ADNAN OKTAR: Ama bakın insanlar kendi kendilerini tartsınlar. Bu alameti gördükleri halde, nasıl bakın tepki vermiyorlar. Diyorlar ki; eski zamanda nasıl insanlar acaba inkar ediyordu, reddediyorlardı? Şaşırıyorlar değil mi?Yani nasıl Peygamber (s.a.v.) geliyor, nasıl uymuyorlardı? “Nasıl Peygamberi (s.a.v.) tanımaz bir insan geldiğinde?” gibi konuşuyorlar. Bakın aynısı oluyor şu an, yine aynı şeyler oluyor. Bakın Peygamber (s.a.v.) bütün alametleri söylemiş, Peygamberimiz (s.a.v.). O alametlerin hepsini mucize olarak çıktı. Yani Peygamberin (s.a.v.) mucizesini gördü insanlar. Diyorlar ki, “Peygamber (s.a.v.) nasıl mucize gösteriyor acaba?” diyorlar. Bakın Peygamber (s.a.v.) mucize gösterdi. 1400 sene öncesinden bir şey söylüyor, bak bir hafta sonra olacak olayları söylemiyor, 1400 sene sonra. Bir hafta sonraki olay daha şeydir, mesela dese ki, bir hafta sonra yağmur yağacak dese, bu o kadar şey değildir yani. Ama 1400 sene sonra yağmur yağacak şuraya derse, bu çok büyük bir olaydır. Oradan mesela havanın neminden, şundan, bundan anladı diyebilir insanlar. Ama 1400 sene sonra Kabe’ye baskın yapılacak, işte Fırat’ın suyu kesilecek, gelir gelecek altından demiş Peygamber (s.a.v.) ve aynısı ile çıkmış, bu çok büyük mucizedir. Bunlar şu an oluyor ve insanların büyük bir bölümü buna duyarsız. İşte merak ettikleri konuyu görmüş oldular. Yani böyle duyarsız oluyor insanlar işte. Yani merak ediyorlarsa, böyle. Diyorlar ki mesela, “Peygambere (s.a.v.) nasıl yardım etmez o dönemde insanlar? Ben diyor mesela asar keserdim, uçardım, neler yapardım” diyor. Bakın, biz biliyoruz Mehdi (a.s.) geldi. “Mehdi (a.s.)’ı ben göremiyorum” diyor. Peki arıyor musun? Aramak da işine gelmiyor. Çünkü aradı mı, hizmet edecek. Canını koyacak, malını koyacak, hayatını koyacak. Gerekirse ailesini terk etmek durumunda kalacak. Evlilik hazırlığı varsa, evlilikten vazgeçecek. Mesela bir genç kız da öyle. Mesela koca adayı hazırsa, onu bırakmış olacak. Dolayısı ile anlamamazlıktan geldin mi, böyle nefsine zor gelen her şeyden kurtulmuş oluyor. İşte Peygamber (s.a.v.) devrinde de böyleydi. Mehdi (a.s.)’ı tamam, göremedin diyelim. Alametlerini gördün mü? Alametlerini bir gör. “Evet bunu kabul ettim” diyor. O zaman Mehdiyet bir hizmet zaten. Mehdiyet ne yapacaktı? Darwinizm’i, materyalizmi mat edecek. Değil mi? Küfrü ve her türlü tuğyanı ve delaleti ortadan kaldıracak bir çalışmadır. Bu çalışmaları yapan, mesela öncü gruplar var, ona zemin hazırlayan. Onlardan herhangi birine yardım ediyor musun? “Etmiyorum” diyor. O zaman bitti. Demek ki, Mehdi (a.s.) da olsa, zaten yardım etmeyeceksin sen. Mehdi (a.s.)’ın sağ koluna yardım etmeyen, sol koluna da yardım etmez. Ayağına yardım etmeyen, değil mi? Efendim, hiçbir yönde Mehdi (a.s.)’a yardımcı olmaz. Dolayısı ile anlaşılmayacak bir konu değildir, yani çok rahat anlaşılır Mehdiyet. Sadece işine gelme veya gelmeme konusu mevzu-u bahistir. Mesela 570 sene geriye atılmasının nedeni, işine gelmeme olayıdır. Çünkü şimdi Mehdi (a.s.) gelecek dendi, kendisi dahil olmak üzere, mürşidi olarak kabul ettiği o muhterem insan da, Mehdi (a.s.)’a bağlanan bir insan konumunda olmuş oluyor. Bir anda sıfırlanmış oluyor bir anlamda, yani o kafaya göre, o mantığa göre. Yani çünkü mesela şeyh iken, mürşid iken, tabi olmuş talebe konumuna gelmiş oluyor. Bir anda bir şeyhliği kalkmış oluyor. Yani mesela kendisini büyük alim, ulema olarak tanıtırken, Mehdi (a.s.)’ın herhangi bir talebesi konumuna gelmiş oluyor. İşte bunu istemez. Bunun çözümü nedir? 570 yıl geriye ertelenmesidir, veyahut geçmiş denmesidir, veya şahs-ı manevi denmesidir. Böylece bu risk ortadan kalkmış oluyor, nefsani risk, güya.