Adnan Oktar’ın 7 Nisan 2010 tarihli Samsun AKS ve TV Kayseri röportajından
ADNAN OKTAR:Böyle Müslümanlar son zamanda, özellikle entel Müslüman, işte ilerici Müslüman, modern Müslümanlık adı altında, Kuran’ı, İslam’ı alaya alan, Peygamberleri –haşa- alaya alabilen, Kuran’ın hükümleriyle alay eden, Cennet ve Cehennemle güya alay eden, çünkü alay etmek hadleri değil Allah yaratıyor zaten onları da, bir zihniyet gelişti. Böyle züppe ve küstah, entel Müslüman tipi bir kısım çevrelerde gelişti, bunu her yerde görüyoruz. Böyle özenti tipleri de çıkartıyorlar. Geçenlerde cadı gibi bir tip var, satanist kılıklı, böyle insan ürküyor gösterdiler televizyonda, yani elinden, yüzünden melanet akıyor böyle tam iblis gibi, yani çok ürkütücü bir tip. Baktım hep dinin hükümlerini eleştiriye açmak niyetinde, yani sanki böyle bir mihnet altında kalmış gibi, Allah’ı –haşa- minnet altında bırakan bir üslubu var. Dolayısıyla Müslüman olmaktan dolayı çok mağdur olduğunu vurgulayan bir üslup içerisinde. Ben Müslüman olmaktan şeref duyuyorum, iftihar ediyorum. Yani Allah yolunda çile çekmekten de iftihar ediyorum. Akıl hastanesine girdim ben, cezaevine de girdim, defalarca kurşunlandım, evimize de baskın oldu kaç defa, 9 kere suikasta uğradım. Her birinde daha coşuyorum böyle aşkla, heyecanla. “Yağmur gibi yağsın” diyorum. Ben hiçbir şekilde Allah’a karşı –haşa- tahayyül dahi edemem böyle bir şeyi. Ama böyle yeni yetme entel tiplerde, Müslüman entel tiplerde bu mantık gelişti. Bu her yerde var, Suriye’de de var, Türkiye’de de var, birçok yerde var. Mesela kahvehanelere gidiyorlar dini eleştiriyor, Kuran’ı eleştiriyor, yani şu niye böyle, bu niye böyle, beğenmediği hususları belirtiyor, yani nasıl olması gerektiğini Allah’a –haşa- akıl veriyor şeytan gibi. Şeytan da Allah’a akıl vermeye kalkmıştı biliyorsunuz. Peygamber (s.a.v.)’ye akıl veriyor, Peygamber (s.a.v.)’nin evliliklerine kafayı takıyor. Yani kendi fuhuş yapıyor, gayri meşru ilişkiye giriyor, başka şeyler yapıyor, birçok insanda biz bunu görüyoruz, ama Peygamber (s.a.v.)’nin meşru evliliğini tartışmaya açıyor. Niye Peygamber (s.a.v.) hanımlarıyla cinsel ilişkiye giriyordu? Niye onlara karşı arzu duyuyordu? Peki sen o kıytırık canınla, kripto halinle sen bunu yaşıyorsun, Peygamber (s.a.v.)’ye Allah’ın onu nimet olarak vermesine niye şaşırıyorsun sen? Helal olsun, binlerce kere, yüzbinlerce kere helal olsun. Peygamberimiz (s.a.v.), benim kızım olsaydı hemen verirdim yani helal olsun. İnşaAllah. İftihar ederdim, sevinç duyardım yani inşaAllah. Bu aslında bilinçaltında Peygamber (s.a.v.)’ye duyulan nefretten oluşuyor. Yani kendilerinin her şeyi yapabileceğini, ama Peygamber (s.a.v.)’nin buna hakkı olmadığını düşünüyorlar. Peygamber (s.a.v.) böyle bir şey yapmaz, Peygamber (s.a.v.) onlara sadece imkan sağlayacak, ev verecek, yiyecek verecek ama evlenmeyecek, dünyanın nimetlerinden istifade etmeyecek, karnına taş bağlayacak, aç kalacak. Bilmem ne kadar kilo buğday karşılığı zırhını emanet verecek bir Museviye, Yahudiye. Feci şekilde ızdırap