ADNAN OKTAR: Üstadın seyyid olmasıyla ilgili geçenlerde bir gazetede bir yazı çıkmıştı. Ya kardeşim üstad seyyid de olabilir, olmayabilir de. Yani bu o kadar üstünde durulacak bir konu değil. Olabilir yani Üstad diyor, bu devirde diyor nesiller bilinmiyor diyor, ben kendimi seyyid bilemiyorum diyor. Ben kendimi Kürt biliyorum diyor. Neslen öyle biliyorum diyor. Ama mümkündür de, Güneydoğudaki insanlar çoğu zamanında Cengiz Hülagu fitnesinden kaçmış, hicret etmiş Müslümanlar. Yani seyyid olan Müslümanlar, olabilir mümkündür herhangi bir şekilde soyunda öyle bir bağ olabilir. Ama Üstad ben eğer seyyid olursam Mehdi(a.s) olmam kesindir, ama seyyid değilsem de Mehdi(a.s) değilimdir demiyor. Mehdi(a.s)’nin şartlarını belirtiyor, bir kere Mehdi(a.s) devrinde İslam dünyaya hakim oluyor bunu üstünde duruyor Said Nursi. İttihat-ı İslam var. İttihat-ı İslam; Müslümanların ittihat etmesi, birleşmesi. Ve Hıristiyanlarla ittifak ederek diyor Mehdi(a.s) İslam’ı dünyaya hakim eder. Bir kere Hıristiyanlar da o devirde Mehdi(a.s)’yle omuz omuza mücadele veriyorlar. Ve sonunda bütün Hıristiyanlar da Müslüman olacaklardır. Bu gerçekte ayrıca vurgulanmıştır Bediüzzaman tarafından ve en büyük hakimdir diyor Mehdi(a.s) için, hakimlik görevi yapacak diyor. En büyük mürşiddir diyor. Onun zamanında bütün mezhepler kalkıyor. Said Nursi Hazretleri Şafi mezhebini takdir eden mukalliddi. Bizler gibi, ben mesela hanefi mezhebinde mukallitim. Hanefi mezhebine tabiyim, Ebu Hanefi’ye tabiyim. Said Nursi de İmamı Şafi’ye tabi. Yani mukallid. Dolayısıyla mezhepleri ortadan kaldırmış değil Said Nursi Hazretleri. Mehdi(a.s) geldiğinde bütün mezhepleri ortadan kaldıracak, mukallid olmayacak. Bütün mezhepler kalkıyor onun zamanında. Dolayısıyla bütün tarikatler de kalkıyor, bütün tarikatler ona bağlanıyorlar, yani tarikat kalmıyor. Bunları Said Nursi çok detaylı anlatmıştır, üç büyük görevi olacak diyor. Diyanet, siyaset ve saltanat aleminde görevleri olacak diyor. Daha önceki müceddidler ve mehdiler diyor bunu bir cihette yapmışlardır diyor bu görevi. Mesela, diyanetle ilgili görevi bir cihedde, saltanatla ilgili görevi bir cihette, siyasetle ilgili görevi bir cihette yapmışlardır diyor. Ama Mehdi (a.s) bu üç görevi birden her alanda ve mükemmel yapacaktır diyor. Tam mükemmel yapacaktır diyor. Yani diyanette de, siyasette de, saltanat aleminde de üç görevi bütün yönleriyle tam anlamıyla yapacaktır diyor. Biz buradan Mehdi(a.s) konusunu kavrıyoruz ve tarih veriyor Said Nursi, hicri 1400 diyor net tarih vermiş. Benden 100 yıl sonra gelecek Mehdi(a.s) diyor. Net Risalei Nur Külliyatı’nda açık açık belirtiyor. Ben diyor kabrimden seyredeceğim diyor ve Allah’a şükredeceğim diyor. Ben o vakit de vefat etmiş olacağım diyor, Mehdi (a.s) geldiğinde. Hatta Seyid Salih Özcan Hocamızın değil mi, böyle alnına vuruyor şakadan, ben görmedim Keçeli diyor, ben görmeyeceğim ama sen göreceksin Mehdi (a.s)’yi diyor. Değil mi Seyyid Salih Özcan Hocamıza. Dolayısıyla yani Mehdi (a.s) olup olmamasıyla bağlantılı değildir, seyyid olup olmamasıyla bağlantılı bir konu değil. Yani seyidse Mehdi (a.s)’dir, seyid değilse Mehdi (a.s) değildir diye bir konu yok.
Bir de geçenlerde Bediüzzaman’ın Mehdiliğini kabul etmeyen bir kardeşimiz vardı ve o işte seyyid değildir, Mehdi (a.s) seyyid olacaktır diyor. Bu kardeşimiz bir sebeple tutuklandı geçenlerde. Yani oh oldu belasını buldu gibi bir üslup yakışık alacak gibi bir üslup değil. Yani olabilir Müslüman her zaman tam isabetli düşünmeyebilir, yanlış haraketler yapabilir. Ama oh oldu düşüncesi yani belasını buldu mantığı, veyahut işte Risaleyi Nur’a uymadığı böyle bir karşılık aldı mantığı yanlış olur. İnşaAllah o kaderinde onun, kaderindedir. Ben bu tip üsluplardan pek hazetmiyorum. Yanlış yani bir Müslümanın hakkında bu tip konuşulması, pek iç açıcı bir şey değil. Bir hayrı vardır, bir hikmeti vardır demek daha doğru inşaAllah. Dolayısıyla Üstad’ın bu konudaki izahlarını anlamamak imkansız. Mesela şu kitap var, “Risale-i Nur Külliyatı’nda, Hz. İsa ve Hz. Mehdi Gerçeği”. Mesela bu kitap gayet kapsamlı bu konuyu açıklıyor, Said Nursi’nin bu izahlarını çok güzel anlatıyor. Bak diyor ki burada, Mektubat’ta 56.-57. sayfalarda; “evet her vakit diyor semevattan melaykeleri gökyüzünden melekleri yere gönderen, bazı vakitte insan suretinde vaaz eden,” Hz.Cibril’i Dihye suretinde, mesela Cibril (a.s) geliyor, Cebrail (a.s) Hz. Dihye suretinde geliyor. “Ruhanileri alem-i ervahtan gönderip beşer suretinde, insan şeklinde temessül ettiren,” bazen evliyalar geliyor insan suretinde temessül ediyorlar, dünyada görünüyorlar. Her şeye muktedir olan yüce Allah Hz. İsa(a.s)’mı da, İsa (a.s) dinine ait en mühim bir hüsnü hatemesi, güzel neticesi için, çünkü biliyorsunuz teslis inancı Hıristiyanlık’ta hakim oldu, dolayısıyla çok ciddi bir bozulmaya uğradı Hıristiyanlık. “Hüsnü hateme, güzel neticesi için, semai dünyada, gökler aleminde cesediyle, insani bedeniyle bulunan ve hayatta olan Hz.İsa belki” diyor “alem-i ahiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi” diyor, “yine şöyle bir netice-i azime, büyük bir sonuç için ona yeniden ceset giydirilip dünyaya göndermek O Hakimin hikmetinden uzak değil, belki O’nun hikmeti öyle iktiza ettiği için gerektiği için vaat etmiş ve vaat ettiği için elbette gönderecek”, Hz. İsa (a.s) kesin gelecek diyor. Dolayısıyla Mehdi (a.s) Hz.İsa (a.s)’la da birlikte oluyor. Said Nursi Hz.İsa (a.s)’la beraber olmadı. Hz.İsa (a.s) Said Nursi Hazretlerinin arkasında namaz kılmadı. Birlikte ittifak edip dünyaya İslam’ı hakim etmediler. Yani bunlar olacak diyor Said Nursi Hazretleri. Geldiği vakit, ilk geldiğinde Hz. İsa (a.s) belli değil bilinmiyor. Fakat sonra Hz. İsa(a.s) bilinecek. İnşaAllah. Dolayısıyla onu seyyidlikle bağlantılı kılmak doğru değil, bir de Üstad Mehdi (a.s) olmaması onun değerini düşürmez, onu ben anlayamıyorum. Ben mesela Üstad’ı çok büyük bir insan olarak biliyorum ve çok değer veriyorum, çok seviyorum. Yani Mehdi (a.s) gelmiş olsa apayrı bir yeri olur benim için Bediüzzaman’ın ve onun eseri hicri 1543’lere kadar etkisini devam ettirecektir. 1543’lerde hem Kuran, hem diğer dini eserlerin hiçbiri kalmayacaktır, Said Nursi’nin bu izahıdır. Dolayısıyla hicri 1400’le 1500 arası bir tarih vermiştir Said Nursi Hazretleri, her şey o tarihler arasında olup bitecektir. Bunu Said Nursi söylüyor. Hicri 1506’lar 1507 gibi diyor, artık mağlubiyete dönüşmeye başlayacak diyor Müslümanların durumu yavaş yavaş. 1506’lardan sonra. Dolayısıyla bu durumu anlamazlıktan gelmek pek yakışık almıyor. Kardeşlerimizin bu konuda daha makul, daha samimi ve daha dürüst düşünmesi gerekiyor. Anlamıyorlarsa da zaten sürekli anlatacağız inşaAllah.