SUNUCU: Mesela rüyamızda bir ölüyü görebiliyoruz. Bu konu ile ilgili sorabilir miyim? Bu gerçek mi, değil mi? Gerçekten o ruh mu geliyor o sırada?
ADNAN OKTAR: Ölü, ona karşı sevgimizi hatırlatmak, ona karşı içimizde olan muhabbeti yeniden bize yaşatmak, ona dua etmemizi sağlamak değil mi, gıyabında da dua edebiliriz. Ve ölümü düşünmemiz. Çünkü çok heyecan verici bir şeydir. Ama tabii bazı insanlar genellikle sevdikleri öldüğünde, ölen kişi sürekli gelir rüyasında “ben ölmedim” der. Canlı olduğunu söyler. O, ona çok sevgisindendir. O doğru, hakikaten ölmüyor çünkü canlı. Fakat Cennette. Cenneti de zannediyor ki insanlar, trilyonlarca kilometre ötede. Cennet ile o rüyayı gören insan, iç içeler mekan olmadığı için. Yani sevdiğiyle burun burunalar adeta. Fakat göremiyor o anda. İnsanlar hep Cenneti en az 100 trilyon kilometre ötede zannederler. Öyle değil. Cennet insanlara yapışıktır. İçiçedir Cennetle insanlar. Cehennem ile de iç içedirler. Allah müminlere Cenneti, kafirlere de Cehennemi gösterir. Dolayısıyla sevdikleriyle iç içedir. Yani sevdiklerini mesela mezarda zannederler. Sevdikleri mezarda değildir, onlara yapışıktır. Aynı zaman boyutunda ve mekan boyutunda oldukları için. Yani boyut vardır. Bakın mekanın olmadığı bir yerde adam nasıl uzakta olsun? Mekan yok ki uzakta olsun. Değil mi? Biz gölge varlığız. Dolayısıyla sevdiklerimizle biz iç içe yaşıyoruz şu an. Sadece göremiyoruz. Perde kalktığında anında görürüz. Rüyada Allah Cennette nasıl canlılık olacak, mesela diyor ki “nasıl ölü canlanır?” Bak beyninde nasıl canlandırıyor. O görüntü biraz daha net olmuş olsa üç boyutlu olacak, zaten canlı olacak adam. Çünkü zaten ölen insanla gidip tokalaşıyor, konuşuyor, birlikte yemek yiyor, cildinin sıcaklığını hissediyor, değil mi kokusunu da hissediyor. Mesela parfümünü hissediyor. Sohbet ediyor, “ben ölmedim” diyor, yemek yiyorlar. Adam diyor ki “ölümden sonra hayat nasıl oluyor?” İşte böyle oluyor. Bunun daha neti. Peki adam ne kadar uzakta ondan? Adam ondan uzakta değil. Rüyasında gördüğüne göre adam ona yapışık, içinde. Demek ki mekan yok. Değil mi? Yani var ama bizim anladığımız anlamda mekan yok. Allah’ın kendisi zamansız ve mekansızdır. Biz gölge varlığız. Bize gölge mekan yaratıyor Allah, gölge varlık olarak mekan yaratıyor. Dolayısıyla orada birçok hikmetlerden birkaç tanesini bu şekilde düşünebiliriz inşaAllah.
SUNUCU: Yani halk arasında söylenir, rüyamda gördüm işte rahmetli babamı benden bunu istiyordu, şunu istiyordu. Bunlar yapılmalı mı peki uygulanmalı mı, gerçekten ölünün bir arzusu mu?
ADNAN OKTAR: Ama mesela bazen diyor ki mesela git diyor falanca yerden bana 20 kilo toprak getir diyor. Bu şeytani belli. Ama mesela bana bir Fatiha okuttur diyor, bana bir Kuran hatim ettir diyor veyahut benim için Allah rızası için bir kurban kes diyor. Bunlar yapılır. Yani bunlar güzel. Ama her rüyada Rahmani olmaz. Şeytani de olur. Yani ona da dikkat etmek lazım.
SUNUCU: Bunu şöyle anladığımızı duydum ben o da doğru mu bilmiyorum. Eğer karşındaki ruh konuşmuyorsa, işte ayak kısmı hiç görünmüyorsa gerçekten gelmiştir. Bu doğru mu?
ADNAN OKTAR: Yok, yok bunların hiç aslı astarı yok. Ama cin vardır mesela, cin çağrılır, gelir cin. Onları insanlar ruh zannederler. Diyorlar ya hani ey ruh geldi. Ruh hiçbir şekilde gelmez. Yani giden ruh bir daha gelmez. Hz. İsa Aleyhisselam gelecek ama Ahirete intikal etmemiştir o. Yani ayrı zaman boyutundadır. Ahirete intikal ettikten sonra gelmez inşaAllah. Yani ruhaniyetini gönderebilir ama Allah. Bazen mesela bazı velilerin ruhaniyetini gönderir. Keramet olarak gelebilirler ruhaniyeti. Ama cismen bir daha gelmez. Ama Hz. İsa Aleyhisselam cismen geliyor. Yani çünkü cisim olarak alınmıştır, cismen gelecektir. Fakat cinler öyle değil. Cinler çok sevimli onlar.