Adnan Oktar’ın 20 Mayıs 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Yine Kuran’dan ayet var, Ali İmran Suresi, 103 “Kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı” diyor Allah. İnsanlar normalde eğer bu şekilde Allah yardım etmezse, birbirine düşmanlık, böyle kin şüphe, kuşkuyla, vahşi olmaya yatkındır. Yani birbirlerinden uzak olmak, birbirini sevmemek, birbirine tehlikeli varlık gözü ile bakmak, dolayısıyla da o temkinden kaynaklanan hayvani bir vahşilik içerisinde kalırlar aksinde. Ama Kuran ahlakı içerisinde birbirlerini severlerse, herkes Allah’tan korktuğu için, herkes Allah’ı sevdiği için ve herkes aynı ahlak anayasasına bağlı olduğu için güvenilir oluyorlar. Çünkü şefkati aynı anlamda alıyorlar, merhameti aynı, vefa ve sadakat hislerini aynı anlamda alıyorlar. Herkesin ortak bir ahlaki değeri oluyor. Ama küfür olduğunda herkesin ayrı bir ahlak değeri olur. Mesela adam vahşidir, ben böyle düşünüyorum, der. Mesela ben insanlara güvenmiyorum der, öbürü der ki, ben insanlara kısmen güveniyorum. Öbürü der ki, vefa enayiliktir der, birisi vefalı olmak enayiliktir. Ama öbürü de der ki, vefa çok güzeldir der. Burada bir ahlakta sabitlik gerektiği anlaşılıyor. Değil mi? Yani doğruların bir tane olması lazım. Bütün toplumun doğrusu bir tane olduğunda, mükemmel bir iletişim ve mükemmel bir ahlak anlayışı oluyor. Ama öbür türlü binlerce ayrı ahlak anlayışı oluyor. Mesela satanist ahlak ayrıdır, komünist ahlak ayrıdır, faşist ahlakı ayrı oluyor. Mesela bir fahişeninki ayrıdır, başka gayri meşru ahlak gösteren bir adamın ayrıdır. Yahut bir bağnazın ayrıdır, değil mi? Hepsinde ayrı bir kafa olur. Ama Kuran ahlakında sabitlik oluşmuş oluyor. O zaman bir gevşeme oluyor, rahatsın. Mesela “selam” diyorsun, “aleykümselam”, “nasılsın?” diyorsun, “iyiyim” diyor. Aynı evin fertleri gibi, hatta daha iyi. Çünkü aynı evde olup da rahat edemeyen çok insan vardır. Mesela kardeşi at hırsızı gibi oluyor, kendisi melek gibi oluyor, çok temiz oluyor. Kardeşi mesela psikopat oluyor, kendisi munis oluyor. Çok fazladır böyle. Kuran’da da buna işaret vardır. Yani aynı aileden, aynı ev halkından, mesela karısı anormal oluyor, ahlaksız oluyor, ama eşi Peygamber. Mesela Habil-Kabil kıssasında da öyle. Kardeşlerden birisi katildir, birisi mazlumdur. Mesela aynı babanın çocukları ama Müslümanlıkta bu da kalkıyor. Yani kardeşler arasında bile olmayan sıcaklık ve sevgi bağı Müslümanlıkta tam olur. Yani gerçek kardeşlik oluşmuş oluyor. Çünkü mesela sen ona vefalı, o da sana vefalı. Vefa yoksa çok tehlikelidir, niye arkadaş olasın ki? Adam seni harcayacaksa, sen de onu harcamaya hazırsan zaten dost olamazsınız. Vefaya bir kere ihtiyaç var. Sabırlı değil mesela adam. Sabırlı değilse her an bir rezillik çıkarabilir. O da her an bir rezillik çıkarabilir. Sabırlı olmayan adam tehlikelidir. Mesela şefkatli olmamak, şefkatli olmadan nefrete yatkın olur insan. Nefret kalbe oturur, onun da sağı-solu belli olmaz, ne yapacağı belli olmaz. Her an bela akacak bir kanal demektir. Ama Müslüman’dan da her an rahmet ve güzellik gelir, sevgi gelir, iyilik gelir. İşte Cennet bahçesi gibi oluyor Müslümanların olduğu ortam, gönlümüz rahat oluyor. Mesela insanlar şimdi eğlence yerine gidiyor bir yere gidiyor. Sağında mafya mensubu, sol tarafında fahişe, bilmem ne tarafında it kopuk, bir yerde cinsi sapık, bir yanda seri katil. Seri katil oluyor, yakalanmıyor. Normal piyasada geziyor adam. Bilmiyor adamlar, beraber yemek yiyor adam. Katilleriyle eğleniyor adam, resimleri var gazetede çıkıyor, haberi bile yok. Adam diyor “senin bir resmini çekeyim, hatıra olarak kalsın” diyor. 15 dakika önce çekilmiş resmi var. Gülüyor, böyle tebessüm ediyor. 15 dakika sonra adamı öldürüyor, yardan aşağıya atıyor. Ama psikopat işte. Allah’tan korkmuyor. Ve Allah’tan korkmayana güvenmenin de bir cezasıdır o. Çünkü “Allah’tan kokmuyorum ama ben sana çok güveniyorum” diyor. Bu Allah’ın zoruna gider işte. Ve Allah intikam sahibidir. İntikam alır Allah o zaman. Yani “kork Allah’tan korkmayandan” derler. Allah’tan korkmuyorsa temkinli olmak zorundadır şahıs. “Ben Allah’tan korkmayandan çekinmiyorum” diyor adam ve “onu da çok seviyorum” diyor. Allah işte o zaman onun boğazına tıkıyor. Ya döver söver, ya kovar. Ya hakaret eder, ya aşağılar. Yani mutlaka bir vefasızlıkla karşılaşır. Ondan sonra da “vefasız o yar” diye şarkı, türkü söylemeye kalkıyorlar. Kardeşim sen başında Allah’tan korkmadığını bilmiyor musun? Biliyorsun. Allah’a asi olduğunu da biliyorsun. Allah’ı sevmeyen, seni nasıl sevsin. Niye buna inanıyorsun? Bu çok çirkin bir hareket değil mi? Bak seni yaratanı sevmiyor. Seni yaratanın da farkında değil. Senin nasıl farkına varsın? Seni nasıl sevsin o? O “yok beni seviyor” diyor. “Allah’ı sevmiyor ama beni seviyor” diyor. “Allah’ın farkında değil ama benim farkında” diyor. İşte Allah o zaman burnundan getirir onun. Ve bu ayrılık acılarının kökeninde bu vardır. Yani büyük bir bölümünde bu vardır. Bir kısmı cehaletinden ayrı mesele. Ama çok büyük bir bölümünde bu vardır. Allah’tan korkmamanın cezasını çekiyor insanlar. Ondan sonra bunun sonucunda da kimseye güvenemeyecek hale geliyorlar. Ondan sonra genç kızlardaki o güzel bakışlar, anlamlı o sıcak sevgi dolu bakış gidiyor. Yerine mat, anlamsız, sevgiden uzak korku dolu bakışlar geliyor. Mesela gençlerde de sevgi dolu neşe dolu bakışın yerini ne alıyor? Böyle saldırgan kuşku dolu ve psikopat bir bakış alıyor. Yani cahilliğinden yapanları yine tenzih ediyorum. Bir kısmını tenzih ediyoruz. Ve dolayısıyla toplumda böyle kurtların, tilkilerin, uyuz köpeklerin gezindiği orman gibi bir ortam oluşuyor. Birçok ülke böyledir, dünyanın bir çok yeri böyledir. Ve sorduğunuzda adama diyor ki, “niye böyle çekiniyorsun?” diyorsun. Ben “kimseye güvenemiyorum” diyor. “Niye diyoruz?” “Babana dahi güvenmeyeceksin. Ve herkes bilir bunu yani” diyor. Bak babasına dahi güvenmiyor. Doğru söylüyor, babası da ırzına geçmeye kalkıyor çünkü. Ensest ilişkiye giriyor babası. Babası da onu harcıyor. Avrupa’da yüzde 20’lere, 30’lara çıkmış durumda. Çok yüksek. Mesela Brezilya’da da yüzde 40’lara çıkmış, yüzde 50’lere çıkmış. Ensest ilişki. Acayip yüksek. Böyle bir rezalet ortamda da insanlar içlerine kapanıyor ve bir tek kendini seven. Kendini de sevemiyor. Kendinden de nefret ediyor. Kardeşim o zaman ne kalıyor geriye yani. “Kimseyi sevmiyorum” diyor. “Kendini seviyor musun?” “Onu da sevmiyorum” diyor. Hiçbir şey kalmamış geriye. “Köpeğimi seviyorum” diyor. Hayvana, ona da eziyet ediyor yani. Ve Allah en büyük cezalardan birini topluma vermiş oluyor. İşte bu belayı bizim milletimiz dünyanın üstünden kaldıracak. Yani bak bütün baskılara rağmen bizim milletimizde yine sevgi kaldı. Şefkat kaldı, merhamet kaldı. Kuran ahlakına bağlılık kaldı. Bu işte inkişaf edecek, gelişecek, sıhhatli hale gelecek. Bizim milletimiz dünya öğretmeni olacaktır. Herkese sevgiyi öğretecek, dostluğu öğretecek. Öbür türlü dünya helak olmaya doğru gidiyor idi. Normalde kıyamet kopacaktı. Allah kıyameti durdurdu. Mehdi (a.s)’ın vesilesiyle. Yoksa böyle herkesin mutsuz olduğu, Allah’ı sevmediği, Allah’ı tanımadığı, Darwinizm’e, materyalizme inanan bir dünyada yani Allah dünyayı ayakta tutmaz zaten. Normalde yıkar Allah dünyayı. Ama işte Mehdi (a.s) vesilesiyle yıkmıyor. Bir süre daha müsaade ediyor. Bir süre daha bu hakimiyeti için, bu vaktin uzadığını görüyoruz. İnşaAllah hep birlikte İslam ahlakının hakimiyetini göreceğiz. Ondan sonra da bir “başımızın üzerimizde ne bela varmış, ne ızdıraplı yaşamış sürünmüşüz” diyecek insanlar. “Ne ızdırap çekmişiz” diyecekler...
Web siteleri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler