ADNAN OKTAR: İnsan kaybetme üzerine kurulmuş sistem. Mesela bir siyasetçi ufacık bir hata yapıyor, hemen ‘’atın partiden’’. İnsan bu ağzından bir laf kaçıyor, bir söz, bir kelime. Adamın hayatı kararıyor. Dilin kemiği yok, adam boş bulunup insan bir laf söyleyebilir. Adamın nasıl bütün istikbalini yakıyorsunuz siz, hayatını yakıyorsunuz yani? Kaç tane öyle siyasetçi bilirim. Mesela, yahut bir sunucu oluyor. Boş bulunuyor bir söz söylüyor. Adamı mahvediyorlar, olamaz mı yani? Adamın dikkati dağınıktır, yorgundur, uykusuzdur, dili sürçer kaçar ağzından. Ne var bunda bu kadar büyütecek? Çok acımasızlar. Birçok insan çok acımasız hâlbuki insan affedici, bir de onu oradan çıkarıcı bir üslup içerisinde olmazı lazım. Yardım edip, onu kurtaran bir üslup içerisinde olması lazım. Mesela bir şeyde hata yapıyor, iyice ezip, onu deşifre edip, mahcup edinceye kadar üzerine gidiyorlar. Bu da hiç insani bir tavır değil. Ama bundan sonra, bu yıllardan sonra göreceksiniz, maneviyatta ve ruhaniyette insanlarda olağanüstü gelişme olacak. Zaten eğer dikkatlice takip ediliyorsa, ediyorsanız toplumdaki bunun yansımalarını açıkça görürsünüz. Bu siyasete de yansıdı, bilime de yansıdı, medyaya da yansıdı, her yere yansıdı ve gittikçe tozu ve gücü artıyor. Ve gittikçe de artacaktır.