çekecek midesi açlıktan dolayı. Hiç evine lokma et girmeyece, onların düşünceleri bu. Kimseyle evlenmeyecek, evlense bile yaşlı bir hanımla evlenecek, yaşlı hanımlarla, onlarla da öyle bir ilişkisi olmayacak. Peygamberimiz (s.a.v.) aslan gibiydi, bayağı çekici bir erkekti. Helal olsun ona, binlerce kere helal olsun, çok da güzel yaptı maşaAllah. Allah’ımız, güzel Allah’ımız ona çok güzel hanımlar ihsan etti. O da aslan gibiydi, o nimeti Allah ona dünyada verdi, Ahirette de kat kat fazlasını verecek. İtin kopuğun hakkı değil o, Allah’a inananların hakkıdır, çok da güzel olmuştur. Allah orada lütuf vermiştir, nimet vermiştir, güzellik vermiştir. Yok, şu kadar yaşta niye evlendi? Bunu söyleyenlere bakıyoruz Peygamber (s.a.v.)’e, ensest ilişkiye giren adamlar, kendi torunuyla ensest ilişkiye giren sapıklar, Peygamber (s.a.v.)’yi irdelemeye kalkıyorlar. Yani “kişiyi nasıl bilirsin? Kendin gibi” derler ya. Peygamberin (s.a.v.) büyüklüğünü kavrayamıyor, derinliğini kavrayamıyor. Peygamber (s.a.v.) hanımlarının hepsine aşık, Allah’ın tecellisi olarak aşık. Onlar da onda Allah’ın tecellisini görüyorlar. Zorla değil ki bu, isteyerek evleniyorlar zaten, sevinçle evleniyorlar. İşte kaç yaşında olacağı da bunlardan sanki sorulacak. Yani bu izafidir, duruma göre değişir. Yani ülkeden ülkeye değişir, ırktan ırka değişir. Ama Arabistan’da kız çocukları erken olgunlaşıyorlar. Koskoca delikanlı kız oluyor 9, 10 yaşında. Peygamberimiz (s.a.v.) o yaşında nişanlanmıştır, sonra da biraz daha ilerleyince yaşı evlenmiştir. Bunu nasıl yapar? Yapar, çok da güzel yapmış helal olsun inşaAllah, binlerce kere helal olsun. Hanımlarıyla işte sadece tebliğ için evleniyordu Peygamber (s.a.v.), yoksa kadına karşı bir şey, kadına karşı arzusu vardı Peygamber (s.a.v.)’nin helal olsun binlerce kere. Aslanlar gibi yiğit bir insandı, son derece de güçlüydü ve sağlıklıydı maşaAllah, çok da güzel yaptı. Zaten “üç şey sevdirildi” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), “güzel koku, namaz ve kadınlar” diyor, saliha kadın. “Dünyada ben bunlardan hoşlandım” diyor nimet olarak. Ahirette de ona en güzelleri verilecek inşaAllah. Sonsuza kadar da onu yaşayacak. Allah, Müminler için yaratmıştır nimeti ve güzelliği, yani kafirler, münafıklar eğlensin diye yaratılmamıştır. Tabii ki Müminin hakkıdır. Orada da inşaAllah hurilerle de evlenecektir. Yine eşleriyle de beraber olacaktır. Çok güzel de bir tavrı olacaktır. Yani kadından zevk alması, ondan hoşnut olması Allah’ın ona verdiği bir lütuftur, nimettir ve son derece de güçlüydü Peygamberimiz (s.a.v.) Hadislere göre de. Niye itin, kopuğun hakkı oluyor da, Peygamber (s.a.v.)’nin hakkı olmuyor? Ben bunu anlayamıyorum yani. Aşağılık pislik adamların hakkı oluyor da, Peygamber (s.a.v.)’nin hakkı olmuyor? Binlerce kere onun hakkıdır, onların hakkı değildir o. Yani nimet olarak yaratılmıştır, Cennette de bir nimettir. Çünkü meşru olması önemlidir, gayri meşru olursa iğrenç ve çirkin, pistir. Helaliyle olduktan sonra niye çirkin olsun, niye yanlış olsun? Onu bak tevil etmeye çalışıyor, zayıf Müslümanlarda ben bunu görüyorum. Bir türlü onu yediremiyor, çok evlenmedi diyor, çok evlendi Peygamber (s.a.v.) yalan söylemeyin. Ve kadınlardan da hoşlanıyordu, helal olsun, çok güzel yaptı. Güzelliklerinden de hoşlanıyordu, Allah diyor ya Ayette, “güzelliklerin ne kadar hoşuna gitse de” Peygambere (s.a.v.)’ye hitap ediyor. Tabii, hoşlanmıyor diye bir şey yok. Peygamberimiz (s.a.v.) güzel olan her şeyden hoşlanıyordu. Çiçeklerden hoşlanıyordu, gül bahçesi vardı, kendi yetiştiriyordu. Hayvanlardan, güzel hayvanlardan hoşlanıyordu, kediden hoşlanıyordu. Tabii ki hanımlarından da hoşlanıyordu. Meşru ve güzel olan bir şey yapıyordu. Entel dantel Müslümanların takıntılarından biri de budur. Bunu da aklıma gelmişken söyleyeyim. Bir kısmı böyle çakallık yapar, Peygambere (s.a.v.), onu bir türlü yediremez yani, ağırına gider Peygamber (s.a.v.)’nin hanımlarına şehvetle yaklaşmasını Peygamberliğiyle bağdaştıramaz. Kardeşim yemek de şehvettir, yemek de mi yemesin, “onu da yemeyecek” diyorlar. Taş bağlaması gerekiyormuş ve “taş bağlıyordu” diyorlar “midesine Peygamber (s.a.v.)”. Oradaki o aslan gibi Sahabeler Peygamber (s.a.v.)’yi orada aç susuz bırakır mı orada? Ve açlıktan, sancıdan midesine taş bağlatır mı? Orada ki sahabelere de hakaret ediyorlar. Ne konuştuklarının farkında değiller yani. Bu entel dantel üslubundan kaçınmaları lazım. Yani saflığından, cahilliğinden bunu söyleyenleri tenzih ederim. Yani bilgisizliğinden diyenleri tenzih ederim, ama şeytanlığından diyenlere, ben varken onu yapamazlar, onu söyleyeyim. İnşaAllah. Entel Müslümanlık çok büyük bir tehlikedir, ona çok dikkat etmek lazım. Yani önümüzde ki 10, 20 yıl içinde eğer biz olmasaydık bütün Müslümanları fesada götürebilirlerdi. Benim anladığım entel tabii, kastettiğim. Bu entellikte züppelik vardır. Peygamber (s.a.v.)’yi rahat rahat eleştirme vardır. Kuran'ın hükümlerine karşı rahatça eleştiri getirebilme özelliği vardır. Pervasızlık vardır. Gerektiğinde çok koyu mutasavvuf, tasavvufçu, takva havası vardır ama gerektiğinde de Peygamber (s.a.v.)’ye karşı en ağır dille kendince çirkin sözler söyleme kafası vardır. Bu, Müslüman alemini böyle bir hastalık gibi sarıyor. Buna karşı da çok dikkat etmek lazım. Bu genellikle aşağılık kompleksinden, eziklikten kaynaklanan bir tavır oluyor, buna karşı tabii güçlü bir imanla, akılcılıkla yaklaşmak lazım. Yani Kuran'a ve İslam'a kendini tam teslim etmeyi bir küçük düşme olarak görüyor bir kısmı. Yani dine ve Kuran'a karşı böyle temkinli olmayı akıllık ve uyanıklık olarak zannediyor. Halbuki Allah'a tam teslim olunur. Kayıtsız şartsız teslim olunur. Temkinli ve dikkatli bir teslimiyet olmaz. O küfürde olur. Küfürde herkes her fikre karşı temkinli ve dikkatlidir ama iman yüksek vicdanı gerektiren bir konudur. Yüksek vicdanla iman ettikten sonra, Allah'a karşı temkin olmaz. Kuran'a karşı temkin olmaz. Tam teslimiyet vardır. Ve kayıtsız şartsız kabul vardır. Hiçbir şekilde tartışmaya açılmaz.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler