ADNAN OKTAR: ... Bak, Bediüzzaman ne diyor? Başka bir konu olarak söylüyorum. “O zatın” diyor, yani Mehdi (a.s.)’nin, zat olarak söylüyor bak, o zat, “o zatın ikinci vazifesi”, birinci vazifesini şöyle yapıyor ve onun üç büyük vazifesi olacak. Herhangi bir vazife demiyor bakın, üç büyük vazife. Eğer bir tane olsaydı, bir tane derdi. İki tane olsa, iki tane, üç tane, “üç tane” diyor, değil mi? Bakın “ve onun”, bu kişiden bahsediyor. Onun dersek, şahs-ı manevi için onun denir mi? Ve onun üç büyük vazifesi olacak. Üç tane büyük vazifesi. Birincisi diyor, “fen ve felsefenin tasallutuyla”, tesiriyle, “maddiyyun ve tabiiyyun taunu”, materyalizm ve Darwinizm, ateizm salgını, “beşer içinde intişar etmesiyle”, insanların arasında yayılmasıyla, “her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini”, yani Darwinizm, materyalizm fikrini, “tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır.” “Dünya çapında Darwinizmi yerle bir edecek ve imanı kurtaracak” diyor. “Ehl-i imanı delaletten muhafaza etmek”, “iman eden Müslümanları da, Darwinizm, materyalizm bataklığına düşmekten muhafaza edecek” diyor. “O zatın ikinci vazifesi” bak sayıyor, sıradan sayıyor, bir bir, ikinci vazifesi. O zat, şahs-ı manevi demiyor, zatın. Kardeşlerimiz Nur toplantılarında sorsunlar bunu, aynı bu şekilde. “O zatın ikinci vazifesi, şeriatı icra ve tatbik etmektir.” Yani İslam ahlakını fiilen uygulaması, icra ve tatbik, tatbik ediyor dünya çapında. “Birinci vazife maddi kuvvetle değil, belki kuvvetli itikat.” Demek ki Mehdi (a.s.)’nin kuvvetli bir itikatı olacak “ve ihlas”, demek ki çok samimi olacak Mehdi (a.s.), “ve sadakat”, demek ki Mehdi (a.s.) çok sadakatli olacak, “olduğu halde bu ikinci vazife”, Mehdi (a.s.)’nin bu ikinci vazifesi, “gayet büyük maddi bir kuvvet ve hakimiyet lazım ki” diyor. İşte gayet büyük bu bir maddi kuvvet ve hakimiyet Bediüzzaman’ın zamanında yoktu, Mehdi (a.s.) zamanında oluştu, şu an oluşuyor bu, “lazım ki, o ikinci vazife tabik edilebilsin, uygulanabilsin. O zatın”, yine bak, Mehdi (a.s.)’nin, o zat diyor, şahsın “üçüncü vazifesi”, bak sıradan sayıyor vazifelerini, “üçüncü vazifesi Hilafet-i İslamiye’yi İttihat-i İslam’a bina ederek”, demek ki Hilafet-i İslamiye, yani Müslümanların bir manevi lideri olacak, “İttihat-i İslam’a bina ederek”, İttihat-i İslam ne demek? Bütün Müslümanlar’ın birleşmesi. “Bütün Müslümanlar birlikte bir araya gelecek ve bir Hilafet-i İslamiye oluşacak” diyor, yani “Müslümanların başına bir manevi lider gelecek” diyor, Bediüzzaman. Ve devam ediyor Bediüzzaman, “İsevi ruhanileri ile ittifak edip”, Hıristiyanlar ile ittifak edip, “din-i İslam’a hizmet etmektir. Bu vazife pek büyük bir saltanat ve kuvvet”, Bediüzzaman zamanında pek büyük bir saltanat olmadı ve pek büyük bir kuvvet de olmadı, “ve milyonlar fedakarlarla tatbik edilebilir.” Milyonlarca fedakarlar da katılacaklar diyor Bediüzzaman. “Birinci vazife, o iki vazifeden üç dört derece daha ziyade kıymettardır.” Yani Mehdi (a.s.)’nin o kırk yıllık ilk vazifesi, bakın “birinci vazife o ikinci vazifeden, üç dört derece daha ziyade kıymettardır”, ikinci vazifeyi demin anlatmıştık, ondan daha kıymetlidir diyor. “Fakat o ikinci ve üçüncü vazifeler pek parlak ve çok geniş bir dairede ve şaşaalı bir tarzda olduğundan, umumu ve avamın nazarında daha ehemniyetli görünüyorlar”, yani şaşaalı olan kısmı önemli, daha büyük görünüyor diyor. Ama bakın diyor ki, “birinci vazife o iki vazifeden”, yani şu andaki saydığım ve diğer vazifeden, “üç dört derece daha ziyade kıymettardır. Fakat o ikinci ve üçüncü vazifeler, pek parlak ve çok geniş”, bak pek parlak olacak bir kere, Bediüzzaman zamanında pek parlak bir şey olmadı, “ve çok geniş bir dairede” diyor, çok geniş bir daire de olmadı, “şaşalı bir tarzda” diyor, şaşalı bir tarzda da olmadı Bediüzzaman zamanında öyle bir şey olmadı, “umumun ve avamın nazarında daha ehemmiyetli görünüyor,” yani bunlar olacak diyor Mehdi (a.s.) zamanında. Yakın bir zamanda bunları göreceğiz, inşaAllah.
Benim bunları anlatmamın sebebi, Nur talebesi kardeşlerimiz Ahir zamanda çok önemli görev alacaklar. Yani Mehdiyet’in oluşmasında, İslam ahlakının dünyaya hakimiyetinde kilit konumdadırlar, bütün dünya çapında kilit konumdadırlar, yani birinci dereceden önemlidirler. Diğer Müslümanlar da zaten iltihak edecek, diğer kardeşlerimiz de iltihak edecek diyor Bediüzzaman ama Nur talebelerinin burada çok hayati görevi olduğunu anlıyoruz Bediüzzaman’ın izahlarından. Ama bütün Ehl-i imanın iltihaklarıyla diyor zaten. “Bütün ülema ve evliyanın” diyor, yani bütün ülema ve evliya, yani istisna koymuyor Bediüzzaman, sırf Nur talebeleri demiyor, “hepsinin iltihaklarıyla” diyor. Ama ilk başlangıcında Nur talebeleri çok hayatidir inşaAllah. Onun için onları sorsunlar, öğrensinler diye ben bunları anlatıyorum, bir yönüyle de bu.
ALTUĞ BERKER: Ve her gün üzerinde durulmasının, durmanızın olumlu etkilerini görüyoruz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak netice almaya başladık, tabii. Her yerde, mesela bak binlerce Nur talebesi yazı gönderiyor, demek ki takip ediyorlar maşaAllah.
Dergiler
Devamı ...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler