ADNAN OKTAR:Kastamonu Lahikası’nın 24. sayfasında Said Nursi Hazretleri; “Ahir zamandan haber veren mühim bir hadis” diyor. “Ramazan-ı şerifte 10. günün, ikinci saatinde birden bu hadis-i şerif hatırıma geldi. Belki Risale-i Nur şakirtlerinin taifesi ne kadar devam edeceğini düşündüğüme binaen ihtar edildi”. “İhtar edildi” diyor bakın bu çok önemli. Hadisi almış, birinci bölümünü; “şedde sayılır, tenvin sayılmaz-fıkrasının makam-ı cifrîsi 1542 ederek nihayet devamına ima eder”. 1542’ye kadar Ahir zamanda Müslümanların mücadeleye devam edeceğini söylüyor, 1542’ye kadar Hicri inşaAllah. “Şedde sayılır fıkrası dahi, makam-ı cifrîsi 1506 edip”, Hicri 1506 edip; “bu tarihe kadar zahir ve âşikârâne”, alenen ve açıkça, 1506’ya kadar, “belki galibane”, zahir, aşikar bir de galibane. Yani bizim yaptığımız çalışma gibi; şu an mesela biz hem zahir, hem aşikar hem galibane mücadele veriyoruz. Bu diyor, 1506 tarihine kadar devam edecek diyor. “Sonra ta '42'ye kadar”, 1542’ye kadar, “gizli ve mağlubiyet içinde”, hem gizli faaliyet yapıyor, Müslümanlara kendilerini sezdirmiyorlar, bir de faaliyet yapsa bile mağlup durumda. Yani hiç başarılı olamıyorlar, netice alamıyorlar. Mağlup haldeler. “Mağlubiyet içinde vazife-i tenviriyesine devam edeceğine remze yakın ima eder. “Şedde sayılır” diyor, “fıkrası dahi, makam-ı cifrîsi 1545 olup kâfirin başına Kıyamet kopmasına ima eder”. 1545’te de Kıyamet kopacak diyor. 1542’ye kadar da gizli olarak devam edecek diyor. Ama 1506’ya kadar canlılar diyor Müslümanlar, bayağı güçlü olacaklar diyor. Ama ondan sonra bozulma başlıyor. 1506’dan sonra. “Câ-yı dikkat ve hayrettir ki, üç fıkra bil'ittifak”, ittifakla, “bin beş yüz tarihini göstermeleriyle beraber, tam tamına mânidar, mâkul ve hikmetli bir surette 1506'dan ta '42'ye, ta '45'e kadar üç inkılâb-ı azimin ayrı ayrı zamanlarına tetabuk ve tevafuklarıdır”. Bakın 1506, bir; 1542, iki; 1545, üç. “Üç inkılâb-ı azim”. 1506’da bir bozulma başlıyor. 1506’nın bitmesiyle beraber bir inkılap başlıyor, yani yeni bir düşünce sistemi. Komünist düşünce artık ondan sonra hakim oluyor. İkincisi, 1542; bir hareket daha oluyor ve komünizmin en azgın dönemi, artık alenen sokakta ilişkiye girme falan tarzında, yani rezalet paçalardan akacak Allah esirgesin. Kuran tamamen kalkıyor. Bütün Kuranların hepsini toplayacaklar. Hepsini yakıp yok edecekler. Dini, imani tek bir tane kitap hiçbir şey bırakmayacaklar, küfür. Kabe yıkılacak, Kabe’nin taşlarını falan tamamen savurup atacaklar, hiç kalmayacak. Arazi dümdüz oluyor Kabe’nin. Yani dozerlerler yıkacaklar Kabe’yi. Bu, işte 42’de oluyor, 1542. 2 yıl kadar bunlar azgınlıklarına devam ediyorlar, iki yıl. Ama ne azgınlık ve ne kepazelik. “Ta '45'e kadar üç inkılâb-ı azimin ayrı ayrı zamanlarına tetabuk ve tevafuklarıdır. Bu imalar gerçi yalnız birer tevafuk olduğundan delil olmaz”. Bir tevafuk diyor. Yani delil o değildir, yani Kuran gibi açık delil değildir diyor. “Ve kuvvetli değil” diyor. Hadis de değil, Kuran ayeti de değil. “Fakat birden ihtar edilmesi”, yani aniden bu bilginin gelmesi, “bana kanaat verdi” diyor Üstad. Bediüzzaman; “bana kanaat verdi” diyorsa, o öyledir yani inşaAllah. “Hem kıyametin vaktini kat'î tarzda kimse bilmez”, kat'î tarzda, “fakat, böyle îmalarla bir nevî kanaat, bir galip ihtimal gelebilir”, yani galip ihtimal gelebilir. “Fatiha da ashabının taife-i kübrâsını tarif eden fırkası, şeddesiz 1506 veya 7 ederek tamı tamına” diyor, “fırkasının makamına, tevafuku ve manasına tetabuku ve şedde sayılsa fıkrasına üç mânidar farkla tam muvafakatı ve manen mutabakatı, bu hadisin imasını teyid edip remiz derecesine çıkarıyor” diyor. Yani Fatiha’da da tam aynı bu sistemi görüyoruz diyor. Fatiha’da da bu ebcedler uyuyor diyor. Hadiste de tam uyuyor diyor. “Remiz derecesine çıkarıyor ve müteaddit âyât-ı Kur'aniyede sırât-ı müstakim kelimesi, bir mana-yı remziyle Risaletü'n-Nur'a manaca ve cifirce ima etmesi remze yakın bir ima ile, Risaletü'n-Nur şakirtlerinin taifesi, Ahir zamanda”, bakın dikkat edin; “o taife-i kübrâ-i âzamın ahirlerinde”, bakın “o taife-i kübrâ-i âzamın ahirlerinde”, Mehdi talebeleri, bak “taife-i kübrâ-i âzamın ahirlerinde”, sonucunda “bir hizb-i makbul olacağına”, makbul bir hizb olacağına; toplu grup olacağına, “işaret eder diye def'aten” yani tekrar tekrar, “birden ihtar edildi” diyor. Tekrar tekrar bana bilgi geldi diyor, ilham şeklinde. Yani diyorsa, öyledir. Çünkü şu ana kadar böyle olmuş. Yani ne dediyse çıkmış. “Allahualem, herhalde öyle olacak” diyor, oluyor. “Allahualem, herhalde öyle olacak” diyor, oluyor. Zaten bu hadise de uygun, o yedi bin yılla ilgili hadise tam uygun diyor. Çünkü “ümmetin ömrü 7000 yıldır” diyor. 5600 yılı geçmiştir, 1400 ile 1500 arasında. O 1500’den sonraki bozulma dönemini anlatıyor Said Nursi. Üç inkılâb-ı azimden bahsediyor inşaAllah.
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler