SUNUCU: “Değerli Hocam, Allah’ın selamı sizin ve arkadaşlarınızın üzerinize olsun.”
ADNAN OKTAR: Ve aleyküm selam ve rahmetullahu ve berakatuhu.
SUNUCU: “6 Nisan programında size karşı yapılan suikastlar olduğundan söz ettiniz. Hocam size kaç defa ve ne tür suikast girişimleri oldu? Bize anlatır mısınız inşaAllah?” demiş. Serdar Yavuz İskoçya’dan.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, Serdar delikanlı demek ki. O da Hz. Ali (r.a.)’nin Hayber Fethi’ndeki olayların anlatılmasından zevk aldığı gibi, hocasının yaptığı mücadelelerden de zevk alıyor olabilir. Benim saydığım 9 kere suikast yapıldı, bana karşı suikast uygulandı. Yani bir hoş geldin karşılaması olmuştu Ortaköy’e geldiğimde. 7 kurşun sıkmışlardı. Allah’a çok şükür hiçbiri de isabet etmedi.
Ama o, kader içerisinde eğer insanın ömrü vazifesini yapmasıyla nihayetlenecekse, Allah o vazifeyi ona yaptırmadan canını almaz. Yoksa ben o suikastlardan herhangi bir tanesinde bile çok rahatça şehit olacak konumdaydım. Mesela bizim evimize de baskın yapmışlardı. Kapıyı da ben açıyordum eskiden, direkt, doğrudan. Kapı açık yatardık hatta. Ben açık yatıyordum, hava gelsin diye. Zaten itsen açılıyordu bizim evin kapısı. Kilidi de öyle uydurma bir kilitti. Öyle bir şeyi yoktu. Yani yaklaşık şu kadar falan hançerle geldiler. Direkt öldürmek için gelmişlerdi, şehit edeceklerdi kendilerince. Kapıda yazıyor, soyadım yazıyor açıkça göremediler mesela Allah’ın hikmeti o. Mucize, gitti komşunun evine girdiler. Çok büyük arbede oldu ondan sonra. Komşular yaşıyor şu an onlar anlatabilirler. Tabii.
Bir kere evin önünde olmuştu, adam esrar içmiş falan bekliyor beni silahla, 2 gün, üçüncü gün bizim dikkatimi çekti arabada günlerdir bekliyor dedik nedir bu dedik. 155’e bildirdik, polis geldi ondan sonra peşpeşe polis arabaları geldi adamı alıp götürdüler. Biz seneler sonra suikast için oraya geldiğini öğrendik bir vesileyle. Ama çok bu tür vakalar.
ALTUĞ BERKER: Bir tanesine ben de şahidim. Sizden biraz önce gitmiştik, bir grup orada bekliyordu Ortaköy’de.
ADNAN OKTAR: Evet o köpeklerin şey yapması evet. Kapının önündeydiler, sonra telefon etti bana yukarıya. “Biz seni öldürecektik dedi, bu sefer kurtuldun” dediler çalıların içinde. Açık detay da verdiler bana yani nasıl yapacaklarına dair. Evin önünde geldim, sokak köpekleri bütün bizim evin girişini doldurmuşlar ve tur atıyorlar köpekler peşpeşe. Yani dönüyor böyle alenen dönüyorlar köpekler. Sen var mıydın arabada?
ADNAN OKTAR: Sen de vardın değil mi? Gördün değil mi köpekleri sen?
ALTUĞ BERKER: Evet hocam gördüm.
ADNAN OKTAR: Dönüyorlardı ben dedim fevkaladelik var dedim burada bir şey var dedim devam edelim dedim. Arabayla gittik, tur attık şöyle yukarıdan döndük. Ben o arada köpekler geri çekilir bir durum nedir ona bakalım dedim. Orada bir eskort polis arabası geçiyordu, hatırlıyorsun değil mi? Tam dedim vakti dedim, Allah’tan iyi oldu dedim Cenab-ı Allah imkan sağlıyor dedim. Siz hemen burada durdurun arabayı ben ineyim dedim. Eskiden tek inip çıkıyordum yanımda hiç kimse olmuyordu benim. Arabadan indim, yukarıya çıktım. Yukarıya çıktıktan sonra, birkaç dakika sonra telefon çaldı. Tabii yani bayağı çirkin sözler, “biz” dedi “aşağıda bekliyorduk” dedi. “Seni öldürecektik ama bu sefer kurtuldun” dediler. Orada çalılık bir yer vardı onun içine saklanmışlar. Tek ineceğimi düşünmüşler herhalde oradan. Ki zaten tek iniyorduk da, yani sizin çekip gideceğinizi arabayla, benim de orada yalnız kalacağımı düşündüler herhalde. İşte Cenab-ı Allah onlara imkan vermedi. Bak orada köpeklere Allah ilham etmiş hayvanlara, orada tur atmaya başladı köpekler. Sokağın köpekleri niye gelsin ki oraya? Ben ilk defa görüyorum köpeklerin tur attığını da. Daire şeklinde köpek dönmez. Bilmiyorum ben rastlamadım.
ALTUĞ BERKER: İlk defa gördüğümüz bir şeydi hocam.
ADNAN OKTAR: Değil mi? Bir garip yani, bir acayipti.
ALTUĞ BERKER: Başka seferinde yine bir grup vardı, onları yakaladılar Ortaköy’de.
ADNAN OKTAR: Evet gideceğim eve baskın yapmışlardı kar maskeleriyle. Kapıyı kırıp içeriye girmişler. Hatta gasp da yaptılar aslında, biz önce şikayetçi olduk polise. Sonra aracı oldular, dediler ki “gasp şimdi 25 sene yatacak” dediler. Yani “çok yazık olur” falan dediler, “cahil bunlar” dediler, araya girdiler. Ben de şikayetimi geri aldım. Normal gasp yaptılar normalde. Silahlı girdiler içeriye, para aldılar arkadaşlarımızdan, beni içeride zannederek. O gün de Nuri vardı arabada, bizim Nuri.
ALTUĞ BERKER: Kullanan oydu evet.
ADNAN OKTAR: Nuri evet. Ama sen yoktun değil mi arabada?
ALTUĞ BERKER: Ben öbür evdeydim hocam ama Nuri’nin anlattığını biliyorum.
ADNAN OKTAR: Sen hangi evdeydin?
ALTUĞ BERKER: O olan evdeydim.
ADNAN OKTAR: Olay olan evde. Değil mi kar maskeleriyle falan geldiler eve. Evet. Biz gidiyorduk bu birdenbire o yukarıya doğru saptırdı arabayı.
ALTUĞ BERKER: Akaretler’den yukarıya doğru.
ADNAN OKTAR: Akaretler’den evet oraya doğru saptırdı arabayı. “Nuri ne yapıyorsun” falan dedim ben. “Araba beni götürüyor” dedi, ben ilk defa duyuyorum böyle ifadeyi “araba beni götürüyor” diye. Tabii espri olarak kabul ettim, “araba beni götürdü” dedi. Yani bir garip ifade. Biz yine neyse bir hayır vardır dedik, orada Nişantaşı’ndaki eve. Nişantaşı’ndaydı değil mi o ev?
ALTUĞ BERKER: Evet.
ADNAN OKTAR: Alt kattaydı aşağıya indik. İner inmez orada yine birkaç dakika sonra telefon çaldı. “Buraya baskın yaptılar hocam” dediler eve dediler, “buraya gelmeyin” dediler. Ondan sonra kar maskeli falan bir ekip, dışarıda bekliyor bir kısmı, bir kısmı da içeride. Kapıyı da kırıp girmişler. Bir de bize borcunuz var diye gidip para da almışlar. Halbuki borç falan da yok, bahane ederek. Bizim arkadaşlar da şikayet ettiler karakola. Polis dedi ki “çok büyük olay bu” dedi, çok büyük olay dedi. Alenen gasp var dedi, en az 25 yıl yatarlar dedi. Öyle deyince ben de acıdım, yazık dedim. Şikayetimizi geri aldık o zaman. Karakol tutanakları falan vardı o zamanlar hepsi duruyor, polis de gençti o zaman duruyor onlar. Karakoldaki insanlar da biliyorlar olayı.
ALTUĞ BERKER: Bir kere daha yine Ortaköy’de olmuştu. Bir kaç kişi yine sonra çevirmişti polis yakalamıştı Ortaköy civarında hatırlıyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Evet arabayla bizi takip ettiler. Peşimizdeydi, biz karakolun önüne çektik arabayı, onlar süratle uzaklaştılar. Sonra biz ortalık yatıştı diye arabayla çıkınca baktık yine arabayla bizi takibe başladılar. Biz de polise bildirdik telefonla. Polis bütün yolları kesti. Onları yukarıda yakaladılar, Balmumcu’nun orada yakaladılar evet. Her yerden bütün polisler, her yerden şu polislerin lambaları yanıp sönüyordu. Hepsinin eli başında falan böyle o şekilde derdest yakaladılar. Onlardan da şikayetçi olmadık sonra, onları bıraktırdım. Acıdığım için.
ALTUĞ BERKER: Siz her seferinde af yolunu benimsediniz hocam.
ADNAN OKTAR: Evet, uğraşsam onlar da çok büyük olaydı. Evet.
SUNUCU: Bir soru daha okuyabilirim.
ADNAN OKTAR: Tamam.
SUNUCU: “Esselamun aleyküm hocam.” Aleyküm selam. “Bir gün halamın kızı okumayı sevdiği için bir kitabı bana hediye etti. Kitap sizin kitabınızdı. Kitapta Darwinizm ve beynimizin algılarıyla ilgili bazı konular vardı. Kitabı okuyunca beynimde şimşekler çaktı. Küçükken okuduğum babamın dini kitaplarının sanki şifreleri çözülmüş oldu. O kitap anahtar olmuştu ve beynimin kapılarını açtı. O günden sonra Allah’ın izniyle namazıma başladım. Eksik yaptığım ibadetleri artık huzurla yapıyorum. Allah sizin kitabınızı da sebep yapıp bana doğru yolu gösterdi. Medyada sizinle alakalı birçok haber çıktı. O iftiralara kalbim çarptı, parçalandı. Allah sizden razı olsun, hakkınızı helal edin” demiş Mehmet Tayfun Beyefendi Şanlıurfa’dan.
ADNAN OKTAR: Mehmet İslam’da üzülme yok. İnşaAllah değil mi? Yiğit olan diyor, döne döne dövüşür diyor. Değil mi? Hiçbir şey olmaz, Müslümana iftira da edilir, hakaret de edilir, saldırılır da, değil mi? Gazi de olur, şehit de olur Müslüman. Üzülme olmaz, sevinç olur. Bizde hiç öyle bir şey oldu mu şu ana kadar?
ALTUĞ BERKER: Yok hocam. “İki güzellikten biri” diyor, ikisinden biri.
ADNAN OKTAR: Tabii. Her seferinde neşelenmişimdir. Mesela o kurşun sıkma olayında acayip neşem gelmişti o gün. Bayıldım yani. Çok severim ben öyle hareketli, heyecanlı ortamı. İnşaAllah. Çünkü sevap alıyoruz, çünkü Müslüman her yiğitlik gösterdiğinde daha çok sevap alır. Amaç, benim ortalıkta gezinmemem beni korkutacaklar. Bilakis gıcık olsunlar diye, sabahın 05.30’unda 04.30’unda erkenden kalkıyordum karanlıkta. Ta Ortaköy aşağıya camiye kadar gidiyordum ara sokaklardan. Gelip vurun nasıl yapacaksınız gibisinden. Tek başına, kafam da dimdik böyle. Göğsümü gere gere gidiyordum. Hiçbir şey de yapamadılar. Olmaz. Niye olmaz?
ADNAN OKTAR: Olmaz. Çünkü benim için Allah’ın kastettiği bir ömür var, kastettiği bir görev var. Ben onu bitirmeden kimse benim canımı alamaz. Ve tedbir de takdiri engellemez. Yani ben gidip eve saklanayım mı yani? Orada bekleyeyim mi yani? Eğer mukadderse adam eve de gelir, sorun mu o? İlla ki bir gün insan dışarıya çıkar. Dolayısıyla onunla alakası olmadığı için bilakis üzerine üzerine o tip bir tavır gösteriyordum.
ALTUĞ BERKER: Marksistler kahve camına mı yazmışlardı hocam? Anlatıyordunuz.
ADNAN OKTAR: Evet Ortaköy’de kahvenin camı böyle kirlenmiş çamurdan, “Adnan Oktar 1956 Ankara” yazmışlar. Daha yeni gelmiştim, yani hani “mimlendin sıradasın” gibisinden falan. Ben de o kahvenin yakınında onların kitapçıları vardı komünistlerin, özellikle gidip oradan kitap alıyordum ben. Hani almaya gidiyordum, daha içine içine, ciğerine ciğerine gidiyordum böyle. Yani çekinmediğimi göstermek için. Herkes bilir o zamanları.
ALTUĞ BERKER: Bir de 79, her gün terörden kaç kişi öldürülüyordu o zamanlar.
ADNAN OKTAR: Evet. O zaman bir mana da veremiyorlardı bana, anlam da veremiyorlardı bu cesaretimi falan.
Kitaplar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgeseller
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler