliyor. Bir konu anlatımında samimiyetsiz, itici, yalan olduğu açıkça belli olan, insanları sıkan bir üslupla konuları vulgarize ederek anlatmak, bu çok yaygın. Samimiyetsizlik dünyanın şu an en büyük sorunudur. Toplumda en büyük sorun, samimiyetsizliktir. Bu da hep insanların çıkar çatışmasından kaynaklanıyor. İnsanlar eğer çıkarın peşinde olmazlarsa samimiyet insanın beynini açar. Bir anda insana güzel konuşma kabiliyeti gelir, neşe gelir, rahatlık gelir, huzur gelir. Ama samimiyetsiz olduğunu insan iyice anlarsa, üslubuna yansıtırsa veyahut karşısındakinin samimiyetsiz olduğunu anlarsa olumsuz bir ortam meydana gelir. Bu, insanların tavrına etki eder. Burada yapılacak şey, insanın içinden gelen samimi duygularını dile getirmektir. Yani kendini baskı altına almamasıdır. Olaylara çok iyi niyetli, sevecen, Allah’ı düşünerek bakmasıdır. Yani her şeyi Allah’ın yaptığını bilerek meydana getirmesi konuşmaları, o çok önemlidir. Yani ben konuşuyorum, ben ediyorum, ben yapıyorum derse bu, konuşmasına olumsuz etki yapar. Ama aksine her şeyi Allah yaratıyor derse, samimi düşünürse o zaman konuşmalarında olumlu, güzel bir yapı meydana gelir. Samimiyetsizlik toplumun en çok sıkıldığı konulardan bir tanesidir. O kafalama tabir edilen üslup güzel yani tam karşılığıdır. Karşıdaki kişi de kafalama üslubuyla karşılık veriyor ona. Dolayısıyla işte derya muhabbeti tabir edilen halk arasında boş, amaçsız, televole kültürünü andıran bir üslup meydana geliyor. Birçok kişide görüyoruz bunu. Mesela demin söyledim ya bir genç kız önce çok takva olduğunu, çok Allah’tan korktuğunu, Allah için yaşadığını söylüyor. Fakat hiç tanımadığı, bilmediği bir adamla sırf zengin diye, sırf parası var diye, birkaç kere de Allah’tan bahsetti diye gidip evleniyor. Mesela bu çok samimiyetsiz bir hareket.
SUNUCU: Bu çıkar için oluyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Çıkar tabii. Ama bunu biraz konuşturduğunda o da işte klasik -dini konuları tenzih ederim- kandırma mantığıyla başlıyor izaha. Ben onu yetiştirmek için diyor, aldım diyor. O zaman bir Müslüman gidip bir ateistle de evlenebilir o zaman, o kafayla. Kuran bunu yasaklamış. Mümin erkekler, Mümin kadınlara diyor; Mümin kadınlar, Mümin erkeklere diyor Cenab-ı Allah. Orada Peygamber Efendimiz (sav)zamanını esas almaları lazım. Mesela Peygamber Efendimiz (sav)zamanında sahabe hanımları neye dikkat ediyorlardı? Takvaya çok önem veriyorlardı ve son derece cesurdular. Her türlü mücadelede erkeklerin önünde gidiyorlardı. Yani hiçbir zaman için geride kalmıyorlardı. Atak tavırları vardı, yiğit tavırları vardı ve şefkatli, akılcı bir üslup içerisindeydiler. Böyle şeylerde Hz. Ayşe’yi, Hz. Fatma annemizi, Hz. Meryem’i kendilerine örnek almaları lazım. Öyle bir üslup içerisinde olmaları gerekiyor. Ticarette de, başka olaylarda da, tebliğde de, sosyal hayatta da hep alabildiğine candan ve doğru hareket etmeleri gerekiyor. Samimi tavır göstermeleri lazım.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Siz daha önceki anlatımlarınızda anlatmıştınız Hocam, samimiyetin bir bedeli vardır diye inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii samimi olduğunda insan birçok kayba uğrar. Onu kabul edecek. Mesela insanların samimiyetsizliğinin nedeni, zaten kaybetme korkusudur. Çok temkinli olması mesela Müslümanlarla arkadaş olmaması, dost olmamalarının nedeni kökenine gittiğimizde bir şeyleri kaybetme korkusudur. Ama mesela Müslümanlardan çekinen adam bir de bakıyorsun ki komünistlerin hakim olduğu bir okulda gidip okuyabiliyor bir genç kız. Ama Müslümanlardan çok çekiniyor. Onlarla görüşmek istemiyor. İşte onlar Nur talebesi diyor, ben onlarla görüşmem diyor veya Süleyman Efendi’nin talebeleri onlar diyor, onlarla görüşmek istemiyorum diyor. Ama bir de bakıyorsun aynı kişi dinsizlerle omuz omuza, gayet samimi, candan bir üslupla arkadaş olabiliyor, konuşabiliyor. Yahut komşusu mesela dinsizse bile gidip onunla çok hoş sohbet, bir sohbet ortamına girebiliyor. Demek ki böyle bir amacı yok. Orada asıl amaç, kaybetme korkusu oluyor. Zaten dinsizle konuşulmaz diye bir şey yok. Zaten asıl, bilakis dinsizle de görüşülür, konuşulur ama Müslümanla da görüşülür. Bu çok önemli, değil mi? Orada anormallik o. Yani dinsizi risksiz görüp Müslümanı riskli görmeleri, çok anormal bir hareket. Buradaki samimiyetsizliğin kırılması gerekiyor. Ama tabii ki dinsizle de konuşulur, masonla da konuşulur, komünistle de konuşulur. Zaten onlar da Allah’ın yarattığı kullar. Onlara da hakkı, doğruyu anlatmakla mükellefiz biz. İyi örnek olmakla mükellefiz.