Adnan Oktar’ın 21 Mart 2010 tarihli Kanal 35 röportajından
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım, “ölü toprak kendileri için bir ayettir; Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler”. Mesela dümdüz topraktan, kupkuru topraktan Allah meyve yağdırıyor hallere, İstanbul’a kamyonlarla geliyor. Kuru toprak, Allah yere tahtalar dikmiş, binlerce tahta, ağaç tahta. Tahtaların ucundan meyve fışkırıyor dünyaya. Yani yağmur gibi meyve yağdırıyor Allah. Portakallar, limonlar, üzümler, kavunlar, karpuzlar. Otlardan. Sadece toprağı kullanıyor Allah. Toprağı vesile ediyor, oksijeni vesile ediyor, işte havadaki azotu. Ama görünürde bir tahta var yerde o kadar başka bir şey yok yani. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi. Ey kavmim elçilere uyun dedi”. Mesela 20. ayet bu Hızır (a.s.)’ın ekibinden bu insan, Allah-u Alem, yani Onun talebelerinden. “Sizden ücret istemeyenlere uyun onlar hidayet bulmuş kimselerdir. Bana ne oluyor ki beni yaratana kulluk etmeyecekmişim, siz O’na döndürüleceksiniz”. Bakın “şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi”. Bakın meçhul bir insan. “Ey kavmim elçilere uyun” mesela o devrin elçisine uyun, mesela Mehdi (a.s.)’a uyun diyor birisi, mesela Hızır (a.s.) bu görevi yapacaktır. Sessiz, sedasız insanları Mehdi (a.s.)’a doğru teşvik edecektir ve talebelerinin de bir özelliğidir Hızır (a.s.)’ın. Ama bakın diyorum Hızır (a.s.) Kuran’a göre hareket etmiyor, İncil ve Tevrat’a göre de hareket etmiyor onun kendi şeriatı var, kendine ait özel bir şeriatı var. Ona göre hareket ediyor. Daha öncede söylemiştim iddia edilen ergenekon örgütü Allah’tan korkar gibi hatta daha şiddetli korkuyorlar Hızır (a.s.)’dan. Onu söyleyeyim, acayip korkuyorlar. Çünkü ne zaman, nerede ortaya çıkacağı belli olmadığı için. “Biz orada hurmalıklardan ve üzüm bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık”. Hurmalar salkım halinde sarkıyor, hakikaten bir tahta kocaman bir tahta yerin dibinde. Kıraç böyle, aşırı sıcak ortamda yetişiyor. Hurmalar baklavacı dükkanı gibi, baklava dükkanında bile olmaz öyle yani bedava baklavacı. Toprağa bir tahta saplanmış, pastahane kurulmuş oraya, hazır baklava al ye, acayip lezzetli. “Ve üzüm bağlarından bahçeler kıldık”. Üzüm de öyle, incecik bir sapı oluyor yere, yani kilo hesabıyla salkımlar bir buçuk kilo, bir kiloluk falan sapsarı üzümler sulu sulu, bal gibi tatlı. Sapına bakıyorsun hiçbir şey yok, kuru bir tahta yere girmiş. Hayır garibime su da vermiyorlar. Biliyorsunuz üzümü, o kendi buluyor, yerin altında arıyor yani. Karpuzda da öyle, karpuza da su vermezler, o da kendi bulur garibim böyle arar. Allah’ın dilemesi ile.
Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler