Adnan Oktar’ın 18 Kasım 2009 tarihli Gaziantep Olay TV röportajından
ADNAN OKTAR: İnsanlar kalktıklarında soruyorlar; bizi bu uyuduğumuz, yattığımız yerden kim kaldırdı diyorlar, şaşırıyorlar. Rüya gördükleri kanaatinde oluyorlar. Soruluyor onlara, tek tek soruyor. Sen ne kadar kaldın diyor. Bir günün bir vakti kadar kaldım diyor. Uyuduğunu düşündüğü için, mesela öğlen uyuduysa, akşama kadar uyuduğunu düşünüyor. Ama nereye geldiğini öğrenmek istiyor. Burası ne diyor, nereye geldik biz diyor. Ben nerede uyuyordum diyor. Halbuki yaşamış dünyada, gelmiş. Tabii, aslında hatırlıyor. Yani bütün olayları, tamamını hatırlayacaktır.
SUNUCU: Zamanı tanıyamıyor, değil mi Hocam? Zaman mevhumu kalmıyor.
ADNAN OKTAR: Evet, zamanın değişmesinden kaynaklanıyor. Mesela 70 yıllık bir ömrü, bazen 70 saniye gibi alıyor. Çok çok kısa alıyor. Mesela bir kısmı diyor ki göz açıp kapama kadar diyor. Çok çok kısaydı diyor, kaldığım vakit diyor. Allah da bunu belirtiyor. Birçok açıklamaları var. Bunları ayrı ayrı belirtmiş. Her birinden ayrı bir söz çıkıyor. Yani hiçbiri tam çıkaramıyorlar, çıkaranlar da var da, nadir. Zamanı tam çıkaramıyorlar. Zamanın izafi olduğu göstertmek için Allah bunu yapıyor. Müslümanlar, iman edenler, Allah çok Gaffur ve Rahim’dir, onlar için çok şahane, güzel bir hayat başlayacaktır. Her şeyin doğru, pozitif olduğu, bakın dünyada her şey sürekli eksiktir, şaşılacak derecede eksiktir. Böceklere bakın, gıcır gıcırdır. Hiçbir patolojik, ağzı burnu bozuk böcek görmezsin. Hepsi yakışıklıdır. Kelebekler hepsi makyaj yapmadan, muazzam güzeldir kelebek, pırıl pırıl, banyo yapmazlar, diş yıkama yok adamlarda, parfüm sürmezler, deodorant sürmez. Hiç kuaföre gitmez. Değil mi? Oradaki bayan kelebekler mesela. Bayan kuşlara da bakıyorsunuz, acayip süslüler yani. Tavus kuşları falan biliyorsunuz, beyler de öyle acayip süslüler, süper yakışıklılar. Tabii o altın sülün olsun, diğer kuşlar olsun. Değil mi? Muazzamdır. İnsan çok aciz, özel olarak yaratılmıştır böyle. Yani sürekli bakıma muhtaçtır. Mesela diğer hayvanlar da, yavruları kendi başlarına yaşayabiliyorlar, ama insan yavrusu yaşayamıyor. Annesinin çok titiz ilgisi ve alakasıyla yaşayabiliyor. İnsanlar buraya geliyor mesela, önce bir ilkokula giderler çocuklar taa ilkokulda başlar çile. Tahta sıralara oturturulur çocuklar, sabahın köründe. Hemen erkenden kaldırılır değil mi? Minibüslere doldurulur, kuyruğa girer çocuklar soğukta. Okula gider tahtanın karşısında 5 yıl gider gelir. Sonra, gençliğin en güzel yıllarını yine 3 yıl ortaokula gidiyor. 4 yıl değil mi hatta bizim zamanımızda 3 yıldı. Bakın 12 yıl. Gençliğinin en önemli yılları. Tahta sıralarda, eve de geldi mi, bir elini şöyle yanağına koyuyor, başlıyor kitapları okumaya. Geceli gündüzlü değil mi? Nefes almıyor. "Aman" diyorlar "yavrum dışarı çıkma kitabını oku." Çocuklar çoğu da miyop olur, biliyorsunuz. Üniversiteye gidiyor, mesela Tıp Fakültesinde 6 yıl yani şöyle tuğla gibi kitaplar su gibi ezberletiyorlar. Hadi bakalım ondan sonra ihtisasa gidin bakalım diyorlar, bir daha oraya gidiyor. Orada da hastalar geliyor mesela kiminin bir yerinde bir rahatsızlık oluyor, kiminin eti kanıyor, kiminin işte bir şeyi kopuyor. Bir beton muhafaza, alttan-üstten dört yanı beton muhafaza, akşama kadar bunu yapıyor, oradan eve gider yemeğini yer, televizyon seyreder, ertesi gün yine gelir, yine hastalar gelir veyahut başka adamlar gelir yani başka bir iş yeriyse de, evraklar gelir gider onu yazar, betonda. Hep betonların arasında insanların hayatı geçer. O beton hücreden çıkıp öbür beton hücreye gelir. Arada da bir de dolmuş kuyruğu bekliyorlar biliyorsun, otobüs kuyruğu, yani onların dağıldığı saatler de biliyorsunuz uzun vakitler alıyor yani yollar tıkalı oluyor. Derken derken işte Doçent oluyor, Profesör oluyor tam rahat ederken diyorlar "rahmetli çok iyi bir insandı yahu" diyorlar. "Onu" diyorlar "işyerine de bir götürelim tabutuyla şöyle inşaAllah." Dünya işte bu kadar kısa ve çok zor. Biz bunun için dünyaya gelmiyoruz. Ya insanlar anormal dünyaya bağlanıyorlar. Halbuki dünyanın açıkça belli imtiham yeri olduğu. Mesela sabah kalkıyorlar sersem gibi, mesela kadınlar çok güzel bakımlı oluyorlar ama sabah kalktıklarında perişan oluyorlar biliyorsunuz. Yani banyo yapıyor, kendine bakıyor, düzenleniyor. Bir kadın kendini normal hale getirinceye kadar ne kadar uğraştığını bilirsiniz. Yani değil mi, yani normal bakılır hale gelinceye kadar acayip emek verir. Beyler de öyle. Değil mi, o da uğraşır yani çok zordur. Yani insanın aczi bilinir... Burası imtahan yeridir, yani öyle kaptırılacak bir yer değildir. Sürede çok kısa, herkes bunu görüyor. Mesela ne kadar ünlü ve tanıdık insan vardı, hiçbiri ortada yok. Herkes hemen alışıyor. Mesela Sakıp Sabancı çok neşeli canlı bir insandı yok şu an bak değil mi? Allah rahmet eylesin. Unutuldu gitti. Ne kadar böyle insanlarımız vardı şen, neşeli, canlı sürekli televizyonlarda çıkan. Bakın unutuldu gittiler. Allah rahmet eylesin hepsine inşaAllah.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler