ADNAN OKTAR: Bazı akıldaneler böyle işte ben Yahudiler’i keser doğrarım, Hıristiyanları keser doğrarım, onlar kafir taifesidir. Biz onlara saldırmamız lazım dendiğinde, bunu takva alameti olarak görüyorlar. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) zamanındaki uygulamayı anlattığımda da, bunu dinden taviz vermek olarak görüyorlar. Bu çok büyük bir sapıklık ve anormallik. Resullullah ne yaptıysa, biz aynısını savunuyoruz. Ne bir fazlası, ne bir eksiği. Din şefkat üstüne, merhamet üstüne ve insanların hidayetine vesile olmaya gayret etmek üzerinedir. Dinde tebliğ var, anlatım var. Değil mi, onlara böyle saldırgan bir üslup, onları dinden uzaklaştıracak, İslam’a yaklaşmalarından onları uzak tutacak bir üslup yok. Dolayısıyla millete yaranmak için böyle akıldanelik yapmalarına gerek yok. Kuran’ın hükmü neyse biz ona göre hareket ediyoruz. Hadisler ne diyorsa ona göre hareket ediyoruz. Kuran’da ehl-i kitaba nasıl davranılacağı ve ehl-i kitabın hükmü açık açık anlatılmıştır. Onları veli edinmeyin demek, onları yönetici edinmeyin demektir. Yani onları vali yapmayın, başınıza başbakan yapmayın ve onların inancı ve dinine göre kendinizi yönetmeyin, o anlama geliyor. Yoksa onlarla savaşın anlamına gelmez. Eğer öyle birşey olsaydı, peki niye sahabe o devirde ehl-i kitaptan hanımlardan evlendiler. Hıristiyan ve Musevi hanımlarla evlendiler. İnsan hanımına ne diyor, herşeyi söyler değil mi, iltifat eder, bir insan evlendiğinde hanımına ne diye hitap ediyor? Ey kafir mi diyor değil mi? Nezaketli bir konuşma yapıyor. O ehl-i kitap işte o, değil mi? O zaman biz de ehl-i kitaba karşı şefkatli bir üslup kullanmak durumundayız. Nitekim bu sevgi muhabbet ortamında onlar da müslüman oluyorlar, islam’ı yaşamaya başlıyorlar inşaAllah. Evet söyle.
OKTAR BABUNA: Sizin üslubunuz zaten çok etkili oldu Hocam. Onu da söyledik. Bu yurtdışındaki yaptığınız bağlantılarla onların kendi radyolarında ve şeylerinde onların yanlış bir bakış açısı vardı, onun da düzelmesine vesile oldunuz hatta bu şekilde maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ya saldırganlığı takva alameti olarak görüyorlar. Halbuki böyle saldırganlar tipler, bir olay olduğunda zaten masanın altına saklanıyorlar. Yani öyle kabadayılık yaptıkları gibi olmuyorlar. Mesela Saddam da öyle. Kabadayılık yaptı Amerika’ya, değil mi, ondan sonra girdi toprağın altına kör köstü gibi saklandı.
OKTAR BABUNA: Çukurdan çıkardılar.
ADNAN OKTAR: Çayır köpeği gibi. Toprağın altından çıkarttılar. Hani öyle kabadayıydın sen, hani delikanlıydın? Değil mi? Irak’taki kişiler de hadi asalım keselim küfr var diyenler, bir anda toz duman oldular. Araziye geçtiler. Ortada kimse kalmadı. Milleti böyle zulme, kan dökmeye, şiddete teşvik edenler, yarın birgün Allah esirgesin öyle birşey olsa, ya gider onlarla işbirliği yaparlar, ya onlara casusluk yaparlar. Bir kısmı tabi söylüyorum. Buna hepsini dahil etmiyoruz. Veyahut onlara gider yalakalık yaparlar. Yahut onlarla birleşip, müslümanlara saldırırlar. Burada bu stile gerek olmadığı açık. Kuran’a göre hareket edilmesi lazım. Barış anlaşması olan bir kavme karşı, saldırgan bir üslup olmaz. Şiddet olmaz. Nezaketli, saygılı, normal bir üslup olur. Barış anlaşması yapmışsın, savaş halinde değilsin inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet Cehdi Hocam anlat.
CİHAT GÜNOĞDU: Hocam inşaAllah zaten Osmanlı’nın da.
ADNAN OKTAR: Ben Cihat Hocam’a Cehdi diyorum bazen. Onun için. Ama siz demeyin. Evet.
CİHAT GÜNOĞDU: Osmanlı’nın da uygulamalarında olsun, Emeviler zamanın da yine Hıristiyanlara ve Yahudiler’e yapılan davranış şekillleri olsun, hepsi İslam ahlakının bir göstergesi inşaAllah, Sizin söylediğiniz gibi. Ve çok güzel bir şekilde refah içinde yaşamışlar. Hem ticaretlerini yapmışlar, hem de huzur ve barışı tatmışlar.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
CİHAT GÜNOĞDU: Aynı şekilde Filistin’e de 500 sene boyunca Osmanlı hükmettiği sırada, oranın bizzat Yahudiler’inin önde gelenlerinin söylediği ifadeler bunlar, biz huzuru ve barışı ilk defa tattık diyorlar inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yani bak ehl-i kitapla evlenmek helal. Sen eşini alıp getiriyorsun. Bir insan karısına nasıl iltifatlar eder? Sürekli gece gündüz ey kafir mi diyor bu adam karısına. Olacak iş mi şu? Değil mi?
CİHAT GÜNOĞDU: Öyle birşey mümkün değil inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mesela, niye kardeşim dedin diyor. Adam eşim diyor yahu, hanımım diyor, değil mi, canım ciğerim diyor artık ne diyorsa. Eşi de, artık ehl-i kitap yani. Gidip yemeğini yiyorsun, sofrasında oturuyorsun?
CİHAT GÜNOĞDU: İbadethanelerini bile inşa ediyorlar, müslümanlar inşaAllah. Hıristiyanların ve Yahudilerin. Eğer tahrif edilmişse, tekrar onarılmasına yardımcı oluyorlar.
ADNAN OKTAR: Kuran’da ayet de var. Sinagogları, kiliseleriyle ilgili. Onlara mesela saldırılmıyor Peygamberimiz (S.A.V.) zamanında, bu konuyla ilgili kesin hükümler var. inşaAllah. Yani özetle, şefkat, merhametle, ilimle, akılla ve Allah’a kendini adayarak mücadele edilmesi gerekiyor.