Adnan Oktar'ın 16 Nisan 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından
ADNAN OKTAR: Hızır (a.s.) da mübarek, var gücüyle gayret ediyor. Hızır (a.s.)’ı dikkatlice izleyenler Kuran’da birçok yerde faaliyet halinde bulacaklardır. Ben daha önce de söylemiştim. Birçok kardeşimiz çok yamanlar maşaAllah. Hakikaten görmüşler, sezmişler birçok yerde. Gerek Kehf Kıssası’nda, gerek Yusuf Suresi’nde, gerek Hz. Musa (a.s.)’ya sarayda destek olan şahıs olarak bilinen bir kişi var. Ayrıca mağarada Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’le beraber olmuştur. Aynı ortamda olmuştur. Biliyorsunuz Hira Mağarası’nda vahiy gelmişti Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e ama ayrıca bir de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) saklanmıştı biliyorsunuz. Yani küfür onu takip etmişti, saklanmıştı, yani bir suikast veya fenalık yapmasınlar diye. Orada da Hz. Hızır (a.s.) onun yanındaydı. Mesela bir kardeşimiz yazmış, çok hoşuma gitti maşaAllah. Bilmiyorum bizim yazılarda da görmüş olabilirler ama kendi de fark etmiş olabilir. İçlerinden bir sözcü diyor ki; “Yusuf (a.s.)’u kuyuya bırakalım” diyor. Yani onun öldürülmesini istemiyor. Ona bir fenalık yapılmasını istemiyor. Kuyuya koyalım, diyor. Birisi gelir alır onu oradan, diyor. Kardeşimiz demiş ki; “acaba bu Hızır (a.s.) mıydı?” diyor. Onu da söylemeyeyim inşaAllah. O kendi düşünsün, kendi bulsun. Ama Hızır (a.s.) hiç tahmin edilmeyen yerlerde insanların karşısına çıkar. Hiç ummadığın bir insan şeklinde karşısına çıkar. Bazen de eşya haline de gelebilir. Bediüzzaman’ın da sık sık görüştüğü bir kişidir Hızır (a.s.). Hızır (a.s.) çok şefkatli, çok merhametlidir. Çok sevecen bir insandır. İbadetle mükellef değildir. Ama mesela namaz kılan bir topluluk varsa gider orada namaza durur. Ama abdest almaz. Abdestsiz öyle namaza durur. Ama o namazdan sorumlu olduğu için değil, müminlerle beraber olmak için namaza durur. Mesela Hanefiyse Hanefilerle durur, Şafiyse Şafilerle durur. Yani ona fark etmez. Öyle bir insandır. Çünkü onun kendi şeriatı var. Kendi şeriatı ile amel ediyor. Bizim şeriatımızla mükellef değildir inşaAllah. Dolayısıyla Şafiler onu Şafi zannedebilir mesela orada kılsa. Halbuki Şafi değildir. Hanefiler de Hanefi zanneder. Hanefi de değildir inşaAllah. Ama kendi şeriatında çok titizdir. Allah’ın ona belirlediği şeriata çok titizdir.
SUNUCU: Hocam anlattığınız konuyla ilgili Yusuf Suresi’nin bir ayeti de var, okumamı ister misiniz?
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU: İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u, onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın" Yusuf Suresi 10.
ADNAN OKTAR: Mesela bu, tam Hızır (a.s.)’ın yöntemlerinden bir tanesidir. Mesela hakikaten çok anormal bir şey yaptığını zannediyorsun değil mi? Kuyuya koyuyor, çok büyük felaket. Halbuki Hızır (a.s.) biliyor neler olacağını, bilir. Yani gelişmeleri de bilir. Ama tabii ben o kişi Hızır (a.s.)’dır demiyorum. Ama derli topluca bir mantık olarak ortaya koyuyorum inşaAllah. Hızır (a.s.)’la Abdülkadir Geylani görüşmüştür, İmam Rabbani Hazretleri görüşmüştür. Varsa onlardan size açıklayayım. Evet, şurada var. Bakın, “Bir gün sabah toplantısında Hızır (a.s.) ve İlyas (a.s.)’ı ruhaniler suretinde hazır gördüm.” Ruhaniler suretinde, yani aynı insan görünümünde ama ruh olarak geliyorlar ama normal insan. “Onlara selam olsun. Ve ilka-ı ruhaniyle Hızır (a.s.) şöyle dedi”. Ruhunda yani içinde duyduğu bir ses, dışarıda duyulan bir ses değil. Görüntü olarak var. Konuştuğunda o içinde, kalbinde duyuyor. “Biz, ruhlar âlemindeniz. Sübhan Hak bizim ruhlarımızla kudreti kamile ihsan eyledi. Öyle ki istediğimiz şekle girebilir, cisimlerin suretini alabiliriz”. Yani masa şekline gelebiliyor veyahut herhangi bir dolap şekline gelebiliyor. “Bundan sonra o suret ve şekillerden cismani hareket, sekenat, durma ve cesede bağlı ibadet ve taat, itaat, boyun eğme olarak ne meydana gelirse, bunlar da meydana gelir” diyor. Her şey olur, diyor. Gerekirse ibadet de yaparız. Gerekirse yapmayız. Böyle sabit de kalabiliriz, bir eşya olarak durabilirim orada diyor. Bir yerde eşya olarak sabit kalabilirim, diyor. “Bu esnada şöyle dedim;” bak ilka-ı ruhaniyle diyor. “Siz İmam Şafi mezhebine göre namaz kılıyorsunuz, diyor. Bunun üzerine şöyle dedi. Biz şeriatle mükellef değiliz,” yani İslam’la Kuran’la mükellef değilim diyor. “Kutb-i Medar’ın önemli işleri bize bırakılmıştır. Kutb-i Medar dahi İmam Şafi mezhebine tabidir.” O şafi mezhebinde olduğu için “bunun için onun arkasında İmam Şafi mezhebine göre namaz kılarız.” Allah ondan razı olsun, diyor. Yani ne görürse orada topluluk, ona katılıyor. Muhalefet etmiyor. Muhittin Arabi Hazretleri, mesela diyor ki; “Hızır’la Musa arasındaki yoldaşlıkta Musa zahir ilminin, Hızır ise batini ve ledüni ilmin temsilcisidir. Hızır Musa’ya itiraz etmemesi şartıyla ledüni ilmi kendisine öğreteceğine söz verir. Fakat Hızır’ın zahiri ilmine uymayan hareketlerine Musa daima itirazdan kendini alamaz.”
Basında Harun Yahya
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Dergiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler