Adnan Oktar'ın 4 Mart 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR: Bir de bir delikanlı da; “Hocam” diyorlar, “siz Allah razı olsun iyi, has, güzel konuşuyorsunuz ama her konuyu döndürüp dolaştırıp Mehdi (a.s)’a dayandırıyorsunuz. Yani biz bunu anlayamıyoruz...” diyorlar. Peki kardeşim yani Kuran’da, bütününe baktığımızda hangi devirde deccal ve Mehdi (a.s) mücadelesi olmayan bir dönem var? Hangi dönemde var? Bir göstersinler bakayım? Kuran’ın her döneminde, her yerde, Hz. İbrahim (a.s) döneminde. Hz. İbrahim (a.s) dönemin Mehdisidir. Nemrut dönemin deccalidir. Firavun dönemin deccalidir. Hz. Musa (a.s) dönemin Mehdisidir. Değil mi? Dolayısıyla onların göğüs göğüse çok güçlü bir mücadelesinden bahsediyor Kuran. “Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında...” diyor Said Nursi. Dünya tarihinin görülmüş, gelmiş geçmiş en büyük fesadı yaşanıyor şu an. Bakın Hz. Adem (a.s)’dan itibaren bu devre kadar bu derece büyük bir fesat ne Firavun devrinde, ne Nemrut devrinde, ne Hülagü devrinde hiç olmamış. İlk defa oluyor bu kadar büyük bir fesat ve deccal çıkmış artık bakın. Bütün Peygamberler Allah’a sığınıyorlar deccalin şerrinden. Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük olayıdır deccal. Peki, Deccaliyet zuhur etmiş, değil mi? Firavunların, Nemrutların toplamından daha şiddetli bir küfür dünyaya hakim olmuş fakat Mehdi yok diyorlar. Mehdisi yok bu hareketin. İlk defa diyorlar yani. “Dünya tarihinde her zaman Allah böyle bir adetullah yaratmıştır, her zaman küfür oluştur, deccaller olmuştur, Mehdiler olmuştur ama bu sefer en büyük deccal çıkmıştır, en büyük firavun ve nemrutlar zuhur etmiştir fakat Mehdi (a.s) yoktur” diyorlar. Şimdi bu olmadı. Bu sahtekarlık ve samimiyetsizlik olur. Yani Kuran’a göre, Kuran mantığıyla baktığımızda samimiyetsizlik olur. Yani mutlaka deccal varsa, mutlaka Mehdi vardır inşaAllah. “Dolayısıyla bize Mehdi (a.s)’dan bahsetme”. Peki neden bahsedelim? Nasıl canımızın yandığından bahsedelim. İşte ‘Ey Amerika kahrol’ diyeceksin, Yahudiler, siyonistler işte onlara düz gideceksin, masonlara düz gideceksin. Peki çözüm? “Ağlaşacağız” diyor. “Toplanıp beraber ağlayalım” diyorlar. Hadi başla bakalım diyorlar. Bismillah birisiyle başlatıyorlar ağlamaya. Ağlama günü tertip ediliyor, ağlamaya başlıyorlar. Herkes mendillerle falan; “niye işte bizi bu hale getirdiniz ey zalimler, ey acımasızlar?” Hüngür, hüngür, hüngür, hüngür. “Sizde hiç acıma yok mu ey zalimler?” Hüngür, hüngür, hüngür, hüngür. Konu bu. Çözüm? Aman diyorlar yani Mehdi konusunu bırak. Bunun çözümü ağlamaktır diyorlar. Çözümü Mehdiyet’tir. Çözümü Mehdiyet’tir. Allah böyle demiş Kuran’da. Hadislerde bunu demiş. Ama diyor ki adam, “Mehdiyet gündeme gelince şimdi benim işim var, gücüm var, güzel rahat eve kavuştum, yiyeceğim, içeceğim yerinde. Tam evlendik, yengen evde. Keşkül, sütlaç falan her şey var.” Mehdi dedin mi; Mehdi (a.s) ne demek? Çile, savaş, mücadele, acı çekmek, hapis. Değil mi? Heyecan, açlık susuzluk. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah? Açlık, susuzluk, zorluklarla müminlerin imtihan olacağını söylüyor ve ne diyor ayette ayrıca? “Daha öncekilerin başına gelenler” diyor şeytandan Allah’a sığınırım; “sizin de başınıza gelmeden hemen Cennete girebileceğinizi mi zannettiniz?” diyor Cenab-ı Allah. Şimdi adam daha öncekilerin başına gelenler; “aman Allah esirgesin” diyor. Hz İbrahim (a.s)’ın başına gelenler, Hz. Musa kavminin, Resulullah’ın (sav) zamanında olan olaylar şimdi bizim de başımıza gelirse bütün keyfimiz, saltanatımız kaçar. Şimdi en iyisi biz şu Mehdi (a.s) konusunu bir ortadan kaldıralım. Dolayısıyla sadece deccal çıktığında ağlaşalım. Deccal vursun, bunlar da ağlasın. Değil mi? Deccal dövsün, öldürsün, bunlar ağlaşsınlar. Basbas bağırsınlar böyle dövüne dövüne, şarkılar söyleyerek. Orada artık beste yapıyor adam. Yani besteyle ağlıyor. Çözüm budur diyor. Çözüm ağlamak değil. Deccal çıkmışken, ahir zamanın en büyük fesadı zamanında Mehdi (a.s)’ı aramamak oyundur. Nefsani bir oyundur ve şeytanın da bunda etkisi olduğunu görmemek için çocuk olmak lazım. Değil mi? Bu kasten anlamazlıktan gelinen bir sistem. Taa başından beri. Önce Bediüzzaman’a bıraktılar. Zaten o Mehdi (a.s)’dır. 30 yıl gider hapiste yatar, onlar da evde otururlar, Risale-i Nur külliyatını okur, “vah vah işte üstadımız ne kadar zorluklar çekmiş maşaAllah” diyecek. Ama o Üstad tabii, o yapar. Yani o çile çeker o. Olmuş. Eski Peygamberler, bizim Peygamberimiz de (sav) çile çekebilir ama 21. yüzyıla gelmiş artık yani çile devri kalmış mı yani onlar için? Artık ev mücahitliği dönemi başlamış artık cami mücahitliği. Camiye çıkacak, sarığı cübbeyi takacak. Böyle elinde yüzükle, akik yüzükle bağıra bağıra; “ey işte gafiller, ey cahiller” diye camideki garibanlara orada onlara esip savuracak. Onlar da terliyor böyle artık olayın şiddetinden. Ve muazzam bir cihat yapılmış oluyor. Böyle bir olay yok. Küfre karşı aktif olarak, etkili mücadele var. İnşaAllah. Ve bunun sonucunda da basın üstüne gelir, iftiraya uğrarsın, hakarete uğrarsın, tutuklanırsın. Gözaltına alınırsın, işinden gücünden olursun, keyfin kaçar, hastalanırsın. Hepsi olacak yani. Bunları göze alacak mümin. İnşaAllah. Şimdi Kuran’ın herhangi bir sayfasını açsınlar. Açtıklarında ya deccal, ikisi birden hatta. Mesela şu iki sayfayı açtığımızda hem deccalden, hem Mehdi’den bahseder. Hep Mehdi ve deccal mücadelesiyle doludur Kuran. Onlar istiyor ki deccal olsun fakat Mehdi olmasın. Böyle olmaz. Mesela İslam aleminin birleşmesi farz. Bu konuyu ağzına alan kimse görüyor musunuz? Çok nadir. Çok azdır. Müslümanların başına bir lider seçmek mesela farzdır. Bu konu ile ilgilenen görüyor musunuz? Bu da yok. Çünkü lider seçerse kendi şeyhi, mürşidi, Hocası ikinci derecede kalacak veyahut üçüncü derecede kalacak. O zaman aman diyorlar. Yani “benim küçük bir krallığım olsun, ama böyle bir konuya girmeyeyim” diyor. Yani “küçük de olsa kral olayım” diyor. Değil mi? “Küçük küçük krallar olalım ama böyle bir konuya girmeyelim” diyor. Bu konuda müslüman aleminde bir geniş anlamda -iyi mücahit olanları tenzih ederim- bir gaflet var. O yüzden de Allah, İslam alemini perişan ediyor. Allah kırıp geçiriyor. Yani değil mi? Yani bütün İslam alemi şu an perişan. Çok gergin, zor şartlar altında yaşıyor. Terör var, anarşi var, korkular var, baskılar var, açlık var, işgaller var, savaşlar var, ekonomik kriz var, tam anlamı ile perişan haldeler. Adamlar çıkıp da; “bu acaba niye oluyor? Bunun çözümü nedir?” demiyorlar. “Çözümü ne arkadaşım?” diyorlar; “bombayı sararsın şöyle göğsünün içine” diyor. Mesela gariban, çoluk çocuğu, mesela Musevi, Hıristiyan kim varsa, o da fark etmez veyahut bir banka. Türkiye’de bulunan bir banka veyahut bir sinagog veyahut herhangi bir cami de olur. Mesela bir Şii camisi. Değil mi? Veyahut Sünni olur da, tam onun dediği gibi değildir. Yani onun kafasına uygun değildir. Sünni’dir ama yine de onun çizgisinde değildir. Yeterli. Bombaları yerleştirecek, uzaktan kumanda ile bir patlatacaklar adam ile beraber. “Al sana cihad” diyor adam. Bu hayatından bezmiş psikopatların, kolay intihar yöntemlerinden bir tanesidir. Yani ebedi Cehennem’dir zaten karşılığı da. Ebedi Cehennem. Yani çünkü bir insanın kendi kendini katletmesi, cinayettir. Allah, insan öldürmenin karşılığı, ebedi Cehennem’dir diyor. Ebedi Cehennem. Hiçbir şekilde çıkamıyor Cehennem’den. Tevbe de edemeden öldüğü için, ebedi Cehennem’dir karşılığı. Çoluk çocuk öldürmek, kadın öldürmek; bu yiğitlik mi bu? Cihat mı bu? Değil mi? Gücün yetiyorsa hasmına çıksana. Ondan it gibi kaçıyorsun, korkuyorsun. Ama gidiyorsun elin garibanlarına, elin zavallılarına, çoluk çocuğa, eli-ayağı tutmayan yaşlılara, bunlara saldırıp, delikanlılık yapmaya kalkıyorlar. Bu çok büyük bir zulüm ve ahlaksızlıktır. Gücün yetiyorsa, çık bir hasımına bakayım ne oluyor yani, inşaAllah. Ondan kaçınıyor, yani ondan şiddetle kaçınıyor. Gariban seçiyor yani mesela. Sübyan seçiyor. Ağzı-dili olmayan, kendini savunamayan gariban seçiyor. Yani tabii gitsin boğuşsun, kavga etsin anlamında demiyorum. Mesela git, tebliğ yap, tartış. Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğini anlat, bundan kaçınıyor. Yani çünkü kafanın içi bomboş. Bir kere kendi iman etmiyor ki gidip anlatsın yani. Kendi Darwinizm’e inanıyor zaten; İbn-i Miskeveyh hayranı adam. Gidip nasıl gitsin de komünizmi, faşizi eleştirsin adama? Kendi zaten komünist adamın yani. Değil mi? Bunlara zamanında da ‘Yeşil Komünist’ falan da derlerdi. Yani hem Müslüman, hem komünist ama aslında komünist de, Müslümanlık hani ilaveten olmuş oluyor yani. İnşaAllah. Bu mantık Müslüman alemini çökertiyor ve böyle kıl tiplerinde peşinden bayağı giden insan oluyor. Çok fazla giden insan oluyor. En doğru yol, Kuran’a tabi olmak ve sünnete tabi olmaktır. Kuran’a baktığımızda biz bunu görüyoruz.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler