ADNAN OKTAR: Nur talebelerinin, epey bir kısmını miskinleştirdiler, şevklerini kırdılar. Böyle ev mücahidi haline getirdiler. Haftada bir kere, 15 günde bir kere evlerde toplanıp, çay içip, Risale-i Nur’dan biraz okuyorlar. Beni gördüğüm, duyduğum, bizzat gördüğümde var, duyduklarım da var. Daha ders başlamasından kısa bir süre sonra uyuklamaya başlıyorlar, böyle. Kimi devriliyor, kimi ağzı kapalı falan. İşte bakın, Risale-i Nur’un ruhuna aykırı hareket edildiğinde, Allah böyle bir durum meydana getiriyor. Müslüman’ın uyuyacak hali kalır mı kardeşim öyle bir ortamda? Bir kere Bediüzzaman ben diyor, Mehdi (a.s.)’nin talebesiyim, öncüsüyüm, ona ortam hazırlıyorum diyor. Onun pişdar bir neferiyim, öncü bir askeriyim ben diyor. Benim amacım bu diyor, Allah rızası için. Bu niye Nur telebelerine ağır geliyor? Bediüzzaman’a ağır gelmiyor da, bir kısım Nur telebelerine (bir kısım diyorum) Nur talebelerine niye ağır geliyor bu böyle? Bediüzzaman bundan iftiharla bahsediyor. Hayatının gayesi olarak söylüyor. Bak, hayatımın gayesi bu diyor. Ben hayatımı buna vakfettim, Mehdi (a.s.)’a zemin hazırlamaya vakfettim diyor. Nur talebelerinin de görevi budur, Mehdi (a.s.)’a zemin hazırlamaktır. Bunu bıraktılar bir kısmı ve daha da olmayınca, bu yazıları çıkartmaya başladılar. Bu çok acayip bir hareket. Bununla baş olmaz ve dolayısıyla da Allah şevklerini kaldırdı, heyecanlarını kaldırdı. Halbuki Bediüzzamam’ın dediklerini dinleyip, Mehdi (a.s.)’a talebe olmaya hazırlansalardı, Mehdi (a.s.)’a zemin hazırlasalardı, yani bunun milyonlarca misli bereket, bolluk ve güç kazanacaklardı. Müthiş heyecan olurdu, öyle evlerde uyuklayan, pinekleyen, böyle zoraki gelip-giden değil mi? Zoraki derslere katılan insan görünümü olmazdı. Hatta bak Bediüzzaman diyor ki, “her meusiyet vaktı, her zorluk vakti, bir Mehdi (a.s.) manasına muhtaçtır” diyor. “Bu hakikattendir ki, Ta Tebe-i ve Tebe-i Tabiîn zamanında bile, Mehdi (a.s.) beklenmiştir” diyor. Sen böyle en azgın dönemi, Müslümanların en perişan olduğu dönemi ve dünya Hz. Adem (a.s.)’dan itibaren böyle fitnenin görülmediği bir dönemi, nasıl Mehdi (a.s.)’sız bırakmak için gayret edersiniz? Nasıl bu dönemi boş bırakmaya çalışırsınız siz, değil mi? “Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında” diyor Said Nursi, en büyük fesat zamanı şu an. Bak, elbette diyor Bediüzzaman diyor, elbette en büyük bir müceddid, hem en büyük bir müçtehid diyor, “hem hakim hem Mehdi (a.s.), hem mürşid, hem Kutb-u Azam olarak, bir Zat-ı Nurani’yi gönderecek, o da Ehl-i Beyt’i Nebevi’den olacaktır” diyor, değil mi? Ve uzun uzun da anlatıyor nasıl hakim olacak. “Saltanat yönünden de hakim olacak” diyor, “siyaset yönünden de hakim olacak ve hepsini o yapacak” diyor. “O zat” diyor. O zattan kasıt, şahs-ı manevidir diyor adam. Kardeşim, canım ciğerim, tamam onu da kabul ettik, peki. Yani hepsini kabul ediyoruz. Sonunda İslam hakim olacak mı? Ona da tabii ne derler, onu bilmiyorum yani. Hakim olunca, Müslümanların bir lideri olacak mı? Yani müsaade etsinler, bir tane lideri olsun. Herkesin bir lideri var. Masonun, itin, kopuğun, iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün bile, onların bile bir numarası var yani, bir lideri var. Müslümanların nasıl bir lideri olmuyor? Bir tane lideri olacak değil mi? İşte o liderin adı, hadislerde belirtilen Mehdi (a.s.)’dır işte. Yani bundan kaçmanın, kurtulmanın bir yolu yok. Ne yaparsanız yapın, oraya çıkarsınız yani. Ve yazık bakın, binlerce insanı âtıl hale getiriyorlar. Heyecanlarını, şevklerini kırıyorlar. Bediüzzaman’ın açık müjdesini kapattılar. Resulullah (sav)’in açık müjdesini kapatmaya çalışıyorlar. Resulullah (sav) müjdeliyor, onlar müjdeyi kapatıyorlar. Resulullah (sav) müjdeleyin diyor, emir veriyor, bizim kumandanımız değil mi? Peygamberimiz (sav) emir vermiş bize, vefatından önce. “Mehdi (a.s.) ile müjdelenin” diyor. Biz müjdeleniyoruz, yok diyorlar, müjdelenmeye gerek yok. Buna gerek yok deyince Mehdilik durur mu? Yok, öyle bir olay yok yani. Mehdiyet, yani grayder gibi ezer-geçer, öyle bir konusu yoktur Mehdiliğin. Mehdilik, yani ondan bundan iane ile, bağı ile, efendim şunun bunun desteği ile, zoraki ayakta duran bir sistem değil ki Mehdiyet. Allah’ın “Kahhar” ismi ile, “Cabbar” ismi ile, zorla hakim edeceği bir güçtür. Yani Allah’ın karşısında kimse duramaz. Yani falancanın kitap yazması, fişmekencanın itiraz etmesi, falancanın uyuklaması, Mehdi (a.s.)’ın faaliyetini durdurmaz. Mehdiyet’i durdurmaz. Ama utanç duyarlar. Yapmasınlar, yani ayıp ediyorlar. Gerçekten utanacaklar. Yani bu şevki kırmaya çalışmak, çok büyük bir hatadır. Çok büyük hata, yanlış yapıyorlar. Hangi biri gizlensin? “Siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde, hepsinde görev yapacak” diyor Bediüzzaman. İsa (a.s.)’ın gelişi mesela anlattım ya geçenlerde. Yani 10 saniye içinde açıkladı neredeyse. Geldi dediler, kardeşler-abiler gömmüşler dedi hemen. Yani hemen konuyu da kapattım, o kadar.
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler