Adnan Oktar'ın 22 Nisan 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu TV ve Kaçkar TV röportajından
SUNUCU: Film yıldızları intihar girişiminde birinci sırada bulunuyorlar. Onlara eserlerinizi gönderdiniz mi?” El Yasin, Almanya’dan soruyor Hocam.
ADNAN OKTAR: Tabii onlar çok acı çeken insanlar. Yani etrafa mutluluk görüntüsü vermeye mecbur olan, kendilerini mecbur hisseden ama aslında hiç mutlu olmayan, ama etrafını da mutlu edemeyen çünkü etrafındakiler de mutlu olmuyor, onlar mutlu olmuş taklidi yapıyorlar. Mesela şarkıcı çıkıyor bir yere, şarkı söylemek üzere. Genç kızlar, delikanlılar var güçleri ile bağırıyorlar, çıldırmış gibi böyle değil mi, görüyorsunuzdur. Cinnet geçirmiş gibi bağırıyor. Şimdi bu mutlu olduğundan değil, bu direk bir oyun, etrafına bir şov yapıyor. Kendini eğlendirmek istiyor. Bir kere var gücü ile bağırmak adamı rahatsız eder, o kendini de rahatsız eder. Yani nedir bu? Bağırılacak ne var? Nihayet etten kemikten bir varlık, garibanın teki değil mi? Senin, benim gibi bir insan, yiyiyor, içiyor, doğal ihtiyaçları var. Eline mikrofonu alıp çıkınca, tam anlamıyla bir cinnet havası. O ona hava atıyor, o ona poz atıyor, o ona poz atıyor, bir şey yok. Yani eğleniyor taklidi yapmanın bir alemi yok. Orada eğleniyor meyleniyor değil. Var gücü ile bağırma ile eğlenme olmaz. O zaman çıksın avaz avaz bağırsın sokağa çıksın. Bağırma ile bir insan eğlenir mi? Kalpte olan bir şeydir, derinlikte insan zevk alır. Tutkuda çok zevk alır. Güzel duygularda, kapsamlı detay duygularda insan çok zevk alır. Yoksa onbinlerce kişinin içerisinde itile, kakıla eziliyor. Zaten çoğu da ezilme tehlikesi de geçiriyor, bir şeyler yapıyor. Havasız ortamda, var gücü ile bağırarak. Kan ter içinde kalıyorlar da ayrıca. Çektikleri eziyet inanılır gibi değil. Değil mi? “Tavşanın canı cefada gerek” derler böyle. Onlar da orada kendi kendilerine zulmediyorlar. “Allah insanlara zulmetmez, insan kendine zulmeder” diyor, şeytandan Allah’a sığınıyorum. Sahte eğlenme yolları buldular kendilerine. İşte extacy, ondan sonra uyuşturucu. Bir kere insanın aklı dikkati dağıldı mı; mesela uyuşturucuyla bundan nasıl zevk alınabilir? Bir insanın dikkati dağılacak, kol kontrolünü kaybedecek, abuk subuk görüntüler görmeye başlayacak, halüsinasyonlar görmeye başlayacak. Bu Allah vermesin bir felakettir bu, bunda mutlu olunur mu böyle bir şeyde? Bu rezalet bu yani. Veyahut mesela, zil zurna içiyor ayakta duramayacak şekilde, zemini eğik görüyor mesela, yere doğru. Ne kadar rahatsız edici bir şey zemini eğik görmek. Düşme hissi geliyor, dengesini tutturamıyor, kapının kolunu bulamıyor. Bu nasıl insanı eğlendirebilir böyle bir şey? Midesi bulanıyor, değil mi? Mesela sık nefes almak ihtiyacı duyuyor, alenen zehirlenme alametleri. “İçtik, acayip neşeliydik” diyor. Neresinde bunun neşe? Yerlere düşüyor, toza toprağa bulanıyor, ceketin kolu kopuyor, bilmem ne, birbirlerini dövüyorlar. “Müthişti dün gece unutamadık” diyor. Rezaletin neyini unutamayacaksın yani? Değil mi? Eğlence anlayışını da çok saptırdılar, yani bambaşka bir hale geldi Ahir Zamanda. Mesela müziğin sesini açıyorlar, kulağın zarı yırtılacak neredeyse. Öyle müzik dinlenir mi? Makul bir ses tonu vardır müziğin, insan dinler. Ama çok çok artık beyni uyuşuyor, kulağı falan da uyuşuyor. Adam dışarı çıktığında duyamayacak hale geliyor. “Nasılsın?” diyorsun, “Ne? Bir şey mi dedin?” diyor. Kulak gidiyor adamın. O insanın beynini ne yapar, o ses gücü kulakları ne yapar? Nerede bunun eğlendiriciliği? Yani, nerede eziyet varsa onu yapıyorlar. Yahut azot veriyorlar, sıvı azot dumanın içinde, köpüklerin içinde boğuşuyorlar bilmem ne falan, üst baş batıyor, her tarafı. Kafasında şampanya patlatıyor. Tertemiz bir elbise ile gezmek mi güzel? Üstünde şampanya kokusu ile gezmek mi güzel? Üstü başı sırıl sıklam ıslanmış yani. Bunun neresi eğlendirici? İnsan yeni, tertemiz kıyafeti şampanya lekesiyle üstü başı berbat olursa bir insanın, eğlenecek yönü var mı bunun? Ben anlamıyorum burada. Köpüklere bulanıyor üst baş, her taraf batıyor “gayet mutluyduk” diyor. Müthiş havasız ortam, bir de üzerine azot veriyor, bir de alev ateşler mateşler yakılıyorlar, duman göz gözü görmüyor, o ona çarpıyor, o ona çarpıyor; var gücü ile bağırtılar bir yandan, müziğin akıl almaz yüksek sesi, “çılgınca eğlendiğini” söylüyor. Nasıl çılgınca eğlenmişse? Dışarı çıktığında da tabii suratı bir karış, çünkü acayip yorulmuş oluyor, psikolojik olarak da yoruluyor, ruhen de gerilime düşüyor, müthiş strese düşüyor. Bitap şekilde iki günde ancak kendine geliyor. Böyle eğlence olur mu? Eğlence insanı dinç tutar, insan açılır, canlanırsın ona denir eğlence diye. Değil mi? Kendine gelirsin. İnsanı bitap hale getiriyorsa, sinirlerini yıpratıyorsa, yoruyorsa eğlence olur mu o? Adamlar mesela yemek yiyor tabağında, tabağını şöyle bir suya batırıyorlar, ondan sonra aynı kapta hepsini yıkıyor bir çoğu. Bazı yerde öyle oluyor. Adamın artmış salataları falan oluyor, onları birbirinin içine katıyorlar. Yani o adamın temizliğinden biz nereden emin olabiliriz? Adam da sarılık hastalığı olabilir, bilmem ne olabilir, her şey olabilir. Değil mi? Çeşitli enfeksiyorlar olabilir, zaturre geçiriyor olabilir. Aynı onun oturduğu yerde oturturuyor. Elini ayağını adam, onun elini sürdüğü yerlere o da elini sürüyor. Sapığı da geliyor anormali de geliyor, akıllısı da geliyor, delisi de geliyor, her çeşit adam geliyor. Dolayısıyla mesela bardağı bir kere şöyle çalkalıyor farz edelim; aynı onun bardağıyla adamın içeceğine koyuyor. Aynı onun bardağıyla o da içmiş oluyor. Mesela havuza giriyorlar, adam banyodan çıkıyor direk havuza balıklama dalıyor. Mesela enfeksiyon oluyor vücudunda, rahatsızlıklar oluyor mesela. Vücudunun görünmeyen yerlerinde kirler oluyor, havuzun içinde tertemiz oluyor. Hepsi birden doluşuyor havuzun içerisine. Burnuna, ağzına, kulaklarına her yerine doluyor su. Yutuyor da o suyu, “çok mutlu olduk” diyor. Halbuki insan temizliğe özen gösterir, çok dikkatli olur. Nitekim de havuzlarda o tip havuzlara girenler de, hepsinde sinüzit var, alayında. Hepsinde orta kulak iltihabı oluyor, göz enfeksiyonları var, akciğer enfeksiyonları var. Hep öksürürler, tıksırırlar dikkat edersiniz öyle tipler. Binbir türlü bir de hiçbir şeyi yokmuş gibi yapar. Sinüziti var, onu da iftiharla söylüyor, sanki bir şeymiş gibi, böyle ödülmüş gibi sinüzütinin olması; ilk “Selamun Aleyküm, nasılsın?” diyoruz, ”sinüzit var” diyor. Sanki böyle altını varmış gibi, gümüşü varmış gibi onunla iftihar ederek, bir acayip. Yani bilmiyorum ben yanlış mı görüyorum? Mantık bulamıyorum ben bunda. Akılcı bakmak lazım. Derinlikte zevk vardır, güzellikler vardır, tutkuda güzellik vardır. Değil mi? Derin düşüncede güzellik vardır. Detaylarda güzellik vardır ve alabildiğine temiz ortamda, temiz insanlarda güzellik vardır. Karmakarışık, tehlikeli, mafyası orada, iti kopuğu orada, esrar keşi orada, kimin ne yapacağı belli değil. Adamın tabağı, onun aynı, onun aynı, onun kapından ona yedirtiyor, onun kabından ona yedirtiyor, onun bardağından da o içmiş oluyor, aynı yerde hepsi yıkanıyorlar. Ben burada eğlendirici bir yön görmüyorum. Tabii hepsi için demiyorum da, bir kısmı için ben bu özellikleri söylüyorum. Müslümanlıkta zevk alınacak şeyler bambaşkadır. Yani derinlikler bambaşkadır. Allah’ın yarattığı her şeyden çok derin zevk alırsın ve tarif edilmez bir zevk olur. İmanın derecesine orantılı olarak. İmanın ne kadarsa o kadar farklı olarak çok derin zevk alır. İmanı zayıf oldukça sathiye dönüyor olay, yani sathileşir, derinlik kalkar. Dolayısıyla aldığı zevkler de uydurma zevkler olur. Yani böyle anlatıma dayalı, yani sanal zevkler, gerçekte öyle bir mutluluk, heyecan hissetmez. Taklit yaparlar. Nitekim mesela birbirleriyle bir karşılaşıyorlar. Karşılaşma anları vardır ünlü, heyecanlı, mesela sarılıyor, havalarda hopluyor, etrafında çevriliyor falan. Gerçekten sevenin o tip bir oyuna ihtiyacı olmaz. Çünkü derinlikte o tip yapmacık hareketlere hiç ihtiyaç yoktur. “İnanmazsın, vallahi çok sevindim geldiğine” diyor. Kardeşim yemin edilecek ne var bunda yani. “İnanmazsın” derken, zaten ne söylüyorsun da inanmayacak, gayet makul bir şey zaten. Bunu söylemeye ne gerek var yani.
ALTUĞ BERKER:Ayet-i kerime’de Hocam, şeytandan Allah’a sığınırım; “Kalpler ancak Allah’ı anmakla tatmin bulur” diyor. O yüzden siz hep izah edersiniz, oradan oraya giderler, tatmin bulamazlar. Oradan çıkarlar oraya giderler yine olamazlar.
ADNAN OKTAR:İşte ”yürü bilmem nereye gidiyoruz”, diyor, tamam oturuyorlar. Sıkıldığını söylüyor, üfleme püfleme tarzında. “Hadi kalkalım” diyor, başka yere gidiyor. Orada da sıkıldığını söylüyor. En son işkembeci oluyor mekanları, orada da sıkıldığını söylüyor. Eve gidiyor, evde de sıkıldığını söylüyor. Demek ki Allah rahatlık vermiyor. Eğer insanın vicdanı temizse, imanı güçlüyse, mesela güzel bir bahçe, yeşillik bir ortam sevdiği de varsa müthiş bir zevk verir. Hatta bir kedi bile, orada küçük bir kedi bile çok derin bir zevk verir insana eğer imanlıysa. Değil mi? Hatta bir böcek dahi, mesela güzel küçük bir kelebek bile insana müthiş zevk verebilir. Mesela bir müzik, hoşuna giden bir müzik, derinliğini elde edebiliyorsa o ruhun, zevk verir. Mesela hoş, güzel bir yiyecek, sevdikleriyle beraber insanın bunu yemesi çok güzeldir. Ben eğlenmesinler demiyorum ama Allah ile kalp bağlantılı olan eğlence güzeldir. O zaman insanın ruhu doyuma ulaşır. Öbür türlü sürekli bir boşluk, acı, ızdırap ve gerilim olur, sıkıntı kendiyle beraber nereye giderse gider. Yani bağırmayla, çağırmayla insanın sıkıntısı gitmez. Kendini yerden yere atmayla gitmez. Allah’ın dediği çok açık, bak Allah, “asra andolsun” diyor, şeytandan Allah’a sığınırım, Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla, “asra andolsun, insanlar ziyan içindedir” diyor. “Ancak hakkı ve sabrı tavsiye edenler ve salih amellerde bulunanlar müstesna” diyor Allah. Hakkı ve sabrı tavsiye etmek ve salih amellerde bulunmak yani samimi davranmak. Samimiyet insanı müthiş rahatlatan, en büyük zevklerden bir tanesidir. Çok büyük bir zevktir samimiyet. Samimiyet ve iman. Mesela, samimi bir insanın konuşması bize çok büyük bir zevk verir, samimiyetsiz birisi konuştuğunda sıkılırız. “Biran önce bitse şu konuşması” deriz. Yani dini konuları tenzih ederim, değil mi? Ama samimi bir insanın konuşması insana hoş gelir. Samimi bir insanın sevgisi de çok güzeldir. Mesela samimiyetsiz bir insanın sevgi göstermesi insanı rahatsız eder, kızdırır. Veya yapmacık hareketler yapar ama samimi seviyorsa hakikaten ruh ondan hoşnut olur, insanın hoşuna gider, karşılıklı muhabbet geçer. Onun için Allah samimiyeti, tek ölçü olarak almıştır. Şeytandan Allah’a sığınırım, “ancak samimi olan kullarım kurtulur” diyor, Allah. Yani necata eriyorlar.
Kuran Mucizeleri
Devamı ...Marşlar/Fasıllar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler