Adnan Oktar'ın 20 Nisan 2010 tarihli Güneydoğu Olay TV röportajından
ADNAN OKTAR:Şeytandan Allah’a sığınırım, “Ey Peygamber, gerçekten Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana ganimet olarak verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile”, cariye hanımlar, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yanına sığınıyorlar savaştan sonra, onlara bakıyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.) aynı zamanda helali oluyor. “Seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini Peygambere hibe eden ve Peygamberin kendisini almak istediği mü'min bir kadını da, -mü'minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- (senin için helal kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik (size bildirdik). Böylelikle senin için hiçbir güçlük olmasın. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir” diyor Allah. Peygamberimiz (s.a.v.)’in çok evli olduğuna dair çok açık ayet delildir. Ve Allah nimet olarak Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i çok fazla kadınla evlendirmiştir. Biz de iftihar ediyoruz, “elhamdülillah” diyoruz inşaAllah. Fakat bazı ahmak ve aşağılık adamlar, akılsız adamlar Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu çok evliliğinden utanç duyuyorlar ve bunu tevil etmeye çalışıyorlar. Kapatmaya çalışıyorlar. O pis nefisleriyle kendileri evleniyor. Nimet olarak da görüyor. Ama Peygamber (s.a.v.)’de olunca olmayacakmış. Niye ise? Bunlara oluyormuş ama. Hatta bu kapalı bayanlarda da ben bunu görüyorum. Sakalı göbeğine kadar inmiş adamlarda da görüyorum bazı şahıslarda. “Saygıdeğer hocam iyi yayınlar, sohbetiniz esnasında bir seyircinin cin çıkarma konusunda size bir soru sorduğunu ve bu konuda yardım istediğini duydum. Bu konuyla ilgili olarak kulaktan duyma bir bilginin ne derece doğru olduğunu size sormak istiyorum. Hz. İsa (a.s.) döneminde İncil’de yazıldığına göre, Hz. İsa (a.s.) bir mucize olarak bir köyde yaşayan ve deli akli dengesi bozuk olduğu bilinen bir kişiden duasıyla ve mesh etmesiyle bir tabur cini çıkardığı, bunun üzerine de bu delinin anında aklı başına gelerek Hz. İsa (a.s.)’ın sadık bir hizmetkarı olduğu yazdığı söyleniyor. Hocam Hz. İsa (a.s.)’ın böyle bir özelliği var mıydı?” Evet vardı tabii. “İnşaAllah Hz. Mehdi (a.s.) da günümüzde böyle bir şifaya Allah’ın dilemesiyle vesile olabilir mi?” Olur, olabilir inşaAllah. “Allah razı olsun, Ankara’dan Ali”. Ama bak ben diyorum, “ben Mehdi (a.s.) öncüsü talebesiyim. Şu an kafir cinler it gibi titriyorlar Mehdi (a.s.)’ın korkusundan. Duyduk, yani duydum. Dolayısıyla müminlere böyle birşey yapamazlar. Toptan yapamazlar Allah’ın dilemesiyle. Cenab-ı Allah’ın izniyle, Cenab-ı Allah’ın güç ve kuvvet vermesiyle, biiznillah mümkün değil. İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Hocam biraz önce okuduğunuz Ahzap Suresi’ndeki ayeti tekrar okuyorum, 45 ve 46, şeytandan Allah’a sığınırım, “Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak” 46 ve sure numarası 33’ü toplayınca 79 ediyor hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:MaşaAllah, elhamdülillah.
ALTUĞ BERKER:1979 yani Hicri 1400 Mehdi (a.s.)’ın çıkış tarihi.
ADNAN OKTAR:Evet, maşaAllah. O yönüyle de doğru evet. O anlamda çok fazla işaret vardır Kuran’da. Yüzlerce, binlerce işaret vardır. Peygamberimiz (s.a.v.)’in evliliğinden utanç duyanlar son derece aşağılık ve terbiyesiz adamlardır. Pislik adamlardır onu açıkça söyleyeyim. Biz iftihar ediyoruz, iftihar ediyoruz. Geçenlerde de bir hanım yazmış, “böyle nasıl söylersin?” diyor, kapalı bir hanımmış. Şimdi öyle ağzıma sözler geldi ki cevap verecek, tabii Müslüman hanım şimdi yakışık almaz. Peygamberimiz (s.a.v.) güya böyle çok yaşlı hanımlar işte dışarıda kalmışsa, acizse, bakanı yoksa Peygamber (s.a.v.)’in yanına sığınıyorlarmış ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in de hiç onlarla bir bağlantısı olmuyor gibi, Peygamberimiz (s.a.v.) Allah’ın aşkıyla yanan bir insan. Allah’ın tecellisine aşık bir insan, Allah onu tecellileriyle evlendiriyor. Allah aşkının tecellisidir onun hanımları inşaAllah ve Allah’ın yüzünü onlarda görüyor. Allah’ın tecellisini görüyor onlarda. Ve Allah Cennette de en güzel hanımları inşaAllah nasip edecek Peygamberimiz (s.a.v.)’e. Bu halis ve tertemiz hanımları da onunla beraber olacak Cennette. İftihar edilecek bir konuyu ne hale getiriyorlar. Aslında şöyle bir rahat konuşabilsem ben onlara tam cevabı vereceğim de. Bundan utanç duymaları inanılır gibi değil yani, akıl alacak gibi değil. Nitekim bunların bu ezikliğini, bu karaktersizliklerini ezikliklerini bilenler, dinsiz bir kadın var yurtdışında, her yerde bağıra bağıra bu konuyu anlatıyor. Bunların hassas noktası ya bu, işte Peygamber (s.a.v.) nasıl evlenir? Nasıl genç kızlarla evlenebilir? Çünkü bunlar da aynı kafada bir kısmı, bu bana yazı yazanla bunlar da aynı kafada. Onlar da Peygamber (s.a.v.)’in genç bir hanımla evlenebileceğini aklına yediremiyor. Kabul edemiyor. Peygamberimiz (s.a.v.) 60 yaşındaydı genç hanımları aldığında. Kimi 18 yaşında, kimi 19 yaşında. Gencecik ve çok büyük bir şeref onlar için. Dünyada da, Ahirette de çok büyük bir şeref. Yani ne yapmaları gerekirdi? En güzelini yaptılar. Allah’ın “Habibim” dediği, Allah’ın sevgilisi olan bir insan dururken, niçin başkası ile evlensin? Değil mi? Nitekim de bak hep dinsizler, ateistler falan bunlara, bunu koz olarak kullanıyorlar. Bu avanaklara, onlar da böyle kem-küm bir türlü konuşamıyorlar. Yani çünkü suç gibi görüyor. Yani iftihar edilecek bir konu olarak görmüyor. Bir ibadet olarak görmüyor. Yani kafalarında kim bilir, örümcek kafalarında kim bilir nasıl değerlendiriyorlar? Geçenlerde o kadını dinlettiler bana internette, bağıra bağıra böyle bütün milleti toplamış, millet de alkışlıyor. Şimdi onu bana bir getirsinler, yani ben onu bir yerde bir bulayım, ben ona çok güzel sözler söylerim. Çirkin böyle, çok kıl bir kadın, gıcık yaşlı cingir cingir böyle pis sesiyle Peygamberimiz (s.a.v.)’i güya kendince eleştiriyor. Bir de ondan da etkilenenler var. Yani makul görüyorlar ya Peygamberimiz (s.a.v.)’in evliliğini acayip, onun söylemesinden de adamlar kavruluyor, kauçuk gibi toplanmışlar yani. Benim mesela çocuğum olsa, mesela 19 yaşında kızım olsa, Peygamberimiz (s.a.v.) de 62 yaşında olmuş olsa iftiharla, sevinçle, gözümden yaş akar sevincimden hemen evlendiririm, kızımı. Ne kadar büyük nimet, dünyada, Ahirette büyük bir şeref ve sevinç değil mi? Bu kafada oldukları için tevil etme şekillerine bakıyorum, insan utanç duyuyor; akılsızlıklarından ve o yağlı kafalarının tıkanıklığından. Yani o bağnaz kafa her yerde bir rezalet çıkarıyor, rezillik çıkarıyor. O aşağılık kompleksi ve akılsızlık ve o sevgisizlik. Allah aşığı içi coşkuyla dolu bir insan Peygamberimiz (s.a.v.). Mesela güle bakıyor, gözleri doluyor Peygamber (s.a.v.)’in. Gül yetiştiriyor. Aşkla onları kokluyor. Torunlarını mesela aşkla kucaklıyor, seviyor Hz. Hasan (r.a.)’ı, Hz. Hüseyin (r.a.)’ı. Allah kalbine insan sevgisi koymuş. Tabii ki o insan evlenecek. Onlar evlilik dediğinde onların kafası bambaşka bir kafada oluyor. Kavga edecek, boğuşacak, küfürleşecekler falan böyle, birbirine tekme atacak. O kafanın evlilik anlayışı ona giden bir kafa. Peygamberimiz (s.a.v.) aşkın doruğuna çıkmış bir insandır. Muhabbetin doruğuna çıkmış bir insandır. Değil mi? Allah “Habibim” diyor artık. Bu insanla evlenmeyecekler, böyle mübarek bir insanla? Kiminle evlenmeleri gerekiyordu? Değil mi? En güzelini yapmıştır, en hayırlısını yapmıştır. Gani gani helal olsun. Allah ona, Cennette de kat kat güzellikler nasib etsin inşaAllah. Allah Cennette de görüşmeyi nasib etsin Peygamberimiz (s.a.v.)’le. Mesela bu Zeyd’in hanımı ile evlenmesi konusu. Bundan da utanç duyuyor anlatamıyorlar. Bundan güzel ne olabilir? Mesela düşün kölesin, çok yetenekli ve değerli bir hanım bu hanım çok kaliteli güzel bir insan. Peygamberimiz (s.a.v.)’in kölesi ile evli. Bu hanım Peygamber (s.a.v.)’le evlenmenin daha doğru olduğunu aklından geçiriyor demek ki. Çünkü bir kere seçim yapacak dünyada. Ve çok güzel düşünmüş Allah ondan bin kere razı olsun. Değil mi? Yani dünyada, Ahirette onunla olmak istiyor ve boşanıyor eşinden. “Allah rızası için beni boşa” diyor. Gidiyor Peygamberimiz (s.a.v.)’e teklif ediyor, Peygamberimiz (s.a.v.)’le evleniyor. Gayet güzel, son derece güzel, en isabetli hareket etmiş, sonsuza kadar Peygamberimiz (s.a.v.)’le yaşayacak bu bayan. Bu annemiz, bu mübarek annemiz. Yani böyle bir fırsatı, böyle bir nimeti, böyle bir güzelliği niye bıraksın? Dünyanın nesi var da, dünyayı tercih etsin? Ne kazanacaktı dünyadan? Ne var dünyada? İnsanlar görüyor, ne var dünyada bana bir anlatsınlar. Velev ki dünyanın bir milyon misli olsa bile Allah’ın sevgilisine bu tercih edilir mi? Tabii ki en güzel hareketi yapmıştır, Allah ondan bin kere, yüz bin kere, milyonlarca kere sonsuz kere razı olsun inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Ayette şeytandan Allah’a sığınırım; “şüphesiz sen büyük bir ahlak üzerindesin” diyor hocam Allah’ın övdüğü.
ADNAN OKTAR:Şimdi bunların kafa bambaşka 18 yaşında kız, 60 yaşında insanla nasıl evlenebilir. Şimdi onların kafasında 18 yaş nasıl olması gerekiyor biliyor musun? 18 yaşında da karşıt olması lazım hadi en fazla 20 yaş. Niye biliyor musun? Ya ölürse ona kim bakacak? Sosyal sigortalar gibi görüyor onu o. Yani evlenirken onun asıl amacı “bu adam” diyor, “bana bakar ömür boyu”. Sigortadır. İşte yemeğe götürür-içmeye götürür, işte kendini tutamayacak hale gelirse onu oraya-buraya götürür. Sosyal sigortalar kurumu gibidir. Yani birinci amaç bu oluyor, bu kafadakilerde. Halbuki insan-mümin bütün Müslümanlara emanettir. Allah’a emanettir. Çünkü bir Müslümana bir şey olduğunda, farz edelim ona bakacak olan eşi de vefat ettiğini düşünelim veya sakatlandığını düşünelim. Ne olur o mümin bayanın durumu? Bütün Müslümanlar sorumludur ondan. Kardeşi sorumludur, babası sorumludur, iman eden herkes sorumludur. Komşusu sorumludur. Komşusu bakar, nasıl bakar? Hem de aşkla, şevkle Allah rızası için. Allah’ın emaneti. Yani kocası oldu diye onun tapuda malı mı olmuş oluyor onun? Üstüne mi geçmiş oluyor, mal mı olmuş oluyor? O Allah’ın ruhunu taşıyan bir varlık, narin bir varlık değil mi? Allah ona emanet vermiş ama bütün müminlere emanettir kadın. Kocası zulmedince müminler devreye girer zulmü yaptırmaz ona. Sokağa attığını düşünelim zalim ve psikopat olduğunu düşünelim. Müminler kurtaracak o kadını. Ezdirir mi müminler? Yani kadın haşa evlenenler onu ilah gibi görüyor. Yani her şeyini yemeğini o sağlar, içmesini o sağlar. Eğer o biterse o da biter kafasında. Yani bütün güvencesini onun üzerine kuruyor, bütün dünyasını. Yani sağlığını sıhhatini, eğitimini eğlencesini, geleceğini, hastalık olduğunda hastalığını hepsini onun üzerine kurduğu için ve başka kimseye de güvenemediği için ona cinselliğini sunarak onu toptan satın almış oluyor, adamı. Adam da ona o imkanlarını sunarak onun cinselliğini satın olmış oluyor, bu kafadalar bir kısmı. Çirkin bir anlaşma. Bu anlaşmayı herkes uygulasın istiyorlar. Peygamber (s.a.v.) bunu yapmaz, Peygamber (s.a.v.) asil insan, büyük insan. Dolayısıyla bu mantıkta olmaz. O kemik kafalı, dar kafalı adamların yahut cahil olanın yahut derin düşünemeyen insanların özellikleridir onlar. Müslüman böyle bir şey düşünmez. Dolayısıyla sosyal sigorta amacı ile evlenilmez. Allah rızası için evlenilir. Allah’ın aşkını tatmak için o derinliği, o tutkuyu tatmak için evlenilir. Vefat ederse ne olur? Ya sen vefat edersen ne olur? Garanti mi var? Çünkü 60 yaş “mutlaka ölür” diye inanıyorlar, 20 yaş da “mutlaka ölmez” diye inanıyorlar. Halbuki Peygamberimiz (s.a.v.)’in bütün çocukları öldü sağ iken Peygamberimiz.(s.a.v.). Mesela küçük çocukları da öldü. Eşlerinin hemen hemen tamamı öldü. Yani çok az eşi kalmıştı. Yani bakın İslam tarihine büyük bölümü ölmüştür eşlerinin. Çok gençtiler vefat ettiler. Peygamberimiz (s.a.v.) uzun yaşadı, değil mi? Demek ki o hesapla onun alakası yok. Peki mesela Hz. Ayşe (r.a.) genç yaşta dul kaldı. Ama ne şeref, ne nimet. Hz. Ayşe (r.a.) annemiz. Herkes bilir değil mi? Bak milyarlarca Müslümanın hayran olduğu bir insandır. Ondan gelen hadisler, ondan gelen bilgilerle Müslümanlar aydınlanır. Şu an vefat etti. Yani ne vardı dünyada? Evlenmeseydi ne kazanacaktı Hz. Ayşe (r.a.). Ama Peygamberimiz (s.a.v.)’le evlenmekle çok şey kazandı. Genç hayatında büyük bir şeref ile yaşadı. Bütün Müslümanlar ona destek oldu, yardımcı oldular. Ortada kalmadı ki. Bilakis son derece saygı ve hürmet gördü. Allah öyle halis düşünene, halis güzellikte hayat yaşatır. Ve halis bir bereket görür, güzellik görür. Ama öyle aşağılık amaçla yaşayan, aşağılık karşılık alır. Mesela geçenlerde de bir kız çocuğu kasiyer, acayip güzel, çok sevimli bir şey. Gitmiş böyle sille-tokat döverek bıçakla, tabanca ile sevgi olur mu? Zulümle olur mu? Bir genç kız “ben istemiyorum” dediğinde bitmiştir. Nezaket, hürmet ve saygının devam etmesi için, “Allah razı olsun” dersin olur biter. Bu kadar basittir. Üstüne düşüp tehdit ettiğinde artık nefret ve kin devreye girer. Kin duyan bir insandan sen ne istiyorsun? Sevgi bittiyse şefkat bittiyse değil mi? Kin devreye girdiyse artık yani ahmak olması lazım bir insanın hala bu işte ısrar etmesi için. Delilikten başka bir şey değil bu. Çünkü aşk ve tutku üzerine devam eder sevgi. Allah rızası için istenir sevgi. Allah’ın rızası kalmadıysa sevgi de kalmamıştır, bitmiştir. Başka ne kalıyor geriye? Ondan geriye et, kemik kalır. Et, kemiği ne yapacaksın? Ceset kalmış oluyor. Bu beyinleri böyle şeytani bir eğitimle bir kısmının eğitildikleri için ceset peşinde oluyorlar. Ceset meraklısı yani. Kardeşim bir kadının sevgisi bittiğinde, o insan için artık et, kemiktir o. Sevgide de Allah’ın rızası yoksa, o sevgi yoktur zaten. Allah’ın rızasının en çoğu aranarak sevgi olur. Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.) seviyorlardı hanımları. Allah’ın rızasının en çoğunu aradıkları için seviyorlardı. Mesela 60 yaşında bir insanı Allah rızası için sevdikleri belli. Allah’ın tecellisini gördükleri için seviyorlar inşaAllah. Ama orada nefsani sevgi de vardır onun içinde. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) çok güzel bir insandı, çok gösterişliydi yani müminler güzeldir. Ama sakat da olsaydı, bir şeyde olmuş olsaydı Peygamberimiz (s.a.v.)’i yine severlerdi. Ama Peygamberlerde böyle bir şey olmaz, onu söyleyeyim. Hep güzeldirler, vefatlarına kadar hep güzel olmuşlardır inşaAllah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgeseller
Belgeseller
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